Digital Doğanlar’ın Dünyasına Seslenen Belediyecilik Nasıl Olabilir?

Yazan  21 Ocak 2019
Bugünlerde herkes YouTuber’lara merak saldı. Bir yandan bazılarından istenen vergi miktarını duymaktan ötürü, bir yandan da bazılarının kendi kendilerine nasıl da bu kadar büyük kitleleri peşlerine takabildiği anlaşılamadığından.

Oysa anlaşılamayacak bir şey yok. Dünya yeni bir yüzyılda ilerliyor. Bu yüzyılın kendi özellikleri var. Henüz ilk çeyreği doldurmadı ama karakteristikleri yavaş yavaş oluşuyor. Geçen yüzyılın karakteristiği Tanklar, Radar, Denizaltı, Uçak, Uydular, TV, Sinema, Bilgisayarlar vs ise, 21’inci yüzyılın ilk 20 yılına damga vuran cihazlar, cep telefonları, tabletler, internet, sosyal medya, robotlar, drone’lar, IoT, freelance çalışma vs diye sayılabilir.

Ama yeni yüzyılın daha önemli özelliği şu; ilk defa nesiller yaşam tarzını artık ailelerinden değil, internetten öğreniyorlar. Diyebilirsiniz ki; daha öncede TV vardı oradan hayatı öğreniyorlardı. Bu aynı değil; TV da sonuçta birilerinin ve de onların yaşlarında olmayan birilerinin gösterdiği hayatı öğreniyorlardı. Ama internette bugün farklı yerlerdeki yandaşları ile temas kuruyor, yaşam tarzını görüyor ve öğreniyorlar. 

Bunun belediyecilik açısından anlamı nedir?

Eğer TÜİK verilerine bakarsanız, Türkiye’nin nüfusu şöyle dağılıyor;

 

  • 15 yaş altı % 23,6 - GELECEĞİN OY VERENİ (DİGİTAL DOĞAN)
  • 15-19 yaş arası % 7,8 - YAKIN GELECEĞİN OY VERENİ (DİGİTAL DOĞAN)
  • 20-35 arası % 23,3 - DİGİTAL DOĞANLAR [1]
  • 35-50 arası % 21,6 - DİGİTAL GÖÇMENLER [1]
  • 50-65 arası % 15,2 - DİGİTAL OLMAYANLAR
  • 65 yaş üstü % 8,5 —- OY VERMEYE GİDER Mİ?

 

Yani 31 Mart’ta oy verecek olan insanlar, Türkiye nüfusunun yaklaşık % 68,6’sı.

Bunların da % 75’i (toplam nüfusun % 45’i) 1990’ların 2'inci yarısında başlayan digital devrimin içine doğdu ya da gençliğinde rastladı. Bunlara dahil olmayan ama bir sonraki ve daha sonraki seçimlerde oy vermeye geleceklerin % 31,4’ü ise digitalin içine doğdu.

Başka bir deyişle, bugün oy verenlerin % 25’i digital değilse, yarın belki % 3, belki % 5 olacaklar. Dolayısıyla bugüne kadar digitalin etkisi seçimlerde çok görülmediyse de, bundan sonra görüleceği kesindir. O zaman belediyeler seçilmek, seçimden sonra yerel halkı memnun etmek ve en nihayetinde de yeniden seçilmek için, yeni yüzyılın karakteristiklerine yani digital olmaya özen göstermelidir.

Yeni Nesillerin Profili 

Bir süredir 1980 sonrası doğanlar için “Y Nesli” ve 2000 sonrasında doğanlara “Z nesli” deniliyor. Bunlar Amerikalıların yaptığı tanımlar ama tüm dünya aynısını kullandı. Çünkü tüm dünyada 1980 sonrasında doğanların, anne-babalarından farklı özellikler gösterdikleri görüldü. Örneğin Y nesli Üniversitede politik davranan anne babalarının aksine politika ile ilgilenmeyen bir nesil oldu. Uzmanların belirttiklerine göre, “en çok okunan kitab”ı okumaya, “en çok gidilen film”i seyretmeye koşan anne babalarının aksine, bu nesil kendisine özel ve farklı kitaplar, filmler ya da hobiler seçiyor. Anne-babalarının dışa dönüklüğü, olayları izlemesi ise, bu çocuklarda bencil değil ama “kendine dönük” olarak şekilleniyor.

Bunun sosyolojik nedenlerini araştıranlar vardır herhalde. Temelde bu nesilleri yeniden gündeme getiren ve araştırmayı yapanların hedefi “elektronik ticaret” alışkanlıklarını anlamaya yönelikti. 2004’lerde Amazon üzerinde satılan ürünlerin, normal hayatın tersine “Long Tail” denilen bir olguyla tanımlanabileceği keşfedilmişti..

Fiziksel hayatta bir mağazada az satılan ürünlerin toplamın % 80’i iken cirosunun % 20’sini yaratmasının aksine online dünyada az satılan ürünlerin de, çok satanların cirosu kadar ciro yaptığı anlaşılmıştı. Yani % 80-20 (ya da 70-30) olarak tanımlanan Pareto kuralı online dünyada işlemiyordu. Onun yerine “Long Tail” işliyordu [2] 

İşte neden böyle olduğu düşünülürken, yeni nesilin (o zaman Y nesli konuşuluyordu) farklı olduğu anlaşıldı [3]. 

Şimdi 2019’dayız ve artık Z nesli yeni yeni iş hayatına giriyor. Onlar daha da farklı [4].

Hayatla daha erken (internet üzerinden) ve birebir karşılaşıyorlar. Dolayısıyla hayata karşı algıları daha yüksek, beklentileri de.

Nasıl bir Belediyecilik 

Digital bir dünyanın hakim olduğu çağımızda, belediyelerin teknolojinin faydalarını kullanmasının anlamını artık hemen herkes biliyor. Zaten gördüğümüz kadarıyla son 5-10 yılda hemen her belediye işlerinin büyük çoğunluğunu internete taşıdı. 

Ancak taşınanan e-belediyecilik henüz yetersiz. Daha ilk safhada. Yani tek yönlü. Beyaz-masa vs türü bazı vatandaşın taleplerini toplama yeteceği olsa da, bunlar hala tek yönlü uygulamalardır. Diyelim ki; bölgesi için emlak ya da temizlik vergisi veren bir seçmen, belediye meclisinde görüşülecek konuları önceden ilan edilecek gündemlerle takip edip, bu konudaki görüşlerini iletebiliyor mu? 

Ya da bölgesel bir sosyal network üzerinde, yerel olarak olup biteni görüp, tartışıp, komşuluğun yeni modeline katılabiliyor mu? Belediyeler böyle bir sosyal medya uygulaması yapamazlar mı?

Ya da bölgedeki esnafın satışlarını kolaylaştıracak ve hatta  halkın ikinci el satışları alıp/satmasını  sağlayabilecek elektronik pazaryeri  ortamları sağlayamaz mı?

Ama dünyanın yeni ekonomik düzeninin freelance çalışmayı ve paylaşım ekonomisini arttıran karakterini de unutmamak lazım. Bu açıdan belediyelerin mevcut eğitim programlarını —ki bunların faydalı olduğunu düşünüyorum— digital konulara —mesela oyun yazmak, web sitesi tasarlamak, digital içerik yaratmak— doğru uzatmalıdır.

Yani belli alanlarda, otobüslerde vs. ücretsiz internet sağlamak, internet üzerinden şikayetleri ya da emlak vergisini almak güzel ama yeterli değil. Artık internetin tek taraflı değil, çift taraflı ortamını kullandırtmak lazım. Bu arada da vatandaşın faydasını, rahatını düşünmek ve işin ticari tarafına kaymamak, teknolojinin önünü açmak gerekir. Çünkü haberleşme hakkı anayasal bir haktır. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Başka Şeyleri Vatandaşa Hizmetin Önüne mi Koyuyor

Yukarıdaki cümleyi söylememizin nedeni AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesinin son 8-10 yıldaki faaliyetlerinde, vatandaşların iyiliğinin önüne kâr etmeyi koymasıdır. Bu haliyle olmaması gerekenleri örneklemiştir.

Oysa belediyelerin bütün bunlardan önce yapması gereken bir şey de, “teknolojinin ve de internetin” önünü açmak olmalıdır. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi, (Türk Telekom lehine olmak üzere) alternatif altyapı firmalarına fiber kablo döşeme izni vermemektedir (verdiği kayıtlı izinlerin toplamı, olması gerekenin ancak 10’da biridir).  Bu belediyecilik anlamına gelmez. Olsa olsa, vatandaşa hizmet yerine Türk Telekom’a hizmet anlamına gelir [5]. 

Bu altyapının geciktirilmesinin sonuçlarını bugünlerde görmeye başladık. İstanbul / Levent gibi en işlek yerde internetin çalışamaz olduğu saatler görüyoruz.

Bunda aday olan Binali Yıldırım’ın da payı var maalesef. Ulaştırma Bakanı olduğu yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu yöndeki yaklaşımına dur demedi.

Aynı şekilde metrolardan tek yönlü telefon görüşmesi (dışarıdan içerisi güvenlik nedeniyle aranmaz ama tüm dünya metrolarında içeriden dışarısı aranmaktadır) istenen fahiş baz istasyonu kiraları nedeniyle yapılamaz olmuştu. Bu da bir büyükşehir belediyesinin vatandaşa hizmet yerine ticaret yapmayı, kâr etmeyi öne aldığını gösteren bir örnek olarak tarihe geçti [6]. 

Bildiğiniz gibi, “haberleşme hürriyeti anayasal bir haktır”. Ayrıca Birleşmiş Milletler tarafından internet de bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır [7]. Bu nedenle bir belediyenin en önce özen göstermesi gereken husus budur.

Bunun dışında belediyelerin yeşile özen göstermesi, musluklardan akan suları içilebilir hale getirmesi, bisiklet kullanımını özendirmesi, gürültünün azaltılması vs. gibi pek çok şey sayılabilir ama biz bu yazıda teknoloji tarafına baktık.

 

 

 

 

______________________________________

[1] Digital doğan için ingilizceliteratürde “DigitalNative”, digital göçmen için “DigitalImmigrant” deniliyor.

 

[2] <a href=https://wiki-turk.com/long-tail/ target=_blank>LongTail (Uzun Kuyruk)/</a>

 

[3] <a href=https://turk-internet.com/ve-y-nesli-sahnede/target=_blank>Ve Y Nesli Sahnede…</a>

 

[4] <a href=https://turk-internet.com/z-neslinin-yani-2000-sonrasinda-doganlarin-iq-su-daha-yuksek-mi/target=_blank>Z Neslinin Yani 2000 Sonrasında Doğanların IQ’su Daha Yüksek mi?</a>

 

[5] <a href=https://turk-internet.com/2013-biterken-internete-bir-bakis-3-yildir-istanbul-da-bir-metre-bile-yasal-kazi-yapilamiyor-fiber-dosenemiyor-1/target=_blank>2013 Biterken İnternete Bir Bakış; 3 YıldırIstanbul’da 1 Metre bile Yasal Kazı Yapılamıyor, Fiber Döşenemiyor – 1</a>

 

[6] <a href=https://turk-internet.com/metro-lardan-cep-telefonlari-ile-konusmak-artik-mumkun-degil-cunku-belediye-cok-milyon-tl-istiyor/target=_blank>Metro’lardan Cep Telefonları ile Konuşmak Artık Mümkün Değil, Çünkü Belediye Çok Milyon TL İstiyor</a>

 

[7] <a href=https://turk-internet.com/birlesmis-milletler-interneti-engellemenin-insan-haklari-ihlali-oldugunu-duyurdu-turkiye-karari-imzaladi/target=_blank>Birleşmiş Milletler İnterneti Engellemenin İnsan Hakları İhlali Olduğunu Duyurdu, Türkiye Kararı İmzaladı</a>

Son Düzenlenme Pazartesi, 21 Ocak 2019 15:32
Füsun Sarp Nebil

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 22-07-2019

YÜZÜNCÜ YILDÖNÜMÜ’NDE ERZURUM KONGRESİ; “ VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARÇALANAMAZ”

Erzurum Kongresi, Anadolu’da Milli Mücadelenin 2’nci adımı olarak atılan bağımsızlık meşalesidir.