Doğu-Batı Ekseninde Yeni Savaş Rüzgarları: Rusya-Ukrayna Savaşı ve Bölgesel Etkileri

Yazan  24 Şubat 2022

Yazan:  Duhan Alptürk İNCE

Son günlerde gündemi sıklıkla meşgul eden bir haber olan Rusya-Ukrayna krizi, Rusya’nın yaptığı son hamle ile büyük ölçüde önem kazandı. İki ülke arasındaki gerginlik Rus lider Putin’in, Ukrayna’nın doğusundaki Rus yanlısı Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Luhansk Halk Cumhuriyeti’ni resmi olarak tanıması ve o bölgeye asker sevkiyatı yapması ile en üst düzeye çıktı. Alınan son haberlerde ise Rusya’ya ait 100 savaş aracının Ukrayna’nın Harkov şehrine doğru hareket etmesi yaşanan savaş endişesini iyice arttırdı. Başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere batılı devletlerin Ukrayna’ya desteklerini açıklaması bölgede yaşanan gergin ortamda dünyayı yeniden ikiye böldü.

Yaşanan bu kriz günümüzde uluslararası sistemin yaşadığı dönüşümün en önemli simgesidir. İki ülke arasındaki kriz özellikle Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından iyice kötü bir hal aldı. Bu krizin bölgesel ve küresel birçok etkisi oldu. Bu işgal sonrasında Putin’in yaptığı “tek kutuplu sistem sona ermiştir” açıklaması Rusya’nın yeni bir dış politika belirlediğinin en güçlü göstergesi olmuştur.

Tüm bu gelişmelerin sonucunda bugün itibariyle Putin’in resmi emri ile Ukrayna’ya, Rus kuvvetleri girerek savaşı başlatmıştır. Rusya, Ukrayna’ya hem Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Luhansk Halk Cumhuriyeti bölgelerinden hem Belarus sınırındaki birliklerinden hem de Kırım ve Odessa Limanından müdahaleye başlayarak geniş çaplı bir alanda etkili olmuştur. Rusya, Ukrayna’nın en büyük limanı olan Odessa’da etkinlik kurarak üstünlük kazanmıştır. Ukrayna’nın en büyük şehirleri olan Harkov ve Kiev’e ulaşan Rus birlikleri, ülkede yaşanan savaşın dozunu her saat yükseltmektedir. Rusya, ülke içerisinde hava üslerini, altyapı tesislerini vurmakta ve geniş çaplı füze saldırıları gerçekleştirmektedir. Yaşanan bu savaşın ne kadar süre devam edeceği, Rusya’nın ne zaman duracağı ve Batının gelecek dönemdeki tepkisi halen bilinmezliğini korumaktadır.

Ukrayna ve Rusya İlişkisinin Geçmişi

Rusya’nın en büyük rakibi olan ABD, 1990’lı yılların ortalarında Rusya’nın yaşadığı ekonomik ve siyasi buhranlardan faydalanarak etkisini iyice arttırmıştır. Özellikle ABD’de yaşanan 11 Eylül terör saldırıları sonrasında ABD, Orta Asya bölgesinde önemli üsler kurmuş ve bu bölgede etkili bir oyuncu haline gelmiştir. Yıllarca Rusya’nın etkisinde kalan ve yönetimlerinde bağımsızlık kazanamayan Kırgızistan, Gürcistan, Ukrayna ve Balkanlar’da yaşanan renkli devrimler ile Rusya bölgedeki gücünü iyice kaybetti. Renkli devrimler olarak adlandırılan ve çoğunlukla sivillerin rol aldığı şiddetsiz direnişler; genel olarak grev ve demokrasinin korunması için otoriter hükümete karşı geniş çaplı protestolardır. Bu eylemler Gürcistan’da Gül Devrimi (2003), Ukrayna’da Turuncu Devrim (2004), Kuveyt’te Mavi Devrim (2005) gibi farklı renk ve çiçek sembolleri ile anıldı. Bu eylemler sırasında Rusya bu eylemlere muhalif bir tavır takındı ve bu halk hareketlerini engellemek istedi. Farklı ülkelerde gerçekleşen bu halk eylemleri ile ABD bölge üstünde etkisini iyice arttırdı.

Ancak Özbekistan’ın Andijan kentinde 2005 yılında başlayan halk hareketi ile ABD bölge üstünde elde ettiği kazanımlarını kaybetmeye başladı. Özellikle Gürcistan’ın 2008 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle, ABD Kafkasya’daki etkisini iyice kaybetti.

Son yıllarda bölgemizde yaşanan gerginlik 20.yy.’da yaşanan İngiltere ve Rusya rekabetine benzemektedir. Aslında yaşanan bu gerilim yeni bir denge savaşının etkileridir. Ukrayna bu bölgede yaşanan büyük mücadelenin önemli bir aktörüdür. Sahip olduğu bu önemli etkide Ukrayna’nın sahip olduğu 45 milyonluk yüksek nüfus ile Avrupa ve Rusya arasındaki jeopolitik konumu etkili olmuştur.

Peki Ukrayna’nın konumu neden bu kadar önemli?

Ukrayna Avrupa ile Rusya arasındaki 603 bin km2 yüzölçümü ile çok önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Bu önemli jeopolitik konum, Doğu-Batı yönünde Avrupa ile Asya kara bağlantısı; Kuzey-Güney yönünde Baltık-Karadeniz su yolları bağlantısı ile oluşmaktadır. Bu önemli konumu ile Ukrayna, Ruslar için Avrupa ile aralarındaki bir bariyer bölge olmaktadır. Bu sebeple Ruslar için her zaman değerini koruyan bir bölgedir.

Tarihi değeri her zaman yüksek olan Ukrayna, günümüzde ise konumu sebebiyle yeni bir öneme sahiptir. Ukrayna Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ile Rusya arasında önemli bir tampon bölgedir.

Ukrayna’yı dünya için önemli hale getiren bir diğer konu ise Sovyet coğrafyasından elde edilen enerjinin Batı ülkelerine Ukrayna toprakları üzerinden taşınıyor olmasıdır. Ukrayna’nın Rusya için bir geçiş noktası olması hem Rusya için hem de ABD için önemini daha da arttırmaktadır. Bu sebeple Rusya için bu geçiş noktasını kontrol etmek veya ona alternatifler üretmek önemli bir konu olmuştur. Özellikle 2012’de işleme aldığı Kuzey Akım doğalgaz hattı ve şu anda inşası süren Kuzey Akım 2 doğalgaz hatları Rusya’nın Baltık Denizi üzerinden batıya enerji transferi yapan önemli hatlardır. Bu hatlar Baltık Denizi’nin altından Almanya’ya doğalgaz taşıyarak, Ukrayna’nın geçiş noktası olma rolünü azaltmaktadır. Bu durum Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan gerilimi arttırmaktadır.

Ayrıca enerji kaynakları konusunda kaynakları yetersiz olan Ukrayna, zengin enerji kaynaklarına sahip Rusya için bir enerji koridoru görevi üstlenmektedir. Bu durum Ukrayna’yı, Rusya için Doğu Avrupa’ya ve Balkanlara açılan bir yol olmaktadır. Yıllar boyunca Rusya, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da izlediği politikayı Ukrayna üzerinden yürütmüştür. Bu sebeple Ukrayna’ya sahip olmak Rusya için stratejik bir öneme sahiptir. Ukrayna sahip olduğu nüfus ve jeopolitik konumu ile her zaman hem Batı ülkelerinin hem de Rusya’nın dikkatini çeken bir bölgedir.

Bağımsızlık sonrası Ukrayna

Sovyetler Birliği’nden 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ukrayna, uzun yıllar boyunca siyasal bir birliğe sahip olamamıştır. Ukrayna bağımsızlığını kazandığı günden itibaren devamlı olarak doğu yanlısı mı bir politika takınacak yoksa batı yanlısı mı bunun mücadelesini vermiştir. Ancak devlet yapısını tam olarak oturtamayan Ukrayna’da halen devlet ile toplum arasındaki sağlıksız ilişki devam etmektedir. Ülke içindeki grupların yanında AB, ABD ve Rusya gibi küresel güçler ülke yönetimine karışmaya devam etmiştir. Ülke 1996 yılında kabul edilen ilk anayasası ile 24 farklı bölgeye ayrılmış ve Kırım’a özerk cumhuriyet statüsü tanınmıştır. Kurulduğundan beri ülke genelinde üç farklı parti etkili olmuş ancak bu partiler arası birlik hiçbir zaman oluşturulamamıştır. Bu partilerin izlediği yanlış politikalar sonucunda toplum kutuplaşmış ve ülke siyaseti kırılgan bir hale gelmiştir. Yaşanan bu kırılganlık, ülke siyasetinde etkisini şiddetli şekilde göstermiş ve ülke koalisyon hükümetleri tarafından yönetilmiştir.Koalisyon hükümetleri hem ülke genelindeki istikrarsızlığa sebep olmakta hem de ülke genelinde sistemin etkin çalışmasını engellemektedir. Ukrayna son yıllarda doğu yanlıları ve batı yanlıları olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Ülke içinde bir taraf ABD ve AB yanlısı bir politika izlenmesini ve AB’ye üye olunmasını isterken diğer taraf eski günlerdeki gibi Rusya ile birlik olmak istemektedir. Bu durum ülke içinde sık sık eylemlere sebep olmakta ve gergin bir iç ortam yaratmaktadır.

Ukrayna’nın AB’ye üyelik görüşmelerinden çekilmesinin ve Rusya ile gümrük birliği anlaşması imzalanmasının mimarı olan Yanukoviç yönetiminin bir halk ayaklanması sonucu istifa etmesi ile Rusya, Kırım’ı işgal etmiştir. Kendi yanlısı yönetimin istifa etmesinden hoşnut olmayan Kremlin, Kırım’a askeri güçle sahip olarak Ukrayna ile aralarında geri dönülmez bir düşmanlık başlatmıştır. Bu işgal hem Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginliği ciddi boyutlara taşımış hem de Rusya ile Batı arasında yeni bir Soğuk Savaş başlatmıştır. Kırım işgalinin devamında bir referandum yapılmış ve Kırım ile Sivastopol şehirleri Rusya’ya bağlanmıştır. Bunun devamında Rus yanlısı olan Donetsk ve Lugansk bölgeleri de bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Yaşanan bu gelişmelerden sonra Ukrayna, Donetsk ve Lugansk bölgelerine askeri müdahalede bulunmuş ve ülkede 4 binden fazla kişinin öldüğü bir iç savaş başlamıştır.

Peki iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar neler?

İki ülke arasında yaşanan gerginliğin ana sebebi Rusya’nın yüzyıllardır bölge üstünde tarihten gelen emellerinin olmasıdır. Özellikle Ukrayna, Rusya’nın bu emellerine ulaşması için çok önemli bir bölgedir. Özellikle Sovyetlerin dağılması ile sonuçlanan Soğuk Savaş döneminde Ukrayna’nın kaybedilmesi Rusya için jeopolitik açıdan en önemli kayıptır. Çünkü Ukrayna’nın kaybedilmesi ile Rusya hem Baltık ülkeleri ve Polonya üzerindeki etkisini hem de Slav halklar üzerindeki etkisini kaybetmiştir.

1993 yılına gelindiğinde ise Rusya yeni bir politika izlemeye karar vermiş ve Yakın Çevre Doktrinini ilan etmiştir. Bu doktrin ile Rusya eskiden Sovyet dönemlerinde kendi kontrolünde olan bölgelerin Rusya’nın arka bahçesi olduğunu ilan etmiştir. Yani Rusya bu bölgelerde tarihe dayalı sorumluluklarının olduğunu ve coğrafi çıkarlarının bulunduğunu belirtmiştir. Rusya geçmişten gelen bağları sayesinde bölgeyi kolayca etkileyebilmekte ve istediği zaman kargaşa çıkartabilmektedir.

Rusya’nın küresel çapta kendisine gördüğü en büyük tehdit olan NATO’ya karşı oluşturduğu Kolaektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) de Rusya’nın bölgesel gücünü arttıran bir oluşum olmuştur. Bu örgüt Rusya, Kırgızistan, Belarus, Kazakistan, Tacikistan ve Ermenistan’dan oluşmaktadır. NATO’ya karşı kurulan askeri bir örgüt olan KGAÖ’nün yanında Rusya ekonomik bir örgüt olarak da Avrasya Ekonomi Topluluğu’nu (AET) kurarak hem bölgesel askeri yetkinliğini hem de ekonomik yetkinliğini arttırmıştır. Kurulan bu örgütlere Ukrayna dahil olmamış buna karşılık ise 2003 yılında Ukrayna, Kazakistan, Rusya ve Belarus ile Ortak Ekonomik Alan Anlaşması’nı (OEA) imzalamıştır. Kurulan bütün bu örgütlerde Rusya’nın baskınlığı vardır. Rusya’nın kontrolünde olan bu örgütlere mesafeli davranan Ukrayna ise uluslararası kamuoyunda güçlenmek için Gürcistan, Azerbaycan ve Moldova ile bölgesel güvenlik ve enerji işbirliği için GUAM adlı örgütü kurmuşlardır. Bu örgütün amacı enerji ve güvenlik konularında iş birliği yapmak ve AB, NATO gibi uluslararası örgütlerle diyalog geliştirmektir.

Ukrayna’nın dış politikada yönünü batıya yöneltmesi ve Rusya güdümlü oluşumlarda bulunmaması Rusya’yı hoşnutsuz etmektedir. Özellikle ABD ve AB ile sıcak ilişkiler kurulması hatta AB’ye tam üyelik konusunda çalışmalar yapılması Rusya’nın, Ukrayna’ya olan baskısını arttırmaktadır. Ukrayna’nın batıya yönelmesi Rusya için hem askeri hem de ekonomik zararlara sebep olacaktır. Ukrayna’nın NATO ile yakınlaşması Rusya sınırlarına bir NATO tehdidi getirecektir. Bu durum Rusya için önemli bir güvenlik sorunu oluşturmaktadır.Ayrıca Avrupa’ya aktarılan enerjinin Ukrayna üzerinden gerçekleşmesi de Ukrayna’nın jeopolitik öneminin her iki taraf içinde yükselmesine sebep olmaktadır. Rusya’dan çıkartılan enerjinin yaklaşık yüzde 90’nı Ukrayna üzerinden geçen boru hatlarıyla batıya ulaşmaktadır. Bu sebeple Kuzey Akım hatları ile Rusya, Ukrayna’ya alternatif oluşturmaya çalışmaktadır.

Bu gerilimin hızlıca tırmanmasına sebep olan bir diğer önemli sebep olan Kırım, Rusya için halen önemi korumaktadır. Kırım’ı Ruslar için bu kadar önemli hale getiren şey aslında Sivastopol Limanıdır. Bu liman Rusların 200 yıldan fazladır hayallerini kurduğu sıcak denizlere inme hayalinin gerçekleşme noktasıdır. Tarihi süreçte hem çarlık döneminde hem de SSCB döneminde, Rusya’nın Karadeniz’deki en önemli donanması Sivastopol Limanında bulunmaktaydı. Bu sebeple bağımsızlaşan Ukrayna ile Sivastopol hukuken Moskova’nın güdümünden çıkmıştır. Bu durumda Rusya’nın bölgesel gücünü arttırmak için hamle yapmasına sebep olmuştur. Bunun devamında 2014 yılında Rusya, Kırım’ı işgal etmiştir. Bu sayede Karadeniz’deki etkinliğini arttırmak ve egemenlik alanını genişletmek istemektedir.

Son günlerde yaşanan gelişmeler ışığında Rusya-Ukrayna

Son günlerde yaşanan gelişmeler ile beraber Ukrayna-Rusya arasındaki gerilim zirveye tırmandı. Özellikle Ukrayna’ya ait özerk Lugansk Halk Cumhuriyeti ile Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlıklarını ilan etmesi ve Rusya’nın bu durumu resmi olarak tanıması ile bölgede savaş zilleri çalmaktadır. Devamında Rusya’nın bölgeye barış gücü adı altında asker göndermesi ile iki ülke resmen savaşın eşiğindedir. Bu durum bölgesel olarak birçok farklı sorunu beraberinde getirmektedir. Özellikle ABD ve AB’nin, Rusya’ya karşı tepkileri bu olayı bölgesel boyuttan küresel boyuta taşımaktadır.

Yaşanan bu gelişmeler ışığında Putin’in yaptığı açıklamadaki “Ukrayna’nın doğusu eski Rus toprağıdır, Bugün gördüğümüz Ukrayna’yı yaratan Lenindir, Sovyetlerin kuruluş ilkelerine dönmemiz gerektiğini düşünüyorum, Ukrayna dış güçler tarafından yönetilen bir kukla devlettir, bu toprakları Türklerden biz koruduk” satırbaşları aslında 1993 yılında Rusya’nın arka bahçesi ifadesini daha net şekilde göstermiştir. Bunun en önemli sebebi Rusya’nın eski çarlık dönemine dönmeyi ve Karadeniz, Balkanlar ve Kafkaslar üzerinde eski etkinliğini geri kazanmayı istemesidir. Bu ideal Rusya’nın uzun süredir izlediği politikaları açıklamaktadır. Rusya bir süredir eski Sovyet bölgelerinde etkinliğini arttırmak istemektedir. Rusya, Ukrayna’nın doğusundaki hamleleri ile Azak Denizi’ni bir göl haline getirmeye çalışmaktadır. Bu sayede Azak Denizi’ni bir iç deniz haline getirerek kendi kontrolüne almak istemektedir. Bunun devamında Karadeniz’de etkinliğini arttırmak için bu doğu bölgelerinin sayesinde Kırım’ın ve özellikle Sivastopol Limanının güvenliğini sağlamak istemektedir. Aynı zamanda bu bölgelerin kontrolünü ele alarak Ukrayna üzerinden Batıya taşınan enerjinin kontrolünü ve güvenliğini sağlamak istemektedir. Ukrayna tarih boyunca sahip olduğu konum ile büyük ülkeler için önemli bir geçiş noktası olmuştur. Bu sebeple Rusya, Ukrayna’ya sahip olarak Balkanlar ve Avrupa üzerindeki etkinliğini arttırmak istemektedir.

Ayrıca Rusya’nın bölgede yürüttüğü faaliyetler ülkemiz içinde önemli bir sorun teşkil etmektedir. Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde etkinlik göstermesi, Fırat’ın Doğusunda bulunan PKK terör örgütünün uzantısı PYD’ye destek vermesi bunun en önemli göstergesidir. Lazkiye Limanının kontrolüne ele geçirerek sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştiren Rusya 200 yıldan fazladır hayalini kurduğu bir ideaya ulaşmış oldu. Devamında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan savaştan faydalanarak bölgede etkinlik kazanan Rusya,Zengezur bölgesinde kurduğu üs ile hem Kafkaslarda etkinliğini arttırmış hem de Türkiye’nin diğer Türk Cumhuriyetleri ile arasında bir engel oluşturmuştur. Yaşanan gerginlikten faydalanan Rusya, Nahçivan ile Azerbaycan arasında Zengezur bölgesinde üs kurmuştur. Zengezur koridoru ile hem o bölgedeki üstünlüğünü arttırmış hem de ülkemiz ile Türki Cumhuriyetler arasındaki kara bağlantısını kesmiştir. Zaten Suriye’de ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Zengezur koridorunda üs kuran Rusya daha öncelerde de 2008 yılında Gürcistan’a da askeri bir müdahale ile girerek orada da varlık göstermeye başlamıştır.Aynı zamanda müttefiki olan İran ile de ülkemizi çevreleyen Rusya’nın bu faaliyetleri ülkemiz için önemli bir tehdittir. Ülkemiz çevresinde etkinlik kazanan Rusya’nın bu etkinliğini göz ardı edilmemelidir, her zaman olası bir tehdide karşı uyanık olunmalı ve bir sonraki adımının ne olacağı dikkatli şekilde izlenerek, gerekli tedbirler alınmalıdır. Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığı müdahale bir savaştan ziyade bölgesel bir müdahale olarak gerçekleşmektedir. Doğu bölgelerinde yaşanan gelişmeler ile Rusya istediği enerji koridorunu oluşturmuş ve Kırım üzerindeki egemenliğini kesinleştirmiştir.

Ayrıca Rusya ile Türkiye birçok farklı konuda önemli bir oyuncu olarak yer almaktadırlar. İlk olarak bu oyunun stratejik bölümünden bahsetmek gerekirse; Rusya ile Türkiye’nin karşı karşıya geldiği ilk konu ülkemiz için önemli sorunlar doğuran Suriye meselesidir. Rusya, Suriye’de gerçekleştirdiği faaliyetler ile Lazkiye Limanında bir kontrol elde etmiş ve Doğu Akdeniz’de bir etkinlik kazanmıştır. Özellikle İdlib bölgesinde karşı karşıya gelen iki ülke çıkarları doğrultusunda Suriye’de kimi zaman gerginleşen şekilde bir ilişki devam ettirmektedir. Bir diğer önemli mücadele bölgesi ise Libya’dır. Libya hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin aktif olarak yer aldığı ve yardımda bulunarak müdahil olduğu bir iç savaştır.

Rusya petrol zengini bir ülke olan Libya’da kendi desteklediği bir yönetim görmek istemektedir. Türkiye ise kendi çıkarlarına göre bir hamle yaparak Rusya’nın desteklediği Hafter’e karşı bir tavır almaktadır. Bu durumda iki ülke arasında bir gerginlik oluşturmaktadır. Ayrıca Libya, ülkemiz için bir güvenlik sorunu olan Doğu Akdeniz ile de doğrudan bağlantılı bir ülkedir. Bu sebeple Doğu Akdeniz’in egemenliği ve güvenliği için Libya kilit bir rol oynamaktadır.

İki ülkenin karşı karşıya geldiği diğer önemli konular ise; Kırım’da ve Ukrayna’da yaşayan Türkler ve onların güvenliği, Güney Kafkasya’da yaşanan egemenlik mücadelesi, Çeçenistan ile Rusya arasındaki yakınlaşma, Kosova’nın bağımsızlığına karşı Rusya’nın aldığı tavır ve Doğu Akdeniz ile doğrudan ilişkili Kıbrıs sorunudur. Bu konuların her biri ülkemiz için hem güvenlik hem de ekonomik açıdan önemli konulardır. Bu sebeple ülkemizin Rusya ile olan ilişkileri çok önem arz etmekte ve tabiri caizse bir ateş çemberinin içinden geçmektedir. Bu sebeple ülkemizin Ukrayna sorununa yaklaşımı milli güvenliğimiz ve milli çıkarlarımız için önem arz etmektedir. Rusya’nın bölgemiz üzerindeki emellerinin farkında olarak etkili bir strateji geliştirilmeli ve Rusya ile oluşturulan denge milli çıkarlarımızı koruyarak sağlanmalıdır. Ülkemiz açısından hayati öneme sahip konularda karşıya karşıya olduğumuz Rusya’ya karşı dış politikada etkili adımlar atılmalı ve dünyanın içinde bulunduğu gergin ortamda ülkemiz için en karlı şekilde faydalanılmalıdır.

Rusya ile olan ilişkimizin ekonomik boyutu da ülkemiz için önemlidir. Ülkemiz ile Rusya birçok açıdan ekonomik olarak etkileşim içindedir. Öncelikle Rusya’dan ülkemize yıllık olarak 7 milyondan fazla turist gelmektedir.  Bunun yanında ülkemizin Rusya’ya 4 milyar dolardan fazla yıllık ihracatı bulunmaktadır. Ayrıca ülkemiz için en hayati bağ olan doğalgaz alışverişi Rusya ile olan ilişkimizdeki en hassas noktamız olmaktadır. Ülkemiz yıllık doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 47’sini Rusya’dan sağlamaktadır. Bu sebeple özellikle ekonomik olarak darboğaz yaşadığımız ve enerji konusunda sıkıntı yaşadığımız bu dönemde Rusya ile olan ilişkimiz bizim için çok önemlidir.

Ukrayna’da yaşanan krize dünyadan gelen tepkiler ve yaptırımlar dikkat çekicidir. Özellikle bağımsızlık ilan eden bölgelere karşı yaptırım kararı alan Batılı ülkelerin bu kararları Rusya üzerinde çok etkili olamamıştır. Benzer şekilde Kırım’ın işgalinde de uygulanan yaptırımlar, Rusya üzerinde beklenen etkiyi yaratamamıştır. Özellikle Avrupa’ya enerji sağlamada önemli bir üretici olan Rusya’ya karşı Avrupa’nın tepkisi çok sert olmamıştır. Hem sahip olduğu enerji kaynakları hem korkutucu askeri gücü hem de güçlü ekonomisi ile Rusya, dünyayı korkutan bir ülkedir. Küresel dengelerde Rusya’nın en büyük rakibi olan ABD’nin de bu konuda yaptığı açıklamalar beklenen sertliğin altında gerçekleşmiştir. Özellikle ABD’nin NATO veya Birleşmiş Milletler (BM) gibi küresel örgütleri devreye sokmaması ya da etkin bir askeri güç gösterisinde bulunmaması bu bölge üzerindeki dengeleri etkilemektedir. Bu durum ABD’nin, Rusya’nın bölgeye girmesinden bir fayda beklediğinin göstergesi olabilmektedir. Bu durumda Ukrayna’nın Doğusunda varlık kazanan Rusya’ya karşı belki de ABD’de Ukrayna’nın Batısında bir varlık göstermeyi planlamaktadır. Bunun en önemli göstergesi Suriye’de yaşanan durumdur. ABD ve Rusya birbirlerine karşı ne kadar sert ifadelerde bulunsa da iki ülkede kendi çıkarları doğrultusunda ülke içinde varlık göstermişlerdir. Ayrıca Rusya’nın, Ukrayna üzerindeki tehdidinin Avrupa için bir tehlike oluşturması ve Avrupa’da oluşan baskı ortamından faydalanmak isteyen ABD’nin bu sebeple tepkisiz kaldığı düşünülebilir. ABD İngiltere ile birlikte ortak hareket ederek, Avrupa ülkelerine olası bir tehlike ve baskıdan sizi ben korurum diyerek Putin’in Ukrayna’ya verdiği mesajı vermeye çalışıyor olabilir.Ülkemiz bu konudan etkin bir rol oynamalı ve hamlelerini küresel çapta milli çıkarlarımızı koruyacak şekilde atmalıdır.

Sonuç olarak; Ukrayna krizi küresel çapta ve bölgesel çapta dengeleri değiştiren bir olaydır. Yaşanan krizin Rusya için ekonomik sonuçları olsa da bu durum Putin’in bölgesel kararlarında cüretkâr olmasını engellememektedir. Rusya, izlediği politika ile Ukrayna, Suriye, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar üzerinde etkili bir devlet olmaya çalışmaktadır. Özellikle bu bölgede Rusya’ya önemli bir rakip olan ülkemiz dış politikada zayıf ve etkisiz olmamalı, her zaman güçlü olmalı çünkü zayıf olması Rusya için avantajlı bir durum olacaktır. Özellikle çevremizde yaşanan krizlere zamanında ve etkili şekilde müdahaleler yapılmalı ve küresel denge oyununda Türkiye’nin aktif bir rol alması sağlanmalıdır. Bu sebeple ülkemizin Ukrayna krizinde oynayacağı rol çok önemlidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Tugay Uluçevik   - 05-07-2022

Üçlü Muhtıra

Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren dış politika konuları, Türkiye’nin bunlarla ilgili uygulamaları, iç politika mülâhazalarına yer verilmeden ve “zafer” veya “hezimet, mağlubiyet” gibi nitelemeler yapılmadan, sadece olgular göz önünde tutularak ve millî menfaatler kriteri esas alınarak tarafsız bir ya...