Küresel dünya bugüne kadar ya finans veya reel ekonominin kendisini çevirememesi sonucu krize girerdi. Bu defa alışık olunmayan bir durumla yüz yüze kalınmış ve bizatihi insanların kendi varlığına karşı yapılan bir saldırı ile karşı karşıya gelinmiştir. Bu yeni durum insanlık için küresel boyutta bir ilki oluşturmaktadır.

Hırsı, çıkarları, kötülükleri, katliamları, seviyesizlikleri, kokuşmuşluğu, pisliği, çürümüşlüğü ve cahilliğiyle müptezelleşmiş 21.yüzyıl insanı bir müddet sonra ben ne yaptım diyebilecek midir?

Nisan 2020 ayı başında BM, İngiliz ve İtalyan Hükümetleri tarafından yapılan açıklamada, koronavirüs pandemisi nedeniyle Kasım 2020 ayında yapılması planlanan “BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı-COP26”görüşmelerinin erteleneceği açıklandı.

Çelişkiler düşünceyi besler ve ilerletir. Oysa bugün neredeyse sonsuzluğa uzanan çelişkiler yumağından çoğu insan korkarak kaçıyor. Modern insan açısından çelişkinin dayanılmaz bir ağırlığı vardır. Bu durumun sebebi ise çok basittir: Modern insan aslında herhangi bir düşünce faaliyetine girişemeyecek kadar yorgun, bitkin ve tembeldir.

Dünya Kamuoyunda her 24 Nisan’da gündeme gelen “Tehcir”, yıllardır Ermenilerin Osmanlı Devletine aleyhine giriştikleri isyan ve eylemlere karşı devletin aldığı tedbirler, hükümetin meşru savunma ve egemenlik hakkını kullanmadır.

Giriş

1980’li yıllarda başlayan neo liberalizm toplumlardaki sosyal yapıyı dönüştürme projesi olarak uygulamaya konuldu. Neo liberalizmin uygulanabilmesi için organize sivil toplum yapılarının zayıflatılması gerekiyordu. Bunun için öncelikle sivil toplum kuruluşları hedef alındı. Ücretli çalışanların organizasyonu olan sendikalar güçsüzleştirildi.

Tüm dünya koronavirüsten çok yoğun bir şekilde etkilenmiştir. COVID-19 sürecinde, Kamu-özel ayrımı olmaksızın birçok kurum vazifelerini dijital araçlar ile icra edebilir hale gelmiştir. Bugün, dijitalleşme post-modern insan için bir seçenek olmaktan çıkmış; bir zorunluluk halini almıştır.

Dünyadaki hemen hemen bütün analistler Kovid-19 sonrası dünyanın eskisi gibi olmayacağı noktasında hemfikirler. Ne var ki insanlığın uyanacağı “yeni” düzenin ne olacağına dair hâlâ birçok tez rekabet ediyor. Mutabık kalınan noktalar pek az.

Bugün,23 Nisan 2020”. Ulusal Egemenliğe dayalı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin açılışının, “Egemenliğin” saraydan/sultandan alınıp millete verilişinin, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” kararı ile siyasi amaca ulaşılmasının, Milli Mücadele ile Anadolu’da yeni bir “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin kurtuluşu ve kuruluşu gerçekleştirilerek tam bağımsızlığa ve sonra da toplumun her alanında yapılan devrimlerle çağdaş hayata uzanan zaferler ve başarılarla dolu uzun ve meşakkatli yolun çizildiği günün  “100.Yıldönümü”.

Dünyanın sonu geliyor mu bilmiyorum ama korkarım ahlakın sonu geldi. Herkes yalan söylüyor, aldatıyor, hem de hiç yalan söylememesi gereken, aldatmaması gereken kişiler bunu yapıyor. Hal böyle olunca alarm zilleri çalıyor.

Gideon Rose, Foreign Affairs adlı derginin Nisan 2018 tarihli sayısında  yayınladığı Is Democracy Dying? (Demokrasi Ölüyor mu) adlı makalesinde şunları dile getirmişti: “İktidarın yürütme elinde merkezileştirilmesi, yargının siyasallaşması, bağımsız medyaya yapılan saldırılar, devlet kurumlarının özel çıkarlar elde edilmek için kullanılması demokratik gerileme belirtileri olarak iyi bilinmektedir. Tek şaşırtıcı olan ortaya çıktığı yer. Latin Amerikalı bir arkadaşımın birazda nükteli olarak söylediği gibi ‘Bu filmin İngilizce versiyonunu daha önce hiç görmemiştik’”

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 22-10-2021

Suriye İç Savaşı ve Suriye Türkmenleri

Suriye'nin doğusunda ABD himayesindeki "teröristan" devleti kök salmaya başlarken yine ABD ve Fransa'nın desteği ile adalar istikametinden, namluları Türkiye'ye yönelik silah yığınakları hızla yükselmektedir.