Politik, Sosyal ve Kültürel
Dersim Tartışmaları: Dimyata Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak
Tunceli milletvekili (CHP) Hüseyin Aygün’ün Dersim konusundaki çarpıcı sözleri tam da “Atatürk diktatör müydü?” tartışmalarının ardından bir anda beklenmedik bir etki yaratmıştır.
Van depremi, Türkiye-Suriye ilişkilerindeki gergin açıklamalar ve İsrail’in İran’a olası bir saldırı planı arka plana itilerek yeni bir tartışmanın fitili alevlenmiştir. Her zamanki gibi iç düşman yaratma konusunda usta olan basın bir kez daha bu gündem belirleme stratejisinin ve “tarihimizle yüzleşelim” propagandasının bir parçası olmuştur. Bu propagandanın önemli bir parçasının da Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü suçlu çıkarma çabası olması da ayrı bir öneme sahiptir.
Hüseyin Aygün’ün her demokratik ülkede olabileceği gibi şahsi görüşünü “Dersim katliamının sorumlusu CHP’dir. Aleviler, Atatürk’le Hazreti Ali’nin fotoğraflarını yan yana koyup kendini kandırmasın. Dersim, etnik kimliği ve dinî inançları bakımından farklı özellikler taşıyan, bu farklılık sebebiyle de 500 yıldır yok edilme siyasetiyle karşı karşıya kalan bir bölge. Cumhuriyet, esasen o politikada bir değişiklik meydana getirmiyor; önce merkezleşme yönünde kararlar alınıyor, bölgeyi merkezî yönetime bağlama yönünde bazı raporlar hazırlanıyor. Bu raporlar, 500 yıllık Dersim sorununu barış içinde çözmeye yönelik öneri getirmiyor. 1937-1938′de jenoside (soykırım) varan bir operasyonla Dersim meselesi tarihe havale edilmiş oluyor. Ama böyle de bitmiyor, bu sorun devam ediyor” sözleri ile ifade etmiştir. Ne olmuşsa bu sözlerin ardından olmuş, kişisel görüş olarak ifade edilen sözlerin ardından Dersim tartışmaları hız kazanmıştır. 22 Kasım tarihindeki grup toplantısında Başbakan Erdoğan belgeler sunarak devlet adına özür dilediğini beyan edip, bir özür de CHP liderinden talep etmiştir. [1] Ne yazık ki tartılmadan, aceleye getirilerek belki de bir anlık bir dikkatsizlikte söylenmiş bu sözler Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya hazır gruplar tarafından coşku ile karşılanmıştır.
Bu bağlamda, Dersim tartışmalarının tarihi ve sosyal boyutu bir yana, göz ardı edilen ancak tehdit kapıya dayandığında farkına varacağımız Türk-Ermeni ihtilafı bağlamındaki boyutu da bulunmaktadır. Dersim tartışmalarının üsluba özen göstermeyerek siyasi bir tartışma haline gelmesi ile başta diaspora Ermenileri beklenti içine girerek ellerini ovuşturmaya başlamıştır. Ermeni basını son günlerde hararetle Dersim tartışmalarını ele aldığı, Dersim ile ilgili raporlar yayınladığı, bu tartışmalardan bir çıkarım yapmaya hazırlandığı görülmektedir. Kısa bir tarama yapıldığında durumun ne kadar tehlikeli bir hal alabileceği gözler önüne serilmektedir. Asbarez gazetesi Başbakan’ın özrünü kullanmak isteyerek artık Türkiye’nin tarihindeki bir başka kara leke ile de yüzleşmesi gerektiğini, Türkiye’nin (“Ermeni soykırımı”, Varlık vergisi ve 6-7 Eylül olayları) tarihi ile yüzleşmek konusunda baskı altında olduğunu belirtmektedir. [2] Horizon Weekly anasayfasında “Erdoğan 1938’deki Dersim Olaylarından Özür Diliyor” başlığını manşetten girmiştir. [3] Armenian Weekly’de ise daha da ileri gidilerek Başbakan Erdoğan’ın Dersim için özür dileyerek Ermenileri alenen aşağıladığı ileri sürülmektedir. [4] Azg ve Times haber siteleri de Dersim tartışmalarının Türkiye’de yeni bir aşama olduğunu kaydetmiştir. [5]
Ermeni diaspora basınındaki bu yeni hareketlenmenin Türkiye’nin önüne sürülen tezleri meşrulaştırma, bir dayanak arama amacını taşıdığını söylemek abartılı olmayacaktır. Çünkü, Türkiye bir kez daha “tarihinizle yüzleşin” söylemlerinin ağırlığında yüzeysel ve siyasi tartışmalara sürüklenirken Ermeni lobileri bu gelişmeyi kendi lehine çevirmeye çalışacaktır. Elbette tarih yazılırken kimi zaman günümüz koşullarında kabul edilemeyecek politikalar uygulanmış olabilir. Bu durum her ülke için geçerli olduğu gibi Türkiye için de geçerlidir. Tabii ki tarih araştırılmalı, bilinmelidir ki geçmişten dersler çıkarılsın. Fakat, tarihi olayları yargılarken veya tartışırken kendi dönem şartları içinde değerlendirme zorunluluğu da göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, son günlerdeki Dersim tartışmaları olgunlukla geçmişi anlama ve analiz etmekten çok bir bağcıya vurma edası taşımaktadır. Oysa ki, yapıcı tartışmalar toplumu birbirine kenetleyip, bütünleştirebilir. Toplumu birbirine düşman eden bu tartışmalardan güç alan Ermeni lobileri 1915’e yani soykırım tezlerinin 100.yılına çok daha hazırlıklı girmektedir. Türkiye bir yandan 1915 olayları çerçevesindeki Ermeni tezlerini çürütmeye çalışırken, bir taraftan Dersim olaylarını neredeyse “soykırım” olarak tanıma yolunda ilerlemektedir. Bu durum tıpkı şaşkınlıkla kendi kalesine gol atan bir futbol takımını çağrıştırmaktadır.
Dersim tartışmalarından sonra sonu nereye varacağı belli olmayan Ermeni talepleri siyasal ve hukuki zeminde daha büyük bir destek bulabilir. Ermenilere yönelik yayın yapan medyada görülen bu hareketlenme önümüzdeki günlerde artacak gibi gözükmektedir. Dersim özrü, ilerleyen dönemlerde bir Ermeni özür talebi olarak yeniden karşımıza çıkabilir. Türkiye’nin Ermeni tezleri konusundaki hassasiyeti ve uluslararası mücadelesi dikkate alındığında bir an önce Dersim tartışmalarının makul bir zemine çekilerek gerçekten araştırılması isteniyorsa bu işin uzman tarihçilere bırakılması, siyasete alet edilmemesi gerekmektedir. Aksi halde dimyata pirince gideceğiz derken, evdeki bulgurdan da olma ihtimalini göze almalıyız.
bekleyiniz...
03.12.2011 13:33:01
Tunceli de 93-98 seneleri arasında Jandarmada terör örgütlerine (pkk,tikko,dhkp/c,mlkp,halkın kurtuluşu vb.) karşı görev yapan ve bölgeyi iyi bilen biri olarak konuşuyorum. Dersim isyanında cumhuriyete başkaldırıdan kimse bahsetmiyor. Sünni köylerinin (Erzincan,Elazığ, Bingöl, Pertek,Çemişgezek vb.) basılmasından, yağmalamansından, haraç alınmasından, basılan karakollardan, başı kesilen, şehit edilen askerlerden hiç kimse bahsetmiyor. Devletle Cumhuriyetle pazarlık eden, vergi vermeyen, askere gitmeyen, devlet kurumlarının bölgeye girmesini istemeyen vb. feodal yapının sürmesini isteyen kişilerle neden önce yüzleşmiyoruz, dersimde askerlerimizi şehit eden de, menemende kübilayı şehit eden de vatan hainidir. 'Tanrı TÜRKÜ korusun ve yüceltsin'
|
|
30.11.2011 11:20:57
Senem Hanım, gerçekten çok doğru bir tespitte bulunmuşsunuz. Nedense iç politikada karşımıza çıkarılan gündem oyalamaya yönelik konuların dış politikada ne derece önemli sonuçları olacağı düşünülmemekte.
|
|
28.11.2011 19:55:04
Dersim sadece gündemi değiştirmek için ortaya atılan bir konudur. Geçen eylül ve ekimde Güneydoğu'da şehit edilen askerlerimizin unutturulması için Somali'ye yardım diye birşey ortaya atıldı. 30-40 yıldır içsavaş ve açlıkla mücadele eden Somali, birden Ulusal kaygımız yapıldı.
Bugün ise unutuldu. Türkiye'nin büyükçe bir kısmında savaş hali varken, bedelli askerlik çıkarıldı, ardından Dersim ile gündem saptırıldı.
Ne RTE, ne de diğerlerinin umurunda bile değil Dersim'de olanlar. Amaç sadece ve sadece Türk Ordusu'nu küçük düşürmek ve Türklüğü aşağılamak.
|
Yorum yazabilmeniz için Üye Girişi yapmanız gerekmektedir.
|
|