Abraham Anlaşmalarının Birinci Yıldönümü Yaklaşırken

Yazan  28 Ağustos 2021

Trump, uluslararası düzeni allak bullak etti. Ama hasır altına süpürülmüş bazı konuların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Bilinçaltına sıkışmış duygu ve düşüncelerin söyleme yansımasını ve eteklerdeki tüm taşların dökülmesini sağladı.

Uluslararası ticarette korumacılığı hortlattı. Dünya Ticaret Örgütünü işlevsizleştirip, ticaret savaşlarını meşrulaştırdı. Kötü örneğin de pek ala örnek olabileceğini ispatladı. Meğer ona özenen ne çok dünya lideri varmış! Taliban ile müzakere masasına oturmasının sonuçlarını Afganistan’dan yayılan etki ile daha fazla göreceğiz. Ama terör örgütlerini kuran ABD nin onlarla zaten anlaşabileceğini de gösterdi.

Trump ABD ve dünya için bir talihsizlikti. Ama nasıl yaptıysa Arap dünyası ile İsrail arasında kurulamaz sanılan köprülerin inşaatını başlattı. Geçen yıl 15 Eylül BAE ve Bahreyn dışişleri bakanları ile İsrail başbakanı White House’ta buluştuklarında, bunun gerçek mi, yoksa kurgu mu olduğunu düşündük. Yoksa bir seçim tiyatrosu muydu? Oysa şimdi Abraham Anlaşmalarının birinci yıl dönümü yaklaşırken olumlu gelişmelerin hem Arap Orta Doğu, hem de Türkiye’nin bölgedeki rolü açısından değerlendirilmesi önemli.

İvmesi Güçlü bir Hevesin Peşinden    

Hatırlanacak olursa BAE İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasını, 13 Ağustos 2020 de imzalamış, turizm, ticaret, teknoloji paylaşımı ve başka birçok alanda ikili işbirliğine kapı aralamıştı. Bahreyn’i de kucaklayan 15 Eylül anlaşmasını takiben, daha önce İsrail ile resmi ilişkisi olmayan Sudan’ın 26 Eylül 2020 de, Fas’ın ise Aralık 2020 de“Normalleşme”Anlaşmalarını imzalamaları önemliydi. Abraham anlaşmaları bölgede kendi köşesine sıkışıp kalmış İsrail için ufku geniş bir açılım, anlaşmaya taraf olan ülkeler için İsrail ile ilişki fırsatı, Orta Doğu için ise yeni bir düzen umuduydu. Aradan geçen bir yıl içinde Netanyahu ve Trump seçim kaybetti.  İsrail ve Filistin ilişkilerinde gerilim özellikle Gazze’de hala sürüyor. Buna rağmen Abraham anlaşmaları, İsrail’in BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas ile olan ilişkileri açısından semere vermeye başladı. BAE, Tel Aviv’de büyükelçilik açtı. İsrail ve BAE ekonomik ilişkileri özel sektör girişimleri ile adeta gökyüzüne merdiven dayamış gibi. İkili ticaret fevkalade canlanmış durumda, BAE İsrail’de büyük yatırımlar yapıyor. Özellikle İsrail’in Akdeniz’deki doğal gaz kuyularındaki çıkarım, BAE nin ilgi alanı. Son bir yıl içinde on binlerce İsraillinin BAE ni ziyaret etmesi, Dubai’de dindar Yahudilerin inançlarına uygun yemekleri menülerine alan otel ve restoranların sayılarının artması, hem ikili ilişkilerin iyi yolda olduğunun, hem de farklı tercihlere saygının göstergesi[1].Bahreyn zaten İsrail ile ilişkilerini 2000 den beri sessiz sedasız yürütüyor, bunun için neredeyse yüz yılı aşkın bir zamandır ülkede bulunan Musevilerin de desteğini seferber ediyordu. Bu nedenle normalleşme anlaşmasının imzalanmasını müteakiben Bahreyn ticaret bakanı Kudüs’ü ziyaret ederek, ticari ilişkileri resmi hale getirdi. Tel Aviv’e yeni büyükelçi atadı. O gün bugündür, Bahreyn-İsrail ticari ilişkileri de gelişmeye devam ediyor.

Biden Yönetiminin Abraham Sürecine Yaklaşımı

Görevi Trump’dan Ocak 2021 de devir alan Biden yönetiminin Abraham anlaşmalarını desteklediğini açıklaması ile ABD'nin Orta Doğu politikası İsrail ekseni etrafında şekillenmeye başladı. BAE ye F35 satışlarının onaylanması ve Fas’a Batı Sahra anlaşmazlığında söz üstünlüğü ve egemenlik hakkı tanınması, Fas’ı da İsrail ile işbirliği konusunda daha heveslendirdi.Bu arada Fas limanlarında Türkiye’den gelen kargo gemilerine boşaltma izni verilmemesi tesadüf müydü? Ama Arap ülkeleri ile gerilen ilişkilerin Mağrip’ deki örneği oldu. Aslında Afganistan ile yeniden toz duman altında kalan Orta Doğu’da Abraham anlaşmalarının yeni ülkelere genişlemesi ile ilgili belirsizlikler sürüyor.Tabii anlaşmaya taraftar olması en fazla istenen ülke Suudi Arabistan.  Suudi Arabistan, şimdilik 2002 yılında Kral Abdullah tarafından imzalanan Arap Barış Girişiminde (Arab Peace Initiative) yer alan, İsrail ile diplomatik ilişki kurması için Filistin-İsrail barış anlaşmasını ön koşul olarak öne sürmeye devam ediyor. Bununla birlikte, Filistin konusuna karşı pekte duyarlı olmayan Suudi yönetimi şu sıralar İsrail ile ilişkilerini normalleştirme işaretleri vermeye başlamış durumda. Oysa Umman Sultanlığı ve Katar 1990 lı yıllarda bile İsrail’den sulama ve susuz tarım teknikleri öğrenip, gübre ve tohum satın alarak ilişki geliştiren iki Arap ülkesiydi. Bu iki ülke şimdilik henüz ilişkileri anlaşmaya bağlama konusunda istekli görünmüyor. İki basit ayrıntı bu üç Arap ülkesini Abraham anlaşmalarına birkaç adım daha yaklaştırabilir. Artan ve daha da şeytanlaştırılan İran tehdidi ve bu ülkelere Biden yönetiminin başka ne gibi destekler vereceği. Açıkçası, ben Katar hariç bu ülkelerin Türkiye ile aralarına mesafe koymalarının bile Abraham anlaşmaları için bir ön hazırlık olduğunu düşünenlerdenim. Yani İsrail, Arap dünyası için şimdi düşman olmaktan çıkıp, “zoraki dost” Türkiye’ye alternatif olmaya başladı bile.

Geriye Kalan Arap Kaleleri ve Abraham’ın Gücü

İsrail ve ABD şu sıralar, Abraham anlaşmalarını genişletmek için önce Irak ve Tunus’u, sonra Arap olmayan Müslüman ülkelerden Pakistan ve Bangladeş’i düşünüyor olabilir. Son gelişmeler nükleer bir güç olan Pakistan’ı ve uzak coğrafyadaki Endonezya ve Bangladeş ile ilgili girişimleri ertelettirebilir. Ama Irak ve özellikle Kuzey Irak, tarihi Musul- Hayfa petrol boru hattının yeniden tasarlanmasının vereceği ivme ilehızla gündeme gelebilir. İsrail ile halen gayri resmi ilişkilerini sürdüren Umman Sultanlığı, Moritanya, Endonezya ve Katar’ın her an kafileye katılması bence beklenmeyen bir gelişme olmaz[2]. Tunus ise Fas gibi bünyesindeki kadim Musevi nüfusun ilişkilere destek vereceği bir başka Mağrip ülkesi. Musevi azınlıkların varlığı, İsrail için de önemli bir tarihi değer olabilir. Ama bir de Tunus’ta yönetim değişti. En Nahda partisinin iktidardan kaymış olması, İsrail’e bir kapı açılmasına yardım edebilir. Tunus’ta şimdi meclis kapalı. Tabii bu demokratik bir anlaşma süreci açısından sakıncalı. Bununla birlikte tüm yetkileri elinde bulunduran Kais Sayid, Tunus’un menfaatine olabilecek bir İsrail-Tunus normalleşme anlaşmasını düşünebilir. Buna kolayca hukuki bir kılıfda bulabilir. Nitekim iktidarı ele geçirmesinin meşru zeminini Tunus Anayasasının 80. Maddesine atfeden Sayid, ülkesinin yakın bir tehlike altında bulunması dolayısı ile gerekli her türlü acil kararı kendisinin vereceğini açıkladı[3].Tunus için bir Müslüman kardeşler veya hatta Selefi İslam tehdidi zaten var. Ekonomik sıkıntılar ve işsizlik Yasemin devriminin 2011 den sonra çözemediği dertler. Ama Trump’ın ilham verdiği ekonomik korumacılık, şimdi Tunus’u bazı ticari ilişkileri yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Bu bağlamda, Tunus’un her türlü ikili ticari ilişkisini bırakıp, son yıllarda kronik dış ticaret açığı verdiği iddiası ile Tunus-Türkiye Serbest Ticaret ve Ortaklık Anlaşmasını[4] yeniden gözden geçireceğini açıklaması, geçici bir korumacılık önlemi olarak düşünülebilir. Ama 2021 de 3.9 milyar dolara çıkan Tunus’ta bunun sadece 900 milyon dolarlık kısmından sorumlu Türkiye’yi hedef göstermesi, örneğin Çin ve İtalya’ya karşı olan açıklarla ile ilgili herhangi bir atıfta bulunulmaması[5],  Türkiye ile ticaretini İsrail’e kaydırmak için bir basamak olabilir. Bu ise Tunus- İsrail Normalleşme Anlaşmasına kapı aralar.

 

 

 

 

 

 

 

[1]Gerald M. Feierstein, “Despite strains, the Abraham Accords have proved resilient, but what’s next?” bknz.https://www.mei.edu/blog/monday-briefing-despite-strains-abraham-accords-have-proved-resilient-whats-next

[2]Ron Kampeas( 17 August 2021) “One year on, here’s how the Abraham Accords are holding up”  https://www.timesofisrael.com/one-year-on-heres-how-abraham-accords-agreements-are-holding-up/

[3]“Populist Hero or Demagogue: Who Is Tunisia’s President?” (August 26, 2021) bknz. NewYork Times https://www.nytimes.com/2021/08/26/world/middleeast/tunisia-president-kais-saied.html

[4] Tunus ve Türkiye Ortaklık Anlaşması 2004 yılında imzalanıp, 2005 yılında yürürlüğe girmiş, ticarette tarife ve tarife dışı engeller kaldırılmıştı.Bunun dışında, kamu ihaleleri, tarım ve hizmet ticareti ve yabancı yatırım kuralları da gevşetilmişti.

[5] “Tunisia seeks urgent review of trade agreement with Turkey” (August 20, 2021), https://www.reuters.com/world/middle-east/tunisia-seeks-urgent-review-trade-agreement-with-turkey-2021-08-20/

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bekir Kavruk   - 20-10-2021

21.Yüzyıl Teknolojileri ve Ülkelerin Geleceği

1960'lı yıllarda başlayıp, 2000’li yıllarda hız kazanan ve 4. boyutu ifade eden dijital teknolojiler özellikle iletişim alanında tüm dünyada mesafe ve zaman sorununu yok ederek 21. yüzyılın şekillenmesinde inanılmaz roller oynamaktadır.