Rusya’nın Libya Politikası

Yazan  25 Eylül 2020

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir.

Sovyetler Birliği’nin çöküşüne kadar Libya, Rusya’nın Orta Doğu’daki önemli müfttekilerinden biri sayılmaktadır. 1990 yılından sonra bir süre Rusya’nın ekonomik ve siyasi sorunları yüzünden bölge ülkeleriyle ilgilenme temposu iyice zayıflamıştı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Nisan 1999 yılında Libya’ya yönelik uluslararası yaptırım uygulanması kararı alınmıştır. Eylül 2004'te BM Güvenlik Konseyi tarafından yaptırımların kaldırılmasının ardından, kendi iktidarını koruma adına Batı eksenli politika izlemiş olan Kaddafi’nin, buna paralel olarak Rusya ile işbirliğini sürdürmeye de devam ettiği görülür. Rusya, Libya’nın ana silah tedarikçisi olarak eski konumunu yeniden elde edeceğini düşünerek, 1990’ların başına kadar neredeyse yirmi yıldır devam etmiş ekonomik bağlarını yeniden tesis etmeye çalışmıştır.Bugüne dek Libya’yı ziyaret eden tek Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin Nisan 2008’de Trablus’a gitmiş; Libya ile ekonomik, teknik ve askeri alanlarda imzaladığı çok sayıda sözleşme karşılığında Rusya’nın yaklaşık 4,5 milyar dolarlık borcunu sildirmiştir. Kaddafi rejiminin, Fakat ABD, İngiltere ve Fransa’nın Libya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini daha da yoğunlaştırması sonucunda Rusya bu sözleşmelerden istediği ölçüde yararlanma fırsatını bulamamıştır.[1] Rusya’nın stratejik hedefi, Libya’nın tüm petrol ve gaz üretimi üzerinde hâkimiyet kurarak, AB ülkelerinin hidrokarbon ihtiyacını karşılama hususunda sahip olduğu gücü ve kontrolü elinde bulundurmaya çalışmaktır. Fakat günümüze geldiğimizde Rusya’nın bu stratejik planı gerçekleşmemiş görünmektedir.

Orta Doğu’da 2010 yılı sonlarına doğru boy gösteren Arap ülkelerindeki halk hareketlerinin yarattığı etki; yeni bir bölgesel düzeninin oluşması, bölgesel ve küresel aktörlerin pozisyonlarını yeniden belirlemesi sürecini tetiklemiştir. Arap Baharı’nın başlamasıyla beraber Orta Doğu’daki halk ayaklanmaları bölgedeki birçok Arap ülkesini derinden sarsarak Libya’ya da sıçramıştır. Yönetim, ülke içinde başlayan isyanları bastırmak güçlerini kullanmaya çalışınca, protesto gösterileri bir iç savaşa dönüşmüştür. Bunun üzerine uluslararası kamuoyu harekete geçmiş ve bu gelişmelere yönelik BM nezdinde çözüm üretilmesini istemişti. Libya’da iç savaş durumunun son bulması, ülke içi çatışmanın durdurulması ve ülkenin huzura kavuşturulması amacıyla BMGK ülkeleri arasında ilk önce ülke yönetimine uyarı yapılmış ve daha sonra askeri müdahale kararı alınmıştır.

Kaddafi’nin, iktidarını ayakta tutabilmek ve göstericileri bastırmak için kendi halkına karşı güç kullanımına başvurmasının sonucunda çok sayıda sivil insan hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine, BMGüvenlik Konseyi tarafından 1970 sayılı karar alınmıştır. Bu karar gereği, Libya Hükümeti’nin sivil halka yönelik sistematik ve yaygın olarak gerçekleştirdiği saldırılar “insanlığa karşı suç” olarak nitelendirilmiştir.[2]17 Mart 2011’de oylanan karar tasarısının 10 “evet” ve 5 “çekimser” oyla kabul edildiği bilinmektedir. BMGK’nin iki daimi üyelerinden olan Rusya ve Çin; üç geçici ülkesi Almanya, Hindistan ve Brezilya “çekimser” oy kullanmıştır. 18 ülkenin “çekimser” oy kullanmasına bakmaksızın, 19 Mart 2011 yılında NATO’nun BMGK 1973 sayılı kararı öne sürerek Libya’ya askeri operasyon başlatmıştır. 1970 sayılı BM kararının uygulanmasına yönelik Rusya’dan Libya’ya her türlü askeri silah ve mühimmat, askeri teçhizatlar, askeri teknolojik ve yedek parçaların tedariki yasaklandığı bildirilmiştir. Ayrıca Libya’ya yapılan ihracat-ithalat ürünlerine kontrol edilme zorunluluğu getirilmiştir.[3]Bu durumla birlikte, Rus yönetiminde ciddi bir ikilem (tandem) yaratmıştır. Bir taraftan Rusya, Libya’da gelişmelerinde dış müdahalelere karşı çıkan bir duruş, diğer taraftan Arap Baharı’nın başlangıcından bu yana devam ettirdiği Batı dünyası ile uyumlu tavrı bozmak istememiştir. Dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, Batının uluslararası müdahale kararını destekleyen bir yaklaşım sergilemiştir. Medvedev Rusya’nın çekimser oy kullanması üzerine şu şekilde bir açıklama getirmiştir: “Bu kararın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Bununla birlikte bu karar bizim genel olarak Libya’da neler olduğu ile ilgili düşüncelerimizi yansıtıyor.” ifadelerini kullanmıştı. Zaten kısa süre önce Medvedev, Rusya’nın Libya’daki Büyükelçisi Vladimir Çamov’u görevden almıştır. Çamov protestoların başlamasından sonra Kaddafi rejimini savunan açıklamalarda bulunmuştur. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler tasarısının veto edilmesi yönünde görüş bildirmiş, Rusya’nın Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi Vitaly Çurkin, “daha geniş kapsamlı bir müdahaleye yol açabilecek ek maddeler” konusunda uyarı getirmiştir.[4] Rusya içerisindeki bu görüş ayrılığı, Libya’ya yönelik “insani müdahale” kararını içeren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1973 sayılı kararına ilişkin Konseyi kararının veto edilmemesi, dönemin Rus Başbakanı Vladimir Putin tarafından son derece sert bir dille tepki gösterilmiştir. Putin, Libya’ya yönelik uluslararası müdahalenin “haçlı savaşlarını” hatırlattığının altını çizmiştir.Ayrıca dönemin, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç yaptığı açıklamada, "Bir dizi ülkenin hava kuvvetleri, 19 Mart’ta Libya'ya karşı askeri eylemlere başladı. Moskova, bu askeri eylemi üzüntüyle karşılamaktadır" dedi. Ayrıca, Lukaşeviç, Libya'da en kısa sürede ateşkes yapılması için çağrıda bulunmuştu. Bakanlık Sözcüsü, "Dökülen kanın en kısa sürede durması ve ülkedeki iç çatışmanın kalıcı bir biçimde çözümlenmesi için Libyalıların birbirleriyle diyalog kurmaları gerektiğini düşünüyoruz" ifadesini kullanmıştır. Libya'ya hava operasyonunun ikinci gününde Rusya'dan ikinci bir çağrı gelmiştir ve Rusya, gelişigüzel bir şekilde hedeflerin vurulmaması için Fransa ve İngiltere'yi uyarmıştır.[5] Rus uzmanlar, yapmış olduğu açıklamalarda, Moskova’nın yürütmekte olduğu bu politikanın kasten çelişkili tutum sergilediğini ifade etmişlerdir. Bu politikada iyi polis-kötü polis oyunun oynandığı, zira Medvedev ve Putin’in aynı madalyanın iki yüzü oldukları ortaya çıkmıştır.[6]Böylelikle, Arap ülkelerinde gelişen duruma etki eden ülkelerden birisi de Rusya olmuştur.

Genel itibariyle Arap Baharı’na yönelik Rusya’nın yürüttüğü politikalar, ülkelere göre değişiklik sergilemektedir. Özellikle Orta Doğu’da Rusya’nın ekonomik stratejik ortaklarından biri sayılan Libya’daki gelişmeler, Rusya açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. İlk etapta halk hareketlerini destekler bir görünüm çizen ve Batıyla uyumlu politikalar izleyen Rus yönetimi, Libya iç savaşı ve uluslararası askeri müdahale operasyonu sonrasında Batı dünyasından ayrı bir ajanda uygulamaya başlamıştır. Arap Baharı’nın gerçekleşmesi, Rusya dış politikası açısından yeni krizler ve aynı zamanda yeni fırsatlar yaratmıştır. Rusya Orta Doğu’da olup biten gelişmeleri kendi lehine çevirip, bölgede yeniden etkin bir uluslararası aktör ve askeri güç olmayı hedeflemektedir. Rusya’nın Arap Baharı sonrası Orta Doğu’ya yönelik dış politikasında ekonomik ve güvenlik çıkarlarının da önemli bir rol oynadığı değerlendirilmektedir.[7]

Libya’ya yönelik yapılmış olan askeri operasyon esnasında ve Kaddafi’nin öldürülüp rejim değişikliğinin gerçekleşmesinin ardından Rusya, Batı ülkeleri tarafından kandırıldığı söylemi üzerinden birçok açıklamada bulunmuştur. Kaddafi rejiminin kapanması ve yerine yeni bir safhaya geçilmesi, Rusya ve Batı’nın Arap Baharı sürecine ilişkin yaklaşımlarının farklılaşmasında kırılma noktası olmuştur. Rejim değişikliği ile beraber Rusya, daha önce elde edilen Libya’ya yönelik ekonomik ve siyasi çıkarlarını kaybetmiştir. Libya’nın resmi temsilcisi olarak kabul edilen Ulusal Geçici Konseyi’ni resmi olarak tanımakta geç kalması sonucunda, Rusya’nın yeni yönetimle olan ilişkileri olumsuz yönde etkilenmiştir. Buna ek olarak Libya’nın yeni yönetimi de Rusya ile olan ilişkilerinde mesafeli davranmış, Rusya devletinin 4,5 milyarlık borcun silinmesinin Libya devletine değil, Kaddafi’nin kendi şahsına yapılmış bir jest olduğunu açıklanmıştır. Bununla beraber Libya’nın yeni yönetimi, Rusya ile hâlihazırda sürdürülmekte olan ticari anlaşmaların yeniden gözden geçirileceğini belirtmiştir.[8] Bu kapsamda Rusya’nın iki önemli devlet destekli enerji şirketi Tatneft ve Gazprom’un Libya’daki petrol ve doğal gaz alanlarındaki anlaşmaları sona ermiştir. Rusya’nın Libya enerji piyasasındaki yerini Batı menşeli şirketleri ele geçirmiş ve Rusya, Libya’daki ekonomik-ticari ayrıcalıklarını Batıya kaptırmıştır.[9]

Ancak Rusya, Libya’da gerçekleşen isyan sonucunda ortaya çıkan siyasi istikrarsızlık ve karşıt gruplar arasındaki çatışmalar üzerinden Libya politikasına müdahale etmek için kendisine bir nüfuz alanı yaratmaya çabalamıştır. Bu noktadan hareketle Rusya, BMGK tarafından Libya’nın tek meşru temsilcisi olarak tanınan Tobruk merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz es-Sarrac’a karşı örgütlenen isyancı General Halife Hafter’i desteklemeye başlamıştır. Reuters, Hafter güçlerini desteklemek amaçlı Mısır ile ortak hareket eden Rusya’nın, Mısır’ın batısında Libya sınırına yakın bir bölgedeki hava üssüne özel kuvvetler konuşlandırdığını iddia etmiştir.[10] ABD menşeli Wall Street Journal’ın Avrupalı ve Libyalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Rusya, Hafter’in Libya’daki en büyük petrol sahasını ele geçirmesine yardım amacıyla paralı asker gönderdiği bildirilmişti. Suriye'deki bir hava üssü ile Libya arasında düzenli olarak Rus kargo uçakları trafiği olduğu belirtilirken, ABD’li yetkililer Rusya’nın bu uçaklarla asker ve askeri teçhizat taşıdığını kaydetmiştir.  Rusya’nın Mayıs ve Haziran 2020 tarihlerinde Libya’ya MİG-29 savaş uçakları ile gelişmiş radar sistemleri sevk ettiğine dair görüntüler de haberlerde yer almıştır.[11] Bununla beraber, Libya UMH ordusunun yaptığı açıklamada, Suriye'nin Lazkiye kentinden 6 Rus kargo uçağının kalktığını bildirilmiştir. Libya Ordu sözcüsü General Abdulhadi Dırah, bu uçakların Halife Hafter'in ana karargâhı konumundaki Bingazi kentine indiğini açıklamıştır:“Uçaklar, Esed rejimine bağlı paralı asker ya da mühimmat taşıyor”.Sözcü, kargo uçaklarının Libya'nın doğusundaki Hafter güçlerine destek için, Suriye'de Esad rejimine bağlı paralı asker veya askeri mühimmat taşıdığını düşündüklerini belirtmiştir.[12] Buna karşılık Rusya, bu yöndeki haberleri doğrulamamış, Hafter güçleriyle ile terörle mücadele ve İŞİD terör örgütü tehdidine karşı ortak işbirliği içerisinde olduklarını ifade etmiştir. Rusya, Hafter güçleri ve Libya’nın meşru hükümeti Ulusal Mutabakat Hükümeti arasındaki çatışmayı çözmek adına arabuluculuk girişimlerinde bulunduğunu, Libya’da Rusya olmadan bir çözüme ulaşılamayacağını altını çizmiştir.[13] Rus yetkililer, isyancı Hafter’le özel bir ilişki içerisinde olmadıklarını ve sadece terörle mücadele alanında işbirliği içerisinde olduğunu ileri sürse de Kaddafi’nin ölümünden sonra ticari imtiyazlarını kaybeden Rusya’nın, Libya’nın en önemli iki petrol kuyusunu nüfuzu altında bulunduran Hafter ile olan işbirliği çerçevesinde ekonomik-ticari kazanımlar elde etme ve Libya üzerinde etkili güç olma gayreti içerisinde olduğu bilinmektedir.[14]

Rusya’nın çeşitli nedenlerle Libya’daki iç savaşa dâhil olduğu aşikârdır. Bu nedenlerden en önemlisi, Rusya’nın Orta Doğu’daki jeopolitik varlığını devam ettirme arzusudur. Rusya, Soğuk Savaş’ın bölgede bıraktığı etkilere ve ABD’nin sürdürdüğü tek kutuplu düzene karşı çıkarak yeniden etkili güç olma çabası içerisindedir. Bunun haricindeki ikinci sebep ise, Rusya açısından müttefiki olan Kaddafi’nin kaybının ve Rusya’nın deyimiyle kendilerinin Libya meselesi başlangıcında Batı ülkeleri tarafından kandırılmış olmasına karşılık rövanş isteğidir. Üçüncüsü ise ekonomik ve ticari nedenlerdir. Libya’nın devasa petrol kaynaklarını ve dolayısıyla enerji sektöründeki hâkimiyetini kontrol etmek için Rusya, Libya’da kendisiyle uyumlu bir aktör aramaktadır. Bu bağlamda Rusya’nın bir başka odak noktasının da silah ticareti olduğu bilinir. Kaddafi döneminde milyar dolarlık silah ihracatı anlaşmaları imzalamıştı. Kremlin, Libya’daki yeni hükümetin Rus menşeli silahları almaya devam etmesini istemektedir.

Libya’da Rus paralı askerlerin varlığına uluslararası gündemde oldukça yer etmiş bir husustur. Bu kapsamda Rusya menşeli paralı askerlerin birçok çatışmaya katıldıkları bilinmektedir. 2019 yılında Hafter güçlerinin Trablus’taki Nisan ayından gerçekleştirdiği saldırı sırasında, çoğu keskin nişancı olan en az 200 Rus paralı askerin, UMH ordusuna karşı Hafter güçlerini aktif bir şekilde desteklediği görülmüştür.Eylül 2019 yılından itibaren Libya’da çeşitli askeri uzmanlık alanlarından 1400 kişiden fazla Rus paralı askerin olduğu kaydedilmiştir. Özel askeri şirketlerle (Wagner Grubu, Slav Kolırdu, Moran Güvenlik Grubu, v.b.) ilgilibilgiler ilk başta Batılı medya kaynaklarında yer almış ve daha sonra ABD istihbarat yetkilileri tarafından doğrulanmıştır.[15]

Trablusgarp’ın ilk düşünce kuruluşu Sadeq Enstitüsü’nün kurucusu ve müdürü olarak tanıtılan Anas El Gomati, Foreign Policy dergisine yazdığı makalede (18 Ocak 2020) Putin’in hem Hafter hem Serrac hem de Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’la görüştüğünün altını çizmektedir. Putin, Hafter’e 200 Wagner (paralı) askeri ve 3 milyar sahte dolar yollamış, ancak ne asker ne de para miktarı (Hafter’in toplam borcu 25 milyar dolar) kesin bir zafer için yeterli değil açıklamasında bulunmuştur.[16] Putin’in gizli askerlerinin ilk ortaya çıkışının Ukrayna ve Kırım’da olduğu bilinmektedir. Ayrılıkçı grupların yanında savaşan ve önceleri nereden geldiği sadece tahmin edilen bu paralı militer gruplar kamuflaj kıyafetlerini giymekte, ama asla Rus bayrağı ya da ordudan olduklarını gösteren herhangi bir sembol taşımamışlardır. Çatışmalar ilerledikçe dünya kamuoyu bu savaşçıların aslında Rus askeri olduğundan emin olsa da Kremlin her defasında bunu reddetmiştir. Rusya, Suriye iç savaşında cephede ağırlığını artırmaya karar verince paralı askerler bir kez daha ortaya çıkmıştır. Batı basınındaki iddialara göre aralarında Wagner’in de olduğu pek çok Rus şirket -hatta birinin merkezi Hong Kong’daydı- ülkeye savaşçı göndermiştir. Son olarak Deyrizor’daki çatışmanın akabinde gözler net bir şekilde Rusya’nın üzerine çevrilmiştir. Fakat Rus, hatta ABD’li yetkililer dahi “paralı asker” lafını ağzına dahi almamıştır. Önce Amerikan basını, sonra da Kremlin yanlısı yayın kuruluşları ölen gruplardan “Wagner güçleri” olarak bahsetmiştir. Ukrayna’daki ayrılıkçı grupların başındaki eski Rus Albay Igor Strelkov da sosyal medya hesabından “Bölgede Wagner’in iki birliği vardı, birinci birlik tamamen yok oldu, ikincisi de paramparça...” açıklamasını yapmıştır. Wagner Grubu’nun en önemli görevinin, petrol sahalarının kontrolünü sağlamak olduğu bilinmektedir. Bunun temel nedeni ise kendilerini finanse eden kontrat sahibi şirketler için para kaynağı oluşturmaktır. Çünkü Wagner Grubu, Rusya’dan gelen kaynağın dışında, kendi gelirini de yaratmaktadır. Rejimle anlaşması bulunan bu grup, ele geçirdiği her petrol sahasının gelirinin 4’te 1’ini de almaktadır. Bu anlamda son çatışmanın petrol zengini Deyrizor bölgesinde çıkmasına şaşırmamak gerekir.[17]

Rusya’nın Libya’daki Çıkarları

Türkiye, Trablus’taki BM tarafından tanıdığı meşru hükümeti desteklerken Rusya, Mısır, BAE, Suudi Arabistan ve Fransa gibi ülkeler;Hafter’in önderliğindeki Tobruk grubuna her türlü desteği sağlamaktadır. Hafter güçlerinin ana askeri finansörü Birleşik Arap Emirlikleri’dir. AB ülkelerinin Libya politikasında tam mutabakat halinde oldukları bir pozisyonları bulunmamaktadır. Rusya ile aynı tarafta bulunan AB’nin başat güçlerinden olan Fransa, isyancı Hafter güçlerine açıktan destek vermektedir. AB üyesi ve önemli Akdeniz ülkelerinden biri olan İtalya, Hafter ile ilişkilerini ilerletmeye çalışsa da, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni kendisini daha yakın olarak görmektedir.Dolayısıyla AB ülkelerinden Fransa ile İtalya Libya’daki politika tutumları açısından farklılık göstermektedir. Rusya, Libya’da öncelikle isyancı General Hafter ve onun desteklediği Libya Ulusal Ordusu’nun iktidara gelmesiyle değil, Hafter güçlerinin elinde bulunan petrol sahaları üzerindeki kontrolü elinde tutmakla ilgilenmektedir.

Rusya'nın Libya’ya yönelik politikasını, bu ülkedeki mevcut güç dengesi belirlemektedir. Suriye krizinin çözümünde ana aktörlerden biri olan Rusya, görünüşe göre Libya krizine derinlemesine katılmaya hazır değil, ancak hâlihazırda gidişatın nabzını tutarak kısmi olarak dâhil olmaya çalışmaktadır. Rusya’nın Libya üzerindeki çıkarı şu şekilde özetlenebilir:

  • Avrupa’ya en yakın, en çok petrol ve doğalgaz enerji kaynaklarını üreten ülke olarak Libya'nın stratejik önemi Rusya’nın Akdeniz’deki konumunu güçlendirmesi;
  • Doğu Akdeniz’de Rusya tarafından kullanılabilecek stratejik limanların varlığı;
  • Libya’nın Doğu Akdeniz ülkeleri arasında Rus silahlarının ithal eden merkez ülke olması ve silah ticaretin arttırılması
  • Ülkedeki petrol ve doğalgaz enerji kaynaklarının çıkarılması ve Batı’ya tedarik edilmesinde kontrol sahibi olunması;
  • Libya’daki varlığını kalıcı ve istikrarlı hale getirecek çeşitli siyasi-ekonomik çıkarlar elde etme;
  • Başta liman ve demir yollarının inşası ve ülke genelindeki iletişim hatlarında söz sahibi olma;
  • Gelecekte Akdeniz’de önemli bir aktör olabilmesi ve konumunu güçlendirmek açısından Libya’da askeri üssü inşa etme isteği;
  • Sovyetler dönemindeki siyasi ve ekonomik imtiyazları yeniden tesis etme isteği;
  • Bölge siyasetinde rol sahibi olan Türkiye, Mısır, BAE, Suudi Arabistan’la Libya üzerinden yeni boyutta ilişkiler geliştirme;
  • Libya’nın temiz su potansiyelini kontrol etme.

Rusya’nın bir yandan Akdeniz bölgesindeki enerji piyasasında etkili bir rol üstlenmeye çalışırken, diğer bir yandan Libya’daki konumunu güçlü ve kalıcı hale getirecek temettüler elde etmeye çalıştığı görülür. Bununla beraber, Rusya’nın özellikle son yıllarda Afrika politikasını ve bu kıtadaki varlığını genişletme isteği göz önüne alındığında, Akdeniz’de uzun kıyı şeridine sahip olan ve birçok deniz limanlarına sahip olan Libya, Rusya’nın bölgeye yönelik politikasında önemli stratejik konuma gelmektedir.

Rusya açısından Libya, Orta Doğu’daki eski ortak ülkelerden biri konumunu korumaktadır. Libya’nın su potansiyeli çok önemlidir. Ülkenin Afrika kıtasının su potansiyelinin üçte birine sahip olduğu bilinmektedir. Uzmanların görüşlerine göre, önümüzdeki yıllarda Orta Doğu, Akdeniz bölgesindeki birçok ülkede temiz su açığı giderek daha çok hissedilecektir. Libya’nın bu sorunu istikrara kavuşturmadaki rolü son derece önemlidir. Bu faktörü dikkate alarak, Libya’daki ve bölge ülkelerdeki gelişmeleri ayrıntılı olarak takip etmede, bölgesel ve küresel güçlerin uzun vadeli politikalarını ayrıntılı olarak öğrenmek ve anlamakta önem arz etmektedir.

 

 

 

Kaynak

Alaxey Malashenko, “Russia and the Arab Spring”, Carnegie Moscow Center, October 2013.

Ali Asker, Marziye Memmedli, “Arap Baharı’nda Rusya’nın Libya Politikası: Moskova’nın Çifte Tutumu”, Yeni Türkiye, Ocak-Haziran 2016 Yıl 22 Sayı 87, s. 589.

Al-Jazeera“Can Russia resolve the conflict in Libya?”, 16 March, 2017.

Duygu Dersan Orhan, “Rusya Dış Politikasında Orta Doğu: Arap Baharı Sonrası Tehditler ve Fırsatlar”, S. 1, Avrasya Etüdleri, 2018, s. 87–116.

Reuters “Link seen between Russia and Libyan commander Haftar: U.S. General”,March 24, (2017)

Roland Dannreuther, “Russia and the Arab Spring: Supporting the Counter-Revolution”, Journal of European Integration, XXXVII/1, 2015, pp, 77-94.

Tobias Schumacher and Cristian Nitoiu, “Russia’s Foreign Policy Towards North Africa in the Wake of the Arab Spring”, Meditterenean Politics, XX:1, 2015, p. 99.

Ülkü Halatçı Ulusoy, “Uluslararası Hukuk Açısından Libya ve Suriye Örneğinde Koruma Sorumluluğu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 13, Temmuz 2013, s. 279.

İnternet kaynaklar:

http://www.aljazeera.com

http://www.reuters.com

https://www.ensonhaber.com

https://www.evrensel.net

https://www.haberturk.com

https://www.kommersant.ru

https://www.lenta.ru

https://www.meduzo.io

https://www.mepanews.com

https://www.mid.ru

https://www.novagazeta.ru

https://www.wsj.com

[1] Tobias Schumacher, Cristian Nitoiu, “Russia’s Foreign Policy Towards North Africa in the Wake of the Arab Spring”, Meditterenean Politics, S. XX:1, 2015, p. 99.

[2] Ülkü Halatçı Ulusoy, “Uluslararası Hukuk Açısından Libya ve Suriye Örneğinde Koruma Sorumluluğu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 13, Temmuz 2013, s. 279.

[3] Ali Asker, Marziye Memmedli, “Arap Baharı’nda Rusya’nın Libya Politikası: Moskova’nın Çifte Tutumu”, Yeni Türkiye, Ocak-Haziran 2016 Yıl 22, Sayı 87.

[4]Roland Dannreuther, “Russia and the Arab Spring: Supporting the Counter-Revolution”, Journal of European Integration, XXXVII/1, 2015, pp, 77-94.

[5]https://www.ensonhaber.com/gundem/rusyadan-saldirilari-durdurun-cagrisi-2011-03-20 Erişim tarihi: (20.08.2020)

[6] Ali Asker, Amrziye Mammedli, s. 589.

[7]Duygu Dersan Orhan, “Rusya Dış Politikasında Orta Doğu: Arap Baharı Sonrası Tehditler ve Fırsatlar”, S. 1, Avrasya Etüdleri, 2018, s. 87–116.

[8]Alaxey Malashenko, “Russia and the Arab Spring”, Carnegie Center, Moscow, October, 2013.

[9] Duygu Dersan Orhan, “Rusya Dış Politikasında Orta Doğu: Arap Baharı Sonrası Tehditler ve Fırsatlar”, S. 1, Avrasya Etütleri, 2018, s. 87–116.

[10]Reuters, “Link seen between Russia and Libyan commander Haftar: U.S. General” March 24, 2017, http://www.reuters.com/article/us-usa-libya-russia-idUSKBN16V2IW. Erişim Tarihi:(20.06.2017.

[11]https://www.wsj.com/articles/russia-reinforces-foothold-in-libya-as-militia-leader-retreats-11593453304 Erişim tarihi: (21.08.2020)

[12]https://www.mepanews.com/rusyadan-haftere-6-ucak-dolusu-askeri-yardim-daha-38809h.htm Erişim tarihi: (25.08.2020)

[13] “Can Russia resolve the conflict in Libya?”, Al Jazeera, 16 March 2017, http://www.aljazeera.com/indepth/features/2017/03/russia-resolve-conflict-libya-170316094138550.html. Erişim Tarihi: (15.06.2017)

[14] Duygu Dersan Orhan, Rusya Dış Politikasında Orta Doğu: Arap Baharı Sonrası Tehditler ve Fırsatlar,

[15] www.ghall.com.ua/2020/07/03/chvk-vagnera-ka-istrument-realizatsii- isteresov-kremllya-v-livii-polskij-eskpert

[16]www.evrensel.net/yazi/85621/rusyanin-libya-politikasi

[17]https://www.haberturk.com/wagner-grubu-nedir-rusya-uzmanlari-putinin-parali-askerleri-olan-wagner-grubu-nu-anlatti-1853055 Erişim tarihi: (30.08.2020)

Suinbay Suyundikov

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Rusya-Türkistan Araştırmaları Uzmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.