Lübnan Fransa’ya Teslim mi?

Yazan  30 Eylül 2020

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransa’nın ülkedeki siyasi krizi yeni bir hükümet kurarak çözme girişimine bağlılıklarını dile getirdi.

Avn hükümeti kurmakla görevlendirilen Mustafa Edib’in istifasını kabul ettiğini belirterek, çabalarından ötürü kendisine teşekkür etti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn Twitter hesabından yaptığı açıklamada, anayasanın gereklerine uygun önlemleri alacağını vurgulamıştı. Açıklamasında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başlattığı girişimin devam ettiğini belirten Avn, Macron’un açıkladığı ilkeleri benimseyerek destek vererek reform çağrısında bulundu.

Daha sonrasında, Emel Hareketi lideri Berri, Mustafa Edib’in istifasının ardından lideri olduğu hareketinin Fransız girişimine bağlı kaldığını belirtti. Meclis Başkanı Berri, şunları kaydetti: "Fransız girişiminin özünde reformlar var, hükümet ise o reformları hayata geçirecek mekanizmadır. Ülkedeki tüm siyasi grupların bu reformlardan yana olduğu kanaatindeyim ve Meclis de gerekli kararları oylamayı sabırsızlıkla bekliyor. Dolayısıyla Fransız girişimine bağlılığımızı sürdürüyoruz."

Mustafa Edip Şii ikilisinin Mali Bakanlığı konusundaki ısrarlarına çözüm getiremediği için istifa etmişti fakat görünen o ki Şii Emel Harekatı lideri olan Berri durumun  kendilerinden dolayı kaynaklanmadığını hatta bu durum üzerinde hiç durmadan yalnızca Fransa’nın reform hareketlerini desteklediğini belirtmesi de yükü omuzlarından atmak istercesine bir tavır sergilemektedir.

Eski Başkan Saad Harari’den Fransa desteği!
Hariri’nin Twitter üzerinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Saad Hariri’nin medya ofisi tarafından yayınlanmıştır: Medyada yer alan haberlere atıfta bulunarak, Hariri’nin yeni hükümetin oluşumunu devralmaya aday olmadığını ancak Lübnan’ın çöküşünü durdurmak için tek ve son fırsat olduğu için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un girişimini destekleyen ve onu başarılı kılacak her şeyi kolaylaştıran konumunu sürdürdüğünü teyit ediyoruz.”

Fransa’nın eski manda yönetim gücünü kazanmak istemesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız işgali ile temellerini attığı mezhep sisteminin kurbanı Lübnan'da yeniden rol sahibi olmaya çalışmaktadır.

Farklı din ve mezheplerden oluşan Lübnan, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra girdiği Fransız mandasından 22 Kasım 1943'te kurtularak bağımsızlığına kavuştu ancak işgalci güç Fransa'nın arkasında bıraktığı mezhepsel yönetim sisteminin sorunlarından kurtulamadı.

Lübnan, bağımsızlığına kavuştuğu 77 yıldan beri bölgesel ve uluslararası çekişmelerin de kurbanı olmaktan kurtulmadı. İran'ın, bölgedeki nüfuz ve çıkarları doğrultusunda Lübnan Hizbullahını desteklediği ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de Sünni bazı aileler üzerinden etkili olmaya çalıştığı Lübnan'da, Fransızlar da Hristiyanlar üzerinden hala manda yönetimi dönemindeki düşünceleriyle yaklaşmaya devam ediyor.Bu nedenle siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerle boğuşan Lübnan'daki mezhepçilik faktörü her geçen gün daha fazla öne çıkarken, vatandaşın hayatını kolaylaştıracak altyapı hizmetleri konusunda bir ilerleme kaydedilmediği gibi yoksulluk ve işsizlik de artmaya devam ediyor.

Fransa'nın Lübnan'a bıraktığı yönetim

Lübnan'da yönetim şeklini belirleyen anayasa, 23 Mayıs 1926'da işgalci Fransız manda yönetimi tarafından hazırlandı. Fransız mandasındaki Lübnan Temsilciler Meclisi'nin anayasayı onaylamasıyla "Büyük Lübnan" olan ülkenin adı "Lübnan Cumhuriyeti" olarak değiştirildi.

Arap milliyetçiliği akımına yakın manda rejimi başbakanları Bişare Huri ile ülkenin Fransızların himayesinde Hristiyan bir devlet olmasından yana olan Emile Edde arasında yaşanan süreç, Lübnan'ın 22 Kasım 1943'te bağımsızlığa kavuşmasıyla sonuçlandı.

Lübnan'da 1943 yılındaki bağımsızlık sırasında farklı din ve mezhep gruplarının yan yana var olmasının temellerini atan yazılı olmayan bir anlaşma sağlandı. "Ulusal Pakt" adıyla anılan bu anlaşmada cumhurbaşkanının Maruni, meclis başkanının Şii, başbakanın Sünni olması ve parlamentoyu oluşturan 128 üyenin Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında yarı yarıya paylaşılması öngörüldü. Lübnan'da hala bu sistem uygulanıyor.

Lübnan'ın 1926'da hazırlanan ve 1943 yılındaki Ulusal Pakt ile devam eden anayasası, karar mekanizması konusunda cumhurbaşkanının geniş yetkilere sahip olmasını sağlıyordu. Ancak daha sonra bazı maddeleri anayasanın bir parçası haline gelen Taif Anlaşması'yla cumhurbaşkanının yetkileri kısıtlandı ve karar mekanizması bakanlar kurulunun onayına bırakıldı.

Taif Anlaşması’nın maddelerinden de rahatlık duyan Macron reform hareketlerinin içerisinde anlaşmanın maddelerinin değişmesi gerektiğini de ara ara belirtmekten çekinmemiştir. Çünkü asıl olarak Fransa “görev hükümeti” anlayışı ile kendi doğru ve çıkarlarını ön planda tutacak bir Lübnan oluşturma derdindedir. Neticede,  Macron  bakanlar kurulunun daha fazla söz sahibi olması konusundaki yetki kısıtlanmasını istemesi de şaşırtıcı bir durum değildir. Çünkü, Maliye Bakanlığı konusunda çözüme varılamaması yüzünden   Macron’un Lübnan için çabaları başarısızlık ile sonuçlanmıştır.Fakat bu başarısızlık Macron’u kolay kolay pes ettirmeyeceğe benziyor.

 

Göksu Eylül Bağcı

Referans

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/lubnan-basbakani-diyab-ulkenin-icinden-gectigi-donem-istisnaidir-ve-istisnai-cabalar-gerektiriyor/1986582

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/macron-fransiz-isgalinin-lubnana-istikrar-getirmeyen-yonetim-sistemi-uzerinden-rol-almak-istiyor/1958848

https://turkish.aawsat.com/home/article/2530476/avn-ve-berri-h%C3%BCk%C3%BCmet-kurmak-i%C3%A7in-frans%C4%B1z-giri%C5%9Fimine-ba%C4%9Fl%C4%B1l%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1-teyit-etti

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.