Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye Uygulanacak AB Yaptırımlarını Kim Destekliyor?

Yazan  20 Eylül 2020

The BirrabWeekly Haber Ajansının bildirdiğine göre, GKRY ile Fransa arasında geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantı sonrasında, Türk hükümetinin GKRY ve Yunanistan'ın münhasır ekonomik haklar talep ettiği Doğu Akdeniz’de enerji rezervi arayışını askıya almaması halinde AB’nin Türkiye'ye daha sert yaptırımlar getirmeyi düşünmesi yönündeki çağrılarına destek verdi.

Fransa'nın Avrupa İşleri Bakanı Clement Baume, Türkiye “bir üye devletin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atmaya” devam ederse, 27 üyeli bloğun almayı düşündüğü seçenekler arasında yaptırımların olması gerektiğini de söyledi.

Lefkoşa'da GKRY Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides ile görüşmesi sonrasında konuşan Baume, "Avrupa Birliği'nin mevcut tüm araçları harekete geçirmeye hazır olması gerektiğine inanıyoruz ve gelişmeler olumlu yönde ilerlemiyorsa, kesinlikle yaptırımlara başvurmalıdır” şeklinde açıklama yaptı.

Bilindiği üzere AB liderleri, Türkiye'nin, Yunanistan'ın sözde kıta sahanlığının üzerinde olduğu ve Doğu Akdeniz'in bir kısmına gönderdiği savaş gemisi refakatli bir araştırma gemisini geri çağırmayı reddetmesine nasıl yanıt vereceğini tartışmak için birkaç gün içinde bir zirve düzenlemeye hazırlanıyor. Anlaşmazlık, iki NATO müttefiki olan Yunanistan ve Türkiye arasındaki askeri gerilimi tırmandırdı.

Tansiyon Türkiye'nin araştırma gemisini geçici olarak geri çekmesinin ardından Yunan ve Türk yetkililerin temas kurmasıyla gerginlik geçtiğimiz hafta bir miktar azaldı. Ancak Ankara, Kıbrıs Adası güneydoğusundaki sularda gaz arama faaliyetlerini bu esnada Ekim ortasına kadar uzattı.

Türkiye Kıbrıs'ı bölünmüş bir devlet olarak tanımıyor ve Doğu Akdeniz'de hidrokarbon aramaya her hakkı olduğu konusunda ısrar ediyor.

Beaume, AB'nin Türkiye'nin eylemlerini kabul edemeyeceğini ve Fransa'nın, AB ortaklarına destek olarak Doğu Akdeniz'de askeri varlığını hissettirirken sorunu çözmeyi “taahhüt ettiğini” söyledi.

Geçtiğimiz hafta Oruç Reis sismik araştırma gemisi, Ankara'nın "rutin bakım" dediği şey için Türkiye'nin güneyindeki Antalya iline döndü. Hareket, gerginliğin azalmasına yardımcı olan olumlu bir jest olarak algılanmıştı.

Ancak Ankara, 24-25 Eylül AB zirvesi öncesinde yalnızca Avrupa pozisyonlarını bölmek için manevra yapıyor gibi göründüğü için, geminin faaliyetlerine eninde sonunda devam edeceğini hızlı bir şekilde duyurdu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Yunanistan ile diplomasi imkânı sağlamak için Oruç Reis sismik araştırma gemisini Doğu Akdeniz'den geri çektiğini, ancak bu Türkiye'nin bölgedeki operasyonlarının bittiği anlamına gelmediğini söyledi.

"Türkiye üye ülkeleri bölmeye çalışıyor" diyen bir AB diplomatı, Türkiye'nin Kıbrıs adası açıklarındaki enerji sondaj gemisinin operasyonlarını Ekim ortasına kadar uzattığını kaydetti.

AB liderleri zirvede Doğu Akdeniz bölgesindeki Türk duruşlarını ele alacak ve olası yaptırımları değerlendirecek. Almanya'nın Türkiye ile görüşmek için daha fazla zaman istediği söylenirken, Fransa, GKRY ve Yunanistan'ın Ankara'ya cezai yanıt talep ettiği söyleniyor.

Avrupa Parlamentosu (AP), 24-25 Eylül'deki AB liderler zirvesi öncesinde aldığı kararda Türkiye'yi Doğu Akdeniz'deki gerginlikte diyaloğa çağırdı, aksi takdirde AB'nin ek yaptırımları devreye sokmasını istedi.

AP'de Doğu Akdeniz'deki gerilim ve Türkiye'ye karşı benimsenecek tutumun görüşüleceği 24-25 Eylül'de düzenlenecek AB liderler zirvesi öncesinde oylanan kararda, "Türkiye'nin Yunanistan ve GKRY'e bağlı münhasır ekonomik bölgelerdeki eylemleri" kınanarak Yunanistan ve GKRY ile tam dayanışma vurgusu yapıldı. 

AP üyeleri tarafından ek yaptırımların sadece diyalog yoluyla önlenebileceği belirtilirken, 24-25 Eylül'de toplanacak AB Konseyi'ne de Türkiye'ye yönelik "sektörel bazda, hedef gözeten, Türk halkı ya da Türkiye'de yaşayan sığınmacılar üzerinde ters etki yaratmayacak ek kısıtlayıcı önlemler geliştirmesi" çağrısı yaptı.

Kararda bölgede askeri gerilimin tırmanma riskinden büyük endişe duyulduğu belirterek AB Komisyonu, Almanya'nın yürüttüğü AB Konseyi Dönem Başkanlığı ve NATO'nun arabuluculuk çalışmalarının memnuniyetle karşılandığı kaydedildi. 

Türkiye'nin Oruç Reis sismik araştırma gemisini 12 Eylül'de bölgeden çekmesi, gerginliğin azaltılmasında "bir ilk adım" olarak değerlendirildi. AP üyeleri diğer yandan Türkiye'nin Yavuz sondaj gemisinin görev süresini uzatmasını ise kınadı.

Kararda Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut durumla ilgili "ciddi endişe" duyulduğu da belirtilerek Türkiye'deki insan haklarındaki gerileme ile demokrasi ve hukuk devletindeki erozyonun ilişkileri ciddi şekilde etkilediği not edildi.

AP kararında Libya'daki duruma da değinildi. Türkiye ve AB'ye üye ülkeler Libya'da siyasi diyaloğu desteklemeye ve BM'nin Libya'ya yönelik uyguladığı silah ambargosuna bağlı kalmaya çağrıldı. "Türkiye'nin mevcut dış politikasının ve Doğu Akdeniz'deki diğer eylemlerinin Suriye dâhil, bölgedeki istikrar üzerinde yarattığı olumsuz etkiden üzüntü duyulduğu" da not edildi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’da 19 Eylül’de Türkçe olarak attığı twette “Ajaccio'da, Türkiye'ye net bir mesaj gönderdik: iyi niyetli, naiflik olmaksızın sorumlu bir diyaloğu yeniden açalım. Bu çağrı bundan böyle Avrupa Parlamentosu’nun da çağrısı. Görünüşe göre de işitilmiş. İlerleyelim” mesajı vermişti.

Bu esnada Türkiye'den Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle yaşanan gerilime ilişkin olarak yeni açıklamalar geldi.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın bu sabah yaptığı açıklamada, "Şu anda geldiğimiz noktada iklim bu görüşmelerin başlamasına çok daha müsait hale gelmiş durumda. Yakın bir vadede bununla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor, istikşafi görüşmeler tekrar başlayabilir” dedi.

Bunun öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da Cumartesi akşamı Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Sorunları diyalog yoluyla herkesin kazanabileceği bir çözüme kavuşturmak niyetindeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkçe attığı tweetle ilgili olarak, "Sayın Macron'un Türkçe bir mesaj yayınlaması güzel, sempatik bir adım. Ama lafızdan çok mana önemli. Kastedilenin ne olduğu ve bunun hangi siyasi stratejik çerçeveye oturduğuna da bir bakmak gerekiyor. Benim kanaatimce Sayın Macron dünya siyasetini doğru okumuyor” İfadelerini kullandı.

Kalın 24- 25 Eylül Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nde Türkiye'ye yönelik yaptırımların ele alınması tehdidi ile ilgili de Türkiye'ye karşı yaptırım, şantaj, tehdit dilinin hiçbir zaman sonuç vermeyeceğini, bunu Avrupalı siyasetçiler tarafından artık görülmesi gerektiğini vurguladı. 

Bu durum AB’nin Türkiye hakkında alacağı kararlarda, milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye’ye karşı kendi çıkarları doğrultusunda ters bir karar almak istemediğini, ancak kendi üye ülkelerinin menfaatleri doğrultusunda Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya konusunda ters kararlar alacağını göstermektedir. Bu durumda yaptırım kararlarının sınırlı olacağı düşünülmektedir.

 

 

Kaynak: “Fransa, Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye uygulanan AB yaptırımlarını destekliyor” https://thearabweekly.com/france-backs-eu-sanctions-against-turkey-over-east-med-tensions, Erişim Tarihi:20.09.2020

 

 

 

Mehmet Zeki Bodur

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enstitü Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.