Savaşın Mağlubu, Barışın Galibi Olmak

Yazan  30 Ekim 2020

Libya’da ilan edilen çok taraflı ve kapsamlı ateşkes önemli. Sonunda kalıcı bir uzlaşmaya ulaşıldıysa, bu dış aktörlerin bastırması kadar, Tobruk yönetiminin daha fazla toprak kazanmak yerine ateşkesin ve nihai barışın Libya için yararlı olacağına ikna olmasının sonucu. Bu nedenle yazının başlığı belki Halife Haftar’ın son durumunu betimlemek için uygun olur diye düşündüm.

Barış Güvercini Yerine Uçan Yolcu Uçağı

Bu defa taraflar galiba samimi. Çünkü 23 Ekim 2020 de ateşkes ilanının akabinde Trablusgarp’tan Bingazi’ ye bir yıl sonra ilk defa uçan yolcu uçağı, Sarraj yönetiminin Tobruk’a duyduğu güvenin ilk işareti oldu. Demek artık düşürülme tehlikesi kalmamıştı. Haftar’ın da bunu bir barış güvercini olarak telakki ettiği düşünülecek olursa, bu defa Birleşmiş Milletlerin(BM) de “kedi olalı sonunda bir fare tutmuş olması” çok mümkün. Nitekim BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ateşkesi  “barış ve istikrara doğru olarak atılmış temel bir adım” olarak niteledi.

Barış doğal kaynak zengini ama uzlaşma fakiri Libya için hayat memat meselesi. 2020 yılı itibarı ile takriben 6.8 milyon nüfusu olan ülkenin kişi başına milli geliri hala 21.000 dolar gözükse bile, savaşın yarattığı koşullar, ülkede büyük bir yoksulluğun kol gezmesine sebep olmuş durumda. Libya’nın tek servet kaynağı olan petrol üretiminin stratejik petrol kuyularında faaliyetlerin durması sonucu azalması, fakirleşmenin temel nedeni. Doğu Libya’da Zintan, Brega, Ras Lanuf, Sidr ve Haruc; Batıda El Fil ve ve El Shara kuyularının yeniden tam kapasite üretime geçmesi ile, daha da düşecek petrol fiyatlarına rağmen, ihracat gelirlerinin Libya’ya bir ferahlama sağlayacağı aşikâr.

Şimdi Önce Libya’nın Çıkarını Düşünme Zamanı

Önemli olan artık sen-ben değil biz diye düşünmeye yeniden başlayıp, adil gelir bölüşümünü güvence altına almaları. Bunuda Cenevre yapacak değil elbet. Ama şimdi Guterres, artık yabancı güçlerin, kendi menfaatlerini değil, önce Libya’nın parçalı yapısının sona ermesini desteklemeleri gerektiği çağrısını yapmalı. Bu konuda ilk adımların Türkiye ve Rusya tarafından atılması gerekiyor. Ama henüz hiçbirinin böyle bir iyi niyeti olduğuna dair bir ipucu göremiyorum. Tam tersine ateşkese yan gözle ve kuşku ile bakıyor olmaları, kısmen Libya topraklarında kazandıklarını düşündükleri alan ve etkiyi, Fransa ve İtalya’ya kaybetmek istememelerinden kaynaklanıyor.

Libya’nın 2011 öncesi duruma, o zamandan daha iyi koşullarda hızla dönebileceğini sanmıyorum. Ama sınır komşularının da etkisi ile Rusya’nın varlığına Fransa ve İtalya’nın da fazla itiraz etmeyeceğini sanıyorum. Kaldı ki Haftar tarafında bulunan Rusya, barışı kendine özgü koşullarla bile olsa destekleyecektir.Ancak Türkiye ile ilgili bazı talepler olacağı gün gibi aşikâr. Bu taleplerin,  3 Kasım Amerikan seçimleri sonrasında ABD tarafından da desteklenmesi de söz konusu olacaktır. Nitekim bu sonuç ve etkisi kendisini 9 Kasım 2020 de Tunus’ta taraflar arasında yapılacak yüz be yüz görüşmelerde de gösterecektir.

Libya Diyalog Forumu ve UNISMIL

Şu sıralar Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (United Nations Support Mission for Libya) istişari toplantılarla diyalog ve barışın altyapısını oluşturmaya çalışıyor. Libya’da bulunan tüm tarafları bir araya toplamaya ve Ocak 2020 tarihinde Berlin’de başlayan görüşmelerde onaylanan BM 2510 ve 2542 sayılı kararların hayata geçmesi için çaba sarf ediyor.

Libya Diyalog Forumunun amacı, uzlaşma zeminlerinin öngöreceği bir tarihte genel seçimlerin yapılmasını sağlamak ki meşruluğu tartışılmayacak bir siyasi kadro, yer ile yeksan olan kurumları yeniden yapılandırsın.  Bu amaçla UNISMIL’in ön koşullarından en önemlisi başbakan Faiz el Sarraj’ın hemen görevini bırakması. Sanırım Sarraj da ülkesinin bekası ve müreffeh geleceği için istifaya hazır. Geçen aylarda bu niyeti zaten göstermiş olduğu için er veya geç bu kaçınılmaz. Buna Türkiye yine itiraz edecek. Ancak Libya için iyi olanın, Doğu Akdeniz sorunlarına kısmi bir çözüm olacağı hatırlanmalı.

Nihai bir Libya barışına, Arap Birliği, Afrika Birliği, Libya’nın başta Mısır olmak üzere kadim komşuları, AB konseyi ve komisyonu da Libya barışına şimdi destek veriyorsa, bu, pragmatik yaklaşımları gerektiği yerde benimsemekten kaçınmayan Türkiye’nin de tercihi olmalı.Libya için bu artık fevkalade önemli.İtalya ve Fransa’nın da birçok konuda olduğu gibi Libya konusunda da anlaştığı bu yeni tarihi dönemeçte, savaş yorgunu Libya’nın vebali Türkiye’nin üstüne kalmamalı. Bu bağlamda Türkiye Libya ateşkesini kabul etmelive atacağı bazı sembolik adımlarla Birleşik Libya’yı destekleyeceğini açıklamalı. Zaten Türkiye- Libya Deniz Sınırları anlaşmasının kaderinin bu anlaşmanın ve dolayısı ile sınırın Birleşik Libya tarafından benimsenmesine bağlı olduğu unutulmamalı.

 

.

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.