Kosova Kurtuluş Ordusu Liderlerine Savaş Suçu Davası

Yazan  22 Nisan 2023

Hollanda’nın mahkemeleriyle meşhur Lahey’de ilginç bir yargılama süreci başlamıştır. Eski Kosova Cumhurbaşkanı, aynı zamanda ülkenin bağımsızlığına giden yolda büyük katkısı olan Kosova Kurtuluş Ordusu liderlerinden Haşim Taçi’nin diğer önde gelenlerle savaş suçları ithamıyla yargılanması.

Taçi’nin çatışmalar sırasında savaş suçları işlediği, esir sırpların işkence ile öldürülerek organlarının pazarlandığı gibi suçlamalar söz konusu. Bununla beraber, Kosova’nın Sırbıstan’dan kurtularak Taçi önderliğindeki bağımsızlık yolundaki taşlar önemli ölçüde ABD ve İngiltere tarafından döşenmiştir.

Sadece günümüzdeki insancıl hukuk değil, Türk ve İslam geleneğinde savaşta da olsa sınırlamalar bulunmaktadır. Hele esir alındıktan sonra düşman da olsa misafir muamelesi yapılır, ihtiyaçları karşılanır, acil tedavisi yapılır, kötü muamele edilemez. Esirlere, yararlılarara ve diğer savaşamayayacak olan düşman mensuplarına kötü muamele savaş suçu kapsamındadır. Dolayısıyla başta Taçi olmak üzere gözaltına alınan sanıkların yargılanması, suçluların cezalarını çekmesi daha barışçıl bir dünya için arzulanan bir şeydir. Zaten ithamlar gelince 54 yaşındaki politikacı cumhurbaşkanlığından istifa ederek mahkemeye teslim olmuştur.

Soykırım ve savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar başlığı altındaki davalara bakmak üzere 2002’de Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kurulmuştur. Mahkemenin savcılık ve yargılama kadrosu bağımsız olduğu halde idari ve mali olarak Birleşmiş Milletler bünyesindedir. Mahkeme kararlarının uygulanması sürecinde yaptırımlar konusunda kararların alınması ve uygulanması ise BM Güvenlik Konseyi kararı ile mümkündür. Dolayısıyla bu mahkeme birçok bakımdan BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi’nin murakabesi altındadır. Haşim Taçi’nin yargılandığı mahkeme ise AB bünyesinde olup Kosova kanunlarına göre bağımsız yargılama yapabilmesi için 2016’da Lahey’de kuruldu.

Kosova dahil eski Yugoslav cumhuriyetlerinin nihai hedefi AB tam üyeliğidir. AB ise üye adaylarından öncelikle kendi aralarındaki pürüzlere son vermesini istemektedir. Bunun istisnası GKRY oldu. Zaten karşısında KKTC ve Türkiye bulunmaktaydı. Benzer şekilde Sırbistan ve Makedonya da denilenleri yapmaya çalıştılar. Bugün Kosova, devletlerin çoğunluğu tarafından tanınmış olsa da gerek yakın dönemdeki çatışmaların hesabı, gerekse ülkedeki etnik kambur sorununun öncelikle çözümü istenmektedir. Bütün bunlarla beraber Taçi’nin yargılandığı mahkemenin AB tarafından organize edilmesi birçok tuhaflıkları yanında soru işareti bırakmaktadır.

Başta BM Şartı olmak üzere diğer uluslararası belgeler, taraflar mutabık kaldığı halde bölgesel veya özel mahkemeler kurulmasına imkan sağlamaktadır. Bu bakımdan AB bünyesinde Kosova özel mahkemesinde bir tuhaflık yoktur. Yeter ki yargılama usulünce yapılsın, şahitler ve deliller doğru değerlendirilsin, savunma hakkı yeterince kullanılsın. Bundan daha önemlisi ise bu bölgede savaş suçu, insanlığı karşı suç işleyen mesela Sırplar da yargılansın. Çünkü Sırbistan da AB üyeliğine resmen başvurmuş olup müzakere süreci başlamıştır.

Saraybosna’da Başçarşı’da boş gözlerle dolaşan kadınlar görürsünüz. Muhtemelen eşi, oğlu, kardeşi soykırıma uğramış, kendisine tecavüz edilmiş, belki de tecavüzcüsünden çocuk dünyaya getirmiştir. UCM öncesinde faaliyete geçen 2017’de görevini tamamlayan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, sadece soykırım vb. suçlarla itham edilen üst düzey yöneticileri ve komutanları yargıladı. Bu mahkemede yargılanarak ceza alan Sırp ve Hırvat önderler aslında hiç de böyle bir ceza beklemiyorlardı, çünkü güçlü patronların dediklerini yapmışlardı. Bununla beraber Saraybosna’da hemen her mahallede, her sokakta bulunan, bilinen nice suçlular bu mahkemede yargılanmamıştır. Halen daha bunlarla ilgili bir işlem yapılmamıştır. Boşnak dostlarımızdan bunların da cezalandırılması feryadını duyuyoruz. Eşini öldürdüğü kadına tecavüz etmiş, ondan çocuk dünyaya getirmiş, dünyası kararan bu zavallıya, çarşıda her karşılaştığında sözle tecavüzü sürdürebilmektedir. Bu Boşnak dostlarımız feryat ederken Türkiye’deki ve dünyadaki kadın derneklerinin, baroların, diğer ilgili sivil toplum kuruluşlarının hiç mi yapabileceği birşey yok?

Eski Yogoslavya Federal Cumhuriyeti, başlangıçta altı federe devletten ibaret olup istedikleri zaman bağımsız olmaları konusunda anayasal garanti var idi. Daha sonra Tito bunlara Kosova ve Sancak’ı da ekledi. Ancak Tito’nun ölümünden sonra Miloşeviç bu iki birime bağımsızlık hakkı veren anayasal düzenlemeyi iptal etti. Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle şiddetlenen çatışmalarda Kosova’nın bugün bağımsız olmasının temelini Sırpların bölgedeki insan hakları ihlalleri oluşturmaktadır. Bu coğrafyada etnik temizlikler önemli ölçüde kiliselerden organize edilmekte olup Sırpların bu konuda sicili hayli kabarıktır. Elbette Arnavutlardan savaş suçu işleyenler yargılanarak cezalandırılmalı, ancak Sırplar için istisna getirilmemeli. Zira organ kaçakçılığı gibi tecavüz ve diğer işkence yöntemleri de insanlığa karşı suçlardan sayılmakta olup yargılanması gerekmektedir.

Bağımsız Kosova devleti, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan ve Karadağ arasında bulunup nüfusunun önemli bir kısmını Müslüman Arnavutlar oluşturmaktadır. Ülkede Sırplarla yoğun köyler-kasabaların Sırbistan’a aidiyet duyguları halen birçok sorunun kaynağını oluşturmaktadır. Bağımsızlaşma sürecinin en önemli saiki ise ABD’nin bölgede askeri üs edinme hedefidir. Nitekim ABD bombardımanı ile Sırbistan, Kosova’dan çıkarıldıktan sonra burada dünyanın en büyük askeri üslerinden biri kuruldu. Halen Kosova’da idari ve ekonomik yapı önemli ölçüde ABD’nin kontrolündedir. Taçi’nin yargılanmasına giden süreçte ABD’nin etki ve katkısını zamanla, gizli belgelerin serbest bırakılması ile öğrenmek mümkün olabilecektir. Eğer bu dava her zamanki gibi son kullanım tarihi dolanları tasfiye taktiği değilse ABD ve Avrupa arasındaki uzlaştırılmaz çıkarlar çatışmasının yansıması da olabilir. Bununla beraber bu aktörlerin hedeftekileri bir süre kirli hedefleri doğrultusunda kullanıp, kendisini riski atmadan suç işletip sonra kenara çekildiğinin örneği oldukça fazladır. Dolayısıyla ABD’ye ve AB partronlarına güvenerek risk alanlar, suç işleyenler de cezasını çekebilmektedir. Sırp ve Hırvat kasapların sonunu tekrar hatırlamak gerek.

Azerbaycan topraklarında Ermeni savaş suçları halen işlenmektedir. 27 yıllık işgal, soykırım ve tahribattan sonra da katliam sürmekte, mayınlar patlamaktadır. Buna karşın Ermenistan ile barış yapma hevesiyle suçluların yargılanması, cezalandırılması için ciddi bir girişim duymadık. Ermeni savaş suçlularının yargılanması için öncelikle Türkiye ve Azerbaycan’ın UCM yetkisini kabul etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde saldırgan Ermenistan bu yönde zaten adım atmış olup, Azerbaycan görevlilerinin yargılanması ve cezalandırılması dosyalarını çoktan yola çıkardılar. Saldıran kazanır kuralı burada da geçerlidir.

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

twitter.com/alaeddinyalcink

 

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Sabahattin İsmail   - 14-05-2024

Kıbrıs Yeni Bir Müzakereye Zorlanıyor

Milli çıkarları savunurken 2 konu hata kaldırmaz:

Error: No articles to display