Suriye rejimi ve milislerinin terör örgütü SDG'nin yanında savaşacağı beklentisiyle güçleniyor

Yazan  08 Haziran 2022

Birleşik komuta merkezi (Azm) Suriye Demokratik güçleri (SDG)'ne karşı savaşa hazırlık maksadıyla askeri gruplarının hazırlık durumunu artırdığını duyurdu.

Bu arada Türk ordusu, Halep kuzeyinde El-Şehba bölgesi köyleri ve Tel Rıf'at da SDG mevzilerini topçu ve İHA'larla hedef alarak operasyonlarını sürdürüyor. Türk ordusu aynı zamanda terör örgütü SDG'ye yönelik beklenen operasyonla eş zamanlı olarak rejim güçleri ve İranlı milislerin olası herhangi bir saldırısını öngörerek İdlip cephelerinde savunma hatlarını güçlendirme ve  yeniden konuşlanma operasyonlarına başladı.

Türk ordusu Pazartesi günü, Hama ili kuzey batısında El-Gab ovasında yer alan El-Karkur köyü etrafında askeri bir üs kurdu. Yeni askeri üs,  İdlip güneyinde Jabal Al-Zawiye bölgeleri ve El-Gab ovasının büyük bir kısmına bakan stratejik bir tepenin üzerinde konuşlandı. Lazkiye'nin kuzey kırsalında Kebane cephelerinde ileri harekat alanını denetliyor. Muhalefet askeri kaynağı, Türk ordusunun rejim güçleri ve destekleyen milislerin saldırmasından korkulan belirli eksenlerde en önemlisi M4 otoyolu güneyindeki operasyonlar bölgesi olmak üzere istihkam tahkimatlarını desteklediğini, ordunun bazı ana ve tali yolları kapattığını, bölgede konuşlu askeri üsler ve noktaları yeni zırhlı ve ağır savaş teçhizatından konvoylarla desteklediğini belirtti.

Bölgeye gelen takviyeler arasında ilk kez konuşlandırılan ve genellikle hava savunma ve izleme operasyonlarına özgü askeri teçhizatların bulunduğuna dikkat çekti. Muhalefet gruplarında askeri komutan Albay Mustafa Bekkur, İranlı milislerin terör örgütü SDG'ye karşı Türk askeri operasyonu başlaması durumunda muhalefet ile hassas savaş eksenlerini meşgul etmesini ve İdlip cephelerinde tırmandırmasını dışlamadığını belirtti. İranlı milislerin hala İdlip cephelerinde büyük konuşlanmayı korumaya devam ettiklerine, bazı eksenlerde rejim güçleri birlikleri üzerinde büyük etkisi bulunduğuna yani isterlerse savaş açabileceklerine dikkat çekti. Bekkur, İranlı milislerin İdlip cephelerine yönelik tehdidinin, ister istemez Türkiye'ye baskı yapmayı ve kafa karıştırmayı ve öncelikle kendi çıkarlarını garanti altına almaya çalışan İran ile müzakereye zorlamayı amaçladığını, Halep'in kuzeyinde beklenen harekatın menzilinin Nubbul ve El-Zehra beldeleri bitişiğine uzanabileceğini ve bunun, etkisi altında yer alan bölgeye doğrudan tehdit olduğunu sözlerine ekledi.

"Jusoor" araştırmalar merkezinde araştırmacı Abdülvehhab Asi, Rusya'nın Türk askeri harekatını, Suriye rejimiyle 2012 anayasasına göre yerel yönetim lehine Özerk yönetimden vazgeçmesi konusunda anlaşmaya varması için SDG'ye baskı yapmak için bir fırsat olarak görmeye devam ettiğini ve Türkiye'nin askeri operasyonunun siyasi ve güvenlik alternatiflerini bir kez daha kabul edeceğini  umduğunu belirtti. Asi,  Rusya'nın Türkiye'yi ikna etmede tökezlemesi durumunda, Tel Rıf'at ve Halep'in kuzeyindeki tüm bölgeye yönelik herhangi bir Türk askeri operasyonuna yanıt olarak İranlı milislerin SDG ile ortak herhangi bir askeri faaliyetine  büyük bir olasılıkla itiraz etmeyeceğini sözlerine ekledi. Asi, İran'lıların Halep'in kuzeyinde Nubbul ve El-Zehra beldelerinin yeni bir kuşatmasını kabul etmeyeceklerini, İran'lı milislerin iki beldede ki kalelerini korumak için geniş ve güvenli bir kontrollü toprak kordonu tutmaya çalışacağına işaret etti. İran'lı milislerin son günlerde Halep'in kuzeyinde SDG ile ortak harekat merkezi kurduklarında bu yönde pratik adımlar attıklarını gördüğümüzü, tehditlerini uygulaması ve askeri harekat başlatması durumunda Türkiye'ye baskı yapmak ve kafa karıştırmak için gerekirse İdlip'te cephe açmaya hazır göründüğünü belirtti.

Kaynak: almodon

Turgut Adsız

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 15-08-2022

“Eset” den Esat’a Savrulmanın Siyasi ve İktisadi Karşılığı

1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı veya daha iyi bilinen adıyla Seyhan Karakol Anlaşmasına kadar Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler başlıca üç nedenle sürekli olarak yüksek gerilim hatları üzerindeydi.