Anglo Sakson Kapitalizm Modelinin Altında Yatan Kriz

Yazan  14 Mayıs 2020

The Guardian gazetesi köşe yazarı Nesrine Malik 10 Mayıs Pazar günü tarihli yazısıyla dünyada koronavirüsten en çok etkilenen iki ülke olan Amerika ve İngiltere’ye dair bir değerlendirmede bulundu.

Dünyada koronavirüs kaynaklı en yüksek ölüm sayılarının, liderleri büyüklük ve kontrolün yenilenmesini vaat ederek iktidara gelen iki ülkeye ait - Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere- olduğunu belirterek ikisinin de bu salgına sürpriz bir şekilde yakalandığını iddia edemeyeceğini: her iki ülkenin de önünde zaman, bolca bilimsel uyarılar ve Çin ve İtalya’nın uyarı niteliğindeki örneklerinin mevcut olduğunu belirtti. Malik yazısında her iki ülkenin de salgınla baş etmedeki benzerliklerine ve sonucun kaçınılmaz olduğuna vurgu yaparken İngiltere hükümetinin krize tepkisinin de neredeyse ABD’ninki kadar ciddiyetten uzak ve kötü hazırlanmış olduğunu kaydetti.Salgının olağanüstü ekonomik, tarihi ve siyasi statüleriyle övünen iki ulusu dize getirdiğini belirtirken hasarlı bir politik kültürün ve Anglo-Amerikan kapitalizminin belirgin bir biçiminin sonucu olarak bu iki ülkenin gözden düştüklerine dikkat çekti.

“Covid-19 bu ülkelerin kıyılarına vurduğunda, İngiltere ve ABD sadece politikacılardan değil, aynı zamanda etkin bir şekilde yanıt vermesi gereken bürokrasiden de mahrumdu. Krizden önce, Trump defalarca Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ni (CDC) finanse etmeyi kesmeye çalıştı. İngiltere’de pandemi, kendi kamu hizmeti ile anlaşmazlığa karışmış Tory kabinesinin işini zorlaştırdı. Hakikatle başa çıkmak için zihinsel ve pratik altyapı tahrip olmuştu.

Ancak her iki ülkeyi de salgınla başa çıkmada yetersiz hale getiren, daha uzun ve tarafsız bir tarih var.İki ülke arasındaki özel ilişki sadece dil bilimsel ve kültürel yakınlıktan değil aynı zamanda ikinci dünya savaşı sonrası dönemde pekişmiş ideolojik bir ortaklıktan oluşmakta. Hem sağ hem de orta-sol partiler tarafından takip edilen, minimal devletçiliğe (küçük hükümete) dayanan ve istisnai bir güç tarafından desteklenen Anglo-Amerikan kapitalizmi, devleti parçalamıştı.Özelleştirme, liberalleşme ve işçi haklarından vazgeçmeye dayanan ekonomik ve politik bir model, bu tür şokların sadece bir defalık olmasına rağmen, düzenli krizlere eğilimli bir sistem yarattı.

Ekonomik ve düzenleyici benzerlik, Britanya’nın ilginç ve ticari finans sektörünün ABD’nin agresif pazarlarının bir kopyasına dönüştürülmesi ile güçlendirilmiş oldu. Londra iş merkezi The City Wall Street’i yakaladı.

Müdahaleci bir dış politika - kamuya ahlaki ama özel olarak alaycı - modele, her iki ulusun yurtdışında iktidar projesini gerçekleştirmesine ve kendi mali ve siyasi çıkarlarını savunmasına yardımcı olan bir yayılmacı üstünlük kazandırdı.Ancak savaşlar çıkmaza ve hızla büyüyen finansal sektörleri ekonomik ölüme yakın deneyimlere sürükledi.  Ama her ikisi de önemli bir yeniden düşünme veya yansımayı tetiklemedi. 2008 mali krizi sonrasında da Barack Obama ve Gordon Brown, temel reformdan ziyade daha fazla düzenlemeyi tercih ederek, bankalarda sermaye yapısını yeniden düzenleyerek ve piyasaları canlandırarak, ekonomilerini uçuruma getiren altyapıyı oluşturmayı seçtiler.

Tıpkı mali çöküşün sistemde denetimsiz belli bir bozukluğun özelliği yerine aksaklığı olarak düşünülmesi gibi pandemiyle mücadeledeki başarısızlığın devlete hayatları değil bankaları kurtarmak için eşi benzeri görülmemiş kaynakları karıştırma olanağı sağlayan bir ideolojinin sonucuna değil de pandeminin öngörülemeyen, dışsal bir olay olarak ele alınmasına bağlanması da aynıdır. Bir hemşire, ABD’de başarısız bir bankanın finanse edilemeyişinden daha uzun bir süre KKD Kişisel Koruyucu Donanım) olarak çöp poşeti giyecektir.

Amerika’yı yeniden harika yapmakla ilgili içi boş zafer ve İngiltere'nin kontrolü tekrar ele geçirmesi böyle bir sistemde gittikçe daha muhtemel hale gelmekte. Trump ve Toriler bu formüle kısmen yalancılık veya ideoloji ile rastlantı sonucu buldular. Anglo-Amerikan kapitalizmine köklü bir şekilde meydan okumadan seçmenlerine sunacak başka hiçbir şeyleri yok. Bu yüzden ekonomik güçlüğü siyasetten ayırmalı ve göçmenler ve dışarıdakiler üzerinde suçlamaya çalışmalılar. Hava atıp racon kesmek yaşananların önyüzüyken arkasında çürüyüp saçmalayan bir ulusal manzara gizlenmektedir.

Cesetler biriktikçe, ABD ve İngiltere'nin başarısızlığı bir şekilde zafere dönüşecek. Zafer gösterisi yoğunlaşacak; bu kesin. Şimdi tek soru, kaçının buna inanmaya devam edeceği.”

ABD ve İngiltere’de uygulanan ve tüm dünyayı sarıp sarmalayan Anglo Sakson kapitalizm modelitekelci kapitalizmin doğal gelişmesinin bir ürünü ve sonucudur. Bu iki ülke tekelci kapitalist sistemin en ileri ülkeleri olmuşlardır. Yazının özeti ele alındığında  AngloSakson kapitalizmi bazlı İngiltere ve Amerika’nın, kendi vatandaşlarına dayattıkları ağır faturalar ve ağır işleyen sistemleri ile koronavirüste dünyanın en büyük kaybedenleri olması tesadüf değildir ve krize eğilimli bu ideolojik model salgın sebebiyle ağır bir darbe almıştır.

 

Kaynaklar: The Guardian, Özgürlük Dünyası Dergisi

 

Yasemin Çirkin

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Stajyer

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 30-09-2020

Dondurulmuş Sorun Dağlık Karabağ Erimeye Başladı

Dünyanın çözüme kavuşamayan en eski ihtilaflı bölgelerinden biri de hiç kuşkusuz Dağlık Karabağ sorunudur.