< < Dünyada Enflasyon, Türkiye’de İstikrar Özlemi


Dünyada Enflasyon, Türkiye’de İstikrar Özlemi

Yazan  17 Mayıs 2021

Dünyada hanidir bir ekonomik durgunluk korkusu vardı. Bu korku pandemi ile birlikte daha da arttı. Ama Covid 19 için aşı ve ilaç bulma kararlılık, yetenek, bilgi ve teknolojisine sahip ülkeler, ekonomik durgunluğa karşı son 14 yıldan beri geliştirdikleri ilacın dozunu iki yıldır daha arttırdıklarından özlem duydukları enflasyon, çağrılara kulak vermiş gözüküyor.

Dünyanın Lokomotifleri İstim Tuttu mu?

Amerikan ekonomisi, neredeyse 2008 den beri parasal teşvikleri, tüketici talebini canlı tutmak için yoğun olarak seferber etmekteydi. Trilyonlarca dolarlık mali destek yanı sıra FED ’in hala devam ettirdiği parasal miktar kolaylaştırması yaşa yavaş semeresini vermeye başlamış görünüyor. Son gelen verilere göre yüzde 4.2[1] ye yükselen enflasyon karşısında, ABD Merkez Bankası FED in önünde bir enflasyon hedefi var. Bunun üstüne çıkıp kendine yer edinecek artışlara karşı zaten önlemler hazır. Ancak şimdilik hala FED ‘in faiz yükselmesi söz konusu değil. Çünkü 2021 yıl sonu enflasyon beklentisi hala yüzde 2.1 gibi istenenin altında bir değer. Biliyorsunuz durgunluk enflasyon kadar tehlikeli bir ekonomik sorun. Yurt içinde ve yurt dışında yerleşik Amerikan vatandaşlarına verilen kişi başına 1400 dolarlık ikinci mali teşvik paketi ve gerekirse yenileri, Biden ve Kongre arasındaki inişli çıkışlı uzlaşı hatları olarak devam ediyor. Teşviklerin bir amacı da durgunlukta yoksula ek olanak. Ama orada asıl amaç iş yaratıp, insanların çalışarak kazanmasını sağlamak. Tabii artan bütçe açıklarının nereden karşılanacağı geleceğe ertelenen bir konu. Şimdi önemli olan içeride yangına su pompalamak,dünyanın lokomotifi de olan bir ekonomiden istim eksik etmemek ve aynı zamanda ülkenin iş yaratma kapasitesini canlı tutmak. 2019 a nazaran yüksek seyreden petrol fiyatlarından da bu yüzden Amerikan ekonomisi pek hoşnut. Trump’ın yükselttiği temel girdi ithalat tarifeleri de şimdi, üretim maliyetlerini ve imalat fiyatlarını yüksek tutmak için umut.

Eski kıtaya gelince, AB ve AB üyesi olmayan ülkelerde durum ABD kadar başarılı değil. Bununla birlikte, özellikle AB ortalama işsizlik oranının hala yüzde 8 civarında seyrediyor olması, hem AB Merkez Bankasının sıfır, hatta negatif faiz politikası ile hem de Avro üyelerindeki mali otoritelerinin teşviklerle gemiyi su üzerinde tuttuğunu gösteriyor. Öte yandan Asya’da Japonya hala nal topluyor. Enflasyon yüzde – 0.1. Yılsonu beklentisi ise yüzde 0.1. İşsizlik oranı yüzde 2.6. Bu, Japon halkının ve iş ahlakının zor zamanlarda, uzlaşma ve dayanışmayı çatışma ve rekabete tercih etmesinin sonucu ve yoksulluğa karşı adeta doğal bir ilaç.  Öte yandan Çin’de de en son enflasyon yüzde 0.9, yıl sonu beklentisi ise yüzde 1.6. Ancak bir tek imalat sanayi dallarında fabrika çıkışı fiyatlardaki artış, memnuniyetle karşılanıyor. Ama Çin, hala, Balkanlardan, İran’a, Doğu Afrika’dan Endonezya’ya dörtnala koşuyor. O hem demiryolu, hem lokomotif, hem tren katarı,hem de vatman. Bir taraftan altyapı yatırımları, diğer taraftan artık sağlık emperyalizminin simgesi haline gelen pandemi’ye aşı yetiştirme ve lisans verme faaliyetleri ile fevkalade aktif. Yükselen tarifeler nedeni ile ABD ye olan ihracatındaki ihmal edilebilir daralmayı başka pazarlara girerek telafi ediyor. Ama düşük enflasyon, hala piyasa göstergelerine yan gözle bakma lüksü olan Çin için bile endişe verici.Tabii bütün bu saydığım ülkelerde düşük enflasyon, yılsonu büyüme değerleri pozitife dönerse, enflasyonsuz büyümeye işaret edecek. Bunun aldatmacadan uzak ve makbul bir büyüme olduğunu hepimiz biliyoruz?

Köhne Kaplanların Son Durumu   

Küresel salgının değipte geçtiği Tayvan, en son yüzde 2.1 ve yılsonu yüzde 1.6 enflasyon tahmini ve yüzde 3.7 işsizlik oranı ile bir başarı örneği. Ama başta Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Arjantin gibi eski kaplanlar, şimdi bir taraftan pandemi’nin, diğer taraftan ekonomik çöküşün pençesinde kıvranmakta. Brezilya ve Hindistan’ın enflasyon özlemleri olamaz. Çünkü en son Brezilya için yüzde 6.8, yıl sonu tahmini ile yüzde 6.7, Hindistan için en son yüzde 4.3 ve yıl sonu tahmini ile yüzde 5.2 enflasyon, bu iki ülkeye, durgunluğa savrulmayacak kadar soluk aldırır. Keşke Brezilya’nın yüzde 14.4, Hindistan’ın yüzde 8 lik işsiz oranları ve üstesinden gelemedikleri salgın dertleri olmasaydı. Ama her iki eskisi de şimdi ağır yaralı. Hele Hindistan kendi söküğünü dikemeyen terzi gibi, aşı ve tıbbi malzeme ihraç eden bir dev olarak, ölülerini bile yakmaktan aciz durumda.  Şimdi gelin de Hindistan’ın yüzde 10.4 2021 sonu büyüme tahminine inanın. Veya Brezilya’nın yüzde 3.2 yi tutturma ihtimaline. Ama iki eski kaplan var ki onlar tam iflas durumunda. Bunlardan biri Arjantin, diğeri ise Venezuela. Sırası ile en son ve yıl sonu tahmini enflasyon değerleri ile işsizlik oranları bu iki Latin Amerika ülkesi için aşağıdaki gibi:

Ülke

Son tüketici fiyat Enflasyonu artışı %

2021 sonu enflasyon tahmini %

İşsizlik Oranı %

Arjantin

42.6

45.9

11.0

Venezuela

6500

-

-

Bu durumda Arjantin 2021 yılını yüzde 6.2 büyüme ile kapayabilir mi? Halen ekonomik olarak yüzde 4.3 oranında küçülen bu ülke, dış yardımı iyi kullanırsa ne ala! Ama parasal ve mali teşviklerin akılcı kullanımı ve salgın denetiminde etkinlik sağlanamazsa, Arjantin’in yıl sonu büyümesinde de yine enflasyonun parmağını aramak gerekecektir. Kaldı ki bu iki ülke dünyanın en fazla sefalet yaşayan ekonomisi[2] olmaya 2021 yılında da devam edeceğe benziyor.

Ve Türkiye

Türkiye’de fiyatların fiilen düştüğü zamanları hiç bilmeyiz. Bu nedenle miktar kolaylaştırma veya genişletici para politikasını durgunluğa karşı kullanma deneyimi bizde pek yoktur. Para politikasını rasyonel bir tercihinin ötesinde ideolojik bir saplantı haline getiren yaklaşımlar, salgın başladığında, daha iyi olabilecek göstergeleri kötü haline getirdiği için, makro ekonomik istikrar,şimdi ciddi bir tehdit altında.Artan yoksulluk da toplumsal ve siyasi istikrar düşmanı.Şimdi mali teşvikler elbette her zamankinden daha önemli. Ancak Türkiye gibi ülkelerde adaletsiz teşviklerin bir de çalışma istek ve ahlakını bozması söz konusu. Son veriler, Türkiye’de yüzde 17.1 tüketici enflasyonuna işaret ediyor. Yıl sonu enflasyon tahmini ise iyimser bir yüzde 11.9. Tabii resmi rakamlar, hissedilen enflasyondan, yüzde 13.1 olarak ifade edilen işsizliğin gerçek değeri de bu orandan çok daha yüksek. Yine de enflasyon ile el ele yürüyen bir durgunluk tehdidi var. En son büyüme değeri olan yüzde 5.9 ile yıl sonu büyüme tahmini yüzde 3.9 un enflasyonist büyüme olarak kabul edilmeli. Asıl durgunluk tehdidi, Covid 19 kapamaları yanı sıra girdi temin zorluklarından dolayı düşen kapasite kullanım oranlarından, işsizlik ve artan yoksulluktan kaynaklandığını düşünmek yanlış olmaz.Dünyada zaten bir küresel “darboğaz ekonomisi” (The Bottleneck Economy) tehdidi mevcut. Bu Türkiye için de geçerli. Bu talebin canlı olduğu gıda sektörleri için bile izlenmesi gereken bir gerçek. Elinde kalan sebzeyi ormana döken çiftçi bunun bir ön işareti. Tarımdan kaçan nüfus, erozyona uğrayan veya yapılaşmaya açılan tarım toprakları ve meralar, özen gösterilmeyen balıkçılık uzun zamandır zaten tarımı tehdit ediyordu. Bunun yanı sıra imalatve hizmet sektörlerindeki darboğazları aşmak için gereken sermaye artmazsa, parasal ve mali genişleme enflasyonu daha da yükseltecektir. Bu durumda Türkiye’nin özlemi giderek daha fazla makro ekonomik istikrar olacağa benzer.

 

 

 

 

 

 

[1]Bu metindeki tüm istatistikler The Economist (14. Mayıs 21) dergisinin Ekonomik göstergelerinden alınmıştır.

[2] Sefalet indeksi (Misery Index), 1981 yılından beri hesaplanmakta olup, 2020 yılında en kötü durumda olan iki ülke Venezuela ve Arjantin olarak yer almaktadır. Ayrıca Zimbabve, Sudan, Lübnan, Surinam, Libya da 2020 listesindedir( bknz. 2020 Global Economic Misery Index)

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 22-10-2021

Suriye İç Savaşı ve Suriye Türkmenleri

Suriye'nin doğusunda ABD himayesindeki "teröristan" devleti kök salmaya başlarken yine ABD ve Fransa'nın desteği ile adalar istikametinden, namluları Türkiye'ye yönelik silah yığınakları hızla yükselmektedir.