Bölünme Sürecinde Bir Adım Daha

Yazan  14 Nisan 2014

 Diyarbakır Belediye Başkanlığı’na seçilen Gülten Kışanak, bölgede çıkan petrolden Diyarbakır Belediyesi olarak pay istediklerini açıkladı. Hiç şaşırmamak lazım. Bir kısım hem de önemli bir kısım seçmen bütün deliller ortada olmasına rağmen “Bize bir şey olmaz” veya “Nasıl olsa Türkiye bölünmez” mantığı/mantıksızlığıylaAKP Hükümeti ile PKK terör örgütü arasında 2006’da gizli Oslo görüşmeleri ile başlayıp, 2009 Temmuz’unda AKP-BDP görüşmelerine dönüşen ve nihayet Abdullah Öcalan ile müzakereler şeklinde devam eden sürecin Türkiye’yi sonu PARÇALANMA VE BÖLÜNME olacak bir noktaya götürdüğünü görmemezlikten gelerek, AKP-PKK ittifakına oy verdiler.Bu ittifakın aldığı oy hiç küçümsenecek bir oy değildir. İki parti birlikte % 50 oy almışlardır. Bu % 50’nin takriben % 43’ünü oluşturan AKP seçmeni, kendisini kandırmaya devam ederken, PKK seçmeni bu sürecin sonunda bağımsız bir Kürt devletinin kurulacağını beklemektedir.

 AKP’yi değişik nedenler ile destekleyen seçmenin hala görmemekte ısrar ettiği hususları şu şekilde özetleyebiliriz: Başbakan Erdoğan’ın ifadesi ile Türkiye “fetret devri”ne girmiştir. Fetret devri Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesi sonrasında devletin Yıldırım’ın oğulları arasında bölündüğü dönemi anlatır. Peki, Erdoğan kime yenilmiştir ve devlet kaça bölünmüştür? Erdoğan yönetiminde geçirdiği 12 sene sonunda Türk Milleti ısrarla “Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap” diyerek bölünmekte ısrar edilirken, Türkiye Cumhuriyeti de AKP devleti, Gülen Cemaati devleti, PKK/KCK devleti ve nihayet adı bile devlet kurumlarından indirilmeye çalışılan Türkiye Cumhuriyeti devletine yani dörde bölünmüştür. Sadece sivil memurlar değil, polis ve askerler de AKP’nin asker ve polisleri, cemaatin asker ve polisleri, Türkiye Cumhuriyetinin asker ve polisleri diye bölünmüştür.

 Gözlerimiz Ergenekon, Balyoz, sözde casusluk operasyonları ile “yeni düşman” Türk Ordusu’na döndürülür iken, PKK/KCK ile yapılan pazarlıklar neticesinde aşamalı olarak ve bazı gel-gitlere rağmen Güneydoğu Anadolu’da polisler karakollara hapsolunmuştur. Askeri birlikler kışlalarında kuşatma altındadırlar. Yıllardan bu yana PKK’ya karşı bütün aileleri ile PKK’ya karşı mücadele eden vatansever köy korucuları PKK’nın insafına teslim edilmiştir.

 PKK/KCK bu süreçte meşru bir güç haline gelmiştir. Terör örgütü lideri bölgenin geleceğini Başbakan Erdoğan ile aracılar kullanılarak da olsa müzakere eden bir siyasi lider konumuna yükselmiştir. Time dergisi Öcalan’ı dünyadaki en etkili 100 kişi arasına almıştır. BDP kurduğu Adalet Komisyonları aracılığı ile yargı yetkisini gasp ederek kullanmaktadır. PKK, kırsal alanda geniş katılımlar ile “Medya Savunma Alanları” adında kurtarılmış bölgeler inşa etmiştir. Bu bölgelere yaklaşan askeri birliklere ateş açılmaktadır. Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak’ta kent içinde PKK’lıların bir kent ayaklanması sırasında kullanacağı mazgallar inşa edilmiştir.

 PKK, terör eylemlerinin meşruluğunu, devletin terörle mücadelesinin ise gayri meşruluğunu sergilemek amacı ile şehir merkezlerinin yakınlarında PKK şehitlikleri oluşturmuş ve 24 saat silahlı nöbet tutmaya başlamıştır. Bütün bunlar olurken, valilerden operasyonlar için izin alamayan komutanlar valilere küfretmektedirler.

 30 Mart seçimleri öncesinde demokratik özerkliği ilan edeceğini söyleyen BDP şimdi fiilen demokratik özerkliği uygulamaya başlamıştır. Mülki yetkililer asker ve polisin BDP/PKK’nın demokratik özerklik doğrultusunda attığı adımları, operasyonları AKP Hükümetinden aldıkları emirler doğrultusunda engelleyerek KCK/PKK’nın önünü açacaklardır. Esasen son günlerde KCK’lı tutukluların adım adım serbest bırakılması sürecin işlediğinin bir kanıtıdır. Ancak bun rağmen PKK terör eylemlerini adım adım tırmandırarak AKP Hükümetini Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yeni tavizlere zorlayacaktır.

 PKK’nın Hakkâri ve Şırnak ile ilçeleri olan Eruh, Uludere, Cizre, Silopi’ye saldırmak üzere Kuzey Irak’tan gerçekleşen girişler ile Cudi, Gabar, Kato ve Herakol-Besta dağlarında toplandığına dair istihbarat duyumları basına geçmiştir.Barajın kapaklarının tamamen kaldırılması 2015 sonrasında olacaktır. AKP’nin 2015 seçimlerini kazanması halinde, Öcalan serbest kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtemelen adı değişecek (kurumlardan ısrar ile T.C. ibaresinin çıkarılmasının başka ne anlamı vardır)ve federal bir devlet yapısı kurulacaktır.

 Bütün bunlar olurken, basında da aslında gizli bir sansür ve özsansür devam etmektedir. Birkaç gazete dışında Güneydoğu Anadolu ile ilgili gerçekler halktan gizlenmektedir. 27 Mart 2014’de Şırnak Silopi’de yol kontrolü yapan PKK’lıların bindiği arabanın içerisine Molotof kokteyli atılan ve dışarı çıkması PKK’lı katiller tarafından engellenerek diri diri yakılmak istenen 33 yaşındaki polis Zeynep Özçelik'in 3 yaşındaki kızı Elif’in adını sayıklayarak yoğun bakımda kalması bile AKP Hükümetini kızdırmak istemeyen basında ciddi bir karşılık bulmamıştır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 28-09-2022

Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz

Dünyada bir enerji dar boğazı var. Bu özellikle doğal gaz ve petrol gibi temel enerji girdilerini üretmeyen, ithal eden, kolaylıkla ikame edemeyen ve yurt içi tüketimi uzlaşma ile kısamayan ülkeler için gırtlağa takılan kılçık gibi, battıkça acıtıyor. Tüketimi kısıtlayıcı önlemler alamayan veya alın...