< < 30 Mart Yerel Seçimleri Sonrası PKK-BDP’nin Hareket Tarzına İlişkin Senaryolara Psikopolitik Bakış


30 Mart Yerel Seçimleri Sonrası PKK-BDP’nin Hareket Tarzına İlişkin Senaryolara Psikopolitik Bakış

Yazan  02 Nisan 2014
Bu çalışma PROF. DR. ABDÜLKADİR ÇEVİK ve DR. RIFAT S. İLHAN tarafından hazırlanmıştır.

Senaryo - 1: BDP’nin hedeflediği belediye sayısına ulaşması veya belirgin bir mağlubiyetin yaşanmaması durumunda;

1- Parti liderlerinin seçim sonuçlarını kazanılmış bir “zafer” olarak sunmaları beklenmektedir. Bunun yanında bu seçim sonuçlarının PKK terör örgütü için de ayrı bir anlamı bulunmaktadır. PKK’nın bir terör örgütü olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda, seçim sonucunun “siyasi bir zafer” olması, örgüt kimliğine yönelik hem bir “kayıp tehdidi”, hem de bir “kazanç” olarak örgüt mensupları tarafından yaşanacaktır. “silahların yerine artık siyasetin önünün açılacağı” algısı PKK terör örgütünün varlığına yönelik önemli bir tehdit içermektedir. Terör örgütleri ve teröristler için silahlı eylem yapamama, demokratik, sosyoekonomik şartların iyileştirilmesi, hedef kitlenin haklarını aramak için demokratik siyasete yönelme grup kimliklerine yönelik önemli bir tehdittir. Teröristin ve terör örgütünün varlık sebebinin ortadan kalkması psikolojik bir ölüm olarak yaşanmaktadır ve böyle durumlarda fiziksel ölüm, psikolojik ölüme tercih edilir. Terör örgütü ve terörist kimliğini korumak adına takıntılı bir biçimde kendisini silahlı eylem yapma zorunluluğu içerisinde hisseder.Bu nedenle de seçim sonrasında elde edilen siyasi zaferin,  PKK’nın varlık sebebini güçlendirmek ve meşru kılma amacı ile terör örgütü mensupları tarafından sahiplenileceği beklenmektedir. Bu amaçla örgüt mensupları kendilerini geri planda hissetmemek için seçim kutlamalarında örgüte ait sembollerle boy göstereceklerdir. Bu dönemde seçimin kazanıldığı meskun mahallerde silahlı ve üniformalı örgüt mensuplarının kutlamalarının medyada boy göstermesi şarşırtıcı olmayacaktır. Müzakere sürecinin başladığı ilk günlerde örgüt mensuplarının bazı meskun mahallerde sözde mezuniyet töreni düzenlemesi ve yol kontrolü yapması bu düşüncemizi desteklemektedir. Bu anlamda, siyasi zaferin örgüte mal edilmesi yoluyla, PKK’sız bir siyasetin düşünülemeyeceği mesajı verilecektir. Böylece örgüt, gerek kendi içerisinde gerekse de hedef kitlesindeki zihinsel imajını ve kimliğini güçlendirecektir. Siyasi zafer sonrası  Örgüt imajının güçlenmesi örgüt için bir “kazanım” olacaktır.

2- “Etnik terör örgütlerinin psikolojisi”  ve “terörle mücadele” alanında yapılan çalışmalara göre, terör örgütlerinin temel hedefi kendi totaliter ideolojilerini  hedef kitleye zor kullanarak, baskı yoluyla kabul ettirmektedir. Mücadele edilen örgüt ile hedef  toplum arasındaki iletişiminin kesilmesi, terör örgütlerinin başarıya ulaşmaması için hayati önem taşımaktadır. Terör örgütlerinin fiziksel etkisinin ve baskısının halk üzerinde güçlü olduğu dönemlerde yapılan “seçimlerin”, örgütlerin silahsızlanmasını sağlamadığı, tam tersine bu örgütlerin silahlı mücadele motivasyonlarını ve örgüte katılımları arttırdığı bilinmektedir.

30 Mart seçimlerini Düşük Yoğunluklu Çatışma konsepti çerçevesinde değerlendirdiğimizde; BDP’nin bir seçim zaferi kazanması, aynı zamanda PKK terör örgütünün hedef bölge ve kitleler üzerinde politik hakimiyetini sağlaması ve güçlendirmesi anlamına da gelmektedir. Bu anlamda kazanılan siyasi zaferin silahların bırakılmasından ziyade, tam tersi bir şekilde örgüte olan katılımları arttıracağı beklenmektedir. PKK terör örgütünün politik bir güç olarak güçlenmesi ile de, özellikle 14-24 yaş  grubundaki gençlerin örgüte olan sempatisi artacaktır. Örgüt ve mensupları bölgede güçlü bir özdeşim nesnesi haline gelecektir. Bu anlamda da daha fazla gencin örgüt sempatizanı olma durumundan, örgütün aktif eylemcisi olma durumuna  geçmesi beklenmektedir. Bu anlamda bu “seçim zaferinin”, örgütün devrimci halk savaşı konseptine uygun olarak geniş bir tabana yayılması hedeflenecektir.

3- Etnik temelli terör örgütlerinin temel hedefi, örgütün ideolojik kimliğinin hedef kitleye zorla kabul ettirilmesidir. Müzakere süreci boyunca, bölge halkıyla daha rahat iletişim içerisinde olan örgüt mensuplarının, seçim sonrasında bu iletişimlerini bölge halkı üzerinde politik olarak egemenlik kurmak için kullanacakları beklenmektedir. Psikolojik alan hakimiyetinin güçlenmesi ile de bölge halkının benimseyebileceği ya da benimsediği diğer rakip kimliklerle daha kolay rekabet imkanı bulacaktır. Bu amaçla da, örgüt içerisinde inşa edilen ideolojik Kürt kimliği bölge halkının geneline baskı yoluyla kabul ettirilmeye çalışılacak, kazanılan Belediyeler bu kimliğin kurumsallaşması amacı için kullanılacaktır. Örgütün yaratmış olduğu politik olarak tek güç olma algısı sayesinde, PKK terör örgütü bölge halkı üzerinde daha kolay ve güçlü bir biçimde etki kuracak ve ideolojisini kabul ettirecektir. Politik ve psikolojik alan hakimiyetinin genişlemesi, örgütün gelecek dönemlerde “serhildan” ilan etme motivasyonunu arttıracaktır.

4Etnik terör örgütlerinin ana ideolojik hedeflerinden birisi de örgüt içerisinde üretilen kimliğin çevrede var olan diğer rakip kimlikleri sindirerek hedef kitle üzerinde tam bir politik hakimiyet kurmak ve hedef bölgelerde homojen bir ideolojik etnik kimliği hakim kılmaktır.  Bu anlamda da bölge halkının sahip olduğu diğer kimliklerin (kültürel, aşiret, dini, ulusal, etnik vb gibi) sindirilmesi söz konusudur. BDP ve PKK söylemlerinde sıklıkla vurgulanan özgür Kürdistan ve demokratik özerklik, ana dilde Kürtçe eğitim ve Kürt coğrafyaları arasındaki ticarete önceliğin verileceği gibi ideolojik kimliğin inşası için kullanılan söylemlerin, bölge halkının zihinlerinde etnik olarak homojen bir bölgede yaşadıklarına ilişkin imajı güçlendirmeyi hedeflediği görülmektedir. Böyle bir imajın oluşturulmaya çalışılması, PKK terör örgütünün ve siyasi oluşumlarının  diğer ideolojik ve etnik kimliklere karşı  psikolojik – ve tabiki ideolojik- anlamda bir etnik  arındırmaya kalkışacakları izlenimi yaratmaktadır. Bu anlamda Örgütün belirlediği bölgeler içerisinde kendi inşa ettiği kimliğin homojen olarak var olması için etnik bir arındırmaya başlaması beklenebilir. Bu açıdan homojen bir Kürt etnik  kimliğinin inşası amacıyla psikolojik olarak etnik kimlik yatırımı yapılmış coğrafyalarda rakip kimliklere karşı kitlesel eylemlerin kışkırtılması beklenmektedir. Homojen ve etnik olarak arındırılmış bir coğrafya (Kürdistan) imajının güçlenmesi, yabancı ve işgalci olarak görülen rakip kimliklerle, örgütün sunduğu ideolojik etnik kimlik arasındaki psikolojik sınırları belirgin bir biçimde keskinleştirecektir. Etnik kimliğin temel bir parçası olarak görülen coğrafi alanlarda yabancı ve işgalci bir kimliğin fiziksel olarak bulunmasının bu anlamda duygusal olarak tahammül edilemeyecek bir olgu haline gelmesi muhtemeldir. Böylece örgütün politik hakimiyetinde olan kitlelerdeki öteki ve düşman imajı güçlenerek, bu yabancı unsurların bölgeden arındırılması için güçlü bir motivasyon ve “gerçeklik” inşa edilmiş olacaktır.  (Örgütün inşa ettiği Kürt kimliğinin, tarihsel ve kültürel bir temelden kopuk bir biçimde “kendisinin ne/kim olmadığı” ile tanımladığını unutmamak gerekir).

5- Bu açından bakıldığında etnik olarak homojen bölgeler oluşturmak amacıyla; rakip kimliklerden en önemlisi olan devlet kimliğini temsil eden kurum, yetkili ve görevlilere karşı eylemlerin güçlenerek artacağı beklenmektedir. Düşman ve öteki imajının güçlenmesiyle birlikte, bu eylemlere olan katılım motivasyonunda da geçmiş dönemlere nazaran bir artışın olması söz konusu olacaktır. Özellikle siyasi zafer ile motive olmuş kitlelerin bu amaçla rahatlıkla kullanılabileceği ve güvenlik güçlerine karşı kışkırtıcı eylemlerde kullanılacakları beklenmektedir.  Bunun yanında örgüt ideolojisini benimsemeyen diğer gruplara yönelik baskının da geçmiş dönemlere göre daha da artacağı ve bölgeden göç ettirilmeye zorlanacakları düşünülmektedir.  Müzakere ve seçim çalışmaları sürecinde korucu ailelerin bu tarz tehditlere maruz kalmaları bu düşüncemizi desteklemektedir.   Bu durum, PKK terör örgütünün 30 Mart Yerel Seçimlerini  kendi stratejik hedefi olarak kullandığını göstermekte ve “siyasi zafer” sonrası örgütün kendi ideolojisi dışında kalan diğer grupları ötekileştireceklerini ve düşman haline getirecekleri ihtimalini arttırmaktadır. Bu anlamda karakollara ve devlet kurumlarına yönelik sivil kitlelerin kullanıldığı şiddet eylemlerinin artacağı beklenebilir.

6- Müzakere ve Seçim süreci boyunca BDP ve PKK terör örgütü tarafından bölge halkında demokratik özerklik beklentilerinin arttırıldığı görülmektedir. Ancak BDP liderlerinin bilerek ya da bilmeyerek göz önüne almadıkları diğer gerçeklik ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gerek sivil gerekse de askeri kurumları ile bölgede olacağıdır. Bu dış gerçeklik durumu, bu anlamda müzakere süreci ile birlikte inşa edilmeye başlayan “özgür kimlikle öz yönetime” inancına tehdit oluşturmaktadır. Seçim sonrası da, devletin her kurumu ile fiziksel olarak bölgede var olması, PKK-BDP geniş grup kimliğine bir tehdit içermektedir. Özellikle müzakere sürecinden bu yana örgüte olan katılımların ve genç kuşakların örgüt ve örgüt yönetimi ile özdeşiminin arttığı da göz önüne alındığında, grup kimliklerine tehdit hisseden özellikle de 14-25 yaş grubu arasındaki genç kuşaklar, psikolojik anlamda bir gerileme yaşayacaklardır.Psikolojik olarak yaşanan gerileme sonucunda dış gerçekliği kendi iç gerçekliklerine göre dizayn etme eğilimlerini arttırması beklenir. Bu anlamda devlet güçlerini bölgeden çıkarmak için ağırlıklı olarak bu gençlerin kullanıldığı, tahrik edici sivil eylemlerin artacağı beklenmektedir. Bu açıdan müzakere süreci boyunca, inşa edilen karakollara karşı sivil halkın katıldığı eylemlerin, seçim sonrası dönemde de yapılacak olan daha geniş katılımlı ve şiddetli eylemlere bir hazırlık niteliği taşıdığı söylenebilir. Sivil ölümleri ile devletin düşman ve işgalci imajının güçlendirilerek, daha geniş kitlelerce kabul görmesinin sağlanmaya çalışılması da mümkün gözükmektedir. Dolayısıyla demokratik özerklik söylemlerinin, bölge halkı ile güvenlik güçlerinin karşı karşıya getirilmesine hizmet ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

7-  Müzakere ve seçim süreci boyunca PKK-BDP’nin söylemlerinde sıklıkla “Kürtleri bir daha kimsenin aldatamayacağını ve hatta PKK’nın buna izin vermeyeceğini” vurgulaması;  özerklik açısından beklentisi arttırılan kitlelerin, bu beklentilerinin dışında bir dış gerçeklikle karşı karşıya kalmaları durumunda devlet tarafından aldatılmış olma duygularını tetikleyecektir. Aldatılmışlık duyguları içerisinde olan bu kitlelerin bu anlamda PKK örgütü içerisinde yoğunlaşmaları yönlendirilmeleri sağlanacaktır.

PKK terör örgütünün acımasız bir örgüt olduğu unutulmamalıdır. Örgüt, ideolojisini kabul ettirmek adına her türlü eylemi vicdansızca planlayıp uygulayabilmektedir. Bu anlamda eylemlere sivil katılımları arttırmak ve genel bir halk eylemi başlatmak adına, örgüt sempatizanı veya aktivist olan genç sivillerin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesine yol açacak tahrik edici eylemler planlamaları muhtemeldir. Bu anlamda güvenlik güçleri ile bire bir olarak örgütün silahlı mensuplarının değil, daha çok tecrübesiz ve heyecanlı genç sivillerin karşı karşıya getirileceği beklenmektedir. Bu sayede örgüt inşa ettiği düşman imajını daha da güçlendirmiş ve meşru kılmış olacaktır. Bu eylemlerin, ilerleyen dönemlerde örgüt tarafından uygulanmaya konması beklenen “serhildan” için bölge halkını psikolojik olarak hazırlama amacını da güttüğü söylenebilir.

8- Yukarıda da bahsedilen tahrik edici eylemler ve kimlik inşası sadece bölge halkına değil, Türk toplumunun geneline yönelik de psikolojik mesajlar taşımaktadır.Bu sayede, Türk toplumunda kimlik temelinde ayrışmayı kolaylaştıracak bir algının oluşturulması hedeflenmektedir.  Bu mesajlardan en önemlisi; Kürtlerin, temsilcileri olarak PKK’yı ve onun ideolojisini tercih ettiği olacaktır. Dolayısıyla Kürt kimliği ile PKK kimliği arasındaki psikolojik sınırın belirsizleşmesi hedeflenmektedir. Böyle bir algının yaratılması için, bir yandan bölgede PKK’nın zafer kazandığı, bölgeyi ele geçirdiği algısı yaratılacak, diğer yandan ülkenin diğer kesimlerinde yaşayan PKK-BDP üyelerinin tahrik edici eylemleri ile Türk ve Kürt vatandaşlar karşı karşıya getirilmeye çalışılacaktır.  Ülkenin Batı bölgelerinde yaşayan PKK-BDP üyelerinin yaptıkları eylemler, Türk geniş grup kimliğine ait olan bireylerde kimliklerine yönelik bir tehdit algısı oluşturacaktır. Bu anlamda Türk geniş grup kimliğine tehdit hisseden vatandaşların, yaşadıkları öfkeyi Kürt kökenli vatandaşlara yöneltmeleri hedeflenecektir. Türk Kürt çatışması şeklinde sunulan olaylar ile de, PKK-BDP bölge halkının tehdit algısını arttırarak, onların koruyuculuğunu üstlenecektir. Böylece Türk Kürt kimliklerinin birlikte yaşamalarının mümkün olmadığı inancını güçlendirerek, birbirinden keskin sınırlarla ayrılmış iki ayrı kimliğin zihinsel inşasını güçlendireceklerdir. Bu değerlendirmelerden en tehlikelisi bu senaryonun gerçekleşmesidir. Özellikle Türk toplumunun zihninde, bütün Kürtlerin PKK yanlısı olarak görülmesinin sağlanması, gerçek bir etnik ayrışma ve etnik kalkışmanın da temel ateşleyicisi olacaktır. Bu anlamda PKK terör örgütünün seçim sonrası eylem ve etkinliklerinde özellikle bu hedefe yoğunlaşacağı, Türk toplumunda Kürtlere karşı öfke yaratarak Türk-Kürt ayrımını psikolojik olarak belirginleştirmeye çalışacağı düşünülmektedir.

 

Senaryo - 2:  BDP-PKK’nın seçim sonuçlarının siyasi bir yenilgi olarak algılanasına yol açacak, hedef belediye sayısına ulaşamaması durumunda;

1- Siyasi bir yenilgi olarak algılanan durum sonrasında, PKK örgüt kimliğine ve örgüt varlığına yönelik bir tehdit hissedecektir. Bu anlamda örgütün ideolojik olarak inşa ettiği Kürt kimliğini gündemde tutmak amacıyla tekrar terör eylemlerine başlaması beklenmektedir.

2- Siyasi yenilgi, Cemil Bayık’ın  Nevruz etkinliklerinde sarf ettiği “Kürtlerin yok edilmesine izin vermeyeceğiz..” söylemi ile ilişkilendirilerek, örgütün kendi varlığına yönelik hissettiği tehdit, Kürt halkına yansıtılmaya çalışılacaktır. Bu açıdan Kürtleri yok olmadan kurtarmak –yani kendi örgüt kimliğini kurtarmak için- PKK’nın terör eylemlerine tekrar başlaması beklenmektedir.

3- Yenilgiden sorumlu tutulan diğer rakip ideolojik kimliklere yönelik saldırıların artması beklenebilir. Bu açıdan devlete yakın buldukları ya da daha yumuşak gördükleri HAK-PAR, HÜDA-PAR gibi siyasi oluşumlara ve tabanlarına yönelik saldırıların ve sindirme politikalarının şiddetli bir biçimde artacağı beklenmektedir.  

4- Bu senaryoda önemli olan, siyasi yenilginin PKK mensupları tarafından kendi ideolojik ve örgüt kimliklerine yönelik bir tehdit olarak algılanmasıdır. Bu açıdan örgütün temel hedefi ideolojik kimliğini gündemde tutmak ve politik hâkimiyetini tekrar sağlamak olacaktır. Dolayısıyla ideolojik kimliğinin ve politik hâkimiyetini, başka bir deyişle psikolojik alan hâkimiyetini tekrar tesis etmek adına terör eylemlerine tekrar başlayacak olması beklenmektedir. Örgütün bugüne kadar ideolojisini gündemde tutmak için terör eylemleri yapması bu düşüncemizi desteklemektedir. Terör eylemleri ayrıca, örgütün ve örgüt kimliğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.  Bu açıdan bakıldığında örgütün, varlığına yönelik bir tehdit hissetmesi durumunda temel refleksi, terör eylemlerinin yeniden geniş ölçekte başlatılması olacaktır.

5- Bununla birlikte BDP aracılığı ile tahrik edici söylemlere ağırlık verilmesi, Türk geniş grup kimliğine yönelik tehdit algısı oluşturulması, bu sayede de kendi tabanlarını dinamik tutma ve bölge halkının yok edilme korkularını tetikleme çabası içinde olacakları beklenmektedir.

6Siyasi yenilgi, bir kayıp olarak ele alındığında, bu durum PKK-BDP için bir yas durumunu da ortaya çıkarmaktadır. Normal şartlarda bir kayıp sonrası tamamlanan yas süreci sonrasında, kişiler ya da gruplar bu süreçten büyüyerek çıkarlar. Ancak ruhsal olarak gerilemiş grupların yas süreci komplike olur ve bu yas sürecindeki tepkileri karmaşık hala gelir. Terör örgütleri gibi gerilemiş gruplarda yas tepkileri;  şiddet eylemleri, öteki olarak görülen temsilleri yok etmek isteme, intikam alma gibi takıntılı uğraşlarla birliktedir. Bu açıdan bakıldığında bir terör örgütü olan PKK’nın bu yenilgi sonrasında hızlı bir biçimde düşman yaratma, intikam alma ve yaratılan bu düşmana karşı şiddet eylemlerine başvuracağı beklenmektedir. Ayrıca bu bilgiler ışığında terör örgütlerinin hiçbir zaman tamamen ortadan kaldırılamayabileceğini de söyleyebiliriz. Çok küçük marjinal bir grup olarak kalsalar bile, terör örgütü mensupları grup kimliklerini devam ettirmek adına silahlı eylemlerini sürdürmek isteyecekler ve daha önce de belirtildiği gibi grup kimliklerini korumak adına fiziksel ölümü, psikolojik ölüme tercih edeceklerdir.

7Devletin sivil siyasetin önünü açması ve bu anlamda da bölgede sivil siyaseti cesaretlendirmesi ve güçlendirmesi ile bölge halkı sivilleşmiş parti örgütlenmeleri ve kişilerle daha rahat ilişki ve özdeşim kurabilir. Bu durum,  PKK’nın silahlı bir terör örgütü olması nedeniyle toplumun beklentilerine yanıt veremediği bir konuma sokmuş olur. Sivil siyasetin önünün açılması PKK terör örgütünün inşa ettiği ideolojik kimliğe rakip yeni kimliklerin ortaya çıkması anlamına da gelmektedir. Bu açıdan bölge halkına daha fazla alternatif kimlik sunularak bunların çekici hale getirilmesi durumunda, PKK ve onun ideolojik uzantılarının sunmuş oldukları ideolojik kimliğin özdeşim nesnesi haline gelme özelliğini yitirmeye başlayacağı söylenebilir. Bu anlamda da bölgede HÜDA-PAR gibi siyasi oluşumların ortaya çıkmasıyla, BDP ve PKK’nın ciddi endişeye kapıldığı gözlenmektedir.

Sonuç

Her iki senaryonun değerlendirilmesinde, PKK’nın bir terör örgütü olduğu gerçeğinin göz önünde bulundurulmuştur.Bir terör örgütü olan PKK için temel motivasyon, bu kimliğini korumak ve sürdürmektir. Bu amaçla; seçim sonuçları ne olursa olsun, PKK terör örgütünün temel motivasyonu kendi örgüt varlığını korumak, sürdürmek ve güçlendirmek olacaktır. İlk senaryonun gerçekleşmesi durumunda; 1) örgütün seçim sonuçlarını politik bir hakimiyete dönüştürmeye çalışması ve sonrasında 2) devlet güçlerine karşı “devrimci halk savaşını” başlatmayı planlayarak terör eylemlerine daha uzun bir vadede tekrar başlaması beklenmektedir. İkinci senaryonun gerçeklemesi durumunda ise örgütün 1) politik hâkimiyetini tekrar tesis etmeye çalışması, 2) ideolojik kimliğini tekrar ortaya koyması ve gündemde kalması için terör eylemlerine kısa süre içerisinde tekrar başlaması beklenmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Sabahattin İsmail   - 14-05-2024

Kıbrıs Yeni Bir Müzakereye Zorlanıyor

Milli çıkarları savunurken 2 konu hata kaldırmaz:

Error: No articles to display