Türkiye, Suriye ile yatıp kalkarken, 27 Kasım'da Libya ile imzalanan iki mutabakat muhtırasıyla Libya bir numaralı gündem ve tehdit konusu oldu.

Atatürk'ün şu sözü hem Türkiye'nin değerini hem de Türkiye'ye yönelik tehditlerin neden bol olduğunu çok iyi anlatır:

2020 yılı ile birlikte bölgede olağanüstü gelişmeler oldu. ABD İranlı General Süleymani’yi Hava saldırısı ile öldürdü. Buna misilleme olarak İran, Irak’taki iki ABD üssüne Balistik Füze yağdırdı.

Soğuk Savaş düzeni ve sonrasında ABD'nin tek küresel güç olduğu dünya düzeninin değişim sancıları yaşanıyor. Yeni dünya düzenleri genelde büyük dünya savaşları sonrasında galip güçlerin çıkarları ve politikaları esas alınarak belirlendi.

İktidarın hem sınırın dibindeki (İran, Irak ve Suriye'de), hem de Libya'daki durumu iyi muhakeme edemediği, belirsizliklerin farkına varamadığı, olayların gelişimi ve neye dönüşebileceği konusunda akıl yürütemediği görülüyor.

Türkiye'nin gündemi "bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" sözünü aratmıyor.

Bir önceki yazımda bir saldırı silahı olan Balistik Füzelerin tehdidine dikkat çekmiş Türkiye’nin bu tehditle ne oranda karşı karşıya olduğunu ortaya koymaya çalışmıştım.

Son üç yıldır olduğu gibi 2020'ye de sınır ötesi askeri operasyonlar gündemiyle giriyoruz. Aslında olay sınır ötesini değil deniz aşırı askeri müdahaleye dönüşüyor. Anladınız. Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereden bahsediyoruz.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkan Gözde KILIÇ YAŞIN’ın bu makalesi ilk olarak 12 Aralık 2005 tarihinde Cumhuriyet Strateji dergisinde yayımlanmıştır.

Yılın son günü. Adettendir, kişiler kurumlar yılın bir muhasebesini yapar. Yapılan hatalar, alınan kararlar gözden geçirilir.

İktidarın istemediği konuların gündemde öne çıkmasını önlemek için yapay gündem oluşturmada ve çok hayati bir konuyu başka bir iç/dış gündemle örtmede pek bir mahir olduğunu biliyoruz.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 15-08-2022

“Eset” den Esat’a Savrulmanın Siyasi ve İktisadi Karşılığı

1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı veya daha iyi bilinen adıyla Seyhan Karakol Anlaşmasına kadar Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler başlıca üç nedenle sürekli olarak yüksek gerilim hatları üzerindeydi.