2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı sonucunda, ülkemize resmi rakamlara göre 3 milyon 622 bin 366 Suriyeli sığınmacı gelmiştir. Yanlış dış politika kararları neticesinde Suriye iç savaşından en çok etkilenen ülke Suriye’den sonra Türkiye olmuştur ve Türkiye Suriyelilerin demografik istilasıyla karşı karşıya kalmıştır.

SEKİZ yılını dolduran Suriye'deki savaşın  aslında ne olduğunu, neler yaşandığını, kimin ne yaptığını ve yapmak istediğini, bundan sonra neler olacağını, Türkiye'nin neler yapması gerektiğini SEKİZ soruda bu raporda bulacaksınız. 
Enstitümüzün Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı Erol Başaran BURAL'ın hazırladığı bu kapsamlı ve değerli çalışmaya PDF dokümanı indirerek ulaşabilirsiniz.

Başlangıçta resmi makamlarca dile getirilen “100bin kırmızı çizgimiz” ifadesi, görüldüğü gibi birkaç ay içerisinde aşılmış, Bugün kayır altına alınan Suriyeli sayısı 3 milyon 600 bini geçmiştir. Kayıt altına alma işlemlerinin hızı azalmışsa da devam etmektedir.

Günümüzde yaşanan nüfus yoğunluğunun şehirlerde hızlı artması ve ekonomik faaliyetleri artırma girişimleri, altyapı yatırımlarına olan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. Ülkelerin sahip oldukları kamu gelirleri ile bu yatırımları aynı hızla karşılaması da mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı kamu otoriteleri yeni yöntemler ve modeller geliştirmişlerdir. Bunlardan birsi de kamu özel işbirliği modelidir.

Geçmişten bugüne Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bir Pontus bölgesi/devleti kurmak için çok boyutlu yıkıcı faaliyetler sürdürülmektedir. 20. yüzyılın başında Doğu Karadeniz’in Türkiye’den koparılması için ayaklanmalar, çetecilik faaliyetleri ve Müslüman Türk nüfusa karşı etnik temizlik gerçekleştirilmiştir. İstiklal Harbi sonrasında uzun süre sessiz kalan Pontusçuluk faaliyetleri, 1980’lerden itibaren Yunanistan merkezli olarak tekrar başlamıştır. Doğu Karadeniz’den 1923’te Yunanistan’a göç eden Ortodokslara kurdurulan Pontus dernekleri, ikinci dönem Pontusçuluk faaliyetlerinin örgütsel belkemiğini oluşturmuştur.

Türkiye hızlanan bir tarzda ayrışmaya ve devamında kutuplaşmaya doğru yol almaktadır. Kutuplaşmanın bir adım ötesi özenle korumaya çalıştığımız toplumsal huzurun yok olmasıdır. Türk toplumunun ortak değerlerini aşındıran tasada kıvançta bir olma halini körelten bu sürecin durdurulması için başta iktidar olmak üzere toplumun bütün kesimlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin normalleşmesi ve siyasetin doğal mecrasında devamı için siyasi kutuplaşmaların acilen dozunun düşürülmesi gerekmektedir.

Afrin Operasyonu, 19 Ocak 2018 günü başlamıştır. ZDH, Fırat Kalkanı Operasyonu'ndan (FKO) sonra Türkiye'nin Suriye'de gerçekleştirdiği 2. sınır ötesi askeri harekat olmuştur. Ortaya çıkışındaki stratejik yaklaşımlar açısından benzerlikler bulunsa da operasyonun zamanlaması, gerçekleştiği uluslararası konjonktür, karşılaşılan düşmanın niteliği, operasyon sahasının coğrafi özelliği gibi faktörler açısından her iki operasyon farklılıklar göstermektedir. Bu raporda, ZDH'nın kısa bir özeti yapılarak elde edilen sonuçlar incelenecektir.

Yaklaşık bir yıldan uzun bir süredir Afrin’deki PKK/PYD terör örgütü varlığının temizlenmesine yönelik yapılacağı belirtilen harekât, 20 Ocak 2018’de “Zeytin Dalı Harekâtı” adı ile başladı.

Türkiye 31 Temmuz 2018 tarihinden itibaren ne zaman sonlandırılacağı belli olmayan sivil sıkıyönetim dönemine giriş yapmıştır. İki yıl süren OHAL ile bitkisel hayata giren Türk demokrasisinin 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında meclisten geçirilen 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı kanunla tamamen fişi çekilmiştir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Yağız Aksakaloğlu   - 18-04-2019

FETULLAHÇI KURGULARI ANLAMAK: The Following Dizisi Örneği

  Ulusal güvenliğimiz açısından şimdiye dek karşılaşmadığımız kadar tehlikeli seviyede bir kült örgüt[1] olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) terör, casusluk[2] ile kadın pazarlama,[3] uyuşturucu satma,[4] soru çalma,[5] gasp, şantaj, kundakçılık ve hırsızlık gib...