Rusya’nın Ortadoğu Politikasında Suriye

Yazan  26 Kasım 2021

Yazan: Vusal Hasanzadeh

Günümüz Rusya Federasyonu’nun Ortadoğu politikasında Suriye Arap Cumhuriyeti jeopolitik açıdan önemli konumdadır. Rusya’nın varisi olduğu SSCB’nin de İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan iki kutuplu dünya düzeninde Ortadoğu politikalarında Suriye en önemli müttefiki olmuştur. Bugünkü Rusya’nın Suriye politikasını incelemeden önce İkinci Dünya Savaşı sonrası yaranan Soğuk Savaş döneminde SSCB’nin Suriye politikasını incelemek gereklidir.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılarak Fransa mandaterliği altına düşen Suriye İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar bağımsızlığına kavuşamamıştır.[1] İkinci Dünya Savaşında istediği gidişatı elde edemeyen Fransa artık bölgeden geri çekilmek durumunda kalmış ve buna ek olarak devam eden süreç neticesinde 17 Nisan 1946 tarihinde Suriye Devleti resmi bağımsızlığını ilan etmiştir. Ancak SSCB daha 1944 yılında Suriye’yi bağımsız devlet gibi tanımıştır. SSCB 14 Mayıs 1948 yılında bağımsızlığını ilan eden İsrail’i de tanıyarak bölgeden çekilen İngiltere ve Fransa yerine geçmek istemiş fakat ABD-İsrail yakınlaşmasını gördükten sonra SSCB ve Suriye arasındaki ilişkiler 1950’li yıllar sonrasında daha da artmıştır.[2] Bağımsızlığının ilk yıllarında siyasi sükunete sahip olan Suriye, 1949-1953 yıllarında 3 hükumet darbesi yaşamıştır.[3]Bu dönem sosyalist bloğun önderi SSCB Arap Dünyasında güç sahibi olmak için yalnızca Suriye ile değil aynı zamanda Mısır ile de ilişkilerini genişletmekteydi. Mısır’da Hür Subaylar devrimi ve Cemal Abdülnasır’ın Batı emperyalizmine karşı mücadelesi zamanı SSCB’nin Mısır’da ağırlığı ve Cemal Abdülnasır’a desteği karşımıza çıkmaktadır. “Ortadoğu’da Mısırsız barış, Suriye’siz savaş” olmaz ifadesi bölgede çok yaygındır.[4] SSCB de bu ifadeyi ele alarak bölgede faaliyetlerini devam ettirmekteydi. SSCB’nin Suriye üzerinde ağırlığı ise özellikle BAAS partisinin Suriye’de siyasi gücü ele geçirmesi ile daha da artmıştır. Bu dönem Suriye’de 25 Şubat 1954 tarihinde Albay Edip Çiçekli devrilmiş ve yeni bir siyasi dönem başlanmıştır. Suriye’de bünyesinde hem Arap milliyetçiliğini, hem de Sosyalizmi bulunduran BAAS partisi de bu dönem artık gücünü pekiştirmiş ve Mısır Devlet Başkanı Nasır’ı desteklemesi ile beraber SSCB için bulunmaz bir fırsatı beraberinde getirmiştir.1956 tarihinde Süveyş Kanalı sorunlarının ve 1957 tarihinde Eisenhower Doktrininin ortaya çıkması ile SSCB ve Suriye arasında yakınlaşmalar hızlanmıştır.[5] Bu dönemde Suriye Savunma Bakanı Halit El-Azm Moskova’ya gitmiş ve Temmuz-Ağustos 1954 tarihlerinde görüşmeler sonucu 7 Ağustos 1954 tarihinde SSCB-Suriye antlaşması imzalanmıştır. Bununla da Lazkiye’de SSCB için yeni liman yapılacak, SSCB Suriye’ye 500 milyon dolarlık ekonomik yardım yapacak ve askeri silahlandırmalarda da yardımda bulunacaktı.[6] SSCB için en önemli hadiselerden biri ise 1 Şubat 1958 tarihinde Mısır ve Suriye devletlerinin Birleşik Arap Cumhuriyeti adı ile birleşmesi oldu. Ancak bu birlik 28 Eylül 1961 tarihinde yapılan bir ayrılıkçı darbe ile son bulmuştur. Ayrılıkçı rejime ise General Ziyad Hariri önderliğinde toplanan Sosyalist, Baasçı ve Nasırçı subaylar ile askerler 8 Mart 1963 tarihinde darbe yaparak son verdiler.[7]

Suriye ve SSCB arasında ilişkilerin en üst düzey çerçevede ilerlemesiyse Hafız Esat döneminde yaşanmıştır. Ülkede 1960-1970’li yıllarda siyasi istikrarsızlıklar ve darbe girişimleri ile beraber istikrarsızlıklar yaşansa da, 1966 yılında Savunma Bakanı olan Hafız Esat 1971 yılında devlet başkanı olmasıyla yeni bir dönem başlamıştır. BAAS Partisinin en önemli liderlerinden olan devlet başkanı Hafız Esat 1971 yılında ilk ziyaretini Moskova’ya yaparak SSCB ile ilişkilerini daha da yükseltmeyi hedeflemiştir. Özellikle, bu dönem Mısır’da SSCB ittifakına üstünlük veren Cemal Abdülnasır’ın hayatını kaybetmesi ve yerine gelen Enver Sedat’ın Batı ile yakınlaşması SSCB için Suriye’nin önemini daha da artırmaktaydı. Bu görüşmede alınan kararlar neticesinde Tartus Limanında SSCB’ye bir deniz üssü ve tesis kurulma imkanı verilmiştir.[8] Bu deniz üssü SSCB’nin sonra ise Rusya Federasyonu’nun bölgedeki varlığına en büyük kanıtı olmuş ve Ruslar en zayıf dönemlerinde bile buradan geri çekilmemişlerdir.[9] 8 Ekim 1980 tarihli SSCB-Suriye antlaşması ile artık Suriye subayları SSCB’de askeri eğitim almaya başlıyorlardı. 14 Kasım 1980 tarihinde ise SSCB ile Suriye arasında ilişkileri daha da artıran 20 yıllık Dostluk ve İşbirliği antlaşması imzalandı ve antlaşma 15 maddeyi içermekteydi.[10]

Soğuk Savaş’ın bitişi ile beraber SSCB yıkılmış ve bu süreci takiben Hafız Esat artık Batı ile de işbirliğine yönelmiştir. 2000 yılında iktidara gelen Beşşar Esat da bu politika üzerinden gitmek istese de, ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası sergilediği tutum ve beraberinde Afganistan ile Irak’a müdahalesi ile yeniden Rusya ile ittifaka yönelen Esat 2005 yılında Moskova ziyareti yaparak antlaşma imzalamıştır. 2005-2010 yılları arasında Rusya Suriye’ye 2.5-3 milyar dolar değerinde silah ihracatı planlamıştır. 2006 yılında ayrıca Rusya tarafından Suriye’den yapılan ithal tekstil ürünlere gümrük vergisi %25 oranında indirim yapılmıştır.[11] 2018 yılında Suriye Rusya ile yaptığı silah ticaretinde toplam yedinci, Ortadoğu’da ise İran’dan sonra ikinci en büyük silah ithalatçısıdır. 2002-2009 yıllarında Rusya’nın İran ve Suriye’ye yaptığı silah ihracatı bütün ihracatın %10’una denk geliyor.[12]

ABD’nin Ortadoğu ve Afganistan’daki varlığı ve 2000’li yıllarda SOROS destekli devrimler neticesinde artık Rusya Federasyonu tehlikeleri önlemek için hareket etmiştir. Özellikle, Arap Baharı yıllarında Libya’nın düşmesi ile sıranın Suriye’ye gelmesi neticesinde RF ilk önce diplomatik adımlar atmıştır. 2011 yılında Suriye’de yapılan halk eylemleri neticesinde BM Güvenlik Konseyi Suriye Hükumetine yaptırım uygulamak istese de, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti 3 kere veto yetkisini kullanarak bunu önlemiştir.[13] Rusya rejime desteğini 2010-2013 yıllarında yaptığı 600 milyon dolar değerindeki askeri sözleşmeler ile de göstermiştir.[14]

Rusya’nın Ortadoğu’da en önemli müttefiki olan Suriye aynı zamanda Rusya için hem tarihsel, hem de jeopolitik anlamda bir seçenek, tam olarak bir mecburiyettir. Suriye’deki Tartus Limanı ile Akdeniz sahillerine ulaşa bilen Rusya aynı zamanda ABD’den gelen tehditleri buradan savuşturuyor. İlaveten, Rusya’nın Suriye’deki varlığının sebeplerinden biri de %15 nüfusa sahip Ortodoks Hristiyanlarının bölgede yaşamasıdır. Kendisini Ortodoks Hristiyanlığının hamisi olarak gören Rusya bu kozu kullanarak İstanbul Fener Rum Patrikhanesi ile de mücadele etmektedir.[15] Suriye hükumetine 2015 yılına kadar diplomasi ve ticari olarak desteğini sürdüren Rusya Federasyonu 27 Eylül 2015 tarihinde Hükumetin talebi ile bölgeye askeri yığınak yapmış ve askeri olarak yerleşerek günümüze kadar bunu devam ettirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti’nin katılımı ile 26 Mayıs 2017 tarihinde yapılan Astana Platformu,  17 Ekim 2018 tarihinde de yapılan Soçi Süreci ile Rusya Federasyonu bölgede gücünü pekiştirmiştir. Günümüzde de Ortadoğu politikasında Suriye’ye önem veren Rusya hem Ortadoğu, hem Kuzey Afrika, hem de Doğu Akdeniz bölgesinde gücünü iyice devam ettirmek için Suriye rejimi ile ilişkilerini siyasi, askeri açıdan en yüksek düzeyde devam ettirmektedir.

 

Kaynaklar

Atlıoğlu, Yasin.  “Rusya-Suriye İlişkileri ve Orta Doğuda Arap Baharı”, ed. H. Mustafa Eravcı, Suriye: Tarih, Siyaset, Dış Politika, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2018, 45-65

Ağır, Osman &Meram Takar, “Rusya-Suriye İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2, Eylül 2016, 285-306

Armaoğlu, Fahir. 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), 26. Baskı, İstanbul: Kronik Kitap, 2019.

Dilek, Mehmet Sait, “Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi – 16(2), 2017, 58-82

Aslanlı, Araz. “Rusya’nın Suriye Politikası”, ORSAM, Ağustos 2018, https://orsam.org.tr/d_hbanaliz/75tr.pdf, erişim tarihi: 25.11.2021 

Çalışkan, Burak. “Rusya-Suriye Ilişkileri ve Ortadoğu Krizlerine Etkisi”, İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, İstanbul: Mart 2016, https://www.insamer.com/tr/uploads/pdf/rapor-rusya-suriye-iliskileri-ve-ortadogu-krizlerine-etkisi.pdf, erişim tarihi: 25.11.2021 

Doster, Barış.  “Arap Baharı Özelinde Rusya’nın Suriye Politikası”, ed. Barış Adıbelli, Arap Baharı ve Suriye, İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2016, 52-72.

Gafarlı, Orhan. “Rusya-Suriye İlişkileri ve Orta Doğuda Arap Baharı”, ed. H. Mustafa Eravcı, Suriye: Tarih, Siyaset, Dış Politika, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2018, 185-191

Onjanov,Nurlan Baymoldauly.Arabulucu & Suriye Düğümü, çev. Aşur Özdemir, Ankara: Panama Yayıncılık, 2018.

Kamalov, İlyas. Putin Dönemi Rus Dış Politikası Moskova’nın Rövanşı, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2008

Sarıkaya, Burak. “Suriye İç Savaşı Perspektifinde Geçmişten Günümüze Suriye-Rusya İlişkileri”, 18.09.2015, TASAM, https://tasam.org/Files/Icerik/File/SUR%C4%B0YE_%C4%B0%C3%87_SAVA%C5%9EI_PERSPEKT%C4%B0F%C4%B0NDE_GE%C3%87M%C4%B0%C5%9ETEN_G%C3%9CN%C3%9CM%C3%9CZE_SUR%C4%B0YE_RUSYA_%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0LE___.pdf_fe7aa30c-c5d4-45a4-99cb-d94c3a0d34a2.pdf , erişim tarihi:25.11.2021

[1] Yasin Atlıoğlu,  “Rusya-Suriye İlişkileri ve Orta Doğuda Arap Baharı”, ed. H. Mustafa Eravcı, (Suriye: Tarih, Siyaset, Dış Politika), Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2018, 45-65

[2] Mehmet Sait Dilek, “Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi – 16(2), 2017, 59

[3] Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Fahir Armaoğlu,  20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), 26. Baskı, (İstanbul: Kronik Kitap), 2019, 387

[4] Barış Doster,   “Arap Baharı Özelinde Rusya’nın Suriye Politikası”, ed. Barış Adıbelli, Arap Baharı ve Suriye, (İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık), 2016, 66.

[5]Burak Sarıkaya, “Suriye İç Savaşı Perspektifinde Geçmişten Günümüze Suriye-Rusya İlişkileri”, TASAM, 18.09.2015, s.5

[6]Armaoğlu,  20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), 387

[7] Mehmet Sait Dilek, “Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri”,60

[8] Burak Çalışkan, “Rusya-Suriye İlişkileri ve Ortadoğu Krizlerine Etkisi”, İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, İstanbul: Mart 2016, https://insamer.com/wp-content/uploads/2016/03/Rusya-Suriye-I%cc%87lis%cc%a7kileri-ve-Ortadog%cc%86u-Krizlerine-Etkisi.pdf, erişim tarihi: 09.06.2021

[9]Doster,   “Arap Baharı Özelinde Rusya’nın Suriye Politikası”, 66.

[10]Araz Aslanlı, “Rusya’nın Suriye Politikası”, ORSAM, Ağustos 2018,s. 2

[11] İlyas. Kamalov,  Putin Dönemi Rus Dış Politikası Moskova’nın Rövanşı, (İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2008),234.

[12] Orhan Gafarlı, “Rusya-Suriye İlişkileri ve Orta Doğuda Arap Baharı”, ed. H. Mustafa Eravcı, Suriye: Tarih, Siyaset, Dış Politika, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2018, 189

[13] Konu hakkında geniş bilgi için bkz:Nurlan BaymoldaulyOnjanov, Arabulucu & Suriye Düğümü, çev. Aşur Özdemir, (Ankara: Panama Yayıncılık, 2018), 16-18.

[14]Gafarlı, “Rusya-Suriye İlişkileri ve Orta Doğuda Arap Baharı”, 189

[15]Osman Ağır&Meram Takar, “Rusya-Suriye İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2, Eylül 2016,  296

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 24-01-2022

Biden’ın Doğu Akdeniz Mesajı Bir Fırsat mı?

İsrail’in Tamar ve Leviathan, Mısır’ın Zohr, Güney Kıbrıs’ın Glaukus kuyularından çıkan doğal gazı, Akdeniz tabanına döşenecek uzun bir boru hattı ile Girit üzerinden Avrupa’ya 2025 yılına kadar aktarma projesi, 2016 dan itibaren önem kazanmış ve Avrupa’nın enerji güvenliği olarak Trump yönetimi tar...