Türkiye'nin dış politikadaki açmazları sürüyor. Bunun temel nedenlerinden biri de iktidarın iç politika odaklı bir dış politika yürütüyor olması.

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, 28 Şubat 2011'de ''NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu?

Türkiye uzun zamandır siyasi, iktisadi ve sosyal hayatını uluslararası ilişkilerde mevcut dünya düzeninin dışında değişik bir siyaset anlayışı ile sürdürmeye çalışmaktadır.

Türkiye'nin NATO ve NATO deyince onunla örtüşen ABD ile ilişkileri bir süredir çoklu kriz halinde.

Suriye‘de patlak veren iç savaş sonrası oluşan göç dalgaları, Suriye’nin komşu ülkelerinden olan ve göç konusunda akademik alanda transit ülke olarak adlandırılan ülkemiz Türkiye’yi de derinden etkilemiş ve kayıtlı 3.5 milyon, kayıtsız 5 milyona yakın Suriyeli halen ülkemizde yaşamaktadır.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte iki kutuplu dünya düzeninin nasıl ve kimin kontrolünde bir yeni dünya düzenine dönüşeceği henüz büyük bir belirsizlik içinde.

Son yıllarda Big Data ve Yapay Zeka (AI-Artificial Intelligence) kavramları, ülkemizde sıkça kullanılır oldu.

17 yıllık AKP iktidarının politikalarına damga vuran yaklaşımı iktidarın yaptığı hiçbir hatayı kabul etmemesi, atılan her adımın alınan her kararın doğru olduğunu iddia etmesi, dış politikaya ilişkin her faaliyetin bir öncekinden önemli olduğunun her toplantının bir öncekinden kritik olduğunun vurgulanması olmuştur.

KKTC'de, Meclis'in çoğunluğu ve hükümet, Kıbrıs sorununun çözümünde Cumhurbaşkanı Akıncı'dan neredeyse taban tabana zıt bir çözümü savunuyor.

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.

Küresel güçler kendi çıkarlarına uygun bir dünya düzeni yaratmak ve hazırladıkları senaryoyu hayata geçirebilmek için önce bir tehdit yaratmak sonra da o tehdidi bertaraf etmek üzere yerelden küresel ölçeğe değişen ortaklıklar ve ittifaklar teşkil ettiler.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 15-08-2022

“Eset” den Esat’a Savrulmanın Siyasi ve İktisadi Karşılığı

1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı veya daha iyi bilinen adıyla Seyhan Karakol Anlaşmasına kadar Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler başlıca üç nedenle sürekli olarak yüksek gerilim hatları üzerindeydi.