Jandarma Genel Komutanlığı Türkiye'ye Lazım

Yazan  26 Kasım 2014

Ülkemizi çevreleyen bölge 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadığı en ağır kriz döneminden geçiyor. Önümüzdeki yıl/larda bu krizin azalma değil aksine artma potansiyeli taşıdığını görüyoruz. Bu Doğu Avrupa-Rusya-Ukrayna-Karadeniz eksenli krizi, Kafkasya’da düşük profilli olmakla beraber 2008’de olduğu gibi kontrol dışına çıkabilecek Gürcistan-Rusya ve Azerbaycan-Ermenistan krizleri izliyor. Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanistan ile yaşanan ve üstü örtülen krizin 2015 senesi içinde patlamayacağını kimse söyleyemez. Ortadoğu’da ise Suriye-Irak merkezli çatışma, Lübnan-Ürdün coğrafyalarına yayılma riskini taşıyor. İsrail’de başlayabilecek üçüncü intifada ihtimali ise küçük değil, büyük bir ihtimal. Bütün bunlara Ermeni mezaliminin 100. Yılında Ermenistan ve diasporanın Türkiye’ye karşı geçeceği psikolojik saldırının yükünü de eklemek gerekiyor.  

Sadece Türkiye’yi çevreleyen coğrafyada değil, Türkiye coğrafyasında da 1922’den bu yana yaşanan en ağır krizi 2015 senesi içinde yaşama ihtimalimiz çok yüksek. AKP Hükümetinin “barış süreci ilerliyor” söylemine rağmen, müzakerelerin ortağı olan Öcalan-PKK-HDP arasında bilinçli/bilinçsiz ancak sonuçları fark yaratmayan ayrışma, 2015 ilkbahar ve yazında PKK silah bırakma ve çekilme değil, ayaklanma ile TSK’yı meskun mahal çatışmasına sürükleyeceğe benziyor. Özetle, iç ve dış dinamikler Türkiye’nin ağır bir güvenlik sorunu sürecini yaşaması ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

Bu durum AKP Hükümetini, Türkiye’nin güvenliği konusunda olağanüstü önlemler üzerinde düşünmeye itmelidir. Bu tür durumlarda mevcut ve işleyen güvenlik mekanizmalarında riskli ve sonu/neticeleri bilinmeyen değişimler yapmak, ülkemizin güvenliği açısından büyük sakıncalar doğuracağı için, kaçınılması gereken bir politikadır. Ancak durum böyle olmasına rağmen, ülkemizin güvenliğinin çok önemli bir parçası olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın TSK’dan koparılması ve siyasileştirilmesi konusunda AKP Hükümetinin büyük bir ısrar içinde olduğu görünmektedir.

AKP Hükümeti çok uzun bir süreden bu yana gündemde olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın statüsünün ve kuvvet yapısının değiştirilmesi meselesini tekrar gündeme getirmiştir. Oysa güvenlik meselelerinden biraz anlayan herkes bilir ki, PKK dağın başındaki bir jandarma karakolunun başına gelen komutandaki değişikliği bile dikkatle inceler. Yeni gelen komutan atılgan mı, çekingen mi; baskı altında cesur karar mı veriyor, yoksa korkak mı tespit etmeye çalışır. Bunu tespit ettikten sonra o sene içinde karakola uygulayacağı saldırıları planlar veya hiç saldırmamayı tercih eder.

PKK’nın silah bırakmayacağını açıkladığı, çekilmediğinin ve çekilmeyeceğinin ortaya çıktığı bir ortamda, bütün Jandarma Genel Komutanlığı yapısı ile oynamak, polis ile birlikte PKK ile ilk karşılaşacak güç olan jandarma gücümüzü ağır bir tehdit ile karşı karşıya bırakacaktır. Büyük dönüşümler normal zamanlarda bile büyük riskler içerirken, sınırlarında büyük bir iç savaşa yaşanan ve içeride de ayaklanma-iç çatışma riski yaşayan bir ülke böyle bir riski asla almamalıdır.

AKP Hükümeti Jandarma Genel Komutanlığı’nı TSK’dan ayırmak gibi (ayırmıyoruz denmemeli çünkü bunun zemini oluşuyor) çok tehlikeli bir adımı atmamalıdır. Genelkurmay Başkanlığı bu konudaki endişe ve muhalefetini AKP Hükümeti ile paylaşmıştır. Bu siyasi değil tamamen teknik ve milli güvenliğimiz ile ilgili bir meseledir. Akıl ve vicdan bu tehlikeli oyunun oynanmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu aşamada AKP Hükümeti muhakkak bir şey yapmayı arzu ediyor ise, bu Jandarma subaylarının sicil amirlerinin kaymakam ve valiler olmasının sağlanması ile sınırlı kalmalıdır.

Bu mesele üzerinde bu kadar sık durmamın nedeni, Jandarma Genel Komutanlığına duyduğum sempati veya iletişim kanallarına sahip olmam değil, ülkemizin güvenliği ile ilgili duyduğum endişedir. Bu endişeyi sadece AKP’li olmayanlar değil;  milletvekilinden bakanına, il başkanından sokaktaki adamına bütün AKP’liler de duymalıdır. Çünkü, söz konusu tehditler AKP’ye oy vermeyenleri olduğu kadar, AKP’ye oy verenleri de tehdit edecektir.   

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Umut Badakoğlu   - 04-07-2022

MACARLAR, SEKELLER VE DOĞU AVRUPA TÜRKLÜĞÜNÜN TARİHİ JEOPOLİTİĞİ

Çok geniş bir tarihe sahip olmanın birçok iyi yanı olmakla birlikte, zor yanları da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları bu kadar geniş, derin tarihin her bir bölümünü anımsayabilmek, halka aktarabilmek ve strateji yapımında bu etki çarpanlarını kullanabilmektir.