Zengezur ve Azerbaycan’ın Hankendi Zaferi

Yazan  06 Ekim 2023

27 Eylül 2020’de başlayıp 44 günde zaferle sonuçlanan savaş ile, Karabağ ve çevresindeki Azerbaycan toprakları Ermenistan işgalinden kurtarılmış, Hankendi’de geçici statüko şartıyla ateşkes imzalanmıştı.

Ermenistan’ın ateşkesi bozmasıyla bu kadim Türk kenti de bütünüyle Azerbaycan’a döndü. Halen bölgedeki Rus güçleri konusunda tereddütlerimizi not edelim.

Sovyet döneminde Bakü petrollerinin işletilmesinde Azerbaycan Türkleri kenarda bekletildi. Bu süreçte beyaz yakalılar genellikle Rus, Ermeni ve Yahudi olup Türkler ekonomik ve endüstriyel faaliyet dinamizminden uzak bırakıldılar. Aynı şekilde askeri hizmetlerde de Azerbaycan Türkleri geri hizmetlerde tutulduğu halde Ermeniler nüfusa oranlarının kat kat üstünde komuta kademesinde yer aldı. Hocalı soykırımının sorumlusu Sovyetlerin 366. Mekanize Alayının önemli kısmını Ermeniler oluşturmaktaydı.

1993 savaşında Azerbaycan güçleri yenildi, orududaki karışıklık Ermenilere fırsat verdi. Ancak başta Kaşif Kozinoğlu olmak üzere Türkiye’den giden fedakâr kadroların gayretiyle Azerbaycan ordusu yeniden kuruldu. Kahraman Azerbaycan ordusunun bu zaferinde Kozinoğlu’nun katkısı son derece önemlidir. Kozinoğlu, bu hizmetinin karşılığını bütünüyle Amerikan kumpası olan Ergenekon davası sürecinde hapiste şüpheli şekilde hayatını kaybederek ödedi. Bıraktığı büyük eser ortadadır.

Azerbaycan’ın beşte biri 27 yıl süren Ermenistan işgaline girince 1993’de ateşkes anlaşması imzalanmıştı. ABD, Rusya ve Fransa’nın eşbaşkanlığındaki AGİT Minsk Grubu’nun görevi işgali sürekli hale getirmek, fiili durumu hukukileştirmekti. Ancak Ermenistan, kana doymadı, daha fazlasını istedi, ateşkesi bozdu. Çünkü asırları aşan proje, Osmanlı/Türkiye ile Türk dünyası arasına duvar çekme stratejisi, Güney Kafkas Koridoru temelli Azerbaycan-Gürcistan anlaşması ile çökmüştü. Bu sayede 1990’lardan itibaren Bakü-Tiflis-Ceyhan başta olmak üzere petrol ve doğalgaz boru hatları, demiryolları, karayolları inşa edilmişti. Polonya’dan Kırgızistan’a ulaşım güzergâhı TRACECA da bu koridoru kullanmaktadır. Ermenistan’ın ateşkesi bozan saldırısı, bütün bu hatların geçtiği, Sovyet sonrası Türkiye ile Türk dünyasının şah damarı durumundaki Tovuz bölgesine yönelikti.

Belirtmek gerekir ki büyük yatırımlar yapılmış olan Türkiye ve Türk dünyası arasındaki bu hatlar başarılı bir şekilde işlediği halde Azerbaycan’ın barış için bütün stratejisini Zengezur Koridoru üzerine kurması anlamsızdır. On yıllarca süren işgal, yıkım, soykırım ve tecavüzleri unutup sadece Zengezur Koridoru talebiyle masaya oturmak doğru değildir. Savaş tazminatı olarak Zengezur bölgesinin verilmesi Ermenistan parlamentosunda gündeme gelmiştir. Örnek tazminatlar dikkate alındığında bu bölgenin alınması dahi yetersizdir. Azerbaycan ve Türkiye’nin savaş tazminatı konusu yerine koridora takılması, Ermenistan’a daha fazla pazarlık alanı bırakmak, sahada kazanıp masada kaybetmek demektir. Zengezur Koridoru’nun İran üzerinden açılması da Ermenistan’ın hamisi İran ile ilişkilerde ve diğer ana konularda taviz vermektir.

Rusya-Ukrayna savaşıyla Avrupa’nın enerji güvenliği sorununa karşı Azerbaycan gazının gündeme gelmesi, Ermeni lobilerini rahatsız etmiştir. Bu süreçte öncelikle TANAP’ın devamı TAP (Trans-Adriyatik Boru Hattı) daha fazla önem kazandı. Türkiye üzerinden geçen gaz Yunanistan, Adriyatik Denizi ve İtalya’ya ulaşmaktadır. 2020’de Tovuz saldırısına benzer mantıkla, İtalya’nın bu projede yer almaması için Ermeni lobileri çalışmaktadır. Buna karşın Azerbaycan da önemli bir etkinlikle bu kirli propagandayı bertaraf etmeye çalıştı.

Azerbaycan Milletvekili Vugar Bayramov’un başkanı olduğu Ekonomik ve Sosyal Gelişme Merkezi, gayretli elemanı Elnur Jamalkhanov ile Napoli-Bakü Derneği’nin etkinliğinde, enerji güvenliği çerçevesinde bu hatların önemi tartışıldı. Güney Kafkas Koridoru konusundaki tebliğimle katıldığım bu toplantının Napoli’de düzenlenme sebebi olarak Azerbaycan’ın kapsamlı stratejisi beni heyecanlandırdı. TAP’a karşı İtalya’da cephe oluşturumaya çalışan Ermeni lobisine karşın bölgenin işadamları ve medyası ile böyle bir etkinlik takdire şâyândır. Azerbaycan’ın İtalya Büyükelçisi Reşat Aslanov’u, yüzlerce kilometreden gelip programın açılışını yaparak görevini yerine getirmesinden dolayı tebrik ettim. Zira 2019’da Tiran’da açılışını Arnavutluk bakanlarının yaptığı üç günlük Türkiye konulu sempozyuma yürüme mesafesindeki büyükelçimiz katılmamıştı. Bunu yazarak ilgili yerlere ilettiğimiz halde hiçbir soruşturma açılmadı, hesap sorulmadı. Diplomatik kadrolarımızın bu gibi etkinliklere genellikle ilgisizliği-bilgisizliği kahır sebebidir. Oldukça kıymetli istisnalar da vardır. Sayın Aslanov’un böyle bir toplantıda önde gelen iş dünyası ve medya mensuplarına mesajları ile bu süreçte kurulan somut ilişkilerin önemi zannedildiğinden büyüktür.

Napoli’de Azerbaycan gazının Avrupa’ya ulaştırılması toplantısının yapıldığı 19 Eylül günü, Hankendi’nin işgalcilerden kurtarıldığı haberini aldık. Karabağ’ın kurtuluşunun üçüncü sene-i devriyesinde dahi bu muhteşem bereket coğrafyasının çok büyük bir kısmı tarıma, iskâna kapalıdır. Çünkü vatan hasretiyle evine, ocağına adım atan nice siviller mayın patlamasıyla hayatlarını kaybettiler. Geçen süre zarfında bir milyon civarındaki mayının ancak onda birinin temizlendiğini öğreniyoruz. Bunun anlamı bu bölgede mayına basarak hayatını kaybedenlerin hikayelerini daha çok duyacağız.

27 yıl işgali sürdüren, soykırım, katliam ve tecavüz suçlarını pervasızca işleyen, taş üstünde taş bırakmayan, çatışmalarda sivil yerleşim yerlerini hedef alarak bilinen bütün savaş suçlarını işleyen Ermenistan, Azerbaycan’a karşı Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu. Azerbaycan ise Ermeni etnik temizliği suçlamaları karşısında kendisini savunmak zorunda kaldı.

Tek kişilik ordu Ganire Paşayeva’ya dört yıl önce niçin soykırımcılara karşı, Soykırımı Önleme Sözleşmesi gereği öncelikle Azerbaycan mahkemelerinde dava açılmadığını sorduğumda, bu konuda eksiklikleri olduğunu, yakında gerekenin yapılacağını söylemişti. Paşayeva, dünyayı dolaştı, davasını anlattı ve hayata veda etti. Geride kalanların bir an önce bu konulara daha fazla mesai ve para harcayarak görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Çünkü herkes bir gün hayata veda edecektir.

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki dava üzerine strateji uzmanlarımızın Ermenistan’ın daha ağır suçlar işlediğini Türk kanallarından volkan gibi haykırmaları anlamsızdır. Yapılması gereken eldeki delillerle, hukuki gerekçelerle, yargı tekniklerini en iyi şekilde kullanarak ulusal ve uluslararası mahkemelerde dava açmak, bu çerçevede kamuoyu oluşturmak, uluslararası medyayı etkin kullanmaktır. Birçok gazete ve kanalda haberleştirilen Napoli ve benzeri etkinliklerin bu yönüyle önemi büyüktür. Hukuk ve yargı sistemi büyük ölçüde Rus etkisinde kalan Azerbaycan’a bu konuda daha fazla yardım edilmelidir. Konuyla ilgili hemen her çalışmamızı, yönettiğim lisansüstü tezler dahil, öncelikle tazminat, soykırım ve diğer ihlallerin telafisine ayırırım. Bunun da meyvelerini görüyorum. Divan Yayınları’ndan çıkan başta Betül Karagöz hocamız olmak üzere uzmanların “Kadim Vatan Karabağ” derlememiz de bu amaç doğrultusundaki gayretlerin neticesi olup bu alanda en kapsamlı çalışmalardan biridir.

“Zengezur Koridoru açılsın, Ermenistan ile dostça yaşamak isteriz” gibi temenniler, şehitlerin kemiklerini sızlatmaktadır. Kimsenin önemini inkar etmediği sadece bu koridora kilitlenmek yerine otuz yılın mağduriyetini telafi edecek kararlı, kapsamlı, gerekli adımlar atılmalıdır. Çünkü halen Gürcistan üzerinden koridor işlemekte olup Zengezur Koridoru ile mesafe kısalacaktır. Bu denkleme İran’ı katmak, sıkışmış Ermenistan’a manevra alanı demektir.

 

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

twitter.com/alaeddinyalcink

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 12-02-2024

Kahire Ziyareti Sisi’nin Ocağına Düşmek mi?

Türkiye 2022 yılından beri Mısır ile bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır gezisinin hala bu kapsamda düşünülmesi ve bugüne kadar gibi sonuçlar alındığının değerlendirilmesi gerekir.