Tel-Rıfat Saldırıları Ne Anlama Geliyor?

Yazan  06 Mayıs 2019

Tel-Rıfat’dan Saldırıların Yoğunlaşması Dikkat Çekici

Türkiye’nin çevresindeki siyasi ve askeri gelişmeler olanca hızıyla sürerken, Terör Örgütü YPG/PKK’nın Tel-Rıfat bölgesinden ve Hakkari’de bir üs bölgesine sınır ötesinden yapılan saldırılar ile İdlib’deki üssümüze aynı günde yapılan silahlı saldırılar manidar bulunmuştur.

Özellikle, Tel-Rıfat’dan saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde, İdlib bölgesinde Rusya ve Suriye Ordusu’nun saldırılarındaki artışlar dikkat çekicidir. Son beş aylık dönemde terör örgütü; Afrin, El Bab, Azez bölgelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarına onlarca saldırı düzenlerken, son bir buçuk aylık dönem içerisinde de saldırılarını artırması dikkatleri Tel-Rıfat bölgesine çevirmiştir. Bu bölgede, son kırk günde biri yüzbaşı olmak üzere üç askerimiz şehit olmuştur.[[i]]

Tel-Rıfat bölgesi, üçyılı aşkın süredir YPG/PKK’nın işgali altında tutulmaktadır. Rusya, bu bölgeye 2017 yılında girmiştir. Bölgede, Suriye Ordusu’nun kontrolünde rejimin milis unsurları da bulunmaktadır. Ayrıca, bölgenin hemen güney sınırında Nubl-Zahra bölgesinde İran Şii milis güçleri yer almaktadır.[[ii]]

Tel-Rıfat bölgesinde;iki bin civarında terör örgütü mensubu bulunmaktadır.[[iii]]Örgüt sahada uzun süredir yoğun bir tahkimat yapmış ve köyleri birbirine tüneller vasıtasıyla bağlamıştır. Meskûn mahallerin civarları çepeçevre hendeklerle kazılmış ve el yapımı patlayıcılar-tuzaklar ile desteklenmiş durumdadır.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 23 Nisan 2019 tarihinde Tel-Rıfat’a ilişkin yaptığı bir açıklamasında; “çalışmalar devam ediyor, Rusya ile temaslarımız sürüyor, Tel-Rıfat ile ilgili daha önce Ruslar tarafından verilen sözler var, ‘oraların teröristlerden boşaltılması’ şeklinde, biz de bir an önce oranın boşaltılmasını talep ediyoruz, konuşuyoruz, görüşüyoruz”[[iv]] ifadelerini kullanmıştı. Bölgede, ifade edildiği şekilde halen beklenenin aksine bu güne kadar bir ilerleme kaydedilmediği görülmektedir.

Tel-Rıfat bölgesinde, özellikle son aylarda saldırıların yoğunlaştığı dönemde, Türkiye’nin önünde bulunan kritik faaliyetler ve yaşanan olaylara baktığımızda;

  • S-400 alımı,
  • Suriye kuzeyinde güvenli bölge tesisi,
  • İdlib’de istikrar yaratma arayışı,
  • Doğu Akdeniz’de petrol/doğal gaz arama çalışmaları,
  • Türkiye’nin Libya’daki çatışmalara yüksek sesle müdahil olması,
  • Gazze’de İsrail tarafından Anadolu Ajansı ofisinin vurulması,
  • IŞİD liderinin “Türkiye Vilayeti” söylemi ile gözdağı vermeye çalışması,
  • İsrail’in Golan eteklerinde hareketlenme gayretleri,
  • Kandil operasyonu hazırlıkları ve Irak ile iş birliği arayışları,
  • Suriye Anayasa’sı çalışmaları, Cenevre görüşmeleri,
  • Rusya ile Suriye rejiminin İdlib’e yönelik saldırılarını artırması ve operasyon hazırlıkları gibi, Türkiye’nin güvenliğini ve geleceğini yakından ilgilendiren hayati öneme haiz konuların cereyan ettiğini görmekteyiz.

Türkiye’nin Terör Tehdidi Cephesi Genişletilmek İsteniyor

Tüm bu kritik olaylar ve gelişmeler ile aynı anda yapılan terör saldırılarının amacını elbette bir birinden ayrı düşünemeyiz. Bu saldırıların ana gayesi;Türkiye’nin askeri ve siyasi anlamda köşeye sıkıştırılmak istenmesinin yanı sıra, Türkiye’yi birden fazla eylem alanına kanalize etmek suretiyle terör tehdidi cephesinin genişletilmek istenmesidir.

Rusya ve Suriye rejim güçlerinin;İdlib bölgesinde saldırılarını artırarak, TSK kontrol noktasına yapılan saldırılarla da Türkiye’nin İdlib’de güvenlik kaygısını pazarlık konusu yapmak istedikleri düşünülmektedir. Bu pazarlık üzerinden, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge tesisi ile Münbiç yol haritasını Rusya ve rejimin, kendi lehine çevirmek istedikleri mütalaa edilmektedir.

Konunun daha iyi anlaşılması bakımından, Suriye sahasındaki oyuncu ülkelerin karmaşık ve girift ilişkilerine de bu noktada özetle bakmak yararlı olacaktır.

Bölgede, İran ve Suriye rejimi birlikte hareket ederken, Rusya, İran’ın bölgedeki yayılmacı etkisinden memnun değildir. Buna mukabil, İran Şii milislerinin Irak’ta ki gibi Haşdi Şabi benzeri bir yapıyla Suriye Ordusu’nun resmi bir parçası olması çalışmalarına göz yumabilmektedir.

Öte yandan ABD, YPG/PKK ile Fırat’ın doğusunda iş birliği yaparken, Rusya’da Tel-Rıfat bölgesinde iş birliği halindedir. Aynı şekilde Suriye Ordusu, YPG’nin Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı faaliyetlerinden rahatsız olurken, Tel-Rıfat bölgesinde ise iş birliği halinde bulunabilmektedir. Bu çelişkiler yumağı; Türkiye’nin bölgede çok yönlü bir strateji izlemesini ve bunun da iyi yönetilmesini zorunlu kılmaktadır.

Türkiye, özellikle ve öncelikle; Suriye kuzeyinde güvenli bölge tesisi, Münbiç yol haritasının bir an önce hayata geçirilmesi ve İdlib meselesi üzerinde dururken ve durmak zorunda iken,bir taraftan da Tel-Rıfat bölgesine Türkiye’yi angaje edici bir zorlamanın yaratılması dikkate değerdir.

Güvenli Bölge İçin Yeterli Kuvvet Ayrılmasına Engel Olunmak İsteniyor

Türkiye’nin, S-400 alımı konusunda ABD’nin gösterdiği karşı tavrına mukabil yürüttüğü denge politikasını, Rusya kendi lehine bir fırsat olarak görmekte ve Suriye rejimi de bu durumu Rusya üzerinden kazanca çevirmek istemektedir. Bu çerçevede Türkiye’yi, İdlib ve Tel-Rıfat’da sıkıştırmak istedikleri mütalaa edilmektedir.

Bu kapsamda baktığımızda,Tel-Rıfat saldırılarının amacının; Münbiç yol haritasında, güvenli bölge meselesinde ve İdlib’deTürkiye’nin inisiyatifinin kırılmasına yönelik bir gayret olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge tesisi çalışmalarında, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna tek taraflı bir müdahalesinin engellenmesi amacıyla, buraya yeterli kuvvet ayrılmasının önüne geçilmek istenmektedir.

Rusya, rejim ile birlikte İdlib bölgesine tek taraflı müdahale etmek amacıyla, Tel-Rıfat üzerinden YPG/PKK saldırılarına göz yummak istiyor olabilir. Kaldı ki bu son eylemler sonrasında, Tel-Rıfat’ın belirli bir bölgesinde Türkiye’nin güvenlik kuşağı oluşturmasını ikna ve müsaade ederek, bunun karşılığında İdlib bölgesinde tarafsız kalınmasının istenebileceği de göz ardı edilmemelidir.

Tel-Rıfat, Petrol/Doğal Gaz Koridoru Olma Özelliğinde

Türkiye’nin Tel-Rıfat bölgesinin tamamına girmesi istenmemektedir, çünkü, söz konusu bölge; Afrin ile El-Bab bölgesinin bir bütün olarak birleştirilmesini sağlayan adeta köprü konumundadır. İki coğrafi bölgenin arasına saplanmış bir hançer gibi durmaktadır. Gelecekte, Suriye rejiminin Türkiye’nin kontrolündeki bu bölgelere müdahale için konumlanma ve bir çıkış arazisi niteliğindedir. Ayrıca, Tel-Rıfat bölgesi; Suriye’nin güney-kuzey uzanımında petrol ve doğal gaz hatlarının Avrupa’ya ulaştırılması için bir koridor olma özelliğindedir.  

Diğer bir husus;İdlib’de,Rusya ve Suriye rejimi tarafından radikal ve muhalif unsurların ezilmesi ve tasfiye edilmesi demek, Suriye rejiminin, Fırat’ın doğusu hariç diğer yerlerde hakimiyet sağlayacağı anlamındadır.Böylece rejim, enerjisinin büyük çoğunluğunu Fırat’ın doğusuna aktarabileceği gibi, müteakip aşamada; Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekât bölgesinden Türkiye’nin çıkmasını isteyebileceği mütalaa edilmektedir.

Ruslar’ın Suriye’deki inisiyatifi bu şekilde geliştirmesi halinde; Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin beklentilerine karşılık verecek şekilde, güvenli bölge tesisinin bu defa ABD’den Rusya’ya geçebileceği ve güvenli bölgeyi Rusya’nın Türkiye ile birlikte oluşturabileceği de gündeme gelebilecektir.

Diğer taraftan, Suriye sahasında olabilecek böyle bir gelişmenin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yaptığı/yapacağı petrol-doğal gaz aramasının da pazarlık konusu edilebileceğini unutmamak gerekir.

Sonuç olarak;

Türkiye; Afrin-El Bab bölgesini, Rusya-İran ve Suriye Rejimi; Tel-Rıfat koridorunu, ABD ise; Münbiç alanını kontrol etmek suretiyle, bölgede şimdilik bir denge hattı oluşmuştur. Gelinen bu noktadan sonra, her kim bir diğerinin kontrol ettiği bölgesine el atarsa bölgeyi kendi lehine çevireceği değerlendirilmektedir.

Türkiye, stratejisine bu gözle bakmak suretiyle, önceliğin güvenli bölge tesisinden ziyade, bütün gücünü Fırat’ın doğusundaki YPG/PKK’nın ortadan kaldırılmasına teksif etmesinin daha uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

 

                                                                                      

 

[[i]]‘Tel-Rıfat Operasyonu’: Harita, Nüfus ve Son Durum, https://www.stratejikortak.com., 05 Mayıs 2019.

[[ii]]Selen Temizer, Levent Tok,Fırat Kalkanı’nın Kıyısındaki :‘Çıbanbaşı’ Tel-Rıfat’taki PKK İşgali, https://www.aa.com.tr., 02 Mayıs 2019.

[[iii]]‘Tel-Rıfat Operasyonu’: Harita, Nüfus ve Son Durum, a.g.s.

[[iv]]Selen Temizer, Levent Tok,Fırat Kalkanı’nın Kıyısındaki :‘Çıbanbaşı’ Tel-Rıfat’taki PKK İşgali, a.g.s.

Son Düzenlenme Pazartesi, 06 Mayıs 2019 08:02
Ünal Atabay

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.