2018 Yılı Elektrik Enerjisi Değerlendirilmesi

Yazan  17 Ocak 2019

Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 2017 yılına göre %3,93 artarak 85.200,0 MW’ tan 88.550,8 MW’a yükselmiştir. Kurulu gücün %52,3’ünü fosil, %31,9’unu hidrolik, %15,8’ini yenilenebilir kaynaklar oluşturmaktadır.

Doğalgaz kurulu gücü 2017 yılına göre %1,8 düşüş göstermiş buna mukabil, güneşte kurulu güç %1,7 artarak 5.072,9 MW’a ve rüzgârda %0,3 artarak 7.005,4 MW’a yükselmiştir. Dünyada güneş enerjisi kurulu gücü 402 GW ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünün 539GW olduğu dikkate alındığında bu değerlerin çok az olduğu söylenebilir. Bu sebeple daha çok yenilenebilir kaynaklara önem vermek artık bir mecburiyet haline gelmiştir. Bugün için elektrik enerjisinde kurulu kapasitenin yaklaşık olarak %50’si kullanılmakta ve 300 milyar kWh üretim yapılmaktadır. Tam kapasite kullanıldığı takdirde üretilecek elektrik miktarı 100-120 milyar kWh daha fazla olabilecektir.

Yıllık 4.000 MW kurulu güç sisteme dâhil edildiğinde 2023 yılındaki hedefe yani 100-110.000 MW güce ulaşılabilecek ve 400-450 milyar kWh elektrik üretimi de gerçekleşecektir. Burada önemli olan kurulu güçte yakıt cinslerine göre yatırımın hangi kaynaklarla yapılacağıdır. Türkiye artık kendi kaynaklarını kullanarak enerji konusunda dışa bağımlılığı en aza indirmeyi düşünmek zorundadır. Nükleer santraller devreye alındığında dışa bağımlılığın daha da artacağı dikkate alındığında ve şu anda kurulu gücün %40’nın, elektrik üretiminde %60’lar civarında dışa bağımlı kaynaklardan olduğu gerçeği önümüzde dururken bundan böyle enerji yatırımlarında yerli ve de yenilenebilir kaynaklara yönelmemiz gerekmektedir. İktidarın 2019 yılı enerji politikalarının yer aldığı stratejik plan dikkatle incelendiğinde ortaya konan hedeflerin doğru olduğu görülmektedir. Mesela: 1.Yerli kömüre dayalı elektrik üretiminin 60 milyar kWh’a, 2.HES’lerin kurulu gücünün 32.000 MW’a, 3.RES’ lerin kurulu gücünün 10.000 MW’a, 4.JES’ lerin kurulu gücünün 700 MW’a, 5. GES’ lerin kurulu gücünün 3.000 MW’a, 6.Biyokütleye dayalı kurulu gücünün 700 MW’a çıkarılması bulunmaktadır. Bu yatırımların dışında da Akkuyu NGS’ nin test üretimine başlaması, Sinop NGS’ nin inşaatına başlanması, üçüncü NGS hazırlıklarının sonuçlandırılması hedefleri de yer almaktadır.  Buradaki soru şudur: Acaba 2019 yılında bu hedeflere ulaşmak mümkün olacak mıdır?

Türkiye’de elektriğin %46,8’i sanayide, %26,9’u ticaret ve kamu hizmetlerinde, %21,8’i meskenlerde, %2,4ü tarımsal sulamada, %11,8’i aydınlatmada ve %0,3’ü diğer yerlerde tüketilmektedir.

2018 yılında kişi başı yıllık elektrik tüketimi yaklaşık 3750 kWh’tir. Bu rakam OECD ülkelerinde 10.000 kWh’in üzerindedir. Yapılan projeksiyonlara göre Türkiye bu seviyeye 2040 yıllarında ancak gelebilecektir. Yani Türkiye’nin bugünkü OECD ülkelerinin seviyelerine gelebilmesi için yaklaşık 20 yıllık bir zamana ihtiyacı vardır. Elektrik tüketimin artmasının yanı sıra enerji verimliliğini de artırmaya dikkat edilmelidir.

Türkiye’nin yıllarca tartıştığı ve bir türlü hayata geçiremediği nükleer santraller konusunda alınan yol önemlidir. Temennimiz yatırımların aksamadan yürütülmesidir. Akkuyu’da yapılmakta olan NGS için www.akkunpp.com sitesindeki şu ifadeler santralin yapımının iyi yolda ilerlediğini göstermektedir. İfadeler aynen şöyledir: ’’… Akkuyu Nükleer Santrali için sismik çalışmaların tamamlandığını ve santralin 2020 yılında resmi olarak işletmeye alınacağını söyledi…Nükleer santralin bir sene start up çalışması olacak, test çalışması yapılacak. Dolayısıyla nükleer enerjinin üretimi fiziki olarak 2019'da başlanacak. Resmi işletmeye alınması 2020 olacak.’’Ancak santraldeki çalışmalar hakkında kamuoyuna daha açık bilgilerin verilmesinin çok daha iyi olacağı da bir vakıadır. Diğer taraftan Sinop NGS projesini geliştirecek konsorsiyum içinde bulunan Japon şirketinin projeden ayrılmayı düşündüğü gündeme gelmiştir. Gerekçe ise Fukuşima felaketi sonrası artan güvenlik standartlarının projenin maliyetini yükselttiği ve Türk Lirasındaki zayıflamanın projenin kârlılığını düşürmesi olarak gösterilmektedir (Burada güvenlik meselesinin ne kadar önemli olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu güvenliğe Akkuyu’da da dikkat edilmesi şarttır)

Sonuç olarak şunları açık bir şekilde söyleyebiliriz. Türkiye birincil enerji tüketiminde %75, doğalgazda %99, petrolde %94 ve taşkömüründe %96 oranında dışa bağımlı bir ülke konumundadır. Petrolün, doğalgazın bulunmadığı ve de düşük kalorili kömürlerin bulunduğu bir ülkenin kendi kaynakları olan yenilenebilir kaynaklar var ise, ülkenin bu kaynaklarının kullanılması için enerji politikalarında ciddi ve köklü değişikler yapılması şarttır. NGS’nin ihmal edilmemesi şartıyla…

 

 

Son Düzenlenme Perşembe, 17 Ocak 2019 10:05
Muhittin Ziya Gözler

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Yağız Aksakaloğlu   - 18-04-2019

FETULLAHÇI KURGULARI ANLAMAK: The Following Dizisi Örneği

  Ulusal güvenliğimiz açısından şimdiye dek karşılaşmadığımız kadar tehlikeli seviyede bir kült örgüt[1] olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) terör, casusluk[2] ile kadın pazarlama,[3] uyuşturucu satma,[4] soru çalma,[5] gasp, şantaj, kundakçılık ve hırsızlık gib...