Balistik Füze Tehdidi ve Türkiye

Yazan  13 Aralık 2019

Son birkaç yıldır F-35 ve S-400 konuları ülkemizin gündemini işgal ederken, stratejik bir saldırı silahı olan Balistik Füze tehdidi hızla etrafımızı sardı.

Günümüzde Füze teknolojisinin yaygınlaşması ile birlikte, Balistik ve Akıllı Füze tehdidi yükselerek devam etmektedir. Yaklaşık 20 ülkenin halihazırda Balistik Füze sahibi olduğu veya geliştirmekte olduğunu söyleyebiliriz. Bu Füzeler gelecekteki çatışmalarda bütün ülkeler için ciddi bir tehdit olacağı anlaşılmaktadır.

Peki Balistik Füze nedir?  Balistik Füze, konvansiyonel patlayıcı yanında nükleer, kimyasal, biyolojik başlık taşıyabilen kendinden güdümlü, balistik yörüngeyi takip ederek Fırlatma Üssünden daha önce belirlenen hedefi tahrip etmek üzere roketle fırlatılan stratejik bir silah sistemidir.

Güdümlü Akıllı ve Balistik Füzeler dünyada ilk kez Almanlar tarafından 2. Dünya Savaşı esnasında İngiltere ve Kuzey Avrupa’daki hedeflere yönelik olarak kullanılmışlardır, kullanılan Füzeler V-1 Akıllı Füzeleri ve V-2 Balistik Füzeleridir.

V-1 füzesi, Uçan Bomba olarak da bilinen, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya tarafından geliştirilen, pulse jet motorlu pilotsuz uçaktır ve seyir füzelerinin atasıdır. Yaklaşık 30.000 adet V-1 üretilmiş, 13 Haziran 1944-29 Mart 1945 arasında İngiltere'ye, özellikle Londra'ya 10.000 civarında V-1 atılmıştır.

V-2, ilk balistik füze ve tüm modern füzelerin atası ve Ay'a gönderilen Saturn V roketinin doğrudan öncüsüdür. Alman Ordusu tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik hedeflerine 3.000'den fazla V-2 ateşlenmiştir.

Son 30 yıl içerisinde Balistik Füzeler, İran-Irak Savaşında, Afgan Sivil Savaşında, Yemen’de, 1991-2003 arasında Basra Körfezi çatışmalarında, Çeçenistan ve Gürcistan’daki Rusya Operasyonlarında, Suriye ve Ukrayna’daki çatışmalarda kullanılmıştır. Rusya ise ilk kez Suriye’deki çatışmalarda Akıllı Füze kullanmıştır.

Balistik ve Akıllı Füzeler, bugün tüm dünya ülkeleri için bulundukları coğrafya ve paktlara bağlı olarak önemli oranda tehdit teşkil etmektedir. Füzeler birçok ülke için çok çekicidir, çünkü hasım ülkelerin güçlü hava savunma sistemlerine karşı insanlı uçakları kullanmak çok akıllıca ve maliyet etkin olmayacağı için, balistik füzeler tercih edilmektedir. 

Ayrıca Balistik Füzeler bir baskı ve caydırıcılık aracı olarak kullanılmaktadır. Füzelerin uçaklara göre daha az bakım, eğitim, lojistik maliyeti nedeniyle ülkelere daha avantajlı gelmektedir. Balistik füzelerin maliyetinin düşük olması nedeniyle yakın gelecekte daha fazla yaygınlaşacağı ve sayılarının artacağı değerlendirilmektedir.

Balistik Füzeler kimyasal, biyolojik ve nükleer savaş başlığı kullanmaktadırlar, Nükleer başlığın çok sınırlı bir şekilde bile kullanılması durumunda bile yüksek oranda tahrip edici sonuçları olabilecektir.

Balistik Füzelere Harekat menzili açısından bakıldığında kendi içinde aşağıdaki tablodaki gibi sınıflandırılmaktadır;

 

Balistik Füze Sınıflandırması

 

Yakın, Kısa ve Orta mesafe Balistik Füzeler Bölgesel (Theater) Balistik Füze olarak adlandırılmakta, diğer taraftan Kıtalararası ve Uzun Mesafe Füzeler ise Stratejik Balistik Füzeler olarak tanımlanmaktadır.

Balistik Füzeler katı veya sıvı yakıt kullanmaktadırlar. Sıvı yakıtlar daha ucuz olmasına rağmen daha az istikrarlıdır, depolanması da bir o kadar zordur ve daha fazla zehir saçmaktadır. Katı yakıtlar daha pahalıdır, daha kolay muhafaza edilebilir ve daha istikrarlıdır. Halen katı ve sıvı yakıtlardan oluşan Hibrid yakıtlar üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

Balistik Füzeler fırlatılmayı takiben yükselişi devam eder, bilahare yakıtı bittikten sonra sürat/uçuş açısı ve yer çekiminin kombinasyonuna göre hesaplanan yer kürenin merkezinin etrafındaki eliptik yörüngeyi takip eder.

Operasyonel balistik füzeler yer altı sığınaklarında (silo), denizaltılara, su üstü gemilerine, kara ve demir yolları üzerinde hareket eden araçlara ve uçaklara konuşlandırılır veya yerleştirilir. Mobil füzeler birçok ülke tarafından daha fazla tercih edilir, çünkü bu tip füzeler daha kolay gizlenebilir ve harekat kabiliyeti sürekliliği sağlanabilir. 

Balistik Füzeler aynı zamanda çoklu savaş başlıkları taşıyabilmektedir. Bu tip başlıklara “Çoklu Bağımsız Hedeflenebilir Atmosfere Giriş Araçları” denmektedir. Bu tip füzeler “MIRV” olarak bilinmektedir. İlk olarak 1960 yılında geliştirilmiştir, bu metot vasıtasıyla fırlatılan bir balistik füze ile çoklu savaş başlıklarının atılması amaçlanmıştır. Halen bu tip füzeler 10 adete kadar savaş başlığı taşıyabilmektedir. Rusların halen geliştirmekte olduğu bir proje kapsamında bu sayının 16’ya çıkarılması hedeflenmiştir. Tek bir füze ile atılan çoklu savaş başlıkları birbirinden 1,500 km uzaklıktaki hedefleri vurabilmektedir.

Günümüzde ABD, İngiltere ve Fransa MIRV teknolojisini Denizaltından Fırlatılan Balistik Füzelerde kullanmaktadır. Aynı teknolojiyi Çin Kıtalararası Balistik Füzelerinde, Rusya ise Kıtalararası Balistik Füzeler ile Denizaltından Fırlatılan Balistik Füzelerde kullanmaktadır. Pakistan ve Hindistan’ın bu teknoloji üzerinde geliştirme faaliyetlerine devam etmektedir.

Balistik Füzeler uçuş rotalarında son derece hızlı uçarlar. Bir Kıtalararası Balistik Füze 10,000 km’lik mesafedeki hedefe yaklaşık 30-35 dk. içeresinde ulaşır. Terminal safhasında 5000 m/s süratle hareket eden bir balistik füzeyi önlemek oldukça güçtür, çünkü yeterli zaman kalmamıştır.

Uzun ve orta menzilli balistik füzeler genellikle nükleer başlık taşımak üzere tasarımlanmıştır, çünkü bunların maliyet etkin konvansiyonel patlayıcıları taşımak için faydalı yük taşıma kapasiteleri oldukça sınırlıdır. Her bir kademesi kendisine ait itme sistemine sahip olan Çok Kademeli Füzeler uzun mesafeli görevler için çok daha yüksek verimlidir.  ICBM’ler, hedefine ulaşabilmek için güçlü sıvı yakıt veya katı yakıt motoru ile daha küçük bir itme sistemini içeren fırlatma sonrası aracına (PBV) sahiptirler.

PBV, Atmosfere Giriş Araçlarını (RV) yani savaş başlığını yönlendirme hassasiyetini iyileştirmede ve MIRV tipi savaş başlıklarını farklı yörüngelere yönlendirmede kullanılmaktadır. Birçok Balistik Füze sistemleri savaş başlılarının düşman balistik füze savunma sistemleri tarafından tespit edilmesini zorlaştırmak amacıyla nüfuz etmeyi kolaylaştıracak sistemler kullanmaktadırlar.

Nüfuz etmeyi kolaylaştıran destek sistemleri Balistik Füze geliştiren ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Nüfuz etmeyi kolaylaştırıcı sistemlerin kullanım amacı Füzelerin ve Savaş Başlıklarını tespit ve takip edebilecek düşman sensörlerinin aldatılması, engellenmesi ve karıştırılmasıdır.

 

 

Düşman Savunma sistemlerini etkisiz hale getirmek için kullanılan diğer teknikler; Faydalı yüklerin (savaş başlıklarının) farklı yörüngelere gönderilmesi, Çoklu savaş başlığı kullanılması, füze yörünge süresinin kısaltılması, İlk Yol (Fırlatma), Orta yol (Midcourse) ve Terminal safhasında yapılan sürpriz manevralardır.  Bir ICBM yüksek kalitede Atalet Güdüm (Inertial Guidance) sistemi ile 10,000 Km. uçuş sonrasında hedefe sadece birkaç yüz metrelik bir hata ile savaş başlığını isabet ettirilebilmektedir.

Geliştirilen birçok yeni füze için uydu destekli navigasyon kullanılarak hassasiyeti önemli oranda geliştirildi. Füzeler terminal safhasında manevra yapan savaş başlıklarını kullandıkları sensörler vasıtasıyla çok yüksek hassasiyet sağlamaktadırlar. Geliştirilmiş güdüm teknikleri ve manevra kabiliyetlerinin kullanımı ile birlikte konvansiyonel savaş başlığı kullanan balistik füzelerin sabit hedeflere ve gemi gibi hareketli hedeflere karşı etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

Modern güdüm teknolojileri yaygınlaştıkça, ülkeler geliştirdikleri balistik füzeleri daha fazla geliştirme ve hassasiyetini arttırma imkanına kavuşacaklardır. Bununla birlikte, büyük bir şehri vurmaya yetecek kadar hassasiyeti sağlayan bir güdüm sistemine sahip bir balistik füze   eğer kitle imha silahına sahip bir başlıkla donatılmışsa o şehirde yaşayan tüm insanların imhasına sebep olabilecektir.

Balistik Füzelerin en dezavantajlı taraflarının fırlatılışından itibaren tespit edilebilir olması ve önlenip tahrip edilebilir olmasıdır. Fırlatılan ICBM hedefe yaklaşık 30-35 dk. da ulaşabildiğine göre eğer düşman tarafından fırlatılış safhasında tespit edilebilirse gerekli önlem almak için yeterli zaman bulabilecektir. Balistik Füze menzili kısaldıkça hedefe ulaşma zamanı da daha kısa olacaktır.

Hedef ülkenin herhangi bir uyarı ve tespit sistemi yoksa Balistik Füzeler konvansiyonel başlıklarla Düşman Ağırlık Merkezlerini oluşturan komuta kontrol ve muhabere merkezleri ile Askeri üsler ve pistler, cephanelikler, askeri fabrikalar, önemli köprü, menfezler vb. hedefleri bombalayacaktır.

Beş Ülke Balistik Füzelerle Dünyanın Her Noktasını Vurabiliyor

Bu beş ülke ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’dır. Bu ülkeler, envanterlerindeki Kıtalararası Balistik Füzelerle dünyanın herhangi bir noktasındaki hedefi vurabilme kabiliyetine sahipler. Bunu dışında Kuzey Kore önemli oranda Balistik Füzelerinin vuruş mesafesini arttırdı. Geçen yıllardaki testlerde ABD’yi vurabileceğini ispat etti. Kuzey Kore füzelerinin hassasiyetini ve vuruş mesafesini arttırmak için büyük çaba sarf etmektedir.

Bu ülkeler dışında Asya ve Ortadoğu’da son 20 yılda birçok ülke bu alanda çok önemli yatırımlar yaptı. Bu ülkelerden öne çıkanlar; İsrail, Hindistan, Suudi Arabistan, İran, Pakistan, Güney Kore ve Tayvan’dır. 

Mevcut gerçeklere bakıldığında, Dünyada Balistik Füze bazlı bir çatışma çıkacak olursa bu savaş, ABD öncülüğündeki NATO ülkeleri (buna Suudi Arabistan ve İsrail ilave edilebilir) ile Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’dan oluşan Asya İttifakı arasında olacaktır. ABD’nin yapacağı herhangi bir saldırı Asya İttifakını koordineli hareket etmeye itecektir. 

Mevcut durumda, Dünya gündemindeki en önemli gerginlik ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar ve bunun sonucunda ortaya çıkan dolaylı gerginliklerdir. Mevcut İran ABD gerginliği gelecek süreçte askeri bir çatışmaya dönüşecek olursa, ilk hamleyi ABD’nin Balistik Füze, Akıllı Füze veya F-35’lerle veya bu üçünden oluşan hibrid bir güçle yapması muhtemeldir. Fırsat bulabilirse İran’ın bu hamleye Balistik Füzelerle karşılık vereceği anlaşılmaktadır. 

Böyle bir operasyonda Rusya ve Çin’in İran’ı desteklemesine yönelik ipucunu Aralık ayı içinde çıkan haberlerde bulabiliriz. Bu habere göre İran’ın Rusya ve Çin ile Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda tatbikat gerçekleştireceklerini ifade edilmektedir. Buda geleceğe yönelik bir iş birliği başlangıcı olarak görülebilir.

Balistik Füze Tehdidi ve Türkiye

Türkiye yukarıdaki sayılan beş ülkenin füze menzilinde olduğu gibi bölgemizde yer alan orta ve küçük ölçekli üç ülke; İran, İsrail ve Suudi Arabistan’ın Balistik Füze menzili içinde bulunması önemle dikkate almamız gereken bir durumdur.

Konuyu ABD ve İran gerginliği, Güneydoğu sınırımızdaki terörist faaliyetler, Suriye’deki mevcut vekaletler savaşı, Doğu Akdeniz’deki petrol, hidrojen yatakları ve doğal gaz paylaşımı açısından ele alıp, gelişebilecek bölgesel bir gerilim ve çatışma durumunda; bölge aktörlerinin ellerindeki balistik füzeleri bir baskı ve caydırıcılık aracı olarak kullanması söz konusu olacaktır. Güç dengesine bir bakalım.

İran, son 30 yılda 300 Km. menzilli Shahab-1 füzesinden, 2,500 Km. menzilli Soumar Akıllı füzesine kadar çeşitli menzillerde birçok füze geliştirdi. Artık bu füzelerle Ortadoğu’da; İsrail, Mısır, Körfez Ülkeleri, Afganistan, Batıda; Türkiye İtalya ve Polonya’ya kadar olan bölgeyi füze menzili içinde almış durumda.  İran’ın envanterinde bulunan Balistik ve Akıllı Füzeler İran askeri gücünün ve anti-access/area-denial (geçişe kapatma ve alan hakimiyeti) kabiliyetinin merkezini oluşturmaktadır.

İsrail’in Füze kabiliyetleri konusu detaylı olarak bilinmemekle birlikte Orta Doğuda en yüksek teknolojiye sahip Füze geliştirme tesislerinin olduğu düşünülmektedir.  Yabancı devletlerin de yardımı ve desteğini alarak son 60 yılda İsrail sayısız balistik ve Akıllı Füze üretimi yaptı ve bunların bir kısmını da başka ülkelere ihraç etti. İsrail Füze sistemleri kısa mesafeli, taktik füzeler ve stratejik caydırıcılığa sahip uzun menzilli Jericho serisi, 1,500-4,800 KM menzili olan balistik füzelerden oluşmaktadır.

Suudi Arabistan envanterinde halen Çin’den satın aldığı 3,000 km. menzili olan DF-3 füzesi bulunmaktadır. Bu füzeler 2014 yılında yapılan bir askeri törende gösterime sunulmuştur. Açık kaynak bilgilerine göre Suudi Arabistan’ın kendi balistik füzelerini üretmek amacıyla ilk üretim tesislerini kurduğu, Çin’den bu kapsamda destek aldığı ve IRBM Balistik Füzesi üretmeyi hedeflediği konusunda bilgiler bulunmaktadır. Türkiye Suudi füzelerinin menzili içerisinde kalmaktadır.

Şimdilik bu üç ülkeden bizim için en dolaylı Balistik Füze tehdidini İran oluşturmaktadır. Çünkü İran topraklarına yapılacak herhangi bir saldırıya fazlasıyla cevap verileceğini söylemeye devam etmektedir.   Kasım 2019 da İran Silahlı Kuvvetler Sözcüsü General Şekarçi, "İran'a yönelik bir saldırganlık tutumu karşısında, ABD’yi ve müttefiklerini hedefleme yeteneğine ve iradesine sahibiz, olası bir savaş durumunda ABD ve müttefiklerine ait her toprağın, her noktanın tehdit altında olacağını, İran'ın bunu yapabilme yeteneğine sahip olduğunu kanıtladığını, bir ülke olası bir savaşa doğrudan katılmasa da topraklarında düşmanı ağırlarsa o ülkeyi düşman toprağı olarak göreceğiz" ifadelerini kullandı.

 

 

Bu ifadelere göre, ABD askeri personeli tarafından işletilen Kürecik’te konuşlu AN/TPY-2 radarı ve ABD personelinin bulunduğu İncirlik Hava Üssü ile NATO Tesislerinin İran Balistik Füze hedefleri arasına girebileceğini öngörmekte fayda bulunmaktadır.

Yani ABD’nin önümüzdeki süreçte İran’a saldırması durumunda İran’ın buna karşılık vereceğini düşünürsek İran Balistik Füzelerinin ülkemize düşmesi büyük ihtimal dahilinde olacaktır.  Bu durumda ABD’nin İran’ı vurması bizi de bu çatışmanın içine çekmek anlamına gelebilecektir.

Eğer İran bizim topraklarımızdaki Kürecik Radarını, İncirlik ve NATO Tesislerini vurursa Türkiye buna karşılık bir cevap verecek mi? Bu kapsamda kafa yormaya başlasak yararlı olur diye değerlendiriyorum, hazırlıksız yakalanmamalıyız.  

Balistik Füze Teknolojisi ve Türkiye

Balistik Füze ve Türkiye ifadelerini birlikte Google’da aradığımızda arama motoru çok kısıtlı bilgi ile karşımıza çıkıyor. İlk Balistik Füze Almanlar tarafından 1945 yılında II. Dünya Savaşında kullanılmış olmasına rağmen NATO’ya girdikten sonra Ülke olarak kendimizi o kadar emniyette ve güvende hissetmiş olmalıyız ki, Balistik Füze konusu yıllarca gündemimize hiç girmemiş. 

Evet, 1952 yılında NATO’ya girişimiz ile birlikte Cumhuriyet döneminde elde ettiğimiz Savunma Endüstrisi kazanımlarımızı, ABD ve NATO ülkelerinin hibe ve hazır alım silah sistemlerini kullanarak terk ettik. Savunma Teknolojileri konusunda kafa yapımızın değişmesi 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında ABD’nin koyduğu Ambargodan sonra olmuştur. Savunma Teknolojileri açısından 1952-1974 yılları arasını Türkiye için uyuma ve uyutulma dönemi olarak nitelendirirsek yanlış söylemiş olmayız. 

Halbuki 1960’li yıllarda İsrail kendi füzesini geliştirirken, 1970’li yıllarda Mısır, İran, Irak, Suriye, Libya ve Afganistan gibi ülkeler Rusya’dan aldıkları SCUD füzelerine sahip olmuşlardı.

1980’de başlayan ve 8 yıl süren İran-Irak savaşında kullanılan SCUD Füzeleri ve 1991 Körfez Savaşı’nda Irak’ın envanterindeki SCUD füzeleri ile Türkiye’deki ilgili kurumlarda ve kamuoyunda Balistik Füze konusunda daha fazla farkındalık oluşmaya başladı.

Türkiye Füzeler konusunda uzun yıllar daha çok alçak, orta ve yüksek irtifa Hava Savunma Füzeleri konusunda arayış içerisinde olmuştur. Bir saldırı silahı olan Balistik Füzenin bir ihtiyaç olduğu çok geç fark edilmiş, sınır ötesi uzak mesafe hedeflerinin hazır alım Bombardıman Uçakları ile imha edilmesi öngörülmüştür.

Balistik Füze teknolojisi 1980 yılı ile birlikte çok hızlı bir yaygınlaşma dönemine girdi. Bu dönemde Balistik Füze ile ilgilenmeye başlayan Kuzey Kore, Mısır’dan 1980 yılında satın almış olduğu SCUD B Füzelerini ve ekipmanlarını tersine mühendislik ile yeniden tasarım yaparak Hwasong-5’i geliştirdi. Kuzey Kore bu füzeyi İran başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç etti. İran buradan elde ettiği teknoloji ile Shahab-1 (1987) ve Shahab-2 (1997) füzelerini geliştirdi. Bu füzelerden bir miktarını Suriye ve Husi/Yemen’lilere sattığı düşünülmektedir.

Kuzey Kore, Hwasong-5’den elde ettiği tecrübelerle No Dong (1,500 Km.) füzesini üretti. Teknolojisini daha sonra İran ve Pakistan’a sattı. Bu teknoloji ile İran 1998’de Shahab-3 (1,200 Km.), 2007’de Ghadr (2,000 Km.) ve 2015’de Emad (1,700 Km.) Füzelerini geliştirdi. Pakistan ise aynı teknolojiyi kullanarak 1998’de Hatf-5 Ghauri (1,500 Km) Füzelerini geliştirdi.

Tekrar edersek Kuzey Kore yaklaşık 20 yıl içerisinde SCUD Teknolojisinden hareketle 1986’da Hwasong-5 (300 Km.), 1994’de No Dong 1(1,500 Km.), 1998’de Taepodong 1(5,000 Km.), 2006’da Taepodong 2(10,000+ Km.) Füzelerini üretti.

Türkiye’de Balistik Füze geliştirme çalışmaları 1990 yılına gelindiğinde başladı. Halihazırda açık kaynaklardan edinebildiğimiz bilgilere göre Türkiye’nin envanterinde Balistik Füze kriterlerine uyabileceğini düşündüğüm iki farklı tip Balistik Füze sistemi bulunmaktadır. Bunun dışında yeni farklı projeler kapsamında bazı geliştirme çalışmaları yürütülmekte olabilir, bunlar olgunlaştığı zaman kamuoyuna açıklanacaktır. Söz konusu iki balistik sistem; MGM-140 ATACMS ve BORA Füzesidir. Bu iki sistem hakkında kısaca bilgi verelim;

MGM-140 ATACMS Kısa menzilli Balistik Füze, 1996 yılın da ABD’den 72 adet alınarak TSK envanterine girmiştir.165 km menzili bulunmaktadır. Bu sistem ile TSK envanterine balistik Füze özelliklerine sahip ilk sistem girmiş oldu.

BORA Füzesi ise ROKETSAN tarafından üretilen Kısa Menzilli Balistik Füze olup, 280 Km. menzili bulunmaktadır. Bora’nın resmi tanıtımı ROKETSAN tarafından 2017’de, IDEF-17 fuarında yapıldı. Mayıs 2017’de Sinop’ta denemesi yapılan füzenin ihraç versiyonu olan “Khan” da Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleşen IDEX-2017’de görücüye çıktı.  Türk Silahlı Kuvvetlerinin Bora balistik füzesini, Kuzey Irak’taki PKK unsurlarını hedefleyen bir terörle mücadele operasyonu olan Pençe Harekatı dahilinde, yani gerçek bir çatışma ortamında test ettiği yönünde bilgiler bulunmaktadır.

ABD-İran gerginliğinin artarak devam ettiği ve F-35 Uçaklarının Türkiye’ye teslimatının askıya alındığı bir dönemde, ülkemizin güvenliğinin sağlanması ve caydırıcılığının arttırılması amacıyla, kısa süreli bir takvime bağlanmış şekilde Orta Menzilli Balistik Füze (MRBM) mutlaka üretmelidir. Bu amaçla ihtiyaç duyulan finans sağlanmalı, yatırımlar yapılmalı ve yetişmiş tecrübeli personel istihdam edilmelidir.

Geliştirilecek olan bu Balistik Füze, çoklu savaş başlığı (MIRV) kullanabilecek, düşman hava sahasına kolay nüfuz edebilecek, düşman sensörlerinin aldatılması, engellenmesi ve karıştırılmasını sağlayan ve karıştırılmaya karşı tedbirlere sahip, yörüngesi kısaltılmış, fırlatma/orta/terminal safhasında manevra yapabilecek, sabit hedefler yanında hareketli hedefleri (gemi) de vurabilecek ve yüksek vuruş hassasiyeti kabiliyetlerine sahip olacak şekilde tasarlanmalı ve geliştirilmelidir.

1980’li yıllarda teknoloji transferi belli oranda yapılabiliyorken artık günümüzde böyle bir olanak bulunmamaktadır, çünkü “teknoloji” artık “vatan toprağı” kadar değerlenmiştir.  Halen Teknoloji transferi yapan ülkeler olsa bile, çok eski teknolojiyi vererek sizi meşgul etmektedir.  Her ne kadar bu teknoloji konusunda geç kalmış olmamıza rağmen, mühendislerimizin yaratıcı düşüncelerini zorlayarak kendi yerli teknolojimizi geliştirmek zorundayız. 

Yanlışlıkla Nükleer Savaş Başlayabilir

Sonuç olarak, evet Balistik Füzeler ülkeleri stratejik avantaja sahip kılmaktadır. Türkiye’nin bölgedeki güvenliğini ve caydırıcılığını yükseltmek üzere Orta Menzilli Balistik Füze geliştirmesinde büyük fayda bulunmaktadır.

Ancak Balistik Füze konusunun tüm dünya için diğer bir yüzü var ki, oda Nükleer başlık kullanılması durumunda kitlesel imhalara neden olabilecek olmasıdır.  

Balistik Füzelerle ilgili olarak insan hatası, Uydu Erken İhbar Sistemindeki arızalar veya üçüncü partiler tarafından yapılabilecek siber saldırılar neticesinde “Yanlış Alarm” üretilmesi ihtimal dahilindedir.

Aynı zamanda herhangi bir düşman Balistik Saldırısına, reaksiyon gösterebilmek için eldeki sürenin çok kısa olması nedeniyle, düşman füze saldırısını doğrulatmak için yeterli zaman olmaması ihtimali çok yüksektir.

Balistik Füze ile ilgili olarak en korkutucu konu yanlışlıkla taraflardan birisinin Nükleer Savaşı başlatabilecek olma ihtimalidir.

Bu nedenle, Balistik Füze uzmanları ICBM’lerin devre dışı bırakılması konusunda devamlı uyarıda bulunmaktadırlar.

 

 

KAYNAKÇA:

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/V-1_füzesi

https://tr.wikipedia.org/wiki/V-2

https://missiledefenseadvocacy.org/missile-threat-and-proliferation/missile-basics/ballistic-missile-basics/

https://www.nytimes.com/interactive/2018/02/07/world/asia/north-korea-missile-proliferation-range-intercontinental-iran-pakistan-india.html

https://missilethreat.csis.org/defsys/

https://nationalinterest.org/blog/buzz/war-talk-turkey-has-fired-ballistic-missiles-iraq-66862

https://armscontrolcenter.org/multiple-independently-targetable-reentry-vehicle-mirv/

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201911041040552512-irandan-abd-ussu-bulunduran-ulkelere-uyari-saldiri-durumunda-hedef-alinacaksiniz/

https://missilethreat.csis.org/country/israel/

https://missilethreat.csis.org/country/iran/

https://www.globalsecurity.org/wmd/world/saudi/df-3a.htm

https://www.businessinsider.com/us-icbm-arsenal-2017-11

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turkiyenin-balistik-fuze-teknolojisinde-yeni-asama/1516196

http://www.roketsan.com.tr/urun/bora-fuzesi/

 

Bircihan D. Dilek

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Mehmet Alagöz   - 01-06-2020

“Sağlık Şoku”ndan“Finansal Şoka” Yolculuk(1)

2020 yılına Covid-19 salgını tüm dünyayı etkiledi. Sağlık krizi şeklinde başlayan etkilenme süreci dönüşerek insanlık ve ekonomik kriz olma yoluna girdi.