< < Burjuva Donuyla “İslamcılık” Yapmak
×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Burjuva Donuyla “İslamcılık” Yapmak

Yazan  19 Temmuz 2008
NADİM MACİT - Politik gerilimin uç noktalara taşındığı şu süreçte “kavganın sebebi politik değil, sınıfsaldır” sözü üzerinden yapılan sosyolojik tahlil, “çelişkiye” bile yazık dedirttirecek tarzda “liberal-kapitalist” duruşu açıklamak için kullanılma

Bir seçkinci sınıf varsayımına dayalı olarak yapılan açıklama öncelikle yaşanan gerilimi Marksist terminolojinin sınıf/zümre/aidiyet çatışmasına havale ediyor. Bu açıklamanın hiçbir felsefi değeri yoktur. Bu açıklama Muro'nun "Nalet olsun şu içimdeki insan sevgisine" diyerek "burjuva sınıfını" lanetlemesine benziyor.

Kaldı ki bu açıklama "Bir çobanla benim oyum eşit olmamalı" diyen Aysun Kayacı'nın sözü ile buluşur. Bu durumda sormak lazım, niçin bu söze "edep ve insani sınırları aşarak" tepki gösterdiniz. Gel de şimdi "Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler" diyen Ragıp Paşa'nın kulaklarını çınlatma. Çünkü böyle bir çıkış, daha işin başında "elit-sürü" ayrımını içerir. Halkı, kültürsüz ve ufuksuz yığın; elitleri ise bu yığını yöneten kutsal kentin çobanları görmektir. Bu görüşü sürenlere yine Muro vari bir cevap göndermek yerinde olur. "Emperyalist eğitimin sonucunda, bilinçsiz şekilde yetiştirilmiş, kendini çözememiş ve kapitalist düzenin çarkının dişleri arasında sıkışmış zavallı..."

Elitler, yani tepedekiler... Onların gücü, sermayesi ve eğitimleri mükemmeldir, fakat onlar da her şeye karşıdırlar! Ne olacaktı ya, eğer mesele sınıf mücadelesiyse, yukarıdakiler de kendi sınıfının çıkarını düşünür. Gayet doğal değil mi? Fakat bu mantığın arkasında gizlenen başka bir şey var: "Dünya görüşü olarak dini değerleri referans alan 'dindar' kitle bir devrim gerçekleştirecek, fakat bu kitle kendi arasında dinamik, sistem karşısında ise ezik durumdadır." Yani elitler/tepedekiler buna izin vermiyor. Tepedekiler kimler? Bunlar bir sınıfı mı yoksa siyasal bir grubu, cemaati mi temsil ediyorlar? Acaba tesettür defilesinde, korkunç ve mübarek performanslarıyla podyumun tozunu attıran mankenlerimiz ve frikik veren dindar kitle, "İslamî Kapital"in Sheraton'da düzenlediği düğünlerimiz, yâr bana Kâbe'ye bakan bir daire diye tutturan müteahhitlerimiz, TRT'de yaptıkları programlara tabanın hayal bile edemediği ücretleri alan İslamcı aydınlarımız bu sınıfsal hiyerarşide nerede duruyorlar? 1980 ihtilalinden sonra tepelere yerleşenler kimler? Bu soru sorulmuyor, cevabı da verilmiyor. Burjuva donuyla yapılan "İslamcılığın" geldiği nokta bu, yapılan çözümleme de bu kadar!

Bunların ne zaman ne diyecekleri, nereye evrildikleri belli olmuyor. Şimdi birisi çıkıp "Ne yani Müslümanlar hep fakir mi kalsın istiyorsunuz?" diyebilir. Elbette değil. Fakat böyle bir çağda, ilkeler, inandığınız değerler adına fukaralığa razı olmak başka; gözü karartıp vahşi kapitalizme sonuna kadar sahip çıkmak, egemen güçlere yaslanmak ve onların sözcülüğünü yapmak başka. Hadi, keskin bir idealizmle davranmak mümkün değil, vicdan muhasebesi, içinizi kemiren bir ikilemle yaşamak, bunu dillendirmek diye bir şey de mi yok? Ne Gezer... Biçimsiz tepe-taban ayrımı yapmak, dini değerlere bağlılık adına muhalifleri terörist ilan etmek İslamcı siyasetin "demirlediği" yer oldu. Dün ezildiklerini söyleyerek feryat edenler, bugün tahakküm ideolojisinin mimarları oldular. Ne garip çelişki değil mi?

Dine sığınan ve buradan beslenen muhafazakâr kesimin, bırakın sorgulamayı, teslim olmanın ötesinde kapitalizmin güzellemesini yapması, egemen güçlere yaslanması, yukarı çıkarken tepedekilerle kapışması bizi hiç ırgalamıyor! İstediğinizi yapın! Tek istediğimiz artık katmayın araya şu dindarlığı, Müslümanlığı. İster cip sürün, ister ihaleci olun karışan yok. Ama kapitalizmi, egemen güçlerin işgal politikalarını, katliamlarını Müslümanlık üzerinden meşrulaştırmaya çalışmayın, sonra da karşımıza geçip bakın bunlar bize dini değerlerimizden dolayı karşı, numarasını çekmeyin. Biriniz Beyaz Türk, biriniz Ak Türk, ne fark eder, sonuçta ikiniz de kapitalist sermayenin mücadelesini yapıyorsunuz. Muro'nun dediği gibi "Maalesef en kutsal devrim, ilkelerle, prensiplerle değil para ile gerçekleştiriliyor." Siz bu gerçeği çoktan fark etmiş görünüyorsunuz. Ancak bilin ki bu ülkede birçok insan hâlâ bağımsızlığının, imanının ve milli değerlerinin peşinde. Bunu unutmayın!

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 13-01-2022

Kazakistan'da Ayağına Kurşun Sıkanlar

Yakıt zammı üzerine yaşanan gelişmeler, bölgeyle bağlantılı stratejileri yeniden masaya yatırmıştır. Bağımsızlığın otuzuncu yılındaki bu olayların sosyo-ekonomik hoşnutsuzluklar boyutu elbette bulunmaktadır.