< < Suriyeli Sığınmacılar Bağlamında Suç-Göç İlişkisi


Suriyeli Sığınmacılar Bağlamında Suç-Göç İlişkisi

Yazan  15 Temmuz 2020

Göç siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla toplumsal yapıyı şekillendiren bir faktör olarak suç türleri ve sayıları üzerinde de önemli etkilere sahiptir.

Bu çalışmada göç ve suç ilişkisi; sığınmacıların içinde yer aldığı suç göstergeleri ve adli istatistikler yanında,sığınmacı göçünün ve Geçici Koruma Statüsü altında yaşamını sürdüren Suriyelilerin etkisiyle ortaya çıkan güvenlik riskleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre Türkiye’nin hâlihazırda devam eden göç yönetimi anlayışı ve sürecinin orta ve uzun vadedeki muhtemel etkilerinden hareketle bazı küresel çözüm yaklaşımları vurgulanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Göç, Suç, Suriyeli, Güvenlik Riskleri,

Doç.Dr. Murat KOÇ[1]

Zübeyde Ekmekçi TÜRK[2]

  1. GİRİŞ

Göç ve suç ilişkisi,  özellikle gelişmiş batı ülkelerinde uzun süredir tartışılan bir konu olarak ülkelerin geliştirdikleri politikalara kaynaklık eden önemli bir dinamiktir. Bu yüzden pek çok araştırmada suçun nedenlerine dikkat çekilirken göç faktörüne de sıklıkla vurgu yapılmaktadır (Gökulu, 2010; Sellin, 1931).

Göçün suça olan etkisinde iki temel tespit mevcuttur. İlk olarak göçmenler/sığınmacılar, değişen yaşam koşulları sebebiyle suça daha yatkındırlar ve göç edilen yerlerde halihazırda yaşamını sürdürmeye devam eden bireylerin göçmenlerin gelişiyle değişen çevre ve yaşam koşulları, yerelde ikamet etmeye devam eden bireylerde suça yatkınlığı tetiklemektedir. Dolayısıyla göçün hem göçmenler hem de göç alan bölgelerde yerleşik konumda olan bireyleri suç açısından etkileyen dinamik bir süreç olduğunu söylemek mümkündür (Delice ve Yaşar, 2014).

Ayrıcadış göçün daha yoğun yaşandığı ülkelerde, göçmen grupların ev sahibi halka oranla daha fazla suç işlediği veya suça eğilimli olduğuna dair yaygın anlayış, göçmenlerin karıştığı suçlar söz konusu olduğunda, sosyo-kültürel,sosyo-psikolojik bağlamda toplumsalendişe ve gerginlik kaynağı haline gelmekte,politik psikolojik bir etken olarak negatif eğilimleri tetikleyebilmektedir.

  1. GÖÇ VE SUÇ İLİŞKİSİ 

Göç ve suç ilişkisini ortaya koymaya yönelik bazı araştırmaların saptadığı gibi (Kızmaz, 2018); göçmenlere ait yüksek suçluluk oranları göç politikalarının oluşumunda etkili olmakta,göçün suç oranları üzerindeki olumsuz etkilerinin analiz edildiği çalışmalarda suç oranlarının yüksekliği;göçmen gruplardaki genç erkek nüfusunun fazlalığı, göçmenlerin düşük yaşam becerilerine ve eğitim seviyesine sahip olmaları, göçmenler ile ev sahibi toplum arasındaki kültürel farklılıklar, göçmenlerin yerleştiği bölgelerin bölgesel sorunları, yeni yerleşim bölgelerindeki olumsuz sosyo-ekonomik yapı ve istihdama ilişkin sorunlar ile kültürlenme ve asimilasyonun olumsuz etkileri çerçevesinde açıklanmaktadır.Bir başka deyişle çok faktörlü ve etkileşimli suç olgusu göç olgusu ile derinleşmekte

Bazı araştırmalar göçmenlerin yerel halka kıyasla daha çok suç işlediğini ve göçün suç oranlarını arttırdığını ortaya koyarken; farklı bulguları ortaya koyan araştırmalar da söz konusudur. Göçün suç üzerindeki etkisi homojen olmadığı için göç-suç ilişkisinin yönü ve niteliği karmaşık olup, konu özelinde yürütülen araştırma sonuçları da bu bağlamda farklılıklar içermektedir.

Göç ve suç üzerine ilk çalışmaları yapan okul olan Şikago Okulunda, göçün toplumsal denetimi zayıflattığı ve ekonomik olarak daha dezavantajlı konumda olan göçmenlerin, çevrede ayıplanma korkusunun olmayışının da etkisiyle suça daha yatkın hale geldiği ifade edilmektedir (Park&Burgess, 2015).Piopiunik ve Ruhose, toplam suç oranları üzerinde göçün güçlü bir etkisi olduğunu tespit ettikleri araştırmalarında özellikle işsizlik ve suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde göç-suç arasındaki olumsuz ilişkinin ortaya çıktığını;göçmenlerin eğitim düzeylerinin, mesleki becerilerinin, dil yeterliliklerinin ve iş piyasasına girişlerinin sınırlı ve düşük düzeyde olmasının, suçlulukla ilintili diğer riskleri ortaya çıkardığını ortaya koymuşlardır (Piopiunik&Ruhose, 2017).

Yoksulluk düzeyi yüksek bir  ülkeden başka bir ülkeye gerçekleşen göçlerde (Clark, 1998; DeJong&Madamba, 2001), iş gücü piyasalarında ayrımcılık (Waldinger, 1993) gibi, göçmenleri engelleyici ve kısıtlayıcı faktörlerin de göçmenlerde suçluluğa yol açtığınıtespit eden araştırmalar söz konusudur. Bunlara göre ekonomik başarı elde edebilmek için yeterli olmayan koşullar göçmenleri gayrı meşru vasıtalara yöneltmekte ve suça karışma eğilimlerinde artışa neden olmaktadır(Reid vd., 2005; Agnew, 1992; Blau&Blau, 1982,  Messner&Rosenfeld, 2000; Tonry, 1997).

Buradan hareketle göç, nüfus hareketliliğinin yanı sıra sosyal farklılaşma ve kültürel yayılma faktörlerini de barındıran bir olgu olarak, toplumsal değişimde hem uyum hem de uyumsuzluk üreten bir aktör ve bu noktada suç üreten de bir faktör olabilmektedir (Yarcı, 2018).

Suç oranları üzerinde pek çok etken belirleyici olmaktadır. Göçmenlerin demografik özelliklerinden özellikle yaş ve cinsiyet indikatörleri suç oranları üzerinde etkilidir. Buna göre çeşitli araştırmalar genç nüfusun yoğunlaştığı göçmen gruplarda suç oranlarının yüksek, aksi durumda ise suç oranlarının daha düşük olduğuna ilişkin bulgulara erişmiştir.Ayrıca göçmenlerin suçluluk oranları kuşaklar arasında da farklılaşmaktadır. Çeşitli araştırmalar tutuklanmanın, suçlanmanın ve cezaevine girme oranlarının ikinci ve sonraki kuşak göçmenlerde daha yüksek olduğuna yönelik bulguları ortaya koymaktadır. (Kızmaz, 2018). Örneğin sistematik olarak 1960’lardan bu yana göç alan Almanya’da göçmenlerin uyum sorunları hem sosyal bilimlerin hem de kamuoyunun en önemli tartışma konularından biri olmuştur. Wetzels ve arkadaşlarının 1998 yılında Almanya genelinde ıslahevlerinde ve 9 Alman kentinde 16.000 çocuk ve gençle yürüttükleri araştırma, şiddet ve suça katılımın göçmen gençler arasında oldukça yüksek oranda görüldüğünü ortaya koymuştur(Uçar İlbuğa, 2009).Bu durum suçla ilişkilendirilen davranışlarda göçmenlerin menşei ülkelerindeki değer ve normlar ile göç ettikleri ülkenin kültürel değerler ve norm anlayışlarından kaynaklanan çatışmalarla açıklanmaktadır.

Göçmenlerin yerleştikleri bölgelerdeki sosyo-ekonomik özellikler ve bu bölgelerdeki suç eğilimi; göçün suç oranını arttırıcı bir etki yaratmasına neden olabilmektedir. Göçmenlerin yerleştikleri bölgelerde, göçmenlere yönelik sosyal ve ekonomik destekler, halihazırda yüksek suçluluk oranlarının söz konusu olması halinde yetersiz kalabilmekte ve göçmenlerin kriminal eğilimlerinin artmasında etkili olabilmektedir. Suçlu çocuklar üzerinde yapılan çalışmalarda suç işleyen çocukların büyük bir kısmının gelir,eğitim ve yaşam seviyesi düşük bölgelerde yaşadığı ve göç sonrası bozulmuş bölgeleri etkileyen sosyal ve ekonomik unsurların, suçlu davranış modellerinin belirlenmesinde kilit rol oynadığı saptanmıştır (Siegel ve Welsh, 2009).

Göç edilen bölgelerde göçmenlerin karşılaştıkları işgücü piyasalarına girişte yaşanan zorluklar, istihdam sorunları gibi sosyal ve ekonomik sorunların nitelikleri, yoğunluğu ve şiddeti de suç üzerinde etkili faktörler haline gelebilmekte ve göçün suç oranları üzerindeki olumsuz etkisini arttırabilmektedir. 1990’lı yılların sonunda Fransa’da etnik ayrımcılık üzerine yürütülen bir araştırmada Fransız kökenli 20-29 yaşları arasındaki gençlerin % 11’i işsiz iken aynı yaşlardaki Fransa’da yaşayan Cezayir asıllı gençlerin % 42’sinin işsiz oldukları saptanmıştır (Lordoğlu ve Aslan, 2012). Özellikle ekonomik katılımın olmadığı ya da yetersiz olduğu durumlarda, işsizlik ve güvensizlik genç göçmenleri aykırılıklardan kurtulmak amacıyla çeteleşmeye ya da çeşitli illegal yapılanmalara katılmaya itebilmektedir. Bu yapılanmalar içerisinde de en etkin olanları, göçmen gençlerde, içinden atıldıkları topluma karşı düşmanlığı ve saldırganlığı besleyen dinsel yönelimli örgütler olmaktadır (Touraine, 2000: 261).

  1. SURİYELİ SIĞINMACILAR, GÜVENLİK RİSKLERİ VE SUÇ VERİLERİ

Göç olgusunun suç ile ilişkisini günümüzde en büyük göçmen kitle olan Suriyelilerden bağımsız değerlendirmek mümkün olmayacaktır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü istatiklerine göre Türkiye’de Geçici Koruma kapsamındaki Suriyelilerin sayısı 3.594.981 olup, ikamet izniyle kalan yabancı sayısı 1.002.593’tür.  Bu veriler ışığında uluslararası koruma kapsamında yaşamını sürdürenler ve uluslararası koruma başvuru sahipleri ile birlikte, Türkiye’de yaşayan yabancı sayısının 5 milyonu aştığı görülmektedir.

Dünyadaki en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda olan Türkiye’deki göçmen profilini diğer milliyetlere ek olarak Suriyeliler, Iraklılar, Afganlar, Somalililer, İranlılar ve Pakistanlılar oluşturmaktadır(Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İstatistikleri, 2020).

Türkiye’deki göçmen gruplar içerisindeki en yüksek paya sahip olan Suriyelilerin 62.580’i 5 ilde bulunan 7 Geçici Barınma Merkezinde yaşamını sürdürmekte, buna göre Suriyeli sığınmacıların %98.2’si kentsel alanlarda hayatlarına devam etmektedir. Türkiye’nin pek çok ilinde yaşamını sürdürmeye devam eden Suriyelilerin sayıca en yüksek olduğu 10 il Tablo 1’de gösterilmiştir.

Tablo 1: Suriyeli Nüfus Yoğunluğunun En Yüksek Olduğu İller

İller

Suriyeli Sayısı

İl Nüfusu İle Karşılaştırma(%)

İller

Suriyeli Sayısı

İl Nüfusu İle Karşılaştırma(%)

İstanbul

502.674

% 3,24

Mersin

213.846

% 11,62

Gaziantep

448.917

% 21,69

Bursa

176.420

% 5,77

Hatay

433.235

% 26,60

İzmir

146.316

% 3,35

Şanlıurfa

420.705

% 20,29

Konya

115.303

% 5,17

Adana

247.671

% 11,07

Kilis

108.239

% 75,96

Kaynak: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İstatistikleri, Erişim Tarihi: 06.07.2020

 

Yaş ve cinsiyet aralıklarına göre dağılımları incelendiğinde %53.8’ini erkeklerin ve %46,2’sini kadınların oluşturduğu Geçici Koruma kapsamındaki Suriyelilerin %77,7’si 35 yaş altında olup 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusun oranı ise %20,9’dur.

Kadın ve erkek nüfus arasındaki fark en çok 19-24  yaş aralığında açılmakta olup; 55 yaş üstü yaş aralıklarında kadınların sayısı erkeklerin sayısından fazla olurken, daha düşük yaş aralıklarında erkek nüfus kadın nüfusundan daha yüksektir (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İstatistikleri, 2020). Özellikle 15-39 yaş aralığında erkek sayısının kadınların sayısıdan fazla oluşu özel riskler yaratma potansiyeli taşıyan ‘yalnız erkek’ sorununu ortaya çıkarmaktadır (Tunca ve Karadağ, 2018).

Aktif çalışma çağındaki 15-64 yaş arasındaki nüfus 2 milyondan fazla olup Türkiye’de çoğunlukla tekstil, inşaat, ayakkabı imalatı, tarım, mobilya ve mevsimlik tarım işçiliği gibi alanlarda istihdam edilen suriyeli sığınmacılar düşük gelir düzeylerinde ücretli ya da kayıt dışı işlerde çalışmayı sürdürmektedirler(Kriz Grubu Avrupa Raporu, 2016).

Bununla birlikte adli istatistiklere bakıldığında 2011’den Haziran 2014’e kadar adli suçlara karışan Suriyelilerin ülkedekilere oranı onbinde 33 iken (Anadolu Ajansı, 2014)[1] bu olayların %61’ini belgede sahtecilik, %21’ini yaralama, %12’sini hırsızlık, %3’ünü izinsiz çalışma, %2,4’ünü cinsel olaylar ve %0,6’sını ölümle sonuçlanan olaylar oluşturmaktadır. 2014-2017 yılları arasında Suriyelilerin karıştıkları olayların toplam asayiş olaylarındaki payı %1,32 olup 2014 yılı sonrası suriyelilerin karıştığı adli vaka sayıları Tablo 2’de gösterilmiştir.

Tablo 2: Suriyeli Göçmenler ve Yerel Halk tarafından İşlenen Suçlara İlişkin Veriler

Adli Olay

2014

2015

2016

2017(ilk 6 ay)

Türkiye Geneli 

1.870. 374

 1.858. 120

 1. 876. 816

956.306

Suriyeli Göçmenler

10.352

 13. 557

 14. 457

7.157

Kaynak: Kızmaz, Z. (2018). Suriyeli Sığınmacılar: Güvenlik Kaygıları ve Suç. BEÜ SBE Derg.,7(2), 392431

 2018 yılında ise Anadolu Ajansının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği verilere göre Suriyelilerin suça karışma oranı %1,46 olarak gerçekleşmiştir.

Kaynak: Anadolu Ajansı (2018) “Suriyelierin karıştığı suç %1,46’ya düştü”, https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/11893, Erişim Tarihi: 26.06.2020

Tablo 3’te 2015 yılına ait, mahkûmiyet kararlarından derlenen, T.C. uyruklu ve göçmenlerin de içerisinde yer aldıkları yabancı uyruklu kategorisindeki bireylerin suçluluk oranlarına yer verilmiştir. Tablodaki verilere bakılarak yabancı uyrukluların suça karışma oranlarının son derece düşük düzeyde gerçekleştiği söylenebilir. Buna göre 2015 yılı için yabancı uyruklu olanlar tarafından işlenen ve mahkûmiyetle sonuçlanan suç verilerine bakıldığında; “öldürme” suçundan mahkûmiyet alan yabancı uyrukluların payı % 0,34, yaralama suçlarından %0,01, hırsızlık suçlarından ise %0,6’dır.Hakaret, kötü muamele, zimmet, rüşvet, kaçakçılık gibi pek çok suçtan ise yabancı uyruklulardan cezaevinde bulunan kimse bulunmamaktadır.

Tablo 3: 2015 Yılı İçerisinde Ceza Ve İnfaz Kurumlarına Giren T.C. ve Yabancı Uyrukluların işledikleri Suçlar ve Oranlar

 

Toplam

T.C. Uyruklu

Yabancı Uyruklu

Yabancılara verilen mahkûmiyet sayısının toplam mahkûmiyet sayıları içerisindeki oranı

(%)

Suç türü

Toplam

Erkek

Kadın

Erkek

Kadın

Erkek

Kadın

Toplam

Toplam

168.726

162.439

6.287

161.571

6.175

868

112

980

0.59

Öldürme

8.303

8.107

196

8.080

195

27

1

28

0.34

Yaralama

23.730

23.195

535

23.191

535

4

-

4

0.01

Cinsel Suçlar

 

5.340

 

5.286

 

54

 

5.264

 

54

 

22

-

 

22

0.40

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

2.702

2.624

78

2.622

78

2

-

2

0.07

Hakaret

3.143

2.965

178

2.965

178

-

-

 

-

Hırsızlık

30.093

28.116

1.977

27.948

1.957

168

20

188

0.60

Yağma(Gasp)

10.045

9.799

246

9.705

243

94

3

97

0.97

Dolandırıcılık

3.780

3.572

208

3.566

204

6

4

10

0.26

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti

12.143

11.599

544

11.206

485

393

59

452

3.7

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı ve satın alma

3.532

3.468

64

3. 468

63

-

1

1

0.03

Sahtecilik

6.336

6.122

214

6.116

210

6

4

10

0.16

Kötü muamele

54

45

9

45

9

-

-

 

-

Zimmet

217

208

9

208

9

-

-

 

-

Rüşvet

84

77

7

77

7

-

-

 

-

Kaçakçılık

3.168

3.128

40

3.082

40

46

-

 

-

Trafik suçları

2 584

2 558

26

2 556

26

2

-

 

-

Orman suçları

317

311

6

311

6

-

-

 

-

Ateşli silahlar ve bıçaklar ile ilgili suçlar

4.226

4.188

38

4.172

37

16

1

17

0.40

İcra İflas Kanunu'na muhalefet

13.024

12.393

631

12.387

629

6

2

8

0.06

Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet

408

408

-

408

-

-

-

 

-

Tehdit

7.808

7.640

168

7.639

168

1

-

1

0.01

Mala zarar verme

2.308

2.224

84

2.224

83

-

1

1

 

0.04

Görevi yaptırmamak için direnme

1.470

1.435

5

1.434

35

1

-

1

 

0.07

Ailenin Korunması tedbirine aykırılık

5.246

5.167

79

5.158

78

9

1

10

0.19

Diğer suçlar

18.665

17.804

861

17.739

846

65

15

80

0.43

Kaynak: TÜİK verilerinden derleyen Taştan vd., 2017.

Resmi istatistikler her ne kadar Suriyelierin suça karışma oranlarındaki düşük eğilimi ortaya koysa da, Türkiye’deki göç ve suç ilişkisini şekillendiren dinamikleri Suriyeli sığınmacıların etkilediği güvenlik risklerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Suriye’den göç edenler için ortaya çıkan ‘iltica edemeyen mültecilik’durumu (Alpman ve Yarcı, 2018) özellikle kentlerde neden olduğu risklerle pek çok ciddi sorunu beraberinde getiren bir çarpan etkisi yaratmaktadır.

Büyük çoğunluğu kentsel alanlarda yaşamını sürdüren Suriyelilerin ekonomide yarattıkları olumsuz etkilerle birlikte (Koç ve Ekmekçi Türk, 2020) yoğun olarak yaşadıkları illerde kent yaşamında pek çok sorun da derinleşmektedir. Başlangıçta koruma temelli ihtiyaçları esas alınarak ev sahipliği yapılan sığınmacılara yönelik Türkiye’deki uygulamalar kalıcı olacakları göz önünde bulundurulmadan ve sosyal uyum süreci planlanmadan kurgulandığından uyum sorunu günden güne belirgin hale gelmektedir. Sayısal olarak oldukça yüksek bir nüfusa sahip olan Suriyeli sığınmacıların sosyal uyumunun sürdürülebilirliği noktasında yaşanacak zorluklar, sığınmacıların kalıcılığının konuşulduğu şu günlerde toplumsal kabul problemini derinleştirmekte ve sosyal tansiyonu arttıracak olayların artışına neden olabilmektedir. Sosyal uyumsuzluk sürecinin sebep olduğu toplumsal çatışma ve ayrışma riski bu bağlamda sığınmacılara yönelik geliştirilen politikalarda ele alınması gereken en önemli unsurlardan biri olmaktadır.

Kriz Grubu Avrupa Raporu’nda(2016); Suriyeli sığınmacıların etkisiyle dışlanmışlık hissi yaşayan kesimlerle göçmenler arasında, özellikle işgücü piyasalarında yaşanan rekabetle artması muhtemel şiddet olaylarına dikkat çekilerek adli olayların sayısında yıllar içerisindeki artışa vurgu yapılmıştır. Bu raporda aynı şekilde kamu hizmetlerine ve yardımlara erişim konusunda göçmenlerin önceliklendirilmesinin, sığınmacıların kültürel farklılıklarının ve Suriyelilerin yoğun olarak yaşadıkları illerde sığınmacılarla rekabet etmekte zorlanan yerli işletmelerden hareketle toplumsal huzursuzluklara dikkat çekilmiştir.

Artan kayıt dışı istihdam, ücretlerdeki düşüş, sığınmacılara ait işletmeler ile yerel işletmeler arasında haksız rekabete sebep olabilecek uygulama ve yaklaşımlar, ücret düşüşleri, toplumsal önyargıları besleyecek kültürel farklılıklar, nefret suçları ve artan terör olayları gibi unsurlar sosyal uyumsuzluk süreciyle tetiklenebilecek ve Türkiye’deki suçların niteliğini doğrudan etkileyecek önemli risklerdenbazılarıdır.

Gerek Suriye’de yaşanan savaş gerekse sığınmacı göçü kimi zaman doğrudan devletin güvenliğini ilgilendiren risklerin yaşanmasına neden olmakta; bu da sığınmacılarla bir arada yaşama kültürü geliştirilebilmesi yönünde toplumsal kabulü zorlaştırmaktadır. Suriye’deki otorite boşluğundan kaynaklanan her terör saldırısının ardından Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacılara yönelik toplum baskısı artmakta, medyanın da etkisiyle toplumdaki ayrışma daha da derinleşmekte ve sosyal dışlanmanın beraberinde getirdiği riskler kaçınılmaz hale gelmektedir.

Güncel veriler ışığında Türkiye’de  günde ortalama 450-500 Suriyeli bebek dünyaya gelirken okul çağındaki çocukların oranı yaklaşık %32 olup okullaştırılamayan çocukların sayısı  400 bin civarındadır(Koç ve Ekmekçi Türk, 2020). Türkiye’de eğitim hakkına erişemeyen çocukların kayıp bir nesil olmasından korkulmakta(Özer, 2015); göç-suç ilişkisi ekseninden değerlendirildiğinde kayıp nesil tehlikesi sığınmacıların etkisiyle derinleşen önemli bir güvenlik riski haline gelmektedir.Sığınmacı ailelerin yaşam koşulları, ailelerin düşük gelir ve eğitim seviyelerinin de etkisiyle çocukların suça karışma ihtimali açısından daha elverişli bir zemine sahip olup, okullaştırılamayan ve zamanla kimlik bunalımı yaşayan gençler için sonraki dönemlerde terör örgütlerinin ve suç şebekelerinin bir parçası olma, şiddet eğilimi, madde bağımlılığı gibi pek çok riskten söz edilebilmektedir (Tunç, 2015).

Suriye’deki savaşın sınır ihlallerini arttırmasının etkisiyle; sığınmacılarla birlikte önemi artan güvenlik risklerinden birinin de sınır ihlalleri ve insan ticareti olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hatay sınırı boyunca ihracatın yerini kaçakçılık ekonomisinin ve kayıtdışı ekonominin alması, yalnızca 2016 yılında 3,4 milyon litre akaryakıt, 81 bin telefon, 75 milyon paket kaçak sigara, 200 ton kaçak çay ve 3,1 milyon adet hap ve kaçak ilacın güvenlik güçlerince yakalanmış olması sınır ihlallerinin güvenlik riskleri içerisindeki önemine işaret etmektedir (Karasu, 2018).

  1. SONUÇ

Göç ve suç oranları arasında çok yönlü bir ilişki olup bu ilişkinin yönü ve niteliği pek çok unsurdan etkilenir. Göç alan toplumlarda göçmen gruplardaki genç erkek nüfusun fazlalığı, göçmenlerin eğitim seviyelerinin düşüklüğü ve yaşam becerilerinin zayıflığı, göçmenlerle yerleşik halk arasında yaşanan kültür çatışmaları, göçmenlerin yerleştikleri bölgelerin suça elverişlilik açısından taşıdığı koşullar, istihdama ilişkin sorunlar ve asimilasyonun olumsuz etkileri göçün suç verilerinde yarattığı artışla ilişkilendirilen unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve Türkiye’nin var olan göç yönetimi anlayışı ve süreci ile, suç verilerinin sığınmacı göçü faktöründen olumsuz etkilenmesi uzun vadede kaçınılmaz görünmektedir.

Bu kapsamda uzun vadeli analizler yapılması için; suç verileri ve adli istatistikler, sığınmacı göçüyle birlikte ulusal boyutta yaşanan güvenlik riskleri, sınır ihlallerinden doğan riskler, asayiş suçları riski, okullaştırılamayan çocuklardan kaynaklanan kayıp nesil riski, sosyal uyum sürecindeki olumsuzluklardan kaynaklanan toplumsal çatışmalar ve bu ayrışmadan doğan riskler ile birlikte değerlendirilmelidir. Orta ve uzun vadede ise sığınmacıların geri dönüşünü anlamlı kılacak küresel işbirlikleriyle, güvenlik risklerinin azaltılması yönünde çalışmalara önem verilmelidir.

 

 

[1]21.yy Türkiye Enstitüsü Göç Masası

[2]Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Öğrencisi

KAYNAKÇA

Agnew, R. (1992). Foundation for A General StrainTheory Of CrimeAndDelinquency. Criminology, 30, 47-87.

Alpman, P.S. &Yarcı, S. (2018). Suç, Göç Ve Kimlik: Suç Teorilerinde Göç Olgusu. TurkishStudies, 13(18), 143-158.

Blau, J. &Blau, P. (1982). TheCost Of Inequality: MetropolitanStructureAndViolentCrime. AmericanSociologicalReview, 47, 114-129.

Clark, W. (1998). Mass Migration AndLocal Outcomes: Is International Migration ToThe United StatesCreating A New Urban Underclass?.Urban Studies, 35, 371–383.

DeJong, G.F. &Madamba, A.B. (2001). A DoubleDisadvantage? MinorityGroup, ImmigrantStatusAnd Underemployment in the United States. SocialScienceQuarterly,  82, 117–130.

Delice, M.& Yaşar M. (2014).Göç ve Şiddet Suçları İlişkisinin İncelenmesi. Akademik Bakış Dergisi, 44, 1-18.

Gökulu,  G. (2010). Kent Güvenliği Kentleşme ve Suç İlişkisi. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 24(1), 209-226.

Karasu, M.A. (2016). Şanlıurfa'da Yaşayan Suriyeli Sığınmacıların Kentle Uyum Sorunu. Süleyman Demirel Üniversitesi  İktisadi ve İdari Bilimler  Fakültesi Dergisi, 21(3), 995-1014.

Karasu, M.A. (2018). Suç Korkusu, Göç ve Suriyeli Sığınmacılar: Şanlıurfa Örneği. Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 1(3), 332-347.

Karasu, M.A. (2018). Türkiye’deki Suriyeli  Sığınmacıların Kentlerde  Neden Oldukları  Güvenlik Riskleri. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi,  36(2), 51-73.

Kızmaz, Z. (2018). Göç ve Suç Arasında Bir İlişki Var Mı?: Bütüncül Bir Bakış. BEÜ SBE Dergisi, 7(2), 562-599.

Kızmaz, Z. (2018). Suriyeli Sığınmacılar: Güvenlik Kaygıları ve Suç. Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(2),392-431.

Koç M. & Ekmekçi Türk Z. (2020), Kayıt dışılık, İstihdam, İşsizlik ve Kaynakların Dağılımı Bağlamında Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Ekonomik Etkilerine Dair, https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/kayit-disilik-i-stihdam-i-ssizlik-ve-kaynaklarin-dagilimi-baglaminda-gecici-koruma-altindaki-suriyelilerin-ekonomik-etkilerine-dair, Erişim Tarihi:13.07.2020

Kriz Grubu Avrupa Raporu(2016), Türkiye’nin Mülteci Sorunu:Kalıcılığın Siyaseti,  https://www.crisisgroup.org/tr/europe-central-asia/western-europemediterranean/turkey/turkey-s-refugee-crisis-politics-permanence, Erişim Tarihi: 24.06.2020.

Lordoğlu K.& Aslan M. (2012) Türkiye İşgücü Piyasalarında Etnik Bir Ayırımcılık Var Mıdır?. Çalışma ve Toplum, 2, 117-146

Messner, S. F.,&Rosenfeld, R. (2000). CrimeandtheAmericanDream. Wadsworth, Belmont.

Park, R.E. &Burgess, E.W. (2015). Şehir, Çev.: Pınar Karababa, İstanbul: Heretik Yayınları.

Piopiunik, M.  &Ruhose, J. (2017). Immigration, RegionalConditions, andCrime: Evidencefrom an AllocationPolicy in Germany. EuropeanEconomicReview, 92, 258-282.

Reid, L., Williams, H. E., Weiss, R. M., &Jaret, A. C. (2005). TheImmigration – CrimeRelationship: EvidenceAcross Us MetropolitanAreas, SocialScienceResearch 34, 757-780.

Sellin, T. (1931). TheBasis of a Crime Index. Journal of CriminalLawandCriminology, 22, 335-356.

Siegel, L. &Welsh, B. (2009). Socialstructure, process, cultureanddelinquency. JuvenileDelinquency: Theory, Practice and Law. Wadsworth Cangage Learning: USA.

Taştan, C., Haklı, S. Z. & Osmanoğlu, E.  (2017). Suriyeli Sığınmacılara Dair Tehdit Algısı: Önyargılar ve Gerçekler. Polis Akademisi Başkanlığı. Ankara: Göç ve Sınır Güvenliği Araştırmaları Merkezi (GÖÇMER) Yay.

Tonry, M.H. (ed.), (1997). Ethnicity, Crime, andImmigration: Comprative and Cross-NationalPerspectives. Chicago, IL: Chicago UniversityPress.

Touraine, A. (2000) (Çeviren: Olcay Kunal) Eşitliklerimiz Ve Farklılıklarımızla Birlikte Yaşayabilecek Miyiz,Yapı Kredi Yayınları.

Uçar İlbuğa, E. (2009) Almanya’da Türk Kökenli Gençler ve Şiddet Sorunu, Erciyes İletişim,1, 164-184.

Tunca H.Ö. & Karadağ A. (2018). Suriye’den Türkiye’ye Göç: Tehditler ve Fırsatlar. Kara Harp Okulu Bilim Dergisi. 28(2), 47-68.

Yarcı, S. (2018). Göçten Suça; Türkiye Perspektifinden Suç Ve Göç İlişkisi, CurrentDebatesInSociology&Philosophy, 26, 33-43.

Waldinger, R. (1993). TheEthnicEnclaveDebateRevisited. International Journal of Urban andRegionalResearch, 17, 444–452.

 

 

[1]Anadolu Ajansı (2014) https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/Suriyelierin-adli-olaylara-karisma-orani-on-binde-33/118752, Erişim Tarihi: 06.07.2020

Doç. Dr. Murat Koç

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Tugay Uluçevik   - 20-09-2020

Kıbrıs İçin Federal Çözüm Arayışı Noktalanırken

Sayın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu A.A.'ya 18 Eylül 2020’de verdiği ve Kıbrıs konusunda "artık federasyon müzakere etmeyeceğiz" dediği demecini [i] Millî Dava Kıbrıs ve Türk Milleti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarları adına ilk bakışta sevinçle karşıladım. ...