“İKTİDARDAKİ MUHALİF” KURTOĞLU OSMAN TURAN


“İKTİDARDAKİ MUHALİF” KURTOĞLU OSMAN TURAN

Yazan  07 Aralık 2022

Tarihçi Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Trabzon’un Çaykara kazasında doğmuştur. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanlığında yayınlamış olan kimlik belgesinde Soğanlı köyünde doğduğu yazmaktadır.[1] 

(TOPAL, 2004) Bu bilgi eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Ali Birinci tarafından Bayburt’a bağlı Çatıksu[2] olarak nakledilse de yapılan araştırmaların sonucu Trabzonlu olduğu yönündedir.   Annesi Şahzene Hanım ile babası Hasan Efendi’nin üçüncü çocuğu olarak taş işlemeli üç katlı bir evde dünyaya gelmiştir.[3]  

(Osman Turan’ın Çaykara ilçesi, Soğanlı Köyü’ndeki doğduğu evi)[4]

Osman Turan bölgede Koronoğulları – Kuranoğulları veya Kurtoğulları olarak bilinen ağa soyundan bir aileye mensuptur. Ailenin bölgeye gelişi olarak Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğu’na son verdiği 1461’e kadar dayanmaktadır. Bu açıdan bakmak gerekirse Ali Birinci hocanın da çalışmaları yanlış değildir. Zira bu dönemde ailenin bir kısmı Bayburt’a, diğer kısmının Trabzon’a yerleştiği bilinmektedir.[5]  

Osman Turan’ın ailesinin lakabı olan Kurtoğulları, Trabzon’ a bağlı Soğanlı Köyü’nde, Osman Turan’ın doğduğu evin bulunduğu sokağa verilmiştir. Soyadı kanunun çıkmasıyla beraber Osman Turan’ın büyük dedesi Mustafa Osman Ağa “Turan” soyadını almıştır.[6] Osman Turan henüz çok küçük yaştayken başlayan I. Dünya Savaşı’nda babası Hasan Ağa şehit düşmüştür. Çocukluğu babasızlıkla geçen Osman Turan’ın, ailesinin maddi durumu da oldukça kötüdür. İlkokulu okumak için dayısının yanına giden Turan çalışkanlığı, okumaya düşkünlüğü ve her gün okula gitmek için gittiği yol miktarı ile öğretmenlerinin dikkatini çekmiştir. Hatta bu sıkı çalışma disiplini sayesinde Trabzon Lisesi’ne gittiği zamanlarda arkadaşları ona yürüyen kütüphane lakabını takmışlardır.[7] (Birinci, 2002)

Trabzon Lisesi’ne devam ederken abisi Mehmet Nazım’ın Ankara Makine Kimya Enstitüsünde marangoz olarak çalışmasından dolayı Osman Turan Ankara’ya gelmiş ve liseyi burada bitirmiştir. Ankara Erkek Lisesi’nde bir sınav için gelen Mehmet Fuad Köprülü’nün dikkatini çeken Osman Turan’ın bugünden sonra kaderi tamamen değişmiştir. Henüz ilk gördüğü anda kendisindeki cevheri fark eden Fuad Köprülü, Osman Turan’a o gün bir kitap imzalayarak hediye etmiştir. Daha sonrasında bu kitabı okuyup tarih ilmine yönelen Osman Turan, 1935 yılında Ankara Erkek Lisesi’ni bitirir ve aynı yıl Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesini kazanır. Fuad Köprülü’nün okulda öğrencisi olur, burada da kendini göstermiş Fuad Köprülü’nün asistanlığını yapmaya başlamıştır. 1940 yılında Halil İnalcık, Mehmet Altay Köymen, İbrahim Kafesoğlu gibi isimlerle birlikte mezun olmuştur. Bu isimler aynı zamanda sınıf arkadaşı olup, hepsi mezun oldukları okulda Osman Turan ile birlikte göreve başlamıştır.

Özel hayatına yaşamı boyunca dikkat eden Osman Turan, son derece mantıklı bir evlilik yapmıştır. 1948 yılında bir konferans için gittiği Paris’te Osmanlı hanedanına mensup birkaç kişi ile tanışır. Osman Turan’ı seven Osmanoğlu ailesi aradaki irtibatı kopartmama kararı alsa da Turan’ın Türkiye’ye dönmesiyle bu bağ kopar. Bir gece rüyasında tanınmış ve köklü bir ailenin kızıyla evlendiğini gören Osman Turan, o sıralarda bu rüyasından çok etkilenir ve uzun süre kimseyle evlenmeyi düşünmez. Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde Osmanlı hanedanına mensup bazı kişilerin geri dönmesine izin verildikten sonra kendisine her zaman yakın gördüğü Hüseyin Nihal Atsız’ın yanına gider ve Osmanoğulları arasında bekar kız olup olmadığını sorar. Kendisinden yaşça küçük olan, II. Abdülhamid’in büyük oğlu Şehzade Selim Efendi’nin kızı Emine Satıa Sultan’ın kendisine uygun kısmet arandığı haberini alınca yine Hüseyin Nihal Atsız vasıtası ile haber yollatır ve bu evlilik uygun görülür.  Çift 20 Aralık 1956 tarihinde, Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde Hamdullah Suphi Tanrıöver’in şahitliğini yaptığı bir düğünle evlenir.  Hamdullah Suphi Tanrıöver’in bu düğünde şahitlik yapmasının sebebi, o yıllarda Osman Turan’ın da mensubu olduğu Türk Ocakları’nın genel başkanlığını yapmasındandır.  Osman Turan ve Satıa Sultan’ın yaklaşık yirmi iki yıllık evliliklerinde hiç çocukları olmamıştır. Ancak Satıa Sultan’ın Fatma Fethiye Hanımsultan’ı çift kendi evladı gibi sevmiş ve eğitim hayatında rol üstlenmişlerdir. Fatma Fethiye Hanım’ın oğlu Cemil Adra Osmanoğlu, bugün Fransa’da yaşamaktadır. Osman Turan’dan bahsederken “Osman dede” demektedir.

Meslek hayatında hocası Mehmet Fuad Köprülü’nün disiplinini asla bozmadan devam eden Osman Turan, özellikle ortaçağ kürsüsünde yaptığı çalışmalarla bir otorite halini almıştır. 10 Kasım 1941 tarihinde “On İki Hayvanlı Türk Takvimi” adlı çalışmasıyla doktor ünvanı alan Osman Turan’ın bu çalışması Ord. Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü hocanın verdiği ilk doktora olmasının yanı sıra, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan ilk tarih doktorası olmuştur.[8] (Uzman, 2018) Hocası Fuad Köprülü’nün üniversiteyi bırakıp siyasete atılması üzerine bir süre hocasının yerine Orta Çağ Türk – İslam Tarihi dersi veren Osman Turan bu sürede doçentlik ünvanı çalışmalarına başlamıştır. Nitekim “Orta Zamanlar Türk Devletlerinde Türkçe Unvanlar” adlı çalışmasıyla doçent ünvanı alan Turan, daha sonra araştırmalarını Anadolu coğrafyası üzerine yoğunlaştırmış ve Selçuklular alanında çalışmalar yapmıştır. Dünyada II. Dünya Savaşı sürerken, ülkemizde “Türkçülerin Sesi” olarak bilinen ve eşiyle tanışmasına vesile olan Hüseyin Nihal Atsız’ı odasında misafir etmesinden dolayı üniversitedeki görevinden el çektirilmiştir. Daha sonra dönemin Cumhuriyet Halk Partisi genel sekreteri Menduh Şevket Esendal tarafından görevine iade edilse de bu durum üniversite içerisinde huzursuzluğa sebep olmuştur. Üniversite Osman Turan’a geri dönmesine rağmen kıdem düşürme cezası vermiştir.[9] (Uzman, 2018) Kasım 1946’da askerlik vazifesi için üniversitedeki görevinden geçici olarak ayrılan Osman Turan, yedek subay olarak yaklaşık on ay kısa dönem askerlik yaptıktan sonra Ekim 1947’de görevine geri dönmüştür. 25 Nisan 1948’de Paris’te toplanan Milletler Arası Şarkiyatçılar Kongresine katılmak için Paris’e gitmiş “Selçuklular Türkiye’sinde Toprak Hukuku” adında bir bildiri sunarak Osmanlı Devleti’nin kuruluş esaslarında kullandığı askeri, hukuki, mali konuları Türkiye Selçuklularından miras olarak aldığını vurgulamıştır. (TOPAL, 2004) Ancak daha sonrasında yaptığı çalışmalarda bu çalışmasını genişleterek Selçuklular’ın da bu temellerin asıl dayanağının İslam Devleti olduğunu savunmuştur. Fransa dönüşünde İngiltere’de sempozyuma davet alan Osman Turan, buradan da UNESCO tarafından Belçika’ya çağrılmıştır. Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı’nın emri ile katıldığı bu seminerden sonra üniversite rektörlüğünün emriyle yeniden yurda dönmüştür. Yurda döndükten sonra Necati Lugal, Zeki Velidi Togan, Mükremin Halil Yinanç, Şinasi Altındağ ve Bekir Sıtkı Baykal’dan oluşan heyete karşı eserlerini sunan Osman Turan, 37 yaşında profesör olmaya hak kazanmıştır. (Birinci, 2002)

Daha önce Hüseyin Nihal Atsız ile kurduğu yakınlık ve üniversitedeki odasında misafir etmesinden dolayı görevden el çektirilmesi ile kendisine karşı tepki toplayan Turan, 3 Mayıs davalarında Hüseyin Nihal Atsız’ın bulunduğu 23 kişi ile birlikte yargılanmıştır. Yargılama esnasında hiçbir şekilde duruşundan taviz vermeyen Osman Turan bu dik başlı tavrını ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür.

Osman Turan, 1959 yılında Türk Ocakları’na genel başkan olarak seçilmiştir. Burada özellikle Türk Yurdu Dergisi’nin canlandırılması konusunda son derece etkin bir rol izleyen Turan, aynı zamanda Demokrat Parti’nin kendisine sunduğu milletvekilliği nimetlerini de bu alanda kullanabilmiştir.  Fakat bu görevi 27 Mayıs 1960 darbesi ile sekteye uğramıştır.

27 Mayıs darbesinden sonra on altı ay hapis yatmıştır. Demokrat Parti içerisinde milletvekilliği yaptığı sıralarda parti içerisindeki muhalif kişiliği ile ön plana çıkan Osman Turan, Yassıada davalarında yine dik duruşunu bozmamış ve bu sefer tam aksine parti içerisindeyken en çok eleştirdiği isim olan Adnan Menderes’i savunmuştur. O dönemde en yakın dostlarının ve sevdiklerinin dahi ihanetini gören Sabık Başbakan Adnan Menderes, Turan’ın bu karakterli duruşunu takdir etmiştir. On altı aylık hapis cezasının ardından yeniden üniversiteye dönmek isteyen Osman Turan’a bu kez okulun kapıları ardına kadar kapatılmıştır.

Bu olay, hayatı boyunca Osman Turan’ı en çok üzen iki olaydan ilki olacaktır.

Osman Turan’ın ölümünden sonra başlayan üniversiteye neden geri dönemedi tartışmalarına cevap veren eski sınıf ve çalışma arkadaşı Mehmet Altay Köymen, Tercüman Gazetesi’ne bu olay ile ilgili yazdığı bir yazısında Osman Turan’ın üniversiteye alınmamasında iki kişinin etkili olduğunun; bunlardan birinin “sık sık kürsüyü terk ederek yurt dışına seyahat eden Orta Çağ Kürsüsü Başkanı Akdes Nimet Kurat, diğerinin ise Osman Turan’ın yıllar önce elinden tutarak fakülteye asistan olarak aldığı Faruk Sümer” olduğunu belirtir. Mehmet Altay Köymen, “Fakültede o dönem dekanlık yapan Prof. Dr. Yaşar Önen’den edindiği bilgiye göre “bölümde hocaya ihtiyaç olduğuna dair yazıyı, Faruk Sümer’in fakülte yönetim kuruluna vermekten ısrarla kaçındığını” ifade eder.

1964 yılında Adalet Partisi ile yeniden siyasete atılan Osman Turan 1965 seçimlerinde Trabzon milletvekili seçilmiştir. İlmi çalışmaları hiçbir zaman terk etmeyen Osman Turan “Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti“ ve “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi” gibi günümüzde hala büyük ilgi gören eserleri de yine bu yıllarda yazmıştır. 1969 yılında tekar Trabzon’dan milletvekili adayı olan fakat kazanamayan Osman Turan, bu olay üzerine siyaseti tamamen bırakma kararı almıştır. Eski üniversitesine açtığı hukuki davaları kazanmasına rağmen “uygun kadro yok” şeklinde geri dönüş alan Osman Turan 1972 yılında emekliye ayrılmıştır.  Emekliye ayrıldıktan sonra bile ilmi çalışmalarına devam eden Osman Turan, eski sınıf ve çalışma arkadaşı Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu ile bir ansiklopedi maddesinin yazımı konusunda tartışmış ve ikili vefat edene kadar bir daha asla konuşmamıştır.

Osman Turan’ı hayatı boyunca en çok üzen ikinci olay ise Türk Tarih Kurumu üyeliğinden ortada herhangi bir sebep yokken çıkartılmasıdır. Yine de yılmadan çalışmalarına devam eden Osman Turan, 17 Ocak 1978 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonrasında vefat etmiştir. 19 Ocak günü Fatih Camii’nden kalkan cenazesi, Silivri’ye defnedilmiştir. Osman Turan’ın Selçuklu alanında yaptığı çalışmaları bugün hala otorite olarak kabul edilmektedir. Ölümünün ardından pek çok makale ve köşe yazısı yazılmıştır. Kendisi hayatta olduğu dönemde kıymeti bilinmeyen değerli akademisyenlerimizdendir.

Bu çalışmayı yaparken dahi Osman Turan hakkında görsel bulmak çok zor olabildiği gibi doğduğu yer ve ev konusunda da hem Nevzat Topal hem de Ali Birinci hocanın farklı yerler tarif etmesinden dolayı net olarak belirtilmediğini gördüm. Her iki hocamızın da işaret ettiği köylerin muhtarları ile yaptığım görüşmede ise Soğanlı Köyü Muhtarı Engin Yazıcıoğlu Bey’in katkıları ile Osman Turan’ın doğduğu evi tespit edebildim. Bu yaptığım çalışma için başta sayın hocam Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya ve Prof. Dr. İsmail Türkoğlu’na, araştırmalarımda yardımcı olan Soğanlı Köyü Muhtarı Engin Yazıcıoğlu’na teşekkür ederim.

Osman Turan’ın kesin olarak doğduğu ev (bu eve ait bilgiler ve görseller ilk ve tek olarak bu çalışmada kullanılmıştır.)

 

(Kapıdaki yazıda “Bu hanede Mehmet Turan ve Profesör Osman Turan doğdular” yazmaktadır)[10]

 Osman Turan’ın doğduğu evden Soğanlı Köyü’nün manzarası

 Osman Turan’ın doğduğu evin uzaktan çekilmiş fotoğrafı

 Osman Turan’ın doğduğu evin girişi

Osman Turan’ın Eserleri;

"On İki Hayvanlı Türk Takvimi (1941)

Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar (1958)

Türkiye'de Manevi Buhran Din ve Laiklik (1964)

Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti (1965),

Türkiye'de Komünizmin Kaynakları (1965)

Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi (iki cilt) (1969)

Selçuklular ve İslamiyet (1971)

Selçuklular Zamanında Türkiye (1971)

Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi (1973)

Vatanda Gurbet (1980)

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları (1980)

[1] TOPAL, N. (2004). Prof.Dr. Osman Turan (Hayatı, Eserleri ve Fikirleri). İstanbul: Türk Yurdu Yayınları.

[2]  Günümüzdeki ismiyle Aydıntepe

[3]  Bu bilgi kendi araştırmalarım sonucunda Çaykara ilçesi, Soğanlı Köyü Muhtarı Sayın Engin Yazıcıoğlu’ya ulaşmam ile tespit edilmiştir. Ayrıca Osman Turan’ın doğduğu ev ve köyün güncel görüntüleri de yine Engin Yazıcıoğlu tarafından şahsıma gönderilmiştir.

[4]  Bu görsel Soğanlı Köyü Muhtarı Engin Yazıcıoğlu tarafından çekilmiş olup şahsıma yollanmıştır. Osman Turan’ın kardeşlerine düşen bu evi, şimdilerde 3. Kuşaktan yeğenleri yazlık olarak kullanmaktadır. Bina geçtiğimiz yıllarda restore edilmiş olup eski tasarımı değiştirilmemiştir ve görünüş olarak aynıdır.

[5]  Bu bilgi Nurdan Demirci’nin Osman Turan’ın memleketi üzerine yaptığı çalışmalardan elde edilmiş olup    Osman Turan’ın ailesine sorulmak suretiyle tarafımca doğrulatılmıştır.

[6] TOPAL, N. (2004). Prof.Dr. Osman Turan (Hayatı, Eserleri ve Fikirleri). İstanbul: Türk Yurdu Yayınları.s4

[7] Birinci, A. (2002). Tarihçi Osman Turan (PDF) . İstanbul: Trabzon Valiliği Kültür Müdürlüğü Yayınları.s2

[8] Uzman, N. (2018). İktidardaki Muhalif Prof. Dr. Osman Turan. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

[9]  Uzman, N. (2018). İktidardaki Muhalif Prof. Dr. Osman Turan. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

[10]  Bu yazı henüz yeni eklenmiş olup Osman Turan’ın 3. Kuşaktan yeğeni tarafından 2019 Kasım’ında yaptırılmıştır. Mehmet Turan, Osman Turan’ın abisi ve şu anki ev sahiplerinin dedeleridir.

Emre Yükselen

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışman

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde İrem Zor   - 01-02-2023

MİLLİ MÜCADELE’DE EFELER

Efeler, kimilerine göre Anadolu’nun en eski halklarından biri, kimilerine göre ise göç ederek Anadolu’ya gelmiş Türkmen gruplarının bir koludur.