Orman Yangınlarının Öğrettikleri

Yazan  22 Haziran 2022

Akdeniz coğrafyasında bitkiler var olduğundan bu yana orman yangınları da söz konusu. Üstelik bu yangınların Akdeniz bitkilerinin evriminde, gençleşme ve üreme süreçlerinde önemli bir katkısı olduğu bilim insanlarınca gündeme getiriliyor.

İklim değişikliği neticesinde ortalama sıcaklıkların yükselmesi ve hava anomalilerinin sıklaşmasıyla beraber orman yangınlarının da daha sık gerçekleşmesi bir süredir bekleniyordu. Madem gelecek yıllarda orman yangını haberlerine daha sık maruz kalacağız, o hâlde bilinçli birer insan ve yurttaş olarak bu konu hakkındaki bilgi birikimimizi artırmamız lazım gelir. İşte son yangın felaketleri neticesinde öğrendiklerimiz.

Ormanlarımız niçin yanıyor?

Türkiye'de orman yangınlarının çıkmasında en önemli etken insani faaliyetler. Yangınların ortalama %10'u doğal nedenlerden çıkıyor. Doğal nedenler deyince Türkiye şartlarında akla ilk gelen etken yıldırımlar oluyor. Ancak, genelde yağışlı havalarda görüldükleri için yıldırım kaynaklı yangınlarda tahrip olan orman alanı sınırlı kalıyor.

Sanayi devriminden bu yana yaşanan insani faaliyetlerden ötürü ortaya çıkan iklim krizi neticesinde ortalama sıcaklıklar dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de yükseliş gösteriyor. Bu nedenle yaz aylarında Toros dağlarından Akdeniz'e inen fön rüzgarları son senelerde her zamankinden daha sıcak. Bu sıcak hava dalgası gittiği bölgede nem oranını %10'un altına düşürerek orman yangınlarına adeta davetiye çıkarıyor.

Son on yılda yaklaşık 340.000 hektar ormanlık alan üzerine çeşitli işletmeler yerleşiyor. Enerji santralleri, maden ocakları, ulaşım ve iletişim altyapıları, enerji nakil hatları, üniversite yerleşkeleri ve mezarlıklar, ormanlık alanlara doğru yayılıyor. Hâl böyleyken orman-insan etkileşimi artıyor ve bahsettiğimiz üzere orman yangınlarının çıkış noktasını büyük oranda insan-orman etkileşimi oluşturuyor.

Orman yangınlarıyla mücadelede başarı oranı niçin düşüyor?

1950'lerden bu yana ülkemizde orman yangını sayısında artış yaşanıyor olmasına rağmen yanan orman alanları etkili mücadele neticesinde azalıyordu. Bu ilişki son on yılda tersine döndü ve orman yangınlarında tahrip olan orman alanları katlanarak büyüdü.

Orman yangınlarıyla mücadelede en büyük sorumluluk Orman Genel Müdürlüğü'ne (OGM) düşüyor. Ancak yakın geçmişe baktığımızda OGM 'nin toplam personel sayısının düştüğü görülüyor. Üstelik memur ve sürekli işçi sayısı azalırken, sözleşmeli ve geçici işçilerin oranı artıyor. Hem personel sayısındaki azalış hem de sözleşmeli işçilerin iş garantisinin olmayışı, kuşkusuz çalışanların verimliliği ve motivasyonunu olumsuz yönde etkiliyor.

Eskiden yangın riski bulunan bölgelerde önlem maksadıyla kuru ot temizliği yapılıyordu. Ancak geçtiğimiz birkaç yılda OGM'nin personel yetersizliği gerekçe gösterilerek bu uygulamadan da vazgeçilmiş. Bu durum yangın çıkma ihtimalini artırmakla kalmıyor, yangının hızla yayılmasını da kolaylaştırıyor.

Yangınla mücadelede hangi hava araçları kullanılmalıdır?

2019 yılına kadar THK'nın bünyesinde bulunan 6 adet yangın söndürme uçağı OGM tarafından kiralanıyordu ve bu uçaklar Türkiye'nin beş farklı yerinde konuşlandırılıyordu. 2019'da ne THK'nın ne de başka kurumların uçakları kiralanmazken geçtiğimiz sene yalnızca iki adet uçak kiralandı. Geçen sene açılan ihale sonucunda Beriev-200 tipi üç adet Rus uçağı yangın söndürme faaliyetlerine sevk edildi. Söz konusu modelin su taşıma kapasitesi yüksek olmasına rağmen Türkiye'nin coğrafi şartlarına ne kadar uygun bir araç olduğu şaibeli. Ne yazık ki bu uçaklardan birisi Kahramanmaraş'ta yangın söndürme çalışmalarına katıldığı sırada çakıldı ve kazanın ardından 8 kişi yaşamını yitirdi. Uzmanların ifadelerine göre Türkiye coğrafyasının engebeli arazisinde kullanılması uygun olan uçak tipi, küçük ve manevra kabiliyeti yüksek olanlar. CL-215 model THK uçakları tam da biraz önce bahsedilen niteliklere uygun.

Yangınla mücadeleye destek amacıyla geçen sene İspanya'dan iki, Hırvatistan'dan bir adet uçak gönderildi. İspanya'dan gelen uçaklar da THK'nın uçaklarıyla aynı modelde. Tek farkları, İspanyol uçakları türbin motorlu iken, THK uçaklarının piston motorlu olması. Bu da THK uçaklarının bakım maliyetinin biraz daha fazla olduğu anlamına geliyor.

Helikopterler ise yangın genişlemeden önce veya soğutma çalışmalarında daha etkili kullanılabiliyor. İçeri bölgelerde oluşturulan havuzlardan su ikmali yapabildiği ve denize ulaşmak zorunda kalmadığı için zaman yönünden tasarruf sağlıyor. Ancak pervanesinin yarattığı hava akımı çam kozalaklarının patlamasına neden olduğu için yangının yüzlerce metre öteye taşınmasına neden olabiliyor. Bu nedenle yangının yayıldığı esnada kullanımı tercih edilmiyor.

Neden genellikle Türkiye'nin sahil kesimlerinde orman yangınları çıkıyor?

Türkiye'de yan­gın­lar büyük oranda 600 mt. rakım seviyesinin altında çıkıyor. Bu bölgelerde insan etkileşiminin yoğun olması da yangın çıkmasında etkili.

Ormanlarımız Anayasa ile korunuyor.

Ülkemizde yaklaşık 22.9 milyon hektarlık alan ormanlarla kaplı. Ormanlarımızın büyük bir oranı Devlet Ormanı statüsünde. Ormanlarımız anayasamızın 169. maddesiyle korunuyor. Muhtemeldir ki Türkiye, ormanlarını anayasasına koyduğu hükümlerle koruma altına alan tek ülke.

İlgili maddeye göre yanan alanlar yeniden ağaçlandırılmak zorunda ve yangından zarar gören ormanlık alanlara turistik otel inşa edilmesi mümkün değil. (Ancak 1982 yılında çıkarılan 2634 sayılı turizmi teşvik kanunun 8. md. gereğince, sağlıklı orman alanlarına otel inşa etmek mümkün.) Orman kanununun 6831. maddesi gereğince ormana karşı işlenen suçlar affa dahi tabi tutulamıyor. Teoride ormanlarımız mükemmel bir şekilde korunuyor olmasına rağmen ne yazık ki uygulamada bu kanunlar yeterince tatbik edilmiyor.

Yangından sonra ağaçlandırma yapılmalı mıdır?

Ülkemiz coğrafyasında Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde makiler yansa dahi köklerinden yeniden filizlenebiliyor. Kızılçam ağaçları ise yangından sonra kozalaklarını etrafa dağıttığı için yeniden doğmak için fırsat buluyor. Dolayısıyla yangın sonrasında bölgenin endemik çeşitliliğini devam ettirmek ve doğal yapısını bozmamak adına ağaçlandırma yapılmaması gerekiyor. Sadece uzmanların yaptığı inceleme sonucunda kendi kendini yenileyemeyeceği düşünülen alanları ağaçlandırmak lazım. Ancak, yangın sonrası orman arazilerinin ranta açılacağı endişesi, toplumu hükümet ve STK'lar üzerinde baskı yapmaya teşvik ediyor. Bu nedenle bazı bölgeler toplum baskısı neticesinde ağaçlandırılıyor.

Türkiye'de ağaçlandırma çalışmaları ne durumda?

1946'dan beri Türkiye'de ağaçlandırma yapılıyor. O zamandan bu yana senede ortalama 30 bin hektarlık alan ağaçlandırıldı. 2010 - 2019 yılları arasında her sene ortalama 40 bin hektar alan ağaçlandırılmışken, bu oran 2000 - 2010 yılları arasında 25-30 bin civarındaydı. 2019 yılında 17 bin hektarlık, 2020 yılında ise 28 bin hektarlık alan ağaçlandırıldı.

Bundan sonra ne yapılması gerekiyor?

Görüldüğü üzere orman yangınları Akdeniz coğrafyasında hep vardı. Hatta geçtiğimiz sene yalnız Türkiye'de değil; Fransa, İspanya, İtalya, Yunanistan, KKTC, Suriye ve Lübnan'da da orman yangınları çıktı. Ancak iklim değişikliği nedeniyle orman yangınlarının kapsamı genişlediği için artık bu mesele kamuoyunun gündemine daha sık girer oldu.

Orman yangınları nedeniyle kaybettiğimiz ormanlık alan 2018 yılında 5.644 hektar, 2019 yılında 11.332 hektar ve 2020 yılında ise 20.971 hektar. Ancak, yalnızca 2021 yılının yaz aylarında çıkan yangınlar neticesinde yanan ormanlık alan (şu ana dek tespit edilebildiği kadarıyla) 126 bin hektarı geçmiş durumda. Sanıyorum paylaşılan rakamlar durumun vahametini yeterince ortaya koyuyor.

Küresel iklim krizi yakın ve orta gelecekte iyiye gidecek gibi durmuyor. Bu da orman yangınlarının önümüzdeki yıllarda canımızı çok daha fazla yakabileceği anlamına geliyor. Bu ifadeyi yalnız doğal habitat varlığımızda yaşadığımız kayıpları değil ayrıca muhtemel insan kayıplarını da göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekiyor. Bu nedenle fazla vakit kaybetmeden gerekli önlemleri almalıyız. OGM personelinin mevcudunu artırmalı ve orman yangınlarıyla mücadelede büyük bir özveriyle çalışan bu kahramanlarımızın çalışma koşullarını iyileştirmeliyiz. Her ne kadar belirli bölgelerde yangın gözetleme kuleleri bulunuyorsa da orman yangınları büyük oranda duyarlı vatandaşlarımızın Alo 177'ye yaptıkları ihbarlarla tespit ediliyor. Orman yangınlarının genişlemeden söndürülmesi elzem. Ve ne kadar erken müdahale edilirse doğal varlıklarımızı kurtarma ihtimalimiz o kadar yükseliyor. Bu nedenle orman sıcaklığının yükseldiği alanların teknolojinin de yardımıyla düzenli olarak gözetlenip tespit edilmesi gerekir. İnsansız Hava Araçlarının kullanımı yangınla mücadeleye doğru genişletilmelidir. Alanında uzman bilim insanlarından faydalanılmalı, iklim modellemeleri yapılarak sıcaklık, rüzgar ve nem oranları tahmin edilmeli, mücadeleye sevk edilen ekip ve tesisat bu tahminlere göre konuşlandırılmalıdır. Yine bu tahminler neticesinde ihtiyacımız kadar uçak ve helikopter filosu devlet tarafından kurulmalıdır. Ancak hepsinden önemlisi, vatanımızın bu özel doğasını koruyacak iradeye sahip bilinçli bir yönetici kadrosuna sahip olmalıyız.

Ali Can Kazak

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 15-08-2022

“Eset” den Esat’a Savrulmanın Siyasi ve İktisadi Karşılığı

1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı veya daha iyi bilinen adıyla Seyhan Karakol Anlaşmasına kadar Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler başlıca üç nedenle sürekli olarak yüksek gerilim hatları üzerindeydi.