< < FRP’nin Ekümeniklik İddiası ve Rus Patriği
×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



FRP’nin Ekümeniklik İddiası ve Rus Patriği

Yazan  18 Ekim 2008
NADİM MACİT - Fener Rum Patriği Bartholomeos 10 Ekim’de Ortodoks zirvesi düzenledi. İki gün süren bu zirvenin en önemli sürprizi, Rus Patriği II. Aleksi’nin toplantıya katılması oldu.

İki Patrikhane'nin arasında ciddi sorunlar olmasına karşın Patrik II. Aleksi'nin bu zirveye katılması ne anlama gelmektedir?

Sorunlar

1. Bilindiği üzere Patrik II. Aleksi 1990 yılına kadar Estonya Metropoliti idi. Bu görevden ayrıldıktan sonra Estonya Metropoliti Fener'le irtibata geçti. Yani Estonya'nın bağımsızlığından sonra FRP buradaki Apostolik kiliseyi tekrar canlandırdı ve kendine bağladı. Moskova Patrikhanesi ise Estonya Ortodokslarının kendisine bağlı olması gerektiğini savunuyor. Yıllardır Moskova'nın yönetimindeki Estonya Ortodoks Kilisesi'ni resmi olarak tescil etmeyen Estonya Devleti, sonunda sorunu çözmek için EOK'yı tescil etti. Ancak bu, iki patrikhane arasındaki sorunu çözmedi. Çünkü FRP, bu konuda Moskova'nın tutumunu görmezlikten geliyor ve Estonya'da tek Ortodoks otorite olarak davranıyor. Moskova da aynı tutumu benimsemiş durumda.

2. Fener ve Moskova arasındaki Estonya sorunu, 11 Ekim 2008 tarihinde Kıbrıs Rum kesiminde yapılan Avrupa Kiliseleri Konferansı'nda bir krize sebep oldu. AKK kendi bünyesine Fener'e bağlı Estonya Apostolik Kilisesi'ni kabul ederken, Moskova'ya bağlı Estonya Ortodoks Kilisesi'nin üyelik başvurusunu reddetti. Bunun üzerine Moskova da AKK'yi protesto ederek, AKK üyeliğinden çıktığını ilan etti. Moskova Patrikhanesi'nin yetkilileri, AKK'nın tutumunu genel olarak Avrupa'da mevcut olan Rusya karşıtı tutum çerçevesinde değerlendirdi. Bu nedenle toplantıya katılmak istemedi. Ne var ki Fener'e rest çeken Moskova, EOK katılırsa, kendisinin katılmayacağını ilan etti. Ancak Fener diretti ve Moskova Patriği de, kilise birliği ve toplantının önemini gerekçe göstererek toplantıya katıldı. Bu toplantıda Moskova'nın tek başarısı, sonuç bildirgesinin sadece 14 Ortodoks Kilisesi tarafından imzalanmış olmasıdır. Estonya Apostolik Kilisesi'ne bu hak verilmedi. Ayrıca Moskova'nın yönetimindeki özerk kiliseler de imzalamadılar.

3. Moskova, Estonya'daki sorunun Ukrayna'da da yaşanacağından endişe duymaktadır. Bununla birlikte, Moskova Gürcistan Ortodoks Kilisesi'nin işbirliğini kaybetmemek adına, Kuzey Osetya ve Abhazya Ortodokslarının Moskova'ya bağlanma taleplerini kabul etmeyerek, Gürcistan Ortodoks Kilisesi'nin (GOK) bütünlüğünden yana tavır sergilemektedir. Moskova, GOK'tan başka zeminlerde destek bekliyordu. Ancak GOK da, AKK'dan beş yıl önce çıktı ve İstanbul'daki toplantıya da katılmadı (Kommersant gazetesi, 13 Ekim 2008). Bölgede yaşanan gerilim ve çatışmaların buna fırsat vermediği ortadadır.

Bu zirve ne anlama gelmektedir?

Yaşanan sorunlarda ABD ve AB'nin desteğiyle hep Fener'in öne çıkması ve gerçekleştirdiği katılımlar Moskova'nın üçüncü Roma rolünü zayıflatmaktadır. Moskova, Fener'e karşı diplomatik kayıplar vermeye devam ediyor ve sözünü dinletemiyor. Moskova, Estonya Apostolik Kilisesi'nin (EAK) davet edilmiş olmasını ve aynı masada oturuyor olmasını içine sindirmek durumunda kaldı. Aynı sorunun Ukrayna'da yaşanacağı endişesi Moskova'yı germektedir. Eğer kendini Kiev Patriği olarak ilan eden Filaret Fener'in önerdiği metropolit statüsüne razı olsaydı Ukrayna Ortodokslarının önemli bir kısmı şimdi Fener'e bağlı olacaktı. Yine de tehlike devam ediyor. Moskova, Ukrayna'daki bölünmenin bütün Ortodoks kiliselerinin kararıyla çözülmesi gerektiğini ifade ediyor. Ancak buradaki sorun, Moskova'nın çok az müttefikinin kalmış olmasıdır. (Bulgar, Sırp, Çek, Polonya Ortodoks kiliseleri). (Nezavisimaya Gazeta, Religiyi eki, 15 Ekim 2008).

Bu katılım tek başına Fener'in ekümeniklik iddiasını kabul etmek anlamına gelmez. Fakat FRP'nin yayılma ivmesi bu sonucu doğurabilir. Eğer güç dengeleri ve şartlar böyle devam ederse Türkiye baskı altına alınacaktır. Her mahfilde Türkiye'yi parçalanmış gösteren haritaların gözlerimize sokulması bir rastlantı ve şov değildir. Sezaro-Papizm, yani 'devletsiz din, dinsiz devlet olmaz " gereğince Patrikhane'nin evrensel rolünü oynaması ve hâkimiyetini sürdürmesi için (ekümeniklik) Vatikan benzeri devlet olması gerekir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 13-01-2022

Kazakistan'da Ayağına Kurşun Sıkanlar

Yakıt zammı üzerine yaşanan gelişmeler, bölgeyle bağlantılı stratejileri yeniden masaya yatırmıştır. Bağımsızlığın otuzuncu yılındaki bu olayların sosyo-ekonomik hoşnutsuzluklar boyutu elbette bulunmaktadır.