Soğuk Savaş II: Havana

Yazan  23 Haziran 2021

Yazan: Mehmet Burak Albayrak

Havana Sendromu

New York Times gazetesinin mayıs ayındaki haberine göre; eski ABD diplomat ve istihbaratçılarında yaşanan rahatsızlık ve semptomlar Beyaz Saray’da da gözlemlendi. 2016 yılında ilk kez Küba’nın başkenti Havana’daki ABD Büyükelçiliğinde görev alan diplomatlarda görülen bu belirtiler ‘’Havana Sendromu’’ adıyla anılıyor. Bu zamana dek 130’u aşkın ABD görevlisinin beyin hasarına yol açan bu rahatsızlığın semptomlarını gösterdiği kayıtlara geçti. Rahatsızlığı yaşayan ABD görevlileri yurt dışında görev alan diplomatlar, askeri personeller ve CIA ajanlarıydı. Ardından aynı semptomların bir Beyaz Saray yetkilisinde görülmesi Biden yönetimini harekete geçirdi.  Eski ABD Başkanı Trump döneminde bu konu incelenmeye başlamıştı ancak net bir sonuca ulaşılamamıştı.

2016 yılında ilk olarak Küba’da daha sonra ise Çin ve Rusya gibi Asya ülkelerinde görev yapan 40 kadar ABD diplomatında mide bulantısı, baş ağrısı, uykusuzluk, konsantrasyon, denge ve hafıza kaybı gibi sorunlar yaşadığına dair birçok haber basına yansımıştı. Vakaların ortaya çıkış noktası Küba olması sebebi ile bu yaşanan olaylara ‘’Havana Sendromu’’ adı verildi.  Hastalığa sebep olan faktörlerin çevresel, psikolojik mi olduğu yoksa kasıtlı mı oluştuğu başta bilinmiyordu. 2020 yılında Ulusal Bilimler Akademisi bu konuya dair çalışma başlattı. Yapılan mülakatlar sonucu yayınladığı raporda, görülen semptomların bir virüs sonucu ortaya çıkmasından ziyade radyo frekans dalgaları ile ilişki sonucunda meydana geldiği sonucuna varıldı. Ancak raporda herhangi bir saldırı ihtimaline değinilmedi.

CNN’e göre savunma yetkilileri kongre üyelerine, sorumlu olarak Çin ve Rusya‘nın olduğundan şüphe duyduklarını ancak yeterli istihbarat kanıtına sahip olmadıklarını bildirdi. Bazı ABD yetkililerine göre ise bu durum, yabancı istihbarat servisleri tarafından ABD hükümetine yönelik istihbarat çalışmaları yürütülürken kasıtsız bir şekilde ortaya çıktı. Önde gelen teorilerden biri, cep telefonu ve diğer frekans yayan cihazlara sağlanan yoğun elektronik enerji dalgalarının etkisi sonucunda bu durum meydana geldi.

Son olarak Beyaz Saray yetkililerinde de tespit edilen bu rahatsızlık Biden yönetimini harekete geçirdi. Biden yönetimi sürecinde oluşturulan istihbarat değerlendirmesi saldırının sebeplerini, kurbanların neden hedef alındığını henüz belirleyemedi. Kesin kanıt olmaması sebebi ile Başkan Biden’ın, Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmede bu konuya ayrı bir parantez açmayarak yüzeysel ele aldığı düşünülüyor. Konuya dair devam eden çalışmaları yakından takip eden Biden ayrıca yönetime ve ilgili kurumlara, personelde beyin hasarlarının nedenlerini belirlemek ve söz konusu personele sağlanan tıbbi hizmetlerin kalitesini artırmak için koordinatörler atama çağrısında bulundu. Kongre üyeleri Havana Sendromu denilen gizemli hastalığa yakalanan diplomatların tedavi giderlerinin karşılanması için bir yasa tasarısını sundu.

Soğuk Savaş II

Soğuk Savaş döneminde Batı Bloku ve Doğu Bloku arasında birçok karşılıklı istihbarat faaliyeti yürütüldü. O döneme ait modern teknolojiler ile ortaya çıkarılan ve çıkarılamayan sayısız girişim gerçekleşti. En kritik olay ise Soyvetler Birliği’nin Küba’ya yerleştirdiği füzeler oldu. Bu durum uluslararası literatürde füze krizi adını aldı.Ancak, ikili görüşmelerin ardından bir felakete sürüklenmeden, sıcak çatışma yaşanmadan bu kriz aşıldı. Soğuk Savaşı ABD, Soyvetler Birliği’nin çökmesi ile kazanmıştı.

Putin’in Rusya’da iktidara gelmesi ile Rusya seneler içerisinde eski özgüvenini ve imajını kısmi olarak yeniden kazandı. Güncel hali ile Rusya ve senelerin yükselen gücü olarak, batı tarafından artık resmen bir karşı cephe alınan Çin bir ivme yakaladı. Bu sebep ile istihbarat faaliyetlerinin tekrar hız kazanması gayet olağan. Ancak bu kez bazı farklılıklar var. Devletler bu mücadeleyi Soğuk Savaş dönemindeki gibi topyekûn ve açıkça sürdürmüyor. Doğal olarak artık bu süreç daha modern, daha teknolojik olarak yürütülüyor. Devletler arasındaki ilişkiler ise bu istihbarat faaliyetleri olabildiğince göz ardı edilerek olumlu temaslar halinde devam ediyor.

Artık istihbarat literatüründe siber, sonik gibi birçok yeni kavram yer alıyor. İki ülke liderleri her ne kadar faaliyetlere hâkim olsa da artıkkarşılıklı hamlelerini daha temkinli yapıyor. Beyaz Saray yakın tarihte gündeme gelen ABD’nin önde gelen şirketlerine yapılan siber saldırı sonucu Rusya’ya karşı ciddi suçlamalarda bulundu. Ancakbu durum, Biden-Putin zirvesinde tansiyonu yükseltecek bir sebep olmadı. Kremlin ise konuya ilişkin iki sene öncesinde siber güvenliğe dair uluslararası bir anlaşma çağrısında bulunmuştu. Zirve sonrası ABD-Rusya arasında nükleer bir savaşın asla başlamayacağına yönelik bağlılığın teyit edilmesi yine Soğuk Savaş dönemine bir ithaftı.

Biden’ın NATO zirvesinde Rusya ve özellikle Çin’i apaçık hedef gösterdiğini söylemek mümkün. Üstelik diğer Avrupalı liderler arasında ve Dünya Basınında bu konuda destek isteyerek, sürece öncülük etmek istedi.Çin ise Putin-Biden zirvesinin, Çin-Rusya ilişkilerine bir etkisi olmayacağı açıklamasında bulunmuştu. Müttefik çalışmaları, uluslararası destek, medya baskısı yine Soğuk Savaş dönemindeki gibi işliyor. Eski Başkan Trump döneminde gündeme gelen Çin menşeili şirketlere ilişkin yaptırımlar, Biden döneminde de şiddetlenerek devam ediyor. Çin kaynaklı sosyal medya uygulamalarını bir istihbarat faaliyeti olarak algılayan ABD bu durumu olabildiğince engellemeye çalışıyor. Küresel bir salgına neden olan, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid19 virüsünün kaynağına ilişkin çalışmalar konusunda Çin’e birçok kez çağrıda bulunan ABD bu konuda cevap alamıyor. Çin yönetimi de ABD’nin istihbarat çalışmalarını bu vesile ile yürütmesine engel olmak istiyor.Ancak gündemde, Çin Devlet Güvenlik Bakan Yardımcısı, Dong Jingwei'nin ABD'ye sığındığı ve ABD’nin istediği istihbaratları sağladığı yönünde güçlü bir iddia var. Bu konuya ilişkin resmi doğrulama ve açıklamalar henüz gelmedi.

ABD’nin rotasını Orta Doğu’dan, Hint/Pasifik bölgesine kaydırma hızı arttı. Çin’e yönelik baskıları doğrudan ve dolaylı olarak sürüyor. Rusya ile ilişkilerini ise stabil düzeyde devam ettiriyor. Biden, Trump’ın etkisini silerek ABD’nin uluslararası imajını toparlama çabası güdüyor. Bu sebeple, en azından ilk döneminde hamlelerini ve açıklamalarını öngörülebilir şekilde sürdürüyor. Uzlaşmacı kimliğini uluslararası basında sergilemeye çalışıyor. Biden bir süre daha bu imaj altındaki tavrını koruyacaktır. Ancak görev süresi ilerledikçe ve ABD diğer ülkeler ile ilişkisini tazeleyince Biden’ın asıl yüzü ortaya çıkacaktır.

Kaynakça

https://www.nbcnews.com/politics/national-security/mystery-over-havana-syndrome-lingers-new-concern-emerges-n1270082

https://www.bbc.com/news/world-us-canada-55203844

https://www.smh.com.au/politics/federal/wouldn-t-normally-comment-marise-payne-declines-to-confirm-rumoured-chinese-defection-20210620-p582jf.html

https://archive.nytimes.com/www.nytimes.com/books/97/10/19/home/missile.html

https://tr.sputniknews.com/abd/202105131044495754-nyt-abd-personelinde-beyin-hasarina-yol-acan-gizemli-olaylarin-artmasi-biden-yonetimini-alarma/

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Oktay Küçükdeğirmenci   - 08-08-2022

JAPONYA GÜVENLİK PARADİGMASINDA DEĞİŞİM ŞART

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaret etmesinin ardından Çin’in Japonya’dan 160 kilometreden daha yakın sulara füze fırlatması, muhtemelen Japon halkınının ülkenin savunma amaçlı askeri yığınak yapması için desteğini artıracak. ...