“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR” TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NİN KURULUŞUNUN 109. YILDÖNÜMÜ
 Bu sayfayı yazdır

“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR” TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NİN KURULUŞUNUN 109. YILDÖNÜMÜ

Yazan  01 Haziran 2020

1 Haziran 2020,“Türk Hava Kuvvetleri’nin kuruluşunun 109. Yıldönümü kutlu olsun. Türk Hava Kuvvetleri, Türk vatanına ve milletine havadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerin önlenmesi, muhtemel bir savaşta Kara ve Deniz Kuvvetlerinin görevlerini daha kolay başarabilmesi amacıyla kurulmuştur.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın görevi, sahip olduğu üstün sürat ve tahrip gücü olan silah ve vasıtaları ile düşmanın saldırgan niyetinden caydırılması, ülkeye saldırı söz konusu olduğunda Türk hava sahasına girdiğinde süratle düşman uçaklarının önlenmesi ve düşman ülkenin hayati önemdeki askerî hedeflerinin tahrip edilerek harbe devam etme azim ve gücünün kırılması, harbin en kısa zamanda en az zayiatla kazanılmasının sağlanması olarak belirlenmiştir.Bu ana görevlerini barışta ve savaşta yerine getiren Türk Hava Kuvvetleri, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda ve önderliğinde Cumhuriyet kurulduktan sonra, çağdaş dünya havacılığı düzeyine yükselmek ve yurdun savunmasında daha etkin bir şekilde yerini almak için yoğun bir çalışma dönemine girmiştir. Bu dönemden başlayarak gösterilen büyük gayret ve harcanan emekler ile günümüzdeki yüksek noktaya ve güce ulaşmıştır. Modern ve ileri teknolojiye sahip havacılığın ilk temeli olarak kabul edilen Wilbur ve Orwille Wright kardeşlerin ilk motorlu  uçak ile 17 Aralık 1903’de ilk uçuşu gerçekleştirmesinden 8 yıl sonra Türk havacılığı, uçağa sahip olarak dünya havacılığında yerini almıştır.Dünyanın ilk askerî havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Hava Kuvvetler tarihçesi, 13 Nisan 1909’de Savunma Bakanlığı bünyesinde askeri havacılık teşkilatı kurma çalışmaları ile başlamıştır.Osmanlı topraklarında, İstanbul’da Fransız Pilot Baron de Catters tarafından Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nden ilk uçuş 2 Aralık 1909’da ve 2’nci uçuş 5 Aralık 1909’da gerçekleştirmiştir. Bu  uçuşlar, Türk havacılık tarihi açısından son derece önemli ve ilk sürecin başlangıcı olmuştur. Uçak, hızlı gelişme kaydederek başta keşif amaçlı, daha sonraları beyanname ve bomba atma, yıldırma amaçlı askeri görev ve hedefler için kullanılmıştır. Posta ve yolcu taşımacılığı gibi sivil görevler için kullanılarak ordular arasında bir denge ve üstünlük unsuru olmuştur.

 

 

Trablusgarp savaşında uçakların oynadığı rolü görülmüş, havacılığın hızla gelişmesi ile askeri alanda getireceği etkinliğin önemi ve büyüklüğü anlaşılmıştır. Bu gelişmeler, ülkelerin savaş stratejilerinde büyük değişime neden olmuş ve ilk adım atılmıştır.1 Haziran 1911, havacılık faaliyetlerini bir elden sevk ve idare etmek amacıyla Savunma Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Mevkiler Genel Müfettişliğinin 2’nci şubesi bünyesinde "Havacılık Komisyonu"kurulmuş ve Kurmay Yarbay Süreyya İlmen,havacılık görevlerine ve teşkilatlanma çalışmalarına resmi bir kimlik kazandırmak amacıyla görevlendirilmiştir. Bu komisyonun kuruluşu tarihi, ilk resmî havacılığın kurumsallaşma ve teşkilatlanma tarihi olmuş, “Hava Kuvvetleri Kuruluş Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır.Süreyya Bey, Sefaköy’de Uçak İstasyonu ve Uçuş Okulu kurması ile Hava Kuvvetleri’nin ilk üssünü ve okulunu teşkil etmiştir.1909-1912’de askerî havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya ile aynı yıllarda Türk askerî havacılık teşkilatı dünya havacılık teşkilatlarının ilk sıralarında yerini almıştır.

28 Haziran 1911’de yapılan sınavda en yüksek notu alan Süvari Yüzbaşı Mehmet Fesa Evrensev ve Teğmen Yusuf Kenan, 9 Temmuz 1911’de Fransa’nın Paris yakınlarındaki Bleriot Fabrikasının Uçuş Okulunda eğitime başlamışlardır. 21 Şubat 1912’de Yüzbaşı Fesa Evrensev, Fransızların 780’nci Türk Ordusunun 1 nolu brövesini, Teğmen Yusuf Kenan ise Fransızların 797’nci Fransa Havacılık Kulübünün brövesini alarak Nisan 1912’de yurda dönmüşler, Türk Ordusun ilk pilotları olmuşlardır.3 Temmuz 1912’de Yeşilköy-İstanbul’da, Türk askerî havacılığının gelişmesinde ve güçlenmesinde en önemli aşamalardan birisi olan Uçuş Okulu’nun açılmasından sonra Türk ordusunda havacılık çalışmaları hızlanmış, personel sayısı çoğalmıştır. I. Dünya Savaşı başında ordular bünyesinde birer hava bölükleri teşkil edilerek havacılar aktif kıta görevi yapmaya başlamış ve dünyada havacılığın teşkil edilen ilk askeri birliğini oluşturmuştur.

1912-1913 Balkan Savaşı’nın birinci safhasında, henüz yeterli seviyede tecrübe kazanmamış olan Türk havacıları arzu edilen şekilde başarı gösterememiş, ikinci safhasında ise büyük başarılar elde etmişlerdir. Balkan Savaşı’nın sona ermesiyle, Türk havacılığının ıslahı ve geliştirilmesine başlanmış ve bu çalışmaların paralelinde yeni uçaklar alınmıştır. Haziran 1914’te Yeşilköy’de Deniz Hava Okulu kurulmuştur.1914’de Hava Kuvveti Kıtaatı Mevaki-i Müstahkeme Müfettişliği emrinden alınmış ve Muhabere ve Muvasala Şubesi’ne bağlanarak "Teşkilat-ı Havaiye Müfettişliği" adını almıştır. 1914’de I.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla ıslahat ve geliştirme çalışmaları durmuştur. 1915 yılı sonlarında uçak sayısının artması ile genel karargâh emrinde havacılık işlerinin yürütülmesi için 13’üncü Sahra Seyri Havaiye Şubesi kurulmuştur. Kasım ayında 13’üncü şubenin adı "Umur-u Havaiye Müfettişliği" olmuştur.Bu dönemde Türk Hava Kuvvetleri; Hava Okulu, Hava İstasyonları, Hava Bölükleri, Sabit Balon Bölükleri, Uçaksavar topçu birlikleri ve Meteoroloji İstasyonları şeklinde teşkilatlanmıştır. Deniz Hava Bölükleri ve Deniz Hava Okulu Deniz Bakanlığı kuruluşunda görev yapmıştır.

16 Mayıs 1916’de kara ve deniz havacılığı, Genel Karargâh Havacılık İşleri Müfettişliği ve 9’uncu Umuru Havaiye Müfettişliği emrinde birleştirilmiştir. Bu dönemde, hava bölüklerinin bazılarında sadece Türk havacı personeli, bazılarında ise Türk ve Alman havacı personeli müştereken görevlendirilmiş, bölüklerin taktik sevk ve idareleri emrine verildiği ordulara bırakılmıştır. I. Dünya Savaşı’nda Türk Havacılığı, bu teşkilat yapısıyla, Çanakkale'den Hicaz'a, Trakya’dan Kafkasya'ya,Kafkasya’dan Filistin'e kadar çok zor şartlarda ve geniş bir alanda, Türk askerinin çarpıştığı her cephede savaşa katılmıştır.29 Temmuz 1918’de (Umuru Havaiye Müfettişliği) Havacılık İşleri Müfettişliği ismi, Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği Umumiliği) olarak değiştirilmiş ve yeniden teşkilatlanmaya başlanmıştır. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda yenilgiyi kabul etmesi ve 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine, itilaf devletleri tarafından İstanbul’un işgal edilmesi ile Türk askerî havacılığı için yeni bir döneme girilmiştir.Orduda terhis işlemleri yapılmaya başlanmış, Alman havacı personel ülkeden ayrılmış ve 29 Temmuz 1918’de Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği kadroları boşalmıştır. I.Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile Filistin’den gelen hava birlikleri Konya’da, Irak’tan gelen hava birliği Elazığ’da, Kuva-yı Havaîye-i Müfettişliğine ait önemli sayıda uçak ve malzeme Yeşilköy-İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da toplanmıştır.Savunma Bakanı, 25 Haziran 1920’de Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği’ni lağvetmiş ve personelini dağıtmıştır. Türk askerî havacılığı teşkilatsız, personelsiz, araç ve gereçsiz bırakılmıştır. Osmanlı dönemi Türk havacılığı sona ermiştir.

Türk havacılığı Kurtuluş Savaşı başında; eğitim, silah ve personel yönünden yetersiz, yorgun, bitkin, yokluk içinde ve uçağı olmayan bir hava gücüne sahiptir. İngiliz ve Fransızlar, Sefaköy Uçak İstasyonu'nu işgal etmesiyle cesur havacılarımız buradaki uçak ve malzemelerin bir kısmını kurtararak Maltepe Uçak İstasyonu’na intikal ettirmişlerdir. Deniz Uçak İstasyonu’nun Yeşilköy Feneri doğusundaki uçak ve malzemeleri Deniz Bakanlığı’na ait Haliç ambarına taşınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları; hava gücünün varlığının önemini bildikleri için birkaç kırık, dökük uçak, ekipman, Anadolu hareketine gönül vermiş sınırlı sayıdaki havacı personel ve alt yapıyla Türk havacılığını yeniden yapılandırma zorunluluğu ile yüz yüze kalmışlardır. Türk havacılığının alt yapısını ve temelini, Anadolu’da toplanan pilot, rasıt (gözlemci) ve makinistlerle; Konya, Erzurum, Elazığ ve Diyarbakır’daki uçaklar oluşturmuştur. İstanbul’dan Anadolu’ya geçebilen havacılar, Konya Uçak İstasyonu’nda toplanmıştır. Erzurum’da çoğu Rus yapısı gayrı faal 13 uçak, Konya Uçak İstasyon'unda çoğu uçamayan 4 keşif ve 13 av uçağından oluşmuştur. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali ile Anadolu’da kendi kendini yönetebilecek bir idari teşkilat yapısı kurma çalışmalarına başlanılmıştır.

Türk milletinin bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünün sağlanması için Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu’da Kurtuluş Savaşı başlamış ve Türk havacıları da bu mücadelede yerini almak için Konya Uçak İstasyonu’na katılmışlardır.23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasından sonra ilk iş olarak düzenli ve disiplinli orduların kurulmasını esas kabul etmiş ve bu esasın paralelinde, 13 Haziran 1920’de, Harbiye Dairesi’ne bağlı olarak Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi kurulmuştur. Yeni Türk Devleti’nin ilk hava teşkilatının faaliyete geçirilmesinden sonra, eldeki kırık-dökük uçakların onarılmasına, malzeme temin edilmesine çalışılmış ve bu tarihlerden itibaren de Türk havacıları yokluklar içinde, ancak inançla doğu ve batı cepheleri Harekâtına katılarak görevlerini yerine getirmişlerdir. 1 Şubat 1921’de teşkilat değişikliği yapılmış ve Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi’nin ismi de Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü (Kuva-yı Havaiye Müdüriyeti Umumiyesi) şeklinde değiştirilmiştir. 5 Temmuz 1922’de bir teşkilat değişikliği daha yapılmış, Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü yerine tümen yetkisinde Hava Kuvvetleri Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği) kurulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında her türlü ekonomik ve mali sıkıntılara rağmen ülkenin ileri bir hava gücüne sahip olabilmesi Mustafa Kemal Atatürk’ün havacılık konusundaki ileri görüşü ve bu alandaki ilgisinin eseri olmuştur. Türk Devleti’nin varlığı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün bütün dünyaya kabul ettirilerek 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra çağdaş havacılığa uyum sağlayacak güçlü bir hava gücünün kurulması için çalışmalara başlanmıştır. 1923’de;3 hava bölüğü, 1 deniz hava bölüğü ve 1 hava okulundan oluşan Hava Kuvvetleri Müfettişliği, 1926’da, hava bölüklerinin sayısı on’a, deniz hava bölüklerinin sayısı ise üçe çıkarılmıştır. Bölükler, grup komutanlıkları ve hava istasyon komutanlıkları bünyesinde sevk ve idare edilmiştir. 1925’de Eskişehir’de yeniden Hava Okulu kurulmuş ve aynı yılın ekim ayında ilk mezunlarını vermiştir.1927’de Kuva-yı Havaîye-i Müfettişliği olan ismi Hava Kuvvetleri Müfettişliği olarak değiştirilmiş ve Albay Muzaffer Ergüder komutasında İzmir-Kordonboyu’nda görevini 1928’e kadar sürdürmüştür. Haziran 1928’de Eskişehir’de bulunan Hava Kuvvetleri Müfettişliği lağvedilerek Milli Savunma Bakanlığına bağlı Hava Müsteşarlığı kurulmuş, uçuş grup ve hava istasyon komutanlıkları kaldırılarak 1.Uçak Tb.K.Celal Yakal-Eskişehir’de, 2.Uçak Tb.K.Zeki Doğan-Diyarbakır’da, 3.Uçak Tb.K.Şefik Çakmak-İzmir’de3 Hava Taburu ve buna bağlı bölükler teşkil edilmiştir.Müsteşarlık, Ankara’ya taşınmış, önce Hacı Bayram’da sonra Ulus’ta Işıklar caddesinde faaliyet göstermiştir. Cumhuriyet döneminin ilk Hava Müsteşarı görevine 1928’de Tuğgeneral Muzaffer Ergüder getirilmiştir.Aynı yıl, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elemanları kurulan okullarda yetiştirilmesine başlanmıştır. Eskişehir; uçak fabrikası, uçuş okulu ve yeni açılan hava makinist astsubay okulu ile birlikte Türk havacılığının önemli merkezi haline gelmiştir.Havacılık birliklerinde görevli subayların rütbelerinin yükselmesi, uçak ve personel miktarının artması nedeniyle 1 Haziran 1932’de taburlar, alay seviyesine çıkarılmıştır. 1.Hava Alay Komutanı Plt.Yb.Zeki Doğan-Eskişehir, 2.Hava Alay Komutanı Plt.Yb.Celal Yakal-Diyarbakır, 3.Hava Alay Komutanı Plt.Yb.Şefik Çakmak-İzmir’de konuşlu ilk alaylar ve 1932’de İzmir’de Deniz Taburu teşkil edilmiştir.

Temmuz 1932’de havacı personel ayrı bir muharip sınıf olarak kabul edilmiş ve 1933’den itibaren havacılığın sembolü olan mavi renkli üniformayı giymeye başlamışlardır.1937’de Eskişehir’de 4’ncü Hava Alayı kurulmuş, 1 Haziran 1937’de Kütahya’da faaliyete geçecek şekilde tertip alınmış ve Komutanlığına Kur.Bnb.Ferruh Şahinbaş atanmıştır. Aynı yıl Hava Harp Akademisi açılmıştır.Hava kuvvetlerinin taktik ve sevk idaresini kolaylaştırmak, teşkilatta büyümeye yer vermek ve sorumlulukları daha alt seviyeye devretmek amacıyla 22 Mayıs 1939’da Hava Tugay Komutanlıkları kurulmuştur. 12 Haziran 1939’da; 1.Hv.Tuğ.K.Alb.Yahya Razi Biltan-Eskişehir ve 2’nci Hv.Tuğ.K.Alb.Celal Yakal-İzmir’de teşkil edilmiştir. 16 Ağustos 1943’den itibaren Tugaylar Tümene dönüşmüştür. 1940’den itibaren lojistik destek yönünden Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki Hava Müsteşarlığına bağlı olarak faaliyet gösteren hava birliklerinin, 1944’de tek bir komuta altında toplanmasına karar verilmiştir. Bu amaçla 23 Ocak 1944’de Hava Kuvvetleri Komutanlığı müstakil bir kuvvet olarak teşkil edilmiş, 27 Ocak 1944’de Kolordu seviyesinde faaliyetlerini icra etmiş, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda görev yapan, İzmir Valiliği’nden Yunan bayrağını indiren süvari sınıfı kökenli Tümgeneral Zeki Doğankomutan olarak atanmıştır.4 Şubat 1944’de Ankara’da faaliyete geçmiş ve 1947’de ordu seviyesine çıkarılmıştır. 1948’de lojistik destek kuruluşları ve 1950’de Hava Harp Akademisi dışında kalan bütün hava birlik ve kurumları Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlanmıştır. Havacılığın gelişen teknolojisine bağlı olarak, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elamanların yetiştirilmesi için açılmış olan okullar, 1950’de tek komuta altında toplanmış ve bu amaçla Hava Teknik Okullar komutanlığı kurulmuştur.

 

1951’de Hava Kuvvetleri Komutanlığında üs ve filo kuruluşuna geçilmeye başlanmış ve Balıkesir’de kurulan 9’uncu Jet Üs Komutanlığı, Türk Hava Kuvvetlerinin ilk jet üssü, 191, 192 ve 193’üncü filolar da ilk jet filoları olmuşlardır. 30 Ağustos 1956’de Hava Eğitim Kolordu Komutanlığı kurulmuş, eğitimle ilgili bütün birlik ve kurumlar bu komutanlık emrinde toplanmış ve 1957’de Hava Eğitim Komutanlığı adını almıştır. Haziran 1962’de, hava tümenleri kolordu seviyesine çıkarılarak Taktik Hava kuvveti ismini almıştır.1974 Kıbrıs Barış Harekâtında Hava Kuvvetleri yaptığı etkin görevle gücünü dünyaya göstermiştir.Hava Kuvvetlerinin yurt içinde ve yurt dışında tanıtılması, kamuoyu ile olan ilişkilerinin geliştirilerek havacılığın sevdirilmesi amacıyla 11 Eylül 1992’de Akrotim filosu “Türk Yıldızları”ismi ile kurulmuş ve 18 Haziran 1993’de 4.Ana Jet Üs Komutanlığı-Mürted’te “Türk Yıldızları Akrotimi” ilk gösterisini yapmıştır.“Solotürk”, 25 Kasım 2009’de tek F-16 uçağı ile çalışmasına başlamış, 1 Eylül 2010’de ilk uçuşunu ve 15 Nisan 2011’de ilk resmi gösteri uçuşunu 4.Ana Jet Üs Komutanlığı’nda icra etmiştir.Mustafa Kemal Atatürk,tam bağımsızlığın ve milli egemenliğin temeli güçlü ve etkin hava gücü olan “Türk Hava Kuvvetleri’ni yaratmak amacıyla “Hava Harp Sanayi”nin temellerini atmış ve çalışmalarına yaşamı boyunca önem vermiştir.Hava Harp Sanayisine karşı yakın ilgisini, heyecanını ve özlemini her platformda belirtmiştir. Türk havacılığının gelişmesine önem verirken hava endüstrisinin kurulmasının ve milli olanaklar ile uçak üretilmesinin önemini vurgulamıştır.Hava Harp Sanayi açısından büyük gelişmeler ve en önemli atılımlar 1923-1938’de gerçekleştirilmiştir.Meclis açış konuşmalarında, havacılığın gelişmesi için yapılan çalışmaları Türk halkına anlatmıştır. 1 Mart 1922’de; “Ordumuz, her gün bir kat daha tekâmül etmekte, varlığımızı, milli bağımsızlığımızı ve ülkemizi emniyetle müdafaayı yüklenmektedir. Özellikle, savaş sanayi üretimi yapan fabrikaların çalışmalarını özel takdirlerimle anmayı bir değer bilirliğin gereği olarak kabul ederim”. 1 Mart 1923’de;“Bu yıl içinde silah ve savaş araç ve gereçlerin sağlanması konusunda gayretli bir çalışma yapılmıştır. Çeşitli merkezlerde yeni ve yedek silah ve cephane depolarımız ve fabrikalarımız kurulmuştur”.1 Kasım 1924’de; “Ülke savunmasından söz ederken, askeri alanda önemli ve etkin bir unsur konumunda bulunan hava kuvvetlerine Yüce Meclisin özel ilgisini ve dikkatini çekmek isterim”.1 Kasım 1928’de;“Kara, Deniz ve Hava Ordularımızın bu ülkede barışı ve güvenliği koruyabilecek bir durumda bulundurmaya çok önem veriyoruz”. 1 Kasım 1935’de;“Havacılarımız, bütün ordu ve donanmamız gibi vatanı korumaya hazır ve yetenekli kahramanlardır. Büyük Millet, bu soylu evlatlarıyla kendini mutlu sayabilir”.Onuncu yıl balosunda;“Tayyareciler, şunu unutmayın ki yarının en büyük tehlikeleri göklerden gelmiştir, Bu sebeple sizler ani gelebilecek olan tehlikelere karşı koymak için daima hazır bulunmaya ve o şekilde yetişmeye gayret edeceksiniz”.her söyleminde hava gücünün önemini ortaya koymuş, havacılığın gelişmesi için maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman esirgememiştir.3 Mayıs 1935’de Türk Kuşu Havacılık Okulu’nun açılışı öncesi Sabiha Gökçen’e; “Kanatlı bir gençlik, memleketin geleceği bakımından en büyük güvencedir. Bir gün Batılı ayaklar Ay’da ayaklarının izlerini bırakacaklarsa bunların arasında bir de Türk’ün bulunması için şimdiden çalışmalara girişmek, aşamalar kaydetmek gerekir.”Ay’da batılı ayaklar arasında Türklerin olmasını istemiştir. Havacılığın ulaşabileceği yeri öngörmüş ve geleceğin uzay çağı olacağını belirtmiştir. 9 Haziran 1936’de Eskişehir 1’nci Tayyare Alayını ziyaret etmiş ve gösteri uçuşlarını izlemiş, Şeref Defterine; ”Çok sevindim gördüklerime” notunu yazarak kendi eserinin yüceldiğini ve geliştiğini görmekten gurur, sevinç ve büyük mutluluk duyduğunu belirtmiştir.“Geleceğin en etkili silahı da hiç kuşkunuz olmasın uçaklardır. Bir gün insanoğlu uçaksızda göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki aydan mesajlar yollayacaktır. Bu müjdenin tahakkuku için iki bin yılını beklemeye hacet kalmayacaktır. Bize düşen görev ise, batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir”.Savaşların, göklerde üstün olan devletler tarafından kazanılacağını söylemiştir.

 

Mustafa Kemal Atatürk, Hava Harp Sanayi konusunda en ileri teknolojiyi temsil eden havacılık sanayinin kurulmasının gerekliliğini vurgulamış, yaşamının son günlerinde ölüm döşeğinde gelişmesini ve modernleşmesini arzulamıştır. Türk Hava Kuvvetleri’nin en modern silah ve uçaklar ile donatılması için Dünya’daki gelişmiş sistemler envantere alınmış ve bunların askeri fabrikalarda bakım, onarım, yenileme ve fabrika seviyesi bakımları yapılması için çalışmalar başlatılmıştır. Dünya’da benzeri olmayan Türk Tayyare Cemiyeti, Türk Hava Kurumu (THK), Türk Kuşu’nun kuruluşuna öncülük etmiş veKayseri, Eskişehir ve Etimesgut uçak ve uçak motor fabrikalarının kurulması önemli girişimler olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Cumhuriyet’in kurucuları, Türk milletinin bağımsızlığının ancak göklere hâkimiyeti ile gerçekleştirileceğinin bilinci ile ilk adım 16 Şubat 1925’de,“Türk Tayyare Cemiyeti” kurulması ile atılmış ve Türk havacılığının bir dönüm noktasını teşkil etmiştir. 15 Mayıs 1925’te açılış töreninde;“İstikbal Göklerdedir, çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlardan asla emin olamazlar. Her işte olduğu gibi havacılıkta da en yüksek seviyede, göklerde bizi bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın. Ey Türk Genci! Kısa zamanda gökte seni bekleyen yerini alacaksın. Yoksa o yeri başkaları istila eder ve işte o zaman bu ülke ve ulus elden gider.”  gelecekte savaşların göklerde olacağını ve hâkimiyetin göklerdeki gücümüze bağlı olduğunu vurgulamış ve çağdaş havacılık teknolojisi ülkeye getirilerek kendi uçağını kendi yapacağı seviyeye gelmiştir. Çünkü kendi yaptıkları çelik kanatlar ile göklerini, vatanını savunamayan ulusların sonları hüsran olmuştur. Türk Tayyare Cemiyeti ile Türk milletine ve gençliğine havacılığın sivil ve askeri alanda sahip olduğu askeri, ekonomik, sosyal ve siyasi öneminin anlatılması, tanıtılması ve sevdirilmesi amaçlanmıştır. Kendi uçağının üretilmesi için kurulacak havacılık sanayisi ile dünyada söz sahibi bir ülke olmayı hedeflemiştir.“Eskimiş teknolojileri değil, en yeni teknolojiyi ülkeye getirmediğimiz sürece, yabancı ülkelere bağımlı olmaktan kurtulamayız. Yeni parasal kaynaklar yaratarak çağdaş teknolojilerin en yenilerini topraklarımıza taşıyacağız. Eski teknolojileri bize kolaylıklar tanıyarak getiren yabancı devletlerin kurnazlıklarını anlamamak için insanın ya kör ya da aptal olması gerekir. Almanlar, Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar ellerindeki bu silah fabrikalarını uzun vadeler tanıyarak geri kalmış ülkelere satmaya çalışıyorlar. Çünkü onlar daha modernlerini, daha etkili olanlarını yapabilecek fabrikalar kurmakla meşguller. Dost düşman ülkelerin geride kalmış teknolojilerine gereksinmemiz yok. Ya en yenisini kurar, onlarla boy ölçüşürüz, ya da biraz daha sabreder, bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz“. Modası ve dönemi geçmiş teknolojileri geri kalmış ülkelere sattıklarına dikkat çekmiştir.

Türk Hükûmeti ve Alman-Junkers Uçak Fabrikası arasında 15 Ağustos 1925’de yapılan antlaşma ile uçakların büyük çapta bakımlarının ve uçak üretiminin yapılacağı Kayseri Uçak Fabrikası kurulmuştur. Aynı antlaşma ile Eskişehir’de,montaj, küçük bakım ve onarımının yapılacağı küçük ölçekli bir tamirhane ve tesisler kurulmuştur. TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi) olarak belirlenmiş ve merkezi Ankara olmuştur. Kayseri Uçak Fabrikası, 6 Ekim 1926’da resmi törenle hizmete açılmış ve1927’de uçak üretimine geçilmiştir. Fabrika,1939’da uçak üretimine son vermiş ve 1950’de Hava İkmal Bakım ve Onarım Merkezi’ne dönüştürülerek asıl amacından uzaklaştırılmıştır. Kayseri Uçak Fabrikasında toplam 459 uçak üretimi gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet kurulduğunda toplu iğne üretmekten yoksun ülke, kuruluşundan 2-3 yıl sonra Kayseri’de uçak fabrikası uçak üretecek duruma gelecek girişimci ve mucizevî bir adım atmıştır.