< < Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz


Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz

Yazan  28 Eylül 2022

Dünyada bir enerji dar boğazı var. Bu özellikle doğal gaz ve petrol gibi temel enerji girdilerini üretmeyen, ithal eden, kolaylıkla ikame edemeyen ve yurt içi tüketimi uzlaşma ile kısamayan ülkeler için gırtlağa takılan kılçık gibi, battıkça acıtıyor. Tüketimi kısıtlayıcı önlemler alamayan veya alınan önlemlere uyulmayan ülkelerde fiyat artışları önce dar gelirli kesimleri vuruyor. Kuzey yarı küreye kış gelmek üzere, yüksek enerji fiyatları can yakıyor. 

Kuzey ve Orta Amerika’nın Uzun ve Soğuk Kışları

Zengin ülkelerde tüketici davranışları hep daha esnek. Halk zaten iyi zamanlarda bile evini, iş yerini daha az ısıtarak bütçe tasarrufu yapma konusunda bilinçli. Petrol ve doğal gaz ürettiği, nükleer ve hidroelektrik santralları olduğu halde ABD, 1970 ve 1980 li yıllardaki petrol krizlerinden beri şerbetli. Evlerin ısısı nadiren 15 derecenin biraz üzerine çıkacak şekilde ayarlanıyor. Alışık oldukları battaniye kullanma ve battaniye gibi pijama giyme kültürleri ile kuştüyü paltoları, belki de çok üşümeme tabiatları, karda kışta onları soğuğa karşı koruyor. Eskiden şehir dışlarında bulunan alış veriş merkezlerinin yakın mesafelere taşınmış olması ve sıradan Amerikalının yürüme ve koşmayı günlük alışkanlık haline getirmesi,  arabalarla alışverişe gitme alışkanlığını da azaltmış. Zaten zora girdiklerinde çocuklarını bile okullarına münavebe ile götürme konusunda uzlaşabilmeleri de okul servisleri dışında benzin kullanımı açısından tasarruf alternatifi yaratmakta. Dedim ya tasarrufa alışık olmak veya hızla uyum yapmak, zor zamanlarda toplumsal bilinç farkının sağladığı bir ayrıcalık. ABD de zorlama yok. Öneri var. Enerjide büyük ölçüde Rusya’ya bağlı olduğuna bin pişman kıta Avrupa’sına gelince, işte bu kış 2. Dünya Savaşı yıllarından sonra unuttukları, elektrik, su, ısınma ve ulaştırma kullanımında enerji tasarrufu onlar için bu kış ve belki gelecek kış, ciddi bir fedakârlık gerektirecek. Müttefiklerine destek için ABD'nin LNG gemileri şimdi daha sık Avrupa limanlarında.

Kış Kuzey, Doğu ve Orta Avrupa’da da Soğuk Geçer    

Buzulları eriten, nehirleri taşıran, sellere ve beklenmedik fırtınalara neden olan küresel ısınmaya rağmen Avrupa’da soğuk kışlar yaşanıyor. Rusya’nın Kuzey Akım borularından akan doğal gazı kesmesi zaten fark yaratmadı. Çünkü AB çoktan Rusya yaptırımları kapsamında doğal gaz ithalatını tedricen azaltmaya karar vermişti. Tabii başta Almanya olmak üzere Baltık ve İskandinav ülkeleri ile Polonya ve Orta Avrupa ciddi önlemler almaya başladı. Macaristan’ın şimdilik Rusya ile imzaladığı anlaşmalar nedeniyle tuzu kuru gözüküyor. Öte yandan Almanya bir taraftan Körfez ülkeleri ile yeni yeni anlaşmalar imzalayarak kısa ve orta vadeli enerji güvencesi alırken, çevre endişesi ile kapatılan kömür madenlerini yeniden işletime açıyor. Diğer taraftan kısmen tüketici gönüllülüğü, kısmen de yerel yönetim duyarlılığı ile tüketim kısıtlamalarına gidiliyor. Konutlarda sadece iki gün sıcak su verilmesi alınan önlemlerden biri. Termostatın düşük derecelere indirilmesi ve kısa süre ile duş alma, banyolarında küvet bile bulunmayan Danimarka için alışılmış birer uygulama. Yenilenebilir enerji dönüşümleri ile bina yalıtımları daha ziyade orta ve uzun vadeli çözümler. Ama nükleer enerjiye kayma yeniden gündeme girerken, bunun güvenlik boyutu ile nükleer atıkların nasıl yok edileceği konusu eminim hem üye ülkelerinin, hem AB komisyonunun, hem de Atom Enerjisi Kurumunun(IAEA) üzerine dikkatle eğildiği bir konudur. Aman o atıklara talip olmayalım.

İyi Günde-Kötü Günde; Hastalıkta-Sağlıkta; Zor günde-Kolay Günde

Hollanda ulusal tüketimi kısarak komşularına daha fazla doğal gaz pompalayacağını açıklayalı sadece bir hafta oldu. İyi günde ve kötü günde dayanışmanın en iyi örneğini şimdi Hollanda gösteriyor. İki dünya savaşını birbirleri ile savaşarak soğukta geçiren ülkelerin bu dayanışması, Rusya’ya karşı açılan bir sivil direniş cephesi. Bu kış AB üyeleri 1950 lerden beri ellerinde büyüttükleri dostluk ateşi ile ısınacaklar. Filmlerde kilise nikâhı kıyılırken duyduğumuz yemine şimdi bir de “savaşta ve barışta” eklemeliler ki AB evliliğinin Brexit ile sarsılan birlikteliği güçlensin. Batı Balkanların AB adaylarına da iyi bir mesaj versin ki onlar da birbirleri ile savaşmamaya yemin etsin.  Zaten aralarındaki sorunları çözmeden AB üyesi olamayacaklarını bir kere daha hatırlasınlar.

Güney Avrupa bu kış çaresiz yüzünü Afrika’ya daha fazla dönecek. Cezayir, Libya ve Nijerya onlar için iyi birer enerji kaynağı. Bakalım mültecilere karşı deniz kuvvetleri ile deniz ablukası oluşturacağını söyleyen Meloni -Berlusconi ve Salvini (MBS) üçlüsü, enerji-mülteci dengesini nasıl sağlayacak. MBS şimdi insan hakları açısından dikkatle izlenmeli. Bu arada İtalya elbette Doğu Akdeniz Doğal Gaz işbirliğini bir kez daha hatırlayacak, İsrail, Mısır ve Güney Kıbrıs kuyularından çıkan doğal gazın Girit üzerinden Avrupa’ya aktarılması için gereken uzun boru hattı projesini tekrar ısıtıp, Akdeniz mutfağına ilave lezzet katacak. Ah Türkiye’m ah nasıl da genç kaldın sen? İdeolojik saplantılarla hangi trenleri kaçırdın da bizi Rusya’nın kucağında oturmaya mahkûm ettin!  Öte yandan bence Güney Avrupa mutlaka Libya petrollerinin üzerinde oturan Halife Khaftar ile daha sıkı işbirliğine gidecek. Hiç olmazsa bunu Türkiye iyi gözlemeli.

Enerji Tasarrufu ve Türkiye’nin Önlemleri 

Son 20 yılda, enerji kaynağı çeşitlendirme ve enerji verimliliği üzerine birçok çalışma yapıldığını inkâr edemeyiz. Ama enerji ithalatında Rusya’ya aşırı bağımlılık yanı sıra nükleer enerji projelerinde Rusya’ya bağlanmak gibi fahiş hatalar da yapıldı. Daha da önemlisi bunların hiç biri enerji konusunun ciddi bir ulusal güvenlik sorunu olduğuna vurgu vurulmadan yapıldı. Oysa Türkiye enerji ithalatına büyük döviz harcıyor veya Rus Rublesi-TL, İran Riyali-TL takasına giriyor. Eylül başından beri yapılan elektrik, doğal gaz ve su zamları ise ortalama yüzde 40 civarında. Kümülatif etki ise fevkalade yüksek. Zamlar en büyük ve isyan biçen bir tasarruf önlemi. Zamlardan öte şimdi yine ulusal güvenlik yönüne güçlü bir gönderme ile ikna etmeye çalışmadan Enerji Bakanlığı tasarruf önlemleri öneriyor. Bu bilinçlendirme eksikliği bir yetersizlik. Ama zamanlamada gecikilse bile yerinde. Öneriler eksik olsa bile ayrıntılar çeşitlendirilebilir. “Kum saati” ile banyo yapma düşüncesi bana ilginç geldi. Her evde kum saati var mı acaba? “Mum ışığında akşam yemeği” yemek fikri de Sayın Bakana benden bir öneri olsun. 1960 ve 1970 li yıllarda çok elektrik kesilirdi de öyle yapardık. Biz “helva da demeyi biliriz, halva da”. Neden olmasın! Merkezi olarak ısıtılan banyo suyunun derecesini düşürmeyi neden önermemiş bakanlık? Kombileri tamamen kapamama(ısı kaybı olmaması için), termostatların( veya termostatik vanaların) daha düşük ısı düzeyine indirilmesi de aile bütçesine katkı sağlayacak öneriler olabilir. Ama çok sayıda maaş alan kamu görevlileri, aşırı israf, müsrif dış geziler, ithal meyve sularının eksik olmadığı sofralar, aslında aşırı tüketimi günah sayması gereken bir yönetime duyulan güveni öylesine sarstı ki, sofrasına ekmek koyamayan, çocuğuna günde bir öğün et veremeyen aileler akşam yemeğinde mum yakmış, yakmamış ne fark eder! Bir de tabii Türkiye’de dayanışma eksikliği var. Evlilik gibi komşuluk ve dostlukta da zımni birer “iyi günde-kötü günde-zorlukta-kolaylıkta” ve hatta “ Hazerde-seferde;  savaşta ve barışta”  dayanışma yemini olması gerek.

Siyasi Otoriteye Güven Yoksa Halkı İkna Zor

Şimdi enerji tasarrufu önlemi almaya çalışan yönetimlere bazı sitelerde “ben aidat ödüyorum. Önlem alacağınız yerde aidatları arttırın, ödemeyen çıkıp başka yere gitsin. Aidatını ödeyebileceği yerde yaşasın” diye itiraz edildiğini duyuyorum. Bu da isterseniz görgü eksikliği. Böyle gönüllü önlemlerin alınamadığı durumlarda merkezi ve yerel yönetimlerin zorunlu tasarruf önlemleri önermesi gerekir. İş ki güven versinler. “Âleme verir talkını, kendi yutar salkımı” misali halk önlemlere uyarken, yöneticiler israfı itibar kabul etmeye devam etmesinler. Yaratılan ayrıcalıklar ısınma ve aydınlatmaya da yayılmasın.                                            

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2022

“Mezarlıkta Piknik”

Birkaç gündür Cumhuriyet gazetesinde Mehmet S. Aman tarafından yazılan “Mezarlıkta Piknik” adlı kitabın ilanını görüyorum. Kitabı okumadım ve içeriğini bilmiyorum. Ama bakın başlığı bana neler, neler hatırlattı!