2021’de Dünyaya Bakış ve Sonrası

Yazan  04 Şubat 2021

Birinci dünya savaşı sonrası 1945'te başkan Truman döneminde dünyada yürürlüğe sokulan Bretton Woods anlaşması sonrası dünya dövizlerinin ABD dolarına, doların ise altın karşılığına endekslenmesi öngörülmüş ve dolayısıyla Amerikan İmparatorluğu ile sembolleşen Amerikan Yüzyılı başlamıştır.

“Dolara hakim olan dünyaya”, “petrole hakim olan ülkelere hakim olur” sloganıyla başlayan yolculuk “gıdaya hakim olan halklara hakim olur” diyerek devam etmiş olup, GDO’lu ürünler sonrası suni et ve gıda projeleriyle zirveye taşınmış durumdadır.  

Aralık 1971 tarihinde Başkan Nixon döneminde Bretton Woods anlaşması iptal edilmiştir. Bu şekilde 70'li yıllarda ABD'de Milton Friedman ve Friedrich Hayek'in başını çektiği 1980’lerde Ronald Reagen ve Thatcher tarafından uygulamaya geçirilen neo - liberal / borç – tüketim serbest ekonomisinin bütün dünyada " güç ve kaynak ihtiyacını " büyük ölçüde karşılayacak karşılıksız dolar basımının yolu açılmış bulunmaktadır. Karşılıksız da olsa dolar basma yetkisi FED’te olup, bilinenin aksine FED ve dolayısıyla dolar devlet mülkiyetinde değil Wall-Street’in ünlü şişman kedilerinin mülkiyetindedir.

Doların mevcut statüsüne karşı girişimler Başkan A.Lincoln ve çok sonrası  J.F.Kennedy dönemlerine rastlamış olup, başkanların muğlak akıbetleri bugüne kadar dahi gizemlerini korumuş bulunmaktadır. Ancak 2008’de patlak veren mega krizin yol açtığı yangını söndürmek için karşılıksız olarak basılıp piyasaya enjekte edilen tiriyonlaca dolarlar fayda etmemiş, ortaya çıkan Covid 19 korona felaketi ve sonradan da mutasyona uğraması ( Covid 501.V2 ya da  B 117 ) zaten yaşanmakta olan krizlerin üzerine tuz biber ekmiş durumdadır.  Ayrıca öyle anlaşılmaktadır ki global oligarşik sistemin 18.yüzyıl filozofu Thomas Robert Malthus’un tartışmalı görülen dünya nüfusunun gidişatına ilişkin teorisi kapsamında dünya nüfusunu 21.yüzyıl sonunda yarıya indirgemeye yönelik iddialar hala güncelliğini  korumaktadır. 2008 mega krizinden bugünkü korona sürecine kadar  karşılıksız basılıp piyasalara QE adı altında sürülen onlarca trilyon dolarlık paralara rağmen krizin ateşi söndürülememiştir. Ülkeler GSYH’lerinin üstünde borçlanırken fakirler daha fakir ve başta Wall Street şişman kedileri olmak üzere zenginler ise daha da zenginleşmiş sonuçta neo liberal kapitalizm tıkanmış durumdadır. Ayrıca tüm dünya borçlanırken alacaklıların kimler olduğu hususunda hala tam makul bir açıklama yoktur. Dünya reel GSYH’sı 90 trilyon dolar iken sanal (dijital) dünya piyasalarında dönen toplam ciro 900 trilyon doları  geçmiş olup , 10 misli farka ve 810 triyon dolarlık sanal batağa yol açan bu büyük anormalliğin üniversitelerdeki akademik formatlarda izahatı bulunmamaktadır.  Global oligarşik sistemin tıkanan sisteme ne tür çare üreteceğine ilişkin net ip uçlarını bu sistemin önde gelen yayın organlarından olan Time dergisi kasım ayı kapağı vermiş olup, “great reset , büyük sıfırlama” söylemi 2021 yılına damga vurmuş durumdadır.

Gerçekten de bu neyin büyük sıfırlaması olmaktadır?  Ne demek istemektedirler ? 2021 nasıl bir dönemin başlangıcıdır ? Dünyaya yeni bir formatmı atılmaktadır? Resimde dünyayı kimler yeniden inşa etmektedir? Dijital çağ kime ne fırsat vermektedir?  Covid 19 - korona felaketi bunun neresindedir ?  Resimde Akdeniz bölgesinin sökülmüş olması tesadüf müdür?  80’lerde başlatılan neo- liberal kapitalizm ne yöne evrilecektir ?  Bireysel özgürlüklerin, demokrasinin geleceği ne olacaktır ?  Türkiye ve Kıbrıs bunun neresindedir?  Komplo varsa; teorisi nedir ??

Dünya Ekonomik Forumu'nun (DAVOS)  kurucusu Klaus Schwab 25 Ocak dijital Davos toplantıları öncesi paydaş kapitalizmi ya da erdemli  kapitalizm kavramlarını lanse etmiştir. Bahsedilen yeni tür kapitalizmdeki yeşil devrim , eşitsizlik , iklim ve çevre gibi kavramlar etrafında makyajlanan ve global sistemin meşhur bebeksi reklam yüzü Greta Thunberg ile sembolleşen erdemin çerçevesi henüz tam şekillenmiş değildir.  Mayıs ayı içerisinde Singapur’a kaydırılan  fiziki DAVOS toplantısında menifesto çerçevesi tamamlanacak olan yeni düzenin WTO , İMF , FED , CFR , Dünya Bankası hatta NATO gibi sistem kurumları dahilinde hayata geçirilmesi hususunda uygulanacak yeni yöntem , politika ve stratejiler merak konusudur. Ayrıca neo liberal kapitalizm sonrası yeniden formatlanacağı anlaşılan bu erdemli (!) sistemin gittikçe güçlenen Şangay İşbirliği Örgütü tarafından nasıl karşılanacağı da soru işaretleri içinde yer almaktadır.     

Sonuç :

Muhtemel görünen ve çok zorlu geçeceği anlaşılan küresel ekonomik çöküş sürecinden sonra dijital sistemlere dayalı yeni kapitalist düzenin ortaya çıkması söz konusudur.  Dolayısıyla bu yeni düzenin insanlığa , işsizliğe , ülkelerin yeniden dizaynına, dünya nüfusuna nasıl şekil vereceği , “Hiç bir şeyin olmayacak ama mutlu olacaksın” lafından ne kastedildiği adım adım ortaya çıkacaktır.  Diğer taraftan küreselleşme yoluyla dünya çapında ciddi kazanımlar sağlamış olan Wall Street’in şişman kedilerinin uzun uğraşlar içerisinde bulunduğu tek dünya hükümeti , parlamentosu , ordusu gibi hedeflere 21. yüzyıl içerisinde ne ölçüde erişeceği,  ülkeler bazındaki ulusal yapıların tasfiyesinin nasıl devam edeceği tartışma konusudur.  

2030’lu yıllarda dünya hakimiyetinin özellikle pasifik ekseninde ABD , Çin ve Rusya üzerinden büyük mücadele sonrası şekilleneceği öngörülmektedir.  Bu dünya hâkimiyetini Wall street’in şiman kedileriyle sembolleşen ABD’nin kolay kolay vermeyeceği anlaşılmakta olup, dünyamızın büyük savaşlarla karşı karşıya kalma riski de bulunmaktadır.  Ancak zaten başta kuraklık , susuzluk , açlık ,  iklim ve çevre felaketlerinden muzdarip olan dünyamızın bunu taşıması mümkün görünmemekte olup , sonunda diplomasi ve aklın galip gelmesi insanlığın en büyük temennisidir.

ABD’de  ulusalcılar ile küreselciler arasındaki müthiş mücadeleyi küreselciler yeniden kazanmış durumdadır. Trump’ın oldukça kaba ancak ne düşündüğünü söyleyen tarzına karşılık Obama gibi melek yüzlü görünümdeki Biden’in Türkiye’yi de kapsamına alan açıklamaları ders niteliğindedir. Ayrıca Ortadoğu’daki savaş felaketlerinin mimarlarından olan  neo-conların sembol isimleriyle bir araya gelmiş olması da Türkiye dahil Ortadoğu için dikkat çekicidir.

Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan Türkiye’nin 2021 yılı ve sonrası her zaman olduğu gibi cari açıklarını dengelemesi , ekonomik istikrar ve büyüme adına döviz girdi ihtiyacı vardır. Batının yeni hedefi olan üretim makinası Çin ile bozulan ilişkileri Türk ihracatçıları için fırsatlar sunmaktadır. Korona aşı kampanyalarının dünya çapında başlatılmış olması diğer döviz kaynağı olan Turizm sektörünün 2021 yılında nispeten daha iyi geçeceğine işaret etmektedir. Ancak Türkiye’nin ana pazarımız ve ana döviz kaynağımız olan AB ile ilişkileri yanında ABD , Rusya , komşularıyla , İsrail dahil körfez ülkeleriyle olan ilişkilerinin gidişatı önem arz etmektedir.

Manisa’da planlanan , yan sanayi ile birlikte çok büyük istihdam ve ihracat imkanı yaratacak olan Volkswagen yatırımının suya düşmesi aslında Türkiye ile doğrudan yabancı yatırımcılar arasında güven sorunu yaşandığına işaret etmektedir.  Dolayısıyla Türkiye’nin doğrudan yabacı yatırımcılara güven vermek adına, ana pazarımız AB’ile siyasi , ticari ilşkilerin istikrarı adına , içte barış ve istikrar , dışta güven adına  başta hukuk , adalet  olmak üzere yapısal reformları samimiyetle gerçekleştirmesi zorunlu hale gelmiş durumdadır. 

 

Bekir Kavruk

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 22-10-2021

Suriye İç Savaşı ve Suriye Türkmenleri

Suriye'nin doğusunda ABD himayesindeki "teröristan" devleti kök salmaya başlarken yine ABD ve Fransa'nın desteği ile adalar istikametinden, namluları Türkiye'ye yönelik silah yığınakları hızla yükselmektedir.