Çocuk Katilleri İçin İdam Cezası Adil Bir Cezadır

Yazan  01 Ocak 2015

İdam cezası bazı durumlarda adil bir cezadır. Ancak özellikle 2. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında totaliter rejimlerin gerçekleştirdikleri kitle katliamı niteliği taşıyan idamlar Batı Avrupa toplumlarının bir uçtan diğer uca kayarak idam cezasını tamamen kaldırmalarına neden oldu. Türkiye’de idam cezaları daha çok siyasi suçlar zemininde gündeme geldiği için cezanın niteliğinden çok siyasi boyutu tartışıldığı için sağlıklı bir zeminde değerlendirilmedi. AB’ye giriş sürecinde ise bir çok doğru ve gerekli kurum gibi idam cezası da tasfiye edildi.

Oysa idam cezası siyasi nitelikli görülen ama toplumda travma yaratan saldırı ve öldürme söz konusu olduğunda PKK’nın terör suçları dâhil uygulanması gereken bir cezadır. Ancak bugün böyle bir cezayı tekrar hukuk sistemi içine almanın mümkün görünmediği bir siyasal konjonktür söz konusudur. Buna rağmen idam cezasının en azından tecavüz ve sistemli işkence sonrasında gerçekleşen çocuk katilleri için uygulanması için hukuk sistemimizde gereken düzenlemenin yapılması gerekmektedir.  

Kars’ta Mert Aydın 9 yaşındaki bir çocuk, daha önceden tanıdığı 23 yaşındaki Aykut Balk’ın önce tecavüzüne uğradı sonra kafasına taşla vuruldu, ölmeyince boğularak öldürüldü. Polis 4 gün süren bir çalışmadan sonra zanlıyı yakaladı. Zanlı suçunu itiraf etti. Şu anda hapiste olan Aykut Balk intihar girişiminde bulundu.

Benzer bir cinsel istismar olayında hukuk sisteminin ne kadar ceza verdiğine de bakalım. Erzurum'un İspir İlçesi'nde 12 yaşındaki akrabasının kızı N.Ç.'ye cinsel istismarda bulunan 49 yaşındaki Fikret B. Erzurum 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 28 Mart 2013 günü yapılan duruşmada 14 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Yargıtay’ın cezayı az bulup, kararı bozması üzerine yeniden yargılandığı davada Fikret B., zor kulllanarak 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıl hapse mahkum edildi. Sonuçta 10 ay fark etti.

Bir başka haberi hatırlayalım.  8 Eylül 2013 tarihli Hürriyet gazetesinin haberine göre Mersin’de babası ile yaşayan 9 yaşındaki Nazar Yıldız’ı babası, ayrı yaşadıkları annesi Serap A.’ya 10 gün birlikte kalması için teslim etti. Serap A.’nın birlikte yaşadığı Ayhan Aktaş 9 yaşındaki Nazar Yıldız’ı günlerce “uyumadığı ve kendisini dinlemediği” gerekçesi ile demir çubuk ve makarna süzgeçi ile dövdü. Nazar Yıldız yoğun bakımda 13 gün yaşam savaşı verdi ancak sonunda bu mücadeleyi kaybederek öldü. O kadar ağır işkence görmüş ki, kurtarılamadı.

Eğer Nazar Yıldız’ı Ayhan Aktaş’ın döverek bu hale getirdiği mahkeme kararı ile kanıtlanırsa Ayhan Aktaş adlı “adam taklidi”  hangi cezayı hak eder? Aslında bence adaletin yerine gelmesi için küçük Nazar’ı dövdüğü demir çubuk ve makarna süzgeci ile dövüle dövüle öldürülmeli. Ancak devletler böyle davranmadığı için asılması da yeterli. Bu tür çocuk cinayetlerine pek çok örnek var. Bazılarında cinsel saldırı bazılarında ise sistematik şiddet görülüyor.

Bugünkü hukuk sisteminde ne Aykut Balk ne de Ayhan Aktaş idam cezası almaz. Alsa alsa ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alır ve çıkacak genel affı beklerler. Önümüzdeki yıllarda bir genel af geleceği için bunları da kısa bir süre sonra aramızda görmemiz mümkün olacaktır. Olayı izleyen kamuoyunun büyük bir bölümüne ise katiller genel af ile kurtulmadan önce “hapishanede diğer mahkumlar tarafından öldürülmesi umudunu” beslemek kalır.

Oysa cezalar toplum vicdanını tatmin etmelidir. Cezanın caydırıcı olup olmaması ikincil bir husustur.Ancak bir tek çocuğu bile tecavüz ve sistemli işkence sonucu ölümden kurtaracak ise çocuklara yönelik cinayetlere idam cezası verilmesi doğrudur. Toplum vicdanını tatmin etmeyen cezalar yarattıkları toplumsal travmalar nedeniyle sağlıklı bir toplum yapısının oluşmasına neden olacaktır. İnsanlar devletin vermesi gereken cezayı, hapishanedeki diğer suçlulardan gizli gizli bekleyeceklerdir. Aslında devlette kendi vermediği cezayı hapishanedeki mahkumların vermesinden memnun olacaktır. Yargılamalar sırasında çocuklardan birisinin bir yakını katili öldürür ise toplum onu katil değil, “adaleti gerçekleştiren bir şanssız kahraman” olarak görecektir. Bütün bunlar sağlıklı bir devlet-toplum sisteminin kabul etmemesi gereken hususlardır.

Bu noktada önerimi tekrarlamak istiyorum: 12 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel saldırı sonrasında gerçekleşecek cinayet ve sistemli işkence sonrasında gerçekleşecek cinayet suçlarına idam cezası vermek için anayasa ve yasalarda gereken hukuki düzenleme yapılmalıdır. Bu noktada artık Türk toplumunun çocukları için ağlamak ve üzülmek, mahkûmlardan medet ummak yerine harekete geçmesinin zamanı gelmiştir. Toplum, devleti çocuklarını korumaya zorlamalıdır. Toplum, devletin koruyamadığı çocukları katledenleri idam cezası ile cezalandırılmasını aktif olarak istemelidir. 

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Yavuz Selim Yıldız   - 08-04-2020

AB İÇİN TEHDİT VE FIRSAT ALANI OLARAK LİBYA

Ortadoğu’da dikta rejimlerine karşı 2011 senesinde başlayan Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte, Libya önce iç savaşla, daha sonra da dış müdahalelerle karşı karşıya kalmıştır.