AB ve Suriyeli Sığınmacılar

Yazan  12 Haziran 2020

GİRİŞ

Göç, dünya tarihine baktığımızda savaş, kıtlık ve yoksulluk gibi sebeplerden ötürü sıkça karşılaşılan bir olgu olmuştur. Yapılan bu göçlerin yönü ise daima daha gelişmiş, bolluk bereket içerisinde olan yerlere doğrudur.

İçerisinde bulunduğumuz son 100 yılda ise bu göçlerin hedefinin Avrupa devletlerine doğru olduğunu görmek mümkündür. İşte bu sebepten ötürü 2011’de başlayan Suriye iç savaşından kaynaklanan göçün bir kısmı Avrupa’ya doğru olmuştur. Fakat, göç eden sığınmacıların çoğunluğu bunu başaramamış ve özellikle Avrupa’ya gitme amacıyla gelenler nedeniyle Türkiye geçiş alanı olarak kullanılmıştır. Hem Türkiye sınırları içinde kalan hem de AB üyesi ülkelerde bulunan Suriyeli sığınmacılar için kullanılan uluslararası hukuk statüsü ise ‘Geçici Koruma’ olmuştur.

Suriye iç savaşı kaynaklı göçün Avrupa’ya geçişinin engellenmesi için Avrupa Birliği (AB), tampon görevini üstlenmesi amacıyla Türkiye ile anlaşmalar yapmıştır. Bu makalede, AB’nin göç olgusuna bakış açısı değerlendirilerek Türkiye ve AB arasındaki sığınmacı krizi çalışılmıştır. Bu bağlamda, ilk bölümde AB’ne yönelik göç ve bu kapsamda Suriyeli sığınmacılar; ikinci bölümde ise AB ile Türkiye arasındaki sığınmacı krizi anlatılacaktır.

  1. Bölüm: Avrupa Birliği’ne Göç ve Suriyeli Sığınmacılar

1980’li yıllarda AB ülkelerinin göç politikasına bakıldığında, ortak pazar kurma amacı doğrultusunda özellikle işgücü piyasasını canlandırmak için göçü teşvik eden uygulamalar yürüttüğünü görmek mümkün idi. Ayrıca yaşlanan Avrupa nüfusunun olumsuz etkilerinden kurtulmak da temel amaçlar arasında yer almakta idi. AB’nin 1960’lı yıllarda yürüttüğü bu politikalar üzerinde zamanla teşvik edici özellik azalmaya başladı; fakat bu alandaki sınırlamalarının tam anlamıyla gerçekleşmesi 2001 yılında ABD’de yaşanan 11 Eylül krizi sonrasında oldu.  Çünkü bu tarihten itibaren dünya artık uluslararası terörizm ile yüzleşmiş oldu. Bununla birlikte meydana gelen korku ve güvensizlik ortamı, yalnızca devlet politikalarına değil aynı zamanda kamuoyunda da göçmenlere karşı tepkiyi doğurdu ve “İslamofobi” yaygınlaşmaya başladı. Kamuoyunda meydana gelen bu İslamofobi olgusunun, daha çok 2015 ve 2016 yıllarında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde meydana gelen terör saldırıları nedeniyle kendine güçlenmek için bir zemin bulduğunu söylemek mümkündür[1]. Kendilerini ‘islami’ olarak niteleyen terör örgütlerinin yaptığı bu saldırılar ve saldırıların farklı etnik kökene sahip, Ortadoğu’daki gerilimin etkisindeki kişiler tarafından yapılmış olması, Avrupa kamuoyunda göçmen ve mültecilere karşı kolaylıkla politize edilmesinin önünü açtı[2]. 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşından kaynaklanan göçün 2015 yılı itibariyle Avrupa’ya ulaşmasıyla ile bu durum hız kazanmış ve karar alıcıların uygulamaya koydukları politikalar üzerinde oldukça etkili oldu. 

2011 yılında Suriye’de patlak veren iç savaşın ardından 2012 yılının başından itibaren önemli ölçüde yoğunlaşan Suriyeli sığınmacı göçü elbette ilk olarak sınır ülkelerini etkiledi. Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak bu göçün olumsuz etkilerini ilk hisseden ülkeler sıralamasında ilk sıralarda yerlerini aldılar. AB ise göçün yoğunluğunun zirve noktasına ulaştığı 2014 ve 2015 yılına kadar olumsuz etkileri neredeyse hiç hissetmemiş olacak ki bu yıllara kadar konuya ilişkin sessizliğini sürdürdü. Fakat her geçen gün artan sayıda sığınmacı teknelerle/botlarla Yunan adalarına ulaşmak amacıyla Akdeniz ve Ege sularına yöneldi ve Yunanistan kara sınıra doğru yığılmaya başladı. Suriyeli sığınmacıların Akdeniz ve Ege üzerinden Yunanistan ve İtalya’ya; Türkiye kara sınırı üzerinden ise hem Yunanistan hem de Bulgaristan’a yönelik göç hareketleri, bu ülkeler üzerinde olumsuz etkiler yaratmakla birlikte birliğin sınır güvenliğini sağlama konusundaki başarısını sorgulanır hale getirdi[3].  Tüm bunların yaşanması ile birlikte AB sessizliğini bozdu ve konuyla ilgili önemli adımlar atmaya başladı[4].

AB’nin içinde bulunduğu tehdidin giderilmesi amacıyla atılan ilk adımı ise Türkiye ile imzalanan “Mülteci Mutabakatı” oldu. 18 Mart 2016’da imzalanan anlaşma ile kısaca Türkiye topraklarını kullanarak yasa dışı yollarla AB’ye geçen Suriyeli sığınmacıları 1-1 esasına göre geri alıp, aynı sayıda Suriyeliyi AB’ye gönderecek, buna karşılık Suriyeli olmayanları geri alacaktı. AB Suriyeliler için proje bazlı kullanılmak üzere 3 + 3 milyar Euro para verecek, Türk vatandaşlarına vize serbestisi tanıyacak, ve bazı müzakere başlıklarını açacaktı[5]. ( Bir sonraki bölümde anlaşma maddelerine detaylı şekilde yer verilecektir.)

18 Mart Mutabakatı olarak da anılan bu anlaşma, AB açısından bakıldığında oldukça olumlu sonuçlar doğurmuş ve Avrupa sınırlarına ulaşan Suriyeli sayısında büyük oranda azalma meydana gelmiştir. Buna karşın AB, Türkiye'ye verilen sözleri tutmamış ve ülkemiz açısından olumsuz sonuçlar doğmasına neden olmuştur. (Bu konuya bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak değinilecektir.) Mutabakat sayesinde, Frontex'in[6] ilettiği bilgiye göre, 2016 yılının Nisan ayında Mart ayına göre, Yunanistan’a yönelik yasadışı göç % 90 azalmış; İtalya'ya yönelik olan ise % 13 azaldı.  Toplamda bir aylık bir süre zarfında %50 oranında bir azalma meydana gelmiştir[7].

Sığınmacı krizinin doruğa yükseldiği sonbahar 2015'ten itibaren büyük ölçüde Türkiye ile varılan anlaşma sayesinde AB sınırlarına kaçak giriş oranında yüzde 95 düşüş kaydedildi. (Tablo 1.) Uluslararası Göç Ofisi'ne göre 2018'in ilk 16 haftasında AB'ye denizden sadece 18 bin 939 göçmen ulaşabildi. Bu rakam 2016'da 205 bin 613, 2017'de ise 44 bin 58 olarak kaydedildi. AB genelinde 2017'de 538 bin üçüncü ülke vatandaşına "ilticacı" statüsü verildi. Bu statüyü alanların 175 bin 800'ünü Suriye uyruklular oluşturdu[8]. Avrupa’ya yönelik gerçekleşen Suriyeli göç çok büyük oranda azalmasıyla, AB üyesi ülkelerinin göç sorununun etkisini de azalmış oldu. Yine de tam anlamıyla son bulduğunu söylemek mümkün değildir.

 

Tablo 1: Türkiye’den Yunanistan’a kaçak yolla geçenlerin sayısı

 Göçün hedefi olan tüm ülkelerde olduğu gibi burada da özellikle ekonomik ve toplumsal açıdan sorunlar meydana geldi. Özellikle toplumsal açıdan bakıldığında İslamofobi’nin yükselmekte olduğu Avrupa’da toplumsal tepki daha yoğun oldu. Fakat birliğin tüm üyeleri aynı oranda etkilenmedi; çünkü üye ülkelerin hepsinde sığınmacılara yönelik uygulamalar aynı şekilde uygulanmadı. Birlik üyeleri arasında, özellikle Orta Avrupa devletleri, sığınmacıların dağılımı konusunda tartışmalar oldu. AB Komisyonu, Yunanistan, İtalya ve Macaristan'daki 160 bin kişinin Avrupa ülkelerine dağılımına ilişkin bir plan sundu. Ancak başta Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovakya olmak üzere çok sayıda doğu Avrupa ülkesi plana karşı çıktı[9]. Bu itirazlara karşın sabit kota uygulaması oy çokluğu ile kabul edildi. Bu uygulamaya göre; 17 bin 36 ile Almanya, Fransa 12 bin 962, İspanya 8 bin 113, Polonya 5 bin 82, Hollanda 3 bin 900, Çek Cumhuriyeti bin 591, Romanya 2 bin 475, Macaristan bin 294, Slovakya 802, Hırvatistan 568 sığınmacı alacaktı. Kota planı 28 üye ülkeden 23'ünü kapsadı. AB'nin göç politikalarına katılmayan İngiltere, Danimarka ve İrlanda dağıtımın dışında tutuldu[10]. AB üyesi ülkeler tarafından kabul edilen bu sığınmacıların ardından, AB sınırları içerisinde bulunan sığınmacı sayılarında Tablo 1’de de görüldüğü gibi artış gözlenmedi hatta büyük oranda azalma meydana geldi. Artışın önlenmesindeki en önemli etken ise kota anlaşmasından kısa bir süre sonra Türkiye ile yapılan anlaşma oldu. Bu konuda önemli bir diğer etken ise 2015 yılında gerçekleşen AB Zirvesi’nde alınan kararlar oldu. 2015 yılının Ekim ayında gerçekleşen AB liderleri zirvesinde bir yandan birliğin dış sınırlarını daha iyi kontrol altına alacak önlemler kararlaştırıldı; diğer yandan iltica başvurusunda bulunanların sevk edileceği "hotspot" adı verilen büyük ve hızlı kabul merkezlerinin kurulması konusunda mutabakata varıldı.

Tablo 2: 2008 ve 2019 arasında yıllara göre AB’deki sığınmacı sayısı

 

AB ülkelerinin aldığı bu kararlar ve uygulamalar, sığınmacıların üzerlerinde yarattığı sorumluluğu ve yükü büyük ölçüde Türkiye’ye kaydırmalarını sağladı. Kısacası yapılan bu uygulama, Türkiye için büyük bir dezavantaj kaynağı oldu.

  1. Bölüm: AB ile Türkiye Arasındaki Sığınmacı Krizi

İç savaşın şiddetlenmesiyle Suriye’den başlayan göç hareketi için Türkiye’nin Avrupa’ya geçiş güzergâhında bulunan bir ülke olması AB ve Türkiye arasında yaşanacak sorunların habercisiydi. Böylesine yoğun bir göç hareketinin yaratacağı olumsuz etkiler iki taraf için de kaçınılmaz olacaktı. Fakat 2015 yılına kadar Türkiye’ye gerçekleşen Suriyeli sığınmacı akını önemli boyutlarda sorunlara sebep olurken. AB göç sorunu konusunda sessizlik içerisinde kaldı. Türkiye’de 2015 yılında kayıtsızlarla birlikte neredeyse 2 milyon Suriyeli nüfus bulunmaktaydı[11]. 2015 yılına gelindiğinde göçün artık Avrupa sınırlarına dayanmasıyla AB konuya ilişkin girişimlerine başladı. AB ve Türkiye yetkilileri 15 Kasım 2015 ve 29 Kasım 2015’de bir araya gelerek; Suriye'deki iç savaştan kaçan sığınmacıları kabul eden Türkiye'nin desteklenmesi, AB'ye yönelik düzensiz göç akınının önlenmesine ilişkin işbirliğini öngören Ortak Eylem Planı'nın uygulanması kararı aldı. Sonrasında, 18 Mart 2016'da Türkiye-AB zirvesinin ardından kamuoyunda 18 Mart Mutabakatı ya da Göçmen Mutabakatı olarak bilinen anlaşma yürürlüğe girdi.

18 Mart 2016'daki zirvede düzensiz göçün sona erdirilmesi amacıyla anlaşmaya varılan ek maddeler ise şunlardı:

  • 20 Mart 2016 itibariyle Türkiye'den Yunan adalarına geçen tüm yeni düzensiz göçmenler Türkiye'ye iade edilecek. Yunan adalarına ulaşan göçmenler, usulüne uygun olarak kayıt altına alınacak ve sığınma başvuruları UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği) ile işbirliği içinde bireysel olarak işleme konulacak. Dayanaktan yoksun ya da kabul edilemez bulunanlar Türkiye'ye iade edilecek. Düzensiz göçmenlerin iade işlemlerinin masrafları AB tarafından karşılanacak,
  • Korunmaya muhtaç gruplara yönelik BM kriterleri doğrultusunda, Yunan adalarından Türkiye'ye iade edilen her bir Suriyeli için Türkiye'den bir diğer Suriyeli AB'ye yerleştirilecek (1'e 1 formülü). İlk etapta 18 bin kişi yerleştirilecek, daha sonra ilave en fazla 54 bin kişi gönüllülük esasına göre yerleştirilecek,
  • Türkiye, AB'ye yönelen yeni düzensiz göç güzergahlarının oluşumunu engelleyecek, deniz ve kara güzergahlarını önlemek için her türlü tedbiri alacak ve bu doğrultuda AB'nin yanı sıra komşu devletlerle de işbirliği yapacak,
  • Düzensiz geçişler sona erdiğinde ya da ciddi şekilde azaldığında AB üye devletlerinin gönüllülük esasına dayanarak katkıda bulunacakları Gönüllü İnsani Kabul planı devreye sokulacak,
  • 2016 yılı Haziran ayı sonuna kadar tüm kıstasların karşılanması şartıyla Türkiye lehine vize kolaylığı ve vize muafiyeti hususları değerlendirilecek, hız verilecek,
  • AB, Türkiye için Sığınmacı Mali İmkanı kapsamında başlangıç olarak tahsis edilen 3 milyar euronun ödenmesini hızlandıracak ve 2016 Mart ayı sonundan önce geçici koruma altındakilere yönelik projelerin finansmanı sağlanacak. Kaynaklar tamamıyla kullanılma aşamasına yaklaştığında ve yükümlülükler karşılandığında AB, Sığınmacı Mali İmkanı çerçevesinde 2018'in sonuna kadar 3 milyar euroluk ilave bir fonu devreye sokacaktı[12].

(18 Mart Mutabakatı'nda ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini canlandırmaya yönelik kararlılık teyit edilmiş ve 14 Aralık 2015'te 17. Faslın müzakereye açılmış olmasından duyulan memnuniyet de dile getirilmişti.)

Böylece AB, yapılan bu anlaşmayla Suriye iç savaşı kaynaklı sığınmacı krizinin yükünü Türkiye’nin omuzlarına bindirmiş oldu. Ayrıca anlaşmada AB’ne verilen sorumluluklar yerine getirilmedi. AB’nin taahhüt ettiği fonun tamamının 2019 yılı sonuna kadar ödenmesi kararlaştırılmasına rağmen şimdiye kadar (Mart 2020) 2,7 milyar euroluk kısmı Türkiye’ye ödendi. Toplamda 4,3 milyar eurosu sözleşmeye bağlanan fonun tamamının Türkiye’ye ödenmesinin en geç 2025 yılında olacağı söyleniyor[13].

Türkiye ve Avrupa Birliği 18 Mart 2016'da imzalanan ‘Göçmen Mutabakatı' kapsamında, birliğin 2018'e kadar Türkiye'ye 6 milyar euro ödemesi bekleniyordu, ancak AB Komisyonunun son açıklamalarına göre şu ana kadar sadece 3,5 milyar euroluk ödeme yapıldı. Ayrıca Türkiye’nin AB üyeliğini canlandırmak adına herhangi bir girişimde de bulunulmadı. Buna karşın zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’ya olan kapıları açma tehdidi olsa da Türkiye’nin kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirerek sığınmacıların Avrupa geçişinde ciddi bir engel olduğunu belirtmek gerekir.

2020 yılının ilk aylarına kadar olan süreçte, AB’nin sorumluluk almayarak, adeta ülkemizin üzerine yıkmış olduğu sığınmacı sorunu pek çok kez gündeme getirildi. Ancak, yeni bir düzenleme yapılmamakla birlikte iki taraf arasındaki sığınmacı krizi her geçen gün derinleşti. Suriye'nin İdlib kentinde rejimin yoğun saldırıları nedeniyle Şubat 2020’ye gelindiğinde 1 milyon 200 bin kişi evlerini terk etmiş ve sınırımıza yığılmış bulunuyordu[14]. Bu durumun ülkemiz üzerinde oluşturduğu tehdit görmezden gelindi.

AB ile Türkiye arasındaki sorunun patlama noktasına gelmesi ise 28 Şubat günü Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan çatışma sonrasi 36 askerimizin şehit olmasıyla gerçekleşti. Bu olay sorunun farklı bir boyuta evrilmesine neden oldu. İdlib'den gelen şehit haberlerinin ardından Türkiye, Suriye'den gelecek sığınmacıların Avrupa'ya geçişini engellememeye karar verdi. Bunun sonucunda başta Geri Gönderme Merkezlerinde yer alan sığınmacılar olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından yalnızca Suriyeli değil Irak, Afganistan, Cezayir, İran, Fas, Sudan, Somali ve Türkmenistan gibi ülkelerin vatandaşlıkları da Yunanistan ve Bulgaristan sınırına yığılmaya başladı. Yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca sınırda bulunan sığınmacıların sayısı onbinleri aştı ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamasına göre, 135 bin 844 kişi Yunanistan'a geçti[15]. (Bu sayı Yunanlı yetkililer tarafından kabul edilmedi). Yunanistan sınırından geçen sığınmacılar bir yana yaklaşık 15 bin kişilik sığınmacı 2 haftalık bir süre boyunca sınır hattında bekleyişlerini sürdürdü; fakat burada Yunan polisi tarafından şiddete maruz kaldılar. Öyle ki Uluslararası Af Örgütü’nün, Ankara’nın Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacıları durdurmayacağını açıklamasının ardından Mart ayının başında Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan olayların bilançosuna ilişkin yayınladığı raporda, Yunan güçlerinin sınırı geçmeye çalışan sığınmacı ve göçmenlere gerçek mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahalesi sonucu en az iki kişinin hayatını kaybettiğini, bir kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu bildirdi[16]. Bu durum AB üyesi ülkelerden  tepkilere neden oldu[17].

Mart ayının başında Yunanistan sınırında patlak veren sığınmacı krizi, Avrupa’yı derin bir telaş içine soktu. Türkiye’nin baraj ülke konumunu terk ediyor olması, Mart 2016’da yapılan anlaşmanın çöküşü anlamına gelecekti[18]. Anlaşmanın çökmesi ise Avrupa’yı göç dalgasına savunmasız bırakacak ve aslında bir bakıma en fazla sığınmacı barındıran ülke olarak Türkiye’nin omuzlarındaki yük belki de azalmış olacaktı.

Öte yandan, aslında AB ve Türkiye arasında imzalanan bu anlaşma, zaten özellikle Avrupa tarafından iyi yönetilmedi[19]. Sorumluluğun sadece Türkiye yüklenmesi ve AB üyesi devletlerin de yapması gerekenleri yapmaması onları bir bedel ödemeye itti. Mayıs 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de 3,579,368 yalnızca Suriyeli sığınmacı bulunmakta; buna Afganistan ve Irak kökenli olanları ve kayıt dışı sığınmacıları eklediğimizde sayı 5 milyonu aşıyor. Türkiye böylesine ağır bir yükle tek başına baş etmek zorunda bırakıldı. Bunun, bir noktada kriz boyutuna ulaşması kaçınılmazdı. Yıllardır Avrupa’nın korkulu rüyası olan göç akını, şimdi kapılarına dayanmış oldu. Özellikle vermeyi plandığı ancak yalnızca yarısına yakınını verdiği maddi yardımın tamamlanması ve hatta daha fazla yardım yapılması Avrupalı ülkeler tarafından sessizce konuşulmaya başlandı.

Türkiye, Yunan sınır muhafızlarından gelen sert tepkinin ve Avrupalı ​​politikacıların ılık diplomatik tepkisinin ardından on binlerce insanın Avrupa'ya doğru hareket etmesine yardımcı olmak için iki haftalık operasyonunu sona erdirdiğinin sinyallerini verdi[20].

Tüm bunlar yaşanırken, Ocak ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 salgını ise bir bakıma Yunanistan’ın, sorunu herhangi bir anlaşma ya da yeni bir düzenleme yapılmadan, sığınmacı akışından kurtulmasına neden oldu. Salgın, sınırdaki sığınmacıların çok büyük bir kısmının geri çekilmesine meşru bir zemin hazırlamış oldu.

Sonuç Yerine

AB, Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana içinde bulunduğumuz sığınmacı krizinin kendisine dokunmadıkça adeta görmezden gelmiştir. Milyonlarca Suriyeli; Türkiye, Lübnan ve çevre ülkelere akın ederken izlemekle yetinen ve 4 yıl boyunca, çözüm için hemen hiç sesini çıkarmayan AB, her geçen gün yüzlerce sığınmacının kapısına dayanması ile çözüm arayışına girmiştir.

Başlangıçta bireysel önlemler almaya çalışan ancak Yunanistan ve Bulgaristan üzerinden gelen kaçak girişlere engel olamayan AB olayın şoku ile birbirine düşme noktasına gelmiştir[21]. Yunanistan, İtalya, Bulgaristan, Sırbistan yalnız bırakıldıklarını sıkça dile getirirken; Hırvatistan ve Macaristan Sırbistan’ı, İtalya Avusturya’yı suçlamıştır.

Bütün bu bilgiler ışığında şunu net görmek gerekir ki; Mülteci Mutabakatı’ndan da anlaşılacağı üzere, AB Suriye iç savaşı kaynaklı sığınmacı krizinin yükünü Türkiye’nin omuzlarına bindirmiştir. Anlaşmaya ek getirilen maddelerde özellikle Türkiye'nin AB üyeliği sürecini canlandırmaya yönelik kararlılık teyit edilmesine ve Türkiye lehine vize kolaylığı ve vize muafiyeti hususları değerlendirilecek olmasına yönelik ifadelerin bulunması bir bakıma bu yükün karşılığı olarak boş vaat şeklinde değerlendirilebilir. Ayrıca AB’nin gerekli maddi yardımları karşılamamasına karşın, Türkiye hükümeti anlaşmanın yapılmasından bu yana sığınmacıların AB ülkelerine geçişinde adeta bir tampon görevi üstlenmiştir.

Sığınmacı krizi, COVİD-19 nedeniyle arka plana atılmış gibi görünse de önemini ve etkilerini sürdürmeye devam etmekte ve hatta içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde tehdidin artmasına sebep olmaktadır.

 

 

 

KAYNAKÇA

Record number of EU terror attacks recorded in 2015, https://www.bbc.com/news/uk-36845647, Erişim Tarihi: 19.05.2020

Akdoğan, E.; Atalay, M., Avrupa Birliği’ni Değişime Zorlayan Güç: Göç, Süleyman Demirel Üniversitesi, İİBF Dergisi, Y.2017, C.22, Kayfor15 Özel Sayısı, s. 2438

Palacıoğlu, T., Suriyeliler, AB ve Türkiye Özelinde Mülteciler, İstanbul Düşünce Akademisi, 2018, İstanbul, s. 26

Avrupa Birliği iyi durumda değil, https://www.dw.com/tr/avrupa-birli%C4%9Fi-iyi-durumda-de%C4%9Fil/a-18703216, Erişim Tarihi: 19.05.2020

AGREEMENT between the European Union and the Republic of Turkey on the readmission of persons residing without authorisation, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:22014A0507(01)&from=EN, Erişim Tarihi: 11.05.2020

 Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı- European Border and Coast Guard Agency

Andrey V. Rybakov, Daniil A. Kvon, Migratory crisis in the European Union: Origin, Characteristics and Measures for Countering it, Artículo de investigación, /Vol. 8 Núm. 21: 14-22/ July- August 2019, p. 20

AB'de gündem göçmen krizi, https://www.dw.com/tr/abde-g%C3%BCndem-g%C3%B6%C3%A7men-krizi/a-44438608, Erişim Tarihi: 11.05.2020

Asylum Statistics, https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Asylum_statistics, Erişim Tarihi: 19.05.2020

 

Syria Regional Refugee Respons, https://data2.unhcr.org/en/situations/syria/location/113, Erişim Tarihi: 28.05.2020

Avrupa Birliğinin Suriyeliler İçin Türkiye’ye Ödediği Para, https://multeciler.org.tr/avrupa-birliginin-suriyeliler-icin-turkiyeye-odedigi-para/, Erişim Tarihi: 19.05.2020

 İdlib'de 2,5 ayda 1 milyon 200 bin Suriyeli evini terk etti, https://www.cnnturk.com/dunya/idlibde-2-5-ayda-1-milyon-200-bin-suriyeli-evini-terk-etti?page=1, Erişim Tarihi: 19.05.2020

 Süleyman Soylu'dan Yunanistan'a sığınmacı tepkisi, https://www.cnnturk.com/turkiye/icisleri-bakani-suleyman-soylu-cnn-turkte010403, Erişim Tarihi: 19.05.2020

Af Örgütü: Türkiye-Yunanistan sınırında iki sığınmacı öldürüldü, https://www.dw.com/tr/af-%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC-t%C3%BCrkiye-yunanistan-s%C4%B1n%C4%B1r%C4%B1nda-iki-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1-%C3%B6ld%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC/a-53001976, Erişim Tarihi: 19.05.2020

 Sığınmacı Krizi Nereye Evriliyor?, https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/uluslararasi-goc-rejimi-organize-riyakarlik, Erişim Tarihi: 19.05.2020

Will the EU-Turkey refugee deal collapse?, https://www.dw.com/en/will-the-eu-turkey-refugee-deal-collapse/a-52579348, Erişim Tarihi: 19.05.2020

A Balancing Act for Europe: Stop the Migrants, Support Greece, Assuage Turkey, https://www.nytimes.com/2020/03/04/world/europe/europe-migrants-turkey-greece.html, Erişim Tarihi: 19.05.2020

Turkey Steps Back From Confrontation at Greek Border, https://www.nytimes.com/2020/03/13/world/europe/turkey-greece-border-migrants.html, Erişim Tarihi: 19.05.2020

 

 

 

[1] Record number of EU terror attacks recorded in 2015, https://www.bbc.com/news/uk-36845647, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[2] Akdoğan, E.; Atalay, M., Avrupa Birliği’ni Değişime Zorlayan Güç: Göç, Süleyman Demirel Üniversitesi, İİBF Dergisi, Y.2017, C.22, Kayfor15 Özel Sayısı, s. 2438

[3] Palacıoğlu, T., Suriyeliler, AB ve Türkiye Özelinde Mülteciler, İstanbul Düşünce Akademisi, 2018, İstanbul, s. 26

[4] Avrupa Birliği iyi durumda değil, https://www.dw.com/tr/avrupa-birli%C4%9Fi-iyi-durumda-de%C4%9Fil/a-18703216, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[5] 18 Mart 2016 Tarihli Türkiye AB Zirvesi Bildirisi, https://www.ab.gov.tr/files/AB_Iliskileri/18_mart_2016_turkiye_ab_zirvesi_bildirisi_.pdf,  Erişim Tarihi: 11.05.2020

[6] Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı- European Border and Coast Guard Agency

[7] Andrey V. Rybakov, Daniil A. Kvon, Migratory crisis in the European Union: Origin, Characteristics and Measures for Countering it, Artículo de investigación, /Vol. 8 Núm. 21: 14-22/ July- August 2019, p. 20

[8] AB'de gündem göçmen krizi, https://www.dw.com/tr/abde-g%C3%BCndem-g%C3%B6%C3%A7men-krizi/a-44438608, Erişim Tarihi: 11.05.2020

[9] Andrey V. Rybakov, Daniil A. Kvon, Migratory crisis in the European Union: Origin, Characteristics and Measures for Countering it, Artículo de investigación, /Vol. 8 Núm. 21: 14-22/ July- August 2019, p. 24

[10] Asylum Statistics, https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Asylum_statistics, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[11] Syria Regional Refugee Respons, https://data2.unhcr.org/en/situations/syria/location/113, Erişim Tarihi: 28.05.2020

[12] 18 Mart 2016 Tarihli Türkiye AB Zirvesi Bildirisi, https://www.ab.gov.tr/files/AB_Iliskileri/18_mart_2016_turkiye_ab_zirvesi_bildirisi_.pdf,  Erişim Tarihi: 11.05.2020

[13] Avrupa Birliğinin Suriyeliler İçin Türkiye’ye Ödediği Para, https://multeciler.org.tr/avrupa-birliginin-suriyeliler-icin-turkiyeye-odedigi-para/, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[14] İdlib'de 2,5 ayda 1 milyon 200 bin Suriyeli evini terk etti, https://www.cnnturk.com/dunya/idlibde-2-5-ayda-1-milyon-200-bin-suriyeli-evini-terk-etti?page=1, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[15] Süleyman Soylu'dan Yunanistan'a sığınmacı tepkisi, https://www.cnnturk.com/turkiye/icisleri-bakani-suleyman-soylu-cnn-turkte010403, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[16] Af Örgütü: Türkiye-Yunanistan sınırında iki sığınmacı öldürüldü, https://www.dw.com/tr/af-%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC-t%C3%BCrkiye-yunanistan-s%C4%B1n%C4%B1r%C4%B1nda-iki-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1-%C3%B6ld%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC/a-53001976, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[17] Sığınmacı Krizi Nereye Evriliyor?, https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/uluslararasi-goc-rejimi-organize-riyakarlik, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[18] Will the EU-Turkey refugee deal collapse?, https://www.dw.com/en/will-the-eu-turkey-refugee-deal-collapse/a-52579348, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[19] A Balancing Act for Europe: Stop the Migrants, Support Greece, Assuage Turkey, https://www.nytimes.com/2020/03/04/world/europe/europe-migrants-turkey-greece.html, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[20] Turkey Steps Back From Confrontation at Greek Border, https://www.nytimes.com/2020/03/13/world/europe/turkey-greece-border-migrants.html, Erişim Tarihi: 19.05.2020

[21]  Palacıoğlu, T., Suriyeliler, AB ve Türkiye Özelinde Mülteciler, İstanbul Düşünce Akademisi, 2018, İstanbul, s. 26

 

Kübra Ünlü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 
Stajer

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...