Cahit Armağan Dilek

Cahit Armağan Dilek

Cumhuriyet, Osmanlı, Atatürk ve Türk devrimleri tartışmaları Türkiye'yi oyun dışına itiyor. Bu da yeni dünya düzeninde Türkiye'yi söz sahibi değil dizayn edilenler arasına sokuyor.

Trump, SDG/YPG'nin elebaşına methiyeler düzüyor, kahramanlaştırıp meşrulaştırıyor, Vaşington'a davet ediyor.

Türkiye, bir aydır Fırat'ın doğusuyla yatıp kalkıyor. Televizyonlar özellikle Barış Pınarı Harekatının başlamasıyla birlikte neredeyse 24 saat harekata ilişkin programlar yayımlıyor. Tek gündem söz konusu harekat.

Açılım veya müzakere sürecinde terörle mücadeleye verilen ara, terör örgütü PKK'nın Suriye kuzeyinde yeni güvenli sığınak oluşturmasının, örgütün ağırlık merkezinin orada ABD destekli olarak tahkim edilmesinin önünü açtı.

ABD'den 24 saat içerisinde Türkiye'yi hedef alan iki hamle geldi. Hem de 29 Ekim'de, Cumhuriyet Bayramının kutlandığı günde.

Atatürk, Cumhuriyeti neden 29 Ekimde kurulduğunu anlatırken sözü 30 Ekim'e getirir. Atatürk "Mondros 30 Ekim'dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır.

Aslında tüm dünya, Trump'ın verdiği ölüm haberini ve detayları neredeyse 12 saattir konuşuyordu. Trump sadece "köpek gibi, korkak, çığlık atarak öldü" diyerek IŞİD lideri Bağdadi'nin ölümünü tüm dünyaya resmen duyurmuş oldu.

Trump, önceki gün Suriye'de yine zafer ilan etti. Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmezse yine yaptırım uygularız diye tehdit etti. SDG,  sanki devletmiş gibi Türkiye ile aynı muameleyi yaptı.

Türkiye, 35 yıldır terörle mücadele ediyor. Çok büyük kayıplar yaşadı, tecrübeler kazandı. Ama bir şeyi gözden kaçırıyor.

Trump, içeride sıkışmış durumda. Azledilme baskısını derinden hissediyor. Bu da hem iç hem de dış politikasının kararlarına derinden yansıyor.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 11-07-2020

Avrupa Birliği Ortaklık mı, Tehdit mi ?

Mustafa Kemal Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “ Avrupa’yı taklit etmek “ , “Avrupalılaşmak “ ya da “ Avrupalı olmak “ gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir. ...