Seçimleri Kim Kaybetti Kim Kazandı? Güncellenmiş Yorum

Yazan  31 Mart 2014
Yeni gelen veriler ışığında güncellenmiş yorum

Türkiye siyasal yaşamda görünmeyen bir seçim bloğu sürecine girmiştir. 30 Mart yerel seçimleri. Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Haziran 2015 genel seçimleri. Bu seçim bloğunun ilk aşaması olan Mart 2014 Yerel seçimleri AKP iktidarının başarısı ile sonuçlandı. AKP  2011 seçimlerinde almış olduğu % 49.83’lük oydan % 43.30’adüşmüş olsa dahi AKP’nin daha fazla oy kaybedeceğine olan inanç o kadar yaygındı ki, sonuç haklı olarak önemli bir başarı olarak kabul edildi. Öte yandan Başbakan Erdoğan seçimlerden önce bir çok kez Mart 2014 seçimlerinin 17 Aralık soruşturmasından AKP’nin aklanmasına yol açacağının altını çizmiştir. Hukuk devletlerinde yargı meseleleri sandık tarafından değil üç hakim tarafından sonuca bağlanır. Ancak bir an için Erdoğan’ın ortaya koyduğu çerçevenin doğruluğundan hareket edersek, büyük halk jurisinin % 55 suçu bulduğu sonucuna da varabiliriz.  Mart 2014sonuçlarıile ilgili olarak bu seçimin temel aktörleri ile ilgili yapılabilecek tespitleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

          AKP veya Bir Siyasal Liderin Başarısı

          Elde edilen başarı bir siyasi kadronun başarısı olmaktan çok bir liderin kişisel başarısıdır. 17 Aralık 2013’den buyana Cemaat ile büyük bir siyasi mücadele içinde olan Başbakan Erdoğan bu mücadele de AKP’nin önde gelen siyasal temsilcileri ve bakanları tarafından büyük ölçüde yalnız bırakılmıştır. İç İşleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan dışında en yakın siyasi arkadaşları dahi Erdoğan’ın kayıtsız şartsız yanında olmamışlardır.   

        Erdoğan buna rağmen büyük ölçüde seçmeni radikalleştirerek bölme ve ötekileştirme stratejisi ile arkasında önemli bir seçmen desteği oluşturma başarısını gösterdi. Bu seçimlerin gösterdiği en önemli sonuç merkez sağ seçmenin AKP’da kalıcı hale geldiğinin ortaya çıkmasıdır. Normal koşullarda merkez sağ seçmen, rüşvet, hırsızlık ve sert söylemlerden hızla uzaklaşan bir seçmendir.  Bu seçimlerde bütün bu faktörler, AKP’nin aleyhine olarak seçimleri etkilemiş ise de daha önce DYP-ANAP çizgisinde olan seçmen üstelik AKP’lileşerek AKP’de kalmıştır. Ancak bu arada altı çizilmesi gereken nokta AKP’nin seçim galibiyetine rağmen 2011 seçimlerinde  21 milyon 353 bin olan AKP oyu 2 milyon 242 bin düşerek 2014 seçimlerinde 19 milyon 111 bine düşmüştür.

         İkinci husus AKP’nin temsil ettiği düşünülen hayat tarzından dolayı AKP’ye oy veren seçmen AKP gider ise hayat tarzına tekrar müdahale edileceğini düşünerek Erdoğan’a hakim çıkmıştır. Diğer partiler AKP seçmenine bu konuda yeterince güvence verememişlerdir.

       Üçüncü husus demokratik yaşamın kendi kuralları içinde gerçekleştiği bir ülkede en güçlü hükümetleri bile iktidardan götürecek kadar siyasal skandal ve anayasasal bir darbe ile AKP hükümetinin 17 Aralık sonrasında Anayasa’nın yargı güvencesini ile ilgili 138. Maddesini askıya almasını AKP seçmeni onaylamıştır. AKP’nin başarısının en korkutucu boyutu da budur. Seçmenin çok önemli bir boyutunun anayasa ihlalini onaylamıştır.

       Dördüncü hususmodern siyasete  uygun etkin propaganda mekanizmasının  AKP tarafından oluşturulduğu gerçeğinin bir kez daha ortaya çıkmasıdır.

          AKP açısından seçimlerin sonuçlarını şu şekilde özetleyebiliriz.

         1)Nihayet, seçimler sonrasında AKP içinde bir hesaplaşma olacaktır. Erdoğan bu süreçte kendisini yalnız bırakan siyasetçiler ile hesaplaşacaktır. Çünkü Erdoğan, önümüzdeki iki seçim sürecinde kendisini 30 Mart seçimlerinde yalnız bırakan siyasetçiler ile gitmeyecektir.

          2)Bu seçimler Erdoğan’ın gündemden kalkmış görünen cumhurbaşkanlığı adaylığını tekrar gündeme getirmiştir. Erdoğan, seçimlere ve gerginliğe devam niteliği taşıyan balkon konuşmasında cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmiştir.

         3)Önümüzdeki günlerde AKP iktidarı özellikle basın ve ekonomi dünyasına karşı otoriterleşerek yoluna devam edecektir. Bunun mesajı iktidara yakın gazeteciler tarafından verilmiştir. Meşru ve gayrimeşru gazetecilik tanımı yapılarak alan meşru olmayan bir şekilde gazetecilik alanları çizilmiştir.

        4)Cemaate karşı hazırlanan operasyon çok ağır bir şekilde başlayacaktır. Bu küçükte olsa engelleme ihtimali olan tek şey cemaatin AKP’ye kapsamlı bir biatı kabul etmesidir. Ancak böyle bir biat teklifinin bile Başbakan Erdoğan’ı durdurması çok mümkün görünmemektedir.

         Sayısal Olarak Sabit  Kalan Mağlup CHP

         Bu seçimlerdeki ikinci önemli faktör şüphesiz ki ana muhalefet partisi CHP’dir. CHP bu seçimlerinde 2011’de % 25.98 olan oyunu % 25.64’a düşmüştür. CHP’nin2011’de 11  milyon 155 bin olan oyu 2014 seçimlerinde 11 milyon 270 bin olarak sabit kalmıştır.Bu da bu seçimlerde CHP’den daha iyi bir sonuç alacağı konusunda gelişen yüksek beklenti ile ilgilidir. Görülen odur ki, CHP Genel Başkanı kişisel olarak çok çalışmasına rağmen CHP parti örgütü uzun vadeli, sistemli ve sert bir çalışma süreci için uygun değildir. Enerjisini dış mücadeleden çok iç mücadeleye harcamaktadır. Siyasal propaganda anlayışı arkaiktir. Bütün bu faktörler bir araya gelince CHP, Ankara ve İstanbul’da MHP’den çok önemli bir oy aktarımı almasına rağmen % 30’u aşamamıştır. Öte yandan CHP, Manisa, Erzurum ve iç Anadolu illerinde MHP’ye küçük oy aktarımlarında bulunmuştur. Görülen odur ki, CHP’nin gerçek oyu % 25-26 bandındadır.

       Bu sonuçların CHP için sonuçlarını şu şekilde öngörebiliriz.

       1)CHP’de genel başkanlık tartışmaları belirleyici olmasa da başlayacaktır.

       2)Tasfiye edileceği söylenen ulusalcı kanat güçlenecektir.

       Özgüveni Artan MHP

       Mart 2014 seçimlerinin 2011 Haziran seçimlerine göre oy artıran bir diğer partisi   MHP’dir. MHP oyları % 13.10’dan, %17.67’ye çıkmıştır. MHP oylarında sayısal olarak da 2 milyon 133 bin artış olmuş ve 5 milyon 585 binden 7 milyon 718 bine yükselmiştir.Üstelik, Ankara’da MHP oylarının % 50’si, İstanbul’da % 40’ı CHP’ye gitmiş olmasına rağmen MHP’nin oylarının artmış olması özellikle eski Selçuklu coğrafyasında AKP’den MHP’ye oy dönüşü olduğunu göstermektedir. Eğer MHP bazı aday seçimlerinde doğru adımlar atsaydı, MHP oylarının % 18-20bandına çıkmasının mümkün olduğu görülmektedir.Üstelik MHP Afyonkarahisar, Kütahya, Kastamonu, Çankırı, Iğdır, Nevşehir’de % 40’ın üzerinde oy ile 2. Parti olmuştur. Bayburt, Bilecik, Erzincan, Erzurum, Aksaray, Amasya, Tokat, Gümüşhane, Uşak, Kırıkkale, Balıkesir, Kırşehir, Yozgat, Düzce ve Kilis’te % 30’un üzerinde oy alarak 2. Parti olmuştur. Elazığ, Karaman, Sakarya, Kayseri, Samsun’da ise % 25’in üzerinde oy alarak 2. Parti olmuştur. Özetle, MHP toplam 26 ilde ikinci partidir. Bu sonuçlar gelecek seçimler için iyi bir çıkış noktası oluşturmaktadır.

      Bu sonuçların MHP için belirleyici sonuçları olmayacaktır. MHP’nin kaybetse de bir çok ilde oylarını artırmış olması teşkilatların özgüvenini artıracaktır.

      Aslında Kazanırken Mağlup Olan BDP

      BDP açısından seçimlerin sonuçları, Abdullah Öcalan’ın  koyduğu  seçim hedeflerine ulaşılamadığı ortaya çıkmıştır. Öcalan, 2 milyon 800 bin yani %  6.58 oyun BDP oyunun 4 milyona çıkarılması hedefi yani  % 10 bandı üzerine çıkarılması talimatını vermiştir. Oysa BDP oyu Türkiye genelinde 6.40’da  kalmıştır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da 2011 seçimlerinde % 51.4 olan BDP oyunun Öcalan tarafından % 80 üzerine çıkarılması hedefi de gerçekleştirilememiş ve % 51.6’da kalmıştır.  Ancak BDP’nin 8 olan il belediye başkanlığı sayısı Ağrı ve Bitlis’i BDP tarafından alınması ile 10’a çıkmıştır.

       BDP’nin anketlerde % 8-9 aralığında çıkan oylarının % 6.6’sında kalması batıda BDP oylarının büyük ölçüde AKP’ye kaydığını göstermektedir. BDP bu seçimlerden kendi koyduğu hedefler açısından mağlup çıkmıştır. Son beş senede özellikle BDP’nin Güneydoğu Anadolu’da sahip olduğu etkinlik açısından düşünülür ise 2011 yerel seçimlerinin İmralı, Kandil ve BDP’de büyük ölçüde hayal kırıklığı yaratacaktır. BDP bundan sonra ki süreçte yoğun bir şekilde demokratik özerklik üzerinde çalışacaktır.

     Parti Olmamasına Rağmen Seçimlerde Mağlup Olan Cemaat

     Bir siyasal parti olmamakla beraber Gülen Cemaati de yerel seçimlerin önemli bir aktörü olmuştur. Bu seçimlerin en önemli sonuçlarından birisi Cemaatin büyük ekonomik ve kültürek gücünün siyasetteki karşılığının düşünüldüğü kadar yüksek olmadığı hususunun ortaya çıkmasıdır. Gülen Cemaati seçimlerde açık taraf olmasına ve AKP Hükümetine karşı sadece medya değil saha da çok etkili bir muhalefet yürütmesine rağmen istediği sonucu alamamıştır. Gülen Cemaatinin % 3 civarında olduğu iddia edilen oyu dışında bir seçmen grubunu etkileyemediği ortaya çıkmıştır.

      Seçimlerin en önemli sonuçları Gülen Cemaati için ortaya çıkacak sonuçlardır. Başbakan Erdoğan balkon konuşmasında siyasal muhalefetten çok Gülen Cemaatine yönelik sert açıklamalar yapması önümüzdeki günlerde başlayacak operasyonların habercisidir.

      Ara Seçimlerin Sonuçları: Büyük Jüri Sanık Suçlu Dedi % 55-45

     Mart 2014 seçimleri bir ara seçim niteliği ile istikrar getirici bir sonuç değil, yeni bir mücadele sürecinin ilk adımı olmuştur. AKP önümüzdeki seçimlere büyük bir özgüven tazelemesi ile gidecektir. Erdoğan’ın parti içindeki tartışmasız otoritesi güçlenecek, başkanlık sistemi tartışması tekrar gündeme gelecektir. Bu özgüven yükselmesi otoriterleşme sürecini de güçlendirecektir. Ayrıca altı çizilmesi gereken husus, eğer bu sonuçlar 17 Aralık operasyonun oylanması olarak yorumlanır ise her yüz kişiden 55 kişi suçlu, 45 kişi suçsuz demiştir. Yani büyük jüri suçlu kararı vermiştir.

       Seçim sonuçları 17 Aralık sonrasında Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından Anayasa’nın askıya alındığı ve hukuk devletini tasfiye edildiği gerçeğini de ortadan kaldırmayacaktır. Önümüzdeki aylarda devam edecek olan seçim kampanyası tansiyonun sürekli yüksek olmasını sağlayacaktır. Kaset savaşları yeni kasetler ile devam edecektir. Ancak bu sefer kasetlerin karşılığı gözaltına almalar ve tutuklamalar olacaktır. Basın üzerindeki baskılar devam edecektir. Ancak korku duvarının aşıldığı bir Türkiye’de bu baskılar bir ezilme değil, tepki üretecektir. Türkiye’nin etnik federasyon sürecindeki ilerlemesi devam edecektir. Özetle gerilimli günler devam edecektir.

Türkiye siyasal yaşamda görünmeyen bir seçim bloğu sürecine girmiştir. 30 Mart yerel seçimleri. Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Haziran 2015 genel seçimleri. Bu seçim bloğunun ilk aşaması olan Mart 2014 Yerel seçimleri AKP iktidarının başarısı ile sonuçlandı. AKP  2011 seçimlerinde almış olduğu % 49.83’lük oydan % 43.30’adüşmüş olsa dahi AKP’nin daha fazla oy kaybedeceğine olan inanç o kadar yaygındı ki, sonuç haklı olarak önemli bir başarı olarak kabul edildi. Öte yandan Başbakan Erdoğan seçimlerden önce bir çok kez Mart 2014 seçimlerinin 17 Aralık soruşturmasından AKP’nin aklanmasına yol açacağının altını çizmiştir. Hukuk devletlerinde yargı meseleleri sandık tarafından değil üç hakim tarafından sonuca bağlanır. Ancak bir an için Erdoğan’ın ortaya koyduğu çerçevenin doğruluğundan hareket edersek, büyük halk jurisinin % 55 suçu bulduğu sonucuna da varabiliriz.  Mart 2014sonuçlarıile ilgili olarak bu seçimin temel aktörleri ile ilgili yapılabilecek tespitleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

          AKP veya Bir Siyasal Liderin Başarısı

          Elde edilen başarı bir siyasi kadronun başarısı olmaktan çok bir liderin kişisel başarısıdır. 17 Aralık 2013’den buyana Cemaat ile büyük bir siyasi mücadele içinde olan Başbakan Erdoğan bu mücadele de AKP’nin önde gelen siyasal temsilcileri ve bakanları tarafından büyük ölçüde yalnız bırakılmıştır. İç İşleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan dışında en yakın siyasi arkadaşları dahi Erdoğan’ın kayıtsız şartsız yanında olmamışlardır.   

        Erdoğan buna rağmen büyük ölçüde seçmeni radikalleştirerek bölme ve ötekileştirme stratejisi ile arkasında önemli bir seçmen desteği oluşturma başarısını gösterdi. Bu seçimlerin gösterdiği en önemli sonuç merkez sağ seçmenin AKP’da kalıcı hale geldiğinin ortaya çıkmasıdır. Normal koşullarda merkez sağ seçmen, rüşvet, hırsızlık ve sert söylemlerden hızla uzaklaşan bir seçmendir.  Bu seçimlerde bütün bu faktörler, AKP’nin aleyhine olarak seçimleri etkilemiş ise de daha önce DYP-ANAP çizgisinde olan seçmen üstelik AKP’lileşerek AKP’de kalmıştır. Ancak bu arada altı çizilmesi gereken nokta AKP’nin seçim galibiyetine rağmen 2011 seçimlerinde  21 milyon 353 bin olan AKP oyu 2 milyon 242 bin düşerek 2014 seçimlerinde 19 milyon 111 bine düşmüştür.

         İkinci husus AKP’nin temsil ettiği düşünülen hayat tarzından dolayı AKP’ye oy veren seçmen AKP gider ise hayat tarzına tekrar müdahale edileceğini düşünerek Erdoğan’a hakim çıkmıştır. Diğer partiler AKP seçmenine bu konuda yeterince güvence verememişlerdir.

       Üçüncü husus demokratik yaşamın kendi kuralları içinde gerçekleştiği bir ülkede en güçlü hükümetleri bile iktidardan götürecek kadar siyasal skandal ve anayasasal bir darbe ile AKP hükümetinin 17 Aralık sonrasında Anayasa’nın yargı güvencesini ile ilgili 138. Maddesini askıya almasını AKP seçmeni onaylamıştır. AKP’nin başarısının en korkutucu boyutu da budur. Seçmenin çok önemli bir boyutunun anayasa ihlalini onaylamıştır.

       Dördüncü hususmodern siyasete  uygun etkin propaganda mekanizmasının  AKP tarafından oluşturulduğu gerçeğinin bir kez daha ortaya çıkmasıdır.

          AKP açısından seçimlerin sonuçlarını şu şekilde özetleyebiliriz.

         1)Nihayet, seçimler sonrasında AKP içinde bir hesaplaşma olacaktır. Erdoğan bu süreçte kendisini yalnız bırakan siyasetçiler ile hesaplaşacaktır. Çünkü Erdoğan, önümüzdeki iki seçim sürecinde kendisini 30 Mart seçimlerinde yalnız bırakan siyasetçiler ile gitmeyecektir.

          2)Bu seçimler Erdoğan’ın gündemden kalkmış görünen cumhurbaşkanlığı adaylığını tekrar gündeme getirmiştir. Erdoğan, seçimlere ve gerginliğe devam niteliği taşıyan balkon konuşmasında cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmiştir.

         3)Önümüzdeki günlerde AKP iktidarı özellikle basın ve ekonomi dünyasına karşı otoriterleşerek yoluna devam edecektir. Bunun mesajı iktidara yakın gazeteciler tarafından verilmiştir. Meşru ve gayrimeşru gazetecilik tanımı yapılarak alan meşru olmayan bir şekilde gazetecilik alanları çizilmiştir.

        4)Cemaate karşı hazırlanan operasyon çok ağır bir şekilde başlayacaktır. Bu küçükte olsa engelleme ihtimali olan tek şey cemaatin AKP’ye kapsamlı bir biatı kabul etmesidir. Ancak böyle bir biat teklifinin bile Başbakan Erdoğan’ı durdurması çok mümkün görünmemektedir.

         Sayısal Olarak Sabit  Kalan Mağlup CHP

         Bu seçimlerdeki ikinci önemli faktör şüphesiz ki ana muhalefet partisi CHP’dir. CHP bu seçimlerinde 2011’de % 25.98 olan oyunu % 25.64’a düşmüştür. CHP’nin2011’de 11  milyon 155 bin olan oyu 2014 seçimlerinde 11 milyon 270 bin olarak sabit kalmıştır.Bu da bu seçimlerde CHP’den daha iyi bir sonuç alacağı konusunda gelişen yüksek beklenti ile ilgilidir. Görülen odur ki, CHP Genel Başkanı kişisel olarak çok çalışmasına rağmen CHP parti örgütü uzun vadeli, sistemli ve sert bir çalışma süreci için uygun değildir. Enerjisini dış mücadeleden çok iç mücadeleye harcamaktadır. Siyasal propaganda anlayışı arkaiktir. Bütün bu faktörler bir araya gelince CHP, Ankara ve İstanbul’da MHP’den çok önemli bir oy aktarımı almasına rağmen % 30’u aşamamıştır. Öte yandan CHP, Manisa, Erzurum ve iç Anadolu illerinde MHP’ye küçük oy aktarımlarında bulunmuştur. Görülen odur ki, CHP’nin gerçek oyu % 25-26 bandındadır.

       Bu sonuçların CHP için sonuçlarını şu şekilde öngörebiliriz.

       1)CHP’de genel başkanlık tartışmaları belirleyici olmasa da başlayacaktır.

       2)Tasfiye edileceği söylenen ulusalcı kanat güçlenecektir.

       Özgüveni Artan MHP

       Mart 2014 seçimlerinin 2011 Haziran seçimlerine göre oy artıran bir diğer partisi   MHP’dir. MHP oyları % 13.10’dan, %17.67’ye çıkmıştır. MHP oylarında sayısal olarak da 2 milyon 133 bin artış olmuş ve 5 milyon 585 binden 7 milyon 718 bine yükselmiştir.Üstelik, Ankara’da MHP oylarının % 50’si, İstanbul’da % 40’ı CHP’ye gitmiş olmasına rağmen MHP’nin oylarının artmış olması özellikle eski Selçuklu coğrafyasında AKP’den MHP’ye oy dönüşü olduğunu göstermektedir. Eğer MHP bazı aday seçimlerinde doğru adımlar atsaydı, MHP oylarının % 18-20bandına çıkmasının mümkün olduğu görülmektedir.Üstelik MHP Afyonkarahisar, Kütahya, Kastamonu, Çankırı, Iğdır, Nevşehir’de % 40’ın üzerinde oy ile 2. Parti olmuştur. Bayburt, Bilecik, Erzincan, Erzurum, Aksaray, Amasya, Tokat, Gümüşhane, Uşak, Kırıkkale, Balıkesir, Kırşehir, Yozgat, Düzce ve Kilis’te % 30’un üzerinde oy alarak 2. Parti olmuştur. Elazığ, Karaman, Sakarya, Kayseri, Samsun’da ise % 25’in üzerinde oy alarak 2. Parti olmuştur. Özetle, MHP toplam 26 ilde ikinci partidir. Bu sonuçlar gelecek seçimler için iyi bir çıkış noktası oluşturmaktadır.

      MHP’nin bir çok ilde oylarını artırmış olması teşkilatların özgüvenini artıracaktır.

      Aslında Kazanırken Mağlup Olan BDP

      BDP açısından seçimlerin sonuçları, Abdullah Öcalan’ın  koyduğu  seçim hedeflerine ulaşılamadığı ortaya çıkmıştır. Öcalan, 2 milyon 800 bin yani %  6.58 oyun BDP oyunun 4 milyona çıkarılması hedefi yani  % 10 bandı üzerine çıkarılması talimatını vermiştir. Oysa BDP oyu Türkiye genelinde 6.40’da  kalmıştır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da 2011 seçimlerinde % 51.4 olan BDP oyunun Öcalan tarafından % 80 üzerine çıkarılması hedefi de gerçekleştirilememiş ve % 51.6’da kalmıştır.  Ancak BDP’nin 8 olan il belediye başkanlığı sayısı Ağrı ve Bitlis’i BDP tarafından alınması ile 10’a çıkmıştır.

       BDP’nin anketlerde % 8-9 aralığında çıkan oylarının % 6.6’sında kalması batıda BDP oylarının büyük ölçüde AKP’ye kaydığını göstermektedir. BDP bu seçimlerden kendi koyduğu hedefler açısından mağlup çıkmıştır. Son beş senede özellikle BDP’nin Güneydoğu Anadolu’da sahip olduğu etkinlik açısından düşünülür ise 2011 yerel seçimlerinin İmralı, Kandil ve BDP’de büyük ölçüde hayal kırıklığı yaratacaktır. BDP bundan sonra ki süreçte yoğun bir şekilde demokratik özerklik üzerinde çalışacaktır.

     Parti Olmamasına Rağmen Seçimlerde Mağlup Olan Cemaat

     Bir siyasal parti olmamakla beraber Gülen Cemaati de yerel seçimlerin önemli bir aktörü olmuştur. Bu seçimlerin en önemli sonuçlarından birisi Cemaatin büyük ekonomik ve kültürek gücünün siyasetteki karşılığının düşünüldüğü kadar yüksek olmadığı hususunun ortaya çıkmasıdır. Gülen Cemaati seçimlerde açık taraf olmasına ve AKP Hükümetine karşı sadece medya değil saha da çok etkili bir muhalefet yürütmesine rağmen istediği sonucu alamamıştır. Gülen Cemaatinin % 3 civarında olduğu iddia edilen oyu dışında bir seçmen grubunu etkileyemediği ortaya çıkmıştır.

      Seçimlerin en önemli sonuçları Gülen Cemaati için ortaya çıkacak sonuçlardır. Başbakan Erdoğan balkon konuşmasında siyasal muhalefetten çok Gülen Cemaatine yönelik sert açıklamalar yapması önümüzdeki günlerde başlayacak operasyonların habercisidir.

      Ara Seçimlerin Sonuçları: Büyük Jüri Sanık Suçlu Dedi % 55-45

     Mart 2014 seçimleri bir ara seçim niteliği ile istikrar getirici bir sonuç değil, yeni bir mücadele sürecinin ilk adımı olmuştur. AKP önümüzdeki seçimlere büyük bir özgüven tazelemesi ile gidecektir. Erdoğan’ın parti içindeki tartışmasız otoritesi güçlenecek, başkanlık sistemi tartışması tekrar gündeme gelecektir. Bu özgüven yükselmesi otoriterleşme sürecini de güçlendirecektir. Ayrıca altı çizilmesi gereken husus, eğer bu sonuçlar 17 Aralık operasyonun oylanması olarak yorumlanır ise her yüz kişiden 55 kişi suçlu, 45 kişi suçsuz demiştir. Yani büyük jüri suçlu kararı vermiştir.

       Seçim sonuçları 17 Aralık sonrasında Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından Anayasa’nın askıya alındığı ve hukuk devletini tasfiye edildiği gerçeğini de ortadan kaldırmayacaktır. Önümüzdeki aylarda devam edecek olan seçim kampanyası tansiyonun sürekli yüksek olmasını sağlayacaktır. Kaset savaşları yeni kasetler ile devam edecektir. Ancak bu sefer kasetlerin karşılığı gözaltına almalar ve tutuklamalar olacaktır. Basın üzerindeki baskılar devam edecektir. Ancak korku duvarının aşıldığı bir Türkiye’de bu baskılar bir ezilme değil, tepki üretecektir. Türkiye’nin etnik federasyon sürecindeki ilerlemesi devam edecektir. Özetle gerilimli günler devam edecektir.

 

 

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 28-09-2022

Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz

Dünyada bir enerji dar boğazı var. Bu özellikle doğal gaz ve petrol gibi temel enerji girdilerini üretmeyen, ithal eden, kolaylıkla ikame edemeyen ve yurt içi tüketimi uzlaşma ile kısamayan ülkeler için gırtlağa takılan kılçık gibi, battıkça acıtıyor. Tüketimi kısıtlayıcı önlemler alamayan veya alın...