< < Tezkere Suriye’nin Kuzeyinde PKK Devleti Kurmak İçin Mi?


Tezkere Suriye’nin Kuzeyinde PKK Devleti Kurmak İçin Mi?

Yazan  02 Ekim 2014

                Suriye ve Irak’ta IŞİD’in neden olduğu jeopolitik ve demografik dalgalanmaya karşı, ABD önderliğinde oluşan koalisyona uğradığı Washington merkezli ağır baskılardan sonra kendisini girmek zorunda hisseden AKP Hükümeti, TSK’nın Irak ve Suriye’de savaşabilmesi ve Türkiye’ye gelecek yabancı ülke orduların Türkiye’den Irak ve Suriye’ye girerek savaşabilmesine izin veren tezkereyi TBMM’ne sevk etti. Ancak Tezkere okunduğu zaman savaşılması hedeflenenin IŞİD değil, Suriye devleti ve Esad Hükümeti olduğu sonucu çıkıyor.

                Öte yandan, Tezkere’de bahsedilen “yabancı ordular” ise artık Suriye’ye kara ordusu da yollamaktan ve uzun sürecek bir savaştan bahseden ABD, İngiliz orduları başta olmak üzere değişik yabancı ordu statüsü tanınacak “Özgür Suriye Ordusu” benzeri grup olabilir. Saddam ordusunu bile 2 ayda tüketmiş iken neden şimdi Amerikalı yetkililer “uzun bir savaştan” bahsetmektedir. Acaba, IŞİD’in başlattığı jeopolitik ve demografik dalgalanma, Batı tarafından yeni bir formata mı sokulacaktır? Yeni bir Çekiç Gücün oluşması mı sağlanacaktır? IŞİD için gelen ordular “gelmiş iken Esad’ı da devirip dönelim” mi diyeceklerdir? (Halen ABD Yönetiminde Esad’ı devirmek gibi bir yaklaşımın olmadığını söylemek gerekir-ancak bu değişebilir.) Ortaya, Irak’ın  kuzeyinde kurulan federal Kürdistan gibi Suriye’nin kuzeyinde de bir PKK denetiminde Kürdistan  mı çıkacaktır? Bunlar meşru ve cevapları ne yazık ki, Türkiye için olumsuz olma ihtimali yüksek sorulardır. AKP Hükümetinin Esad’ı hedef alan yaklaşımı da gelen yabancı orduların Esad’ı devirmesini kolaylaştırabilir. Esad’ın devrilmesi sonrasında Suriye en iyi ihtimal ile Irak, en kötü ihtimal ile Libya-Afganistan karması bir bölgeye dönüşecektir.     

                Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin 2011’den bu yana Türkiye’yi Suriye’de içine sürükledikleri bataklığa, daha fazla çekmek konusunda kararlı oldukları anlaşılıyor. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi sadece Türkiye’yi Suriye’de bataklığa sürüklemekle kalmayıp, El Nusra gibi IŞİD tarafından kurulan bir çok terör örgütünü de destekleyerek, Suriye’nin bataklığa dönüşmesine yardımcı olmuşlardır. Bunun ile de yetinilmemiş, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Çeçenistan ve Libya’dan Suriye’ye selefi cihatçıların ve silah/cephanenin gelmesine/girmesine yardımcı olunmuştur. Dar Sünnici bir yaklaşım sergileyen AKP dış politikası, Suriye’de araç olarak özünde Sünniliğe düşman olan Selefiliği kullanma ve güçlendirme hatasını da yapmıştır.  Suriye’de çatışmalar başladığı zaman iç savaşın temposunu artırmak amacı ile Türkiye’ye mülteci göçünü teşvik eden AKP Hükümeti, “100 bin mülteciyi” kırmızı çizgisi ilan etmiş ve bugün 1.5 milyon Suriyeli Türkiye’de mülteci ve Türkiye için milli güvenlik riski haline gelmiştir.

                Öte yandan Suriye’de Esad rejimi, ABD-Suudi Arabistan-Katar-Türkiye ittifakının baskılarına, Rusya-İran-Hizbullah ittifakının desteği ile direnmiş ve büyük ölçüde başarılı olmuştur. Halen, Esad rejimi Suriye’nin nüfusunun çok büyük bir bölümünün yaşadığı bölgeleri ve toplam yüzölçümünün % 70’inden fazlasını elinde tutmaktadır. Bu bölgelerde devlet işlemekte, ekonomi çalışmakta ve maaşlar (maaşlar bütün Suriye’de ödenmekte ancak maaş almak için Esad denetimindeki bölgeye gitmek gerekiyor) ödenmektedir. Suriye ordusu, Nusayri milisler ve Hizbullah arasında “zaferin kazanılmasında” en fazla kimin etkili olduğu tartışmaları yapılmaktadır. Esad ordusu, IŞİD’in kontrolüne terk ettiği Rakka merkezli büyük bir bölümünü Suriye çöllerinin oluşturduğu alana yönelik ise hava kuvvetleri ile düzenlediği saldırılıların dışında saldırı yapmamaktadır. Çünkü, IŞİD’in bu alandaki varlığı Esad rejimi için “bütün dünyaya IŞİD ile benim aramda seçim yapacaksın” deme imkanı vermektedir.

                Öte yandan Suriye’nin kuzeyinde IŞİD’in dışında tek organize terör örgütü PKK-PYD’dir. PKK-PYD, Türkiye’nin Suriye’deki istikrarı bozmasından istifade ederek, Türkiye sınırında üç bölgede hareketlenmiştir. Bu bölgeleri koruyacak asker ayıramayacak durumda olan Esad bunun üzerine bu üç bölgeyi (Türkiye’yi de tedirgin etmek amacı ile) PKK’ya devretmiştir. Şimdi, IŞİD ile PKK arasında Suriye’nin kuzeyinde hakimiyet savaşı verilmektedir. Türkiye açısından Suriye’nin kuzeyinde IŞİD mi hakim olmalıdır yoksa PKK mı hakim olmalıdır, hangisi Türkiye’nin uzun vadeli çıkarı için daha zararlıdır sorusunun tek cevabı: “PKK daha zararlıdır” şeklindedir. Türkiye açısından en optimal sonuç ise IŞİD’in Suriye’nin kuzeyindeki PKK-PYD askeri yapılanmasını imha ettikten sonra, IŞİD’in yok olacağı daha kapsamlı bir çözümün geliştirilmesidir.

                Yukarıda tanımlanan çerçevede Tezkere değerlendirildiğinde görülen odur ki, Tezkere’ye verilecek destek ülkemizi bir yeni felaketler sarmalının içerisine atabilir. Bu Tezkere yanlış bir tezkeredir. Türkiye’nin güneyindeki gelişmelere doğru müdahale edebilmesi için önce Güneydoğu Anadolu’yu PKK’ya teslim etmekten vazgeçilmelidir. “Analar ağlamasın” sloganı ile PKK’ya karşı mücadeleyi durduran bir Hükümetin IŞİD ile savaşmak veya Esad’ı devirmek için Türk askerinin kanı ile oynaması meşru değildir. 

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 12-02-2024

Kahire Ziyareti Sisi’nin Ocağına Düşmek mi?

Türkiye 2022 yılından beri Mısır ile bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır gezisinin hala bu kapsamda düşünülmesi ve bugüne kadar gibi sonuçlar alındığının değerlendirilmesi gerekir.

Error: No articles to display