< < Rusya-ABD Görüşmesinin Japonya-Rusya İlişkisine Etkisi Ne Olacak?


Rusya-ABD Görüşmesinin Japonya-Rusya İlişkisine Etkisi Ne Olacak?

Yazan  18 Haziran 2021

Yazan: İlayda ALACA

İki farklı kültüre sahip, komşu ülkeler olan Japonya ve Rusya’nın tarih boyunca ilişkileri değişkenlik göstermiştir. 18.Yüzyılda, ilişkilerin başlangıcı sayılabilecek dönemlerde Rusya’nın uzak doğusu için gereken ham maddeyi Japonya’dan almanın daha uygun olacağını düşünen Rus İmparatorluğu, gemilerinin o bölgede fırtınadan korunması ve tamiri için de limana ihtiyaç duymaktaydı. Bu nedenle Ruslar diplomatik ilişkilerin gelişmesi için Japonya’ya elçiler göndermişlerdir. Ancak Japonya o dönem kendine has kültürünü korumak için yabancılara karşı temkinli davranmıştır. 1855’te Şimoda Anlaşması ile kurulan resmî diplomatik ilişkiler Çin üzerindeki rekabet dolayısıyla gerilmeye başlamıştır. Kore ve Mançurya üzerindeki rekabet ise 1904-1905 Japon-Rus Savaşı’yla sonuçlanmıştır. İlişkileri etkileyen bir başka büyük savaş olan II. Dünya Savaşı da etkileri günümüze kadar sürecek olan çözülememiş sorunlar miras bırakmıştır. II. Dünya Savaşı’nın bitiminden beri süregelen Kuril Adaları/Kuzey Toprakları sorunu, Rusya ile Japonya arasında bir barış antlaşması imzalanarak ilişkilerin normalleşmesinin önündeki temel engellerden biridir. Adaların iki ülke içindejeostratejik, ekonomik ve sembolik önemi, Rusya’nın ilk Cumhurbaşkanı Boris Yeltsin döneminden itibaren karşılıklı görüşmeler yapılmasına rağmen sorunun çözülememesinde etkendir. Ayrıca Afgan Savaşı sırasında (1979-1989) Japonya, SSCB’ye karşı mücadelede dolaylı olarak çok önemli bir yer almıştır. Yeltsin döneminde Japon-Rus ilişkilerinde özellikle toprak sorununun çözülmesi ve ilişkilerin düzene girmesi için diplomatik girişimler gerçekleştirilmiştir. SSCB’nin 69 yıl süren tarihinin sona ermesiyle Japonya’nın Rusya ile olan ikili ilişkileri de yeni bir döneme girmiştir. Japonya’ya ziyaretler planlanması ve bu ziyaretlerin ertelenmesi en sonunda da iptal edilmesinin Japon tarafındaki yansıması Rusya’nın Japonya’dan hiçbir ekonomik yardım güvencesi alamaması şeklinde olmuştur. ABD’nin yeni Cumhurbaşkanı Bill Clinton (1993-2001), Rus reformlarının ve Rusya-Japonya ilişkilerinin gelişmesini desteklemiştir. Böylece ABD’nin müdahalesinden sonra Yeltsin’in iptal ettiği Japonya ziyareti gerçekleşmiştir. Ve ABD sayesinde Japonya’nın da Rusya’ya olan tavrı yumuşamıştır. Tokyo Deklarasyonu, Japonya ve Rusya Federasyonu arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesi için bir konsept içeren ilk resmî belge olmuştur. Tokyo Deklarasyonu, toprak sorununun tarihî ve hukuki gerçekler temelinde çözümüne yönelik bir barış anlaşmasının gerçekleştirilmesi için açık bir zemin oluşturmuştur. İki taraf da sorunları net bir şekilde ortaya koymuş; böylece bölgesel ve küresel anlamda sahip oldukları imkân ve sorumluklar çerçevesinde iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir yol haritası belirlenmiştir. Kuril Adaları meselesine ek olarak Rusya’ya ekonomik yardım ve iki ülke arasındaki ekonomik bağların gelişimi konuları da gündeme gelmiştir. Japonya başbakanı, Rusya ekonomisinin toparlanmasının dünyadaki ekonomik istikrarı ciddi şekilde etkilediğini belirtmiştir. Ticaret ve ekonomik ilişkiler alanında alınan önlemlere rağmen, 1990’larda ticaret cirosunda ciddi bir artış ve Rus ekonomisindeki Japon yatırımının büyümesi sağlanamamıştır.

Vladimir Putin döneminde Japonya-Rusya arasındaki ilişkiye bakacak olursak Putin yönetimi, Rusya’nın ekonomik durumunu düzeltmiş ve iç politikada merkezi idarenin gücünü artırmak için önlemler almıştır. Böylece içerde güçlenen Rusya dışarıda da etkin bir dış politika izleme imkânına kavuşmuştur. Japonya hükûmetinin başkanı Mori, ilk yurt dışı ziyaretini Rusya’ya yapmış ve Putin ile yapıcı bir diyaloğa devam etme arzusunu vurgulamıştır. Kuril Adaları ve Tokyo-Washington ilişkilerinin “özel” niteliği dolayısıyla Moskova-Tokyo ilişkilerinde kapsamlı bir ilerleme sağlanamamıştır. Putin’in Japonya’ya ilk resmî ziyareti 3-5 Eylül 2000 tarihinde olmuştur. Putin Japonya’da bulunduğunda bölgesel sorunu çözmek için barış anlaşmasının imzalanmasına çok az ilgi göstermiştir. Japonya başbakanı ile yapılan görüşmelerde, Rusya-Japonya iş birliğinin çok çeşitli konularına değinilmiş ve “Rusya Federasyonu ve Japonya Başbakanı’nın Barış Anlaşması Hakkında Bildirgesi” imzalanmıştır. Japonya ve Rusya iş birliği APEC, ASEAN, ARF, BM, G8 gibi örgütler çerçevesinde uluslararası sorunların çözülmesi ile gelişmiştir. Japonya ve Rusya arasındaki ekonomik bağlar II. Dünya Savaşı’ndan sonra barış durumuna ulaşamayan ikili ilişkilerde en önemli dengeleyici güç olmuştur. Kuril Adaları meselesi ve barış antlaşmasının imzalanması konularındaki yavaş ilerlemeye rağmen ticaret hacmi önemli ölçüde artmıştır.Hem Japonya’nın hem de Rusya’nın ekonomileri oldukça büyüktür. 2013’te Japonya, nominal GSYİH ile üçüncü en büyük küresel ekonomi olurken Rusya onuncu olmuştur. Aslında Japonya ile Rusya’nın ekonomilerinin yapısı tamamlayıcı niteliktedir.

Günümde Rusya- Japonya ilişkilerini analiz etmemiz gerekirse Rus kamuoyunda, Japonya’ya karşı teknoloji alanındaki başarıları ve kültürel yönlerinden dolayı iyi niyetli bir tutum oluşsa da siyasi alanda olumsuz tutum hâlâ devam etmektedir.Son zamanlarda Rusların büyük bir kısmının gözünde Japonya, kendi dış politikasına sahip olmayan bir ülke, ABD’nin müteffiki ve Rusya’nın jeopolitik muhalifi olarak gözükmektedir. Japonya’nın Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi, Çin faktörünü dengelemek için önem taşımaktadır. Rusya ise Japonya’ya yakın olan doğu bölgelerinin ekonomik gelişimini sağlamayı amaçlamaktadır. Ancak Moskova ile Tokyo arasındaki bu olumlu hava Ukrayna krizi sonrasında dağılmaya başlamıştır. Bu bağlamda vize düzenlemeleri ve çeşitli anlaşma görüşmeleri askıya alınmıştır. Doğu Asya’da Rusya’nın etkisi azalırken, Çin ve Japonya bu bölgedeki etkinliklerini artırmışlardır.Japonya-Rusya ilişkilerinde de Çin faktörü önemli yer almıştır. Asya Pasifik ülkeleri içinde Japonya Çin’in en önemli rakibinden biri olmuştur. Bölgenin en büyük ekonomik gücü durumundaki Japonya ABD’ye güvenlik alanında ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle ABD-Japonya ittifakının bozulması Çin’in bölgesel çıkarları için önemli hâle gelmiştir. Rusya ise Çin’in kontrolsüz büyümesini istememekle birlikte ABD’ye karşı Çin ile denge bulmak mecburiyetinde kalmıştır. Rusya, Japonya ile diyaloga girmenin eski sorunları çözebileceğine inansa da Doğu Asya’nın halihazırda olan bölünmüş durumu buna pek imkan tanımıyordu. Rusya ve ABD arasındaki gerilime ek olarak Çin ve Japonya arasındaki Doğu Asya güç savaşı Rusya-Japonya ilişkilerini dış etkenler sebebiyle zora soktu. Şimdi ise daha yeni yapılan ABD-Rusya başkanlarının nispeten olumlu geçen görüşmesinin ardından ABD’nin iyi bir müttefiki olan Japonya ile Rusya arasındaki ilişkiyi nasıl etkileyeceğini sorgulamaya başladık. ABD ve Rusya ilişkileri görünürde normal bir yola girdiği için bu durumun Japonya ve Rusya arasındaki ilişkiyi de olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. Japonya-Rusya ilişkisi sadece iki devleti etkilememekte. Aynı zamanda Doğu Asya’nın bir diğer büyük gücü ve Rusya’nın nadir iyi anlaştığı devletlerden olan Çin için bu ilişkinin olumluya dönmesi de büyük bir sorun teşkil edecek gibi görünüyor. Bunca zaman ABD ve Japonya’ya karşı tabiri caizse sırt sırta savaşan Çin ve Rusya ilişkisini Rusya’nın ABD ile işbirliklerinden daha çok zedeleyecek olan Japonya-Rusya yakınlaşması gerçekleşecek mi? ABD, Rusya ve Japonya’yı yakınlaştırma taktiği ile Çin’i yalnızlaştırma taktiğini oyuna sürecek mi merak etmekteyiz. Ancak zaten ABD-Rusya iletişimden hoşnut olmayan Çin için Rusya-Japonya iletişimi iyice problem teşkil edecek gibi görünüyor. Putin-Biden görüşmesinin ardından Çin ile Rusya ittifakı artık pamuk ipliğine bağlı diyebilir miyiz? Rusya ve Japonya ilişkilerinde Asya Pasifik bölgesindeki güç dengesinin de önemli bir etken olduğunu söylemek de mümkün. Bir bakıma Japonya’yı kanatları altına alan ve Putin- Biden görüşmesine kadar net olarak  Rusya’yı bir tehdit olarak gören ABD, Rusya ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan ve bölgede önemli bir güç olma yolunda hızla ilerleyen Çiniki ülke arasındaki ilişkileri etkileyen unsurlar arasında. Doğu Asya’da ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek bölgedeki her iki oyuncunun pozisyonunu güçlendirmesinde önemli bir faktör olmakta. Japonya ve Rusya ilişkilerini geliştirmek bölgedeki Rusya’yı bağımsız bir oyuncu olarak güçlendireceğinden Doğu’daki güç dengeleri açısından önem taşımakta. Ayrıca Japonya’nın da dış politikasında daha fazla özerklik kazanmasına yardımcı olacak. İlişkilerinin iyi olması durumunda karşılıklı olarak kazanacak bu iki devlet ABD’nin arabuluculuğu ile yakınlaşıp “winwin” politikasına göz kırpacak mı bunu söylemek için daha erken olsa da bu iki devletin tarihlerinde yakın olabildiklerini göz önünde bulundurursak bu durum pek de imkansız değil.

 

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuril_Adalar%C4%B1_anla%C5%9Fmazl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/540861

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/gec-kalmis-bir-baris-rusya-japonya/1379827

http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001727.pdf

https://tr.sputniknews.com/rusya/201707071029184358-putin-rusya-japonya-diyalog-eski-sorunlarin-giderilmesi-icin-yararli-olacak/

https://tr.sputniknews.com/asya/201505211015592475/

 

 

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2021

Anlayış Farkı ve Tehlikeli Gidişat

Dün Joe Biden FED(Federal Rezerve Bank) yani Amerikan Merkez Bankası başkanı Jerome Powell’i göreve yeniden atadı.