ARAŞTIRMA GRUPLARI
Milli Güvenlik Stratejileri Araştırmaları
Rusya Araştırmaları
Amerika Araştırmaları
Avrupa Birliği Araştırmaları
Avrasya - Türk Dünyası Araştırmaları
Ortadoğu Araştırmaları
Balkanlar - Kıbrıs Araştırmaları
Çin - Uzak Doğu Araştırmaları
Anayasal Düzen, Hukuk ve Adalet Araştırmaları
Bio ve Gen Teknolojileri Araştırmaları
Teostrateji Araştırmaları
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları
Düşük Yoğunluklu Çatışma Araştırmaları
Enformasyon ve İnternet Teknolojileri Araştırmaları
Ekonomi ve Küreselleşme Araştırmaları
ÖNGÖRÜ / TAHLİL
Türkistan’da "Yeni Toplum" ve "Yeni İnsan" Oluşturma Faaliyetlerine Dair..
05 Haziran 2007 - [Arşivi]
[10] [12] [14] [16]
1316 kez okundu
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yeni bir toplum mühendisliği örneği, yeni insan şekillendirme örneği..Askeri ve ekonomik proje uygulamalarında olduğu gibi orta ve kısa vadede sonuçlar beklenmiyor..

Daha uzun soluklu, zamana yayılmış bir proje uygulamasıdır..Uzun yılların sonunda semeresini gösterecek bir faaliyettir..
Türkistan’da “Yeni ve Yeniden Oluşturma” faaliyetlerinin yöntemleri beş ana saç ayağı üzerine oturtulmaktadır.
1-     “Millet” yerine, bir arada yaşayanlardan oluşan “topluluk” yaratmak,
2-     Bir millete ait olma duygusu yerine, toplumla ilişkilerini “birey”, devletle ilişkilerini “vatandaş” olarak düzenleyen ve yürüten insan tipini geliştirmek,
3-     Ilımlı İslam projesi kapsamında İslam’ı terör ve terörizmle özdeşleştirerek, inanç alanında zafiyetler yaratmak ve aynı zamanda “yok edici, silikleştirici” etkilere karşı İslam’ın direncini ortadan kaldırmak, savunma refleksini felç etmek,
4-     Aşındırılan inanç değerleri yerine misyoner faaliyetleriyle yeni inanç değerlerini ikame etmek, yeni yaşama ve davranış modeli geliştirmek,
5-     Kanı bir, dili bir, soyu-sopu bir; dini, tarihi, coğrafyası bir..Bir, bir, bir.. Ama adları farklı Türk halklarını birbirlerine karşı “etnik gruplar” haline getirmek.. 
Türkistan Türklüğünün tarihten gelen sosyokültürel dokusu dikkate alındığında, “Millet” olgusu yerine “bir arada yaşayanlar topluluğu”nun ikame edilmesi çalışmaları, ayır-buyur yönteminin önemli bir ayağını teşkil etmektedir. “Millet” şuuru ve müessesesi yerine, batı tipi “toplum anlaşması”na dayalı bir arada yaşama modelinin oturtulması çalışmaları, Türkistan’ın tarihî ve millî omurgasını kırmakla eşdeğerdir; amaç da zaten budur. Türkistan’ın bir özelliği daha var: Türkistan, bir ve aynı milletin kurduğu farklı devletlerin diyarıdır.
Konunun ruhuna uygun düşeceği kanaatiyle, Durmuş Hocaoğlu’nun “Millet, Vatandaş ve Dil” başlıklı makalesindeki satırlarını bu yazıya aynen almayı uygun buldum. Şöyle diyor Hocaoğlu: “Bu noktada “vatandaşlık” üzerine düşünüldüğünde, sâdece kendi tarihimizde yaşadıklarımızla edindiğimiz tarihî tecrübe dahi bedahetle göstermektedir ki, vatandaşlık bağı münhasıran tek başına alındığı takdirde, bahse mevzû cemiyeti tek bir uzuv hâlinde teşekkül ettirebilmek konusunda yeterli olmanın çok uzağında kalabilmekte ve bu noktada müşterek dili şart kılmaktadır. Nitekim İmparatorluğun çözülüş devrinde ‘tebaa’dan ‘vatandaş’a terfî eden Müslim veya gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının ezici çoğunluğu, “babanız devlet ve ananız vatan sizden kan bedeli istiyor” dendiğinde bu feryâda menfî cevap vermişler ve hattâ bilâkis, vatanın ve devletin etinden et koparmanın tam da zamânıdır diye düşündüklerini gayet vâzıh, gayet anlaşılır bir şekilde, hem lisân-ı dil ve hem de lisân-ı hâl göstermişlerdir. Bunun içindir ki, aynı tecrübeyi ateşten bir gömlek gibi çıplak bedenine giyerek yaşamamış ülkelerin ulemâ ve münevverân taîfesinin bu babdaki teorileri kısm-ı âzâmı îtibâriyle, realiteler dünyasıyla uyuşmayan, kâğıt üzerinde kalan mücerret fikirlerden ibâret kalmaya mahkûm görünmektedir. Yâni başka bağlardan âzâde olarak tek başına ele alındığında, vatandaşlık asabiyesi, cemiyetin bir Büyük Âileye dönüştürülmesinde yetersizlikle mâlûl olmaktadır. Çünkü bu bağ tek başına, esas olarak fertleri müşterek menfaatler etrâfında birleştirmektedir; hâlbuki Âile, müşterek menfaatlerden daha ziyâde olarak müşterek fedâkarlıkları istilzam etmektedir.

Bu takdirde, bir memleketin vatandaşları arasında hukuken olmasa bile fiilen, birisi esas olarak müşterek menfaat esâsına müstenit “mekanik vatandaş” ve diğeri de esas olarak müşterek fedâkarlık üzerine müstenit ve devletin, milletin ve vatanın temînâtı olan “organik vatandaş” olmak üzere, kategorik bir farklılık olması gerektiği de kendiliğinden zâhir olmaktadır.”
Türkistan’a birey-millet, birey-devlet ilişkileri “ait olmanın” ötesinde, “sahiplenme” ve “sahibi olma” duygusu üzerine inşa olunur. Sahiplenme aynı zamanda hem fert, hem millet, hem de devlet adına “var olmanın” da teminatıdır. Bu teminat; tarihsel, kültürel, geleneksel örgülenmelerle şekillenmiştir. Örgülenmenin çözülmesi, yani “sahibi olma” ve “sahiplenme” duygusunun törpülenerek, yerine “hukukî vatandaşlık”, “mekanik vatandaşlık” olgusunun ikame edilmesi, Türkistan’da devlet, cemiyet ve insan yapısının çözülmesi demektir ki, bu halde bölge sosyolojik ve siyasal telkinlere ve yönlendirmelere açık ve uygun hale getirilebilir. İfade ettiklerimizden, Türkistan’da hukuk sistemine gerek olmadığı zinhar anlaşılmamalıdır. Elbette ki, devletler bir hukuk sistemi üzerine inşa olurlar, hayatiyetlerini hukukla devam ettirebilirler ve devlet erkini bir hukuk sistemi çerçevesinde kullanmalıdırlar. Ve aynı zamanda, millet ve milletin oluşumuna katılan insanlar, devletin hukukî teminatı altında olmalıdırlar. Kastettiğimiz, “hukukun üstünlüğü”, “demokratik kurallar ve kurumlar”, “insan hakları” gibi söylemler ve dayatmalar çerçevesinde, “Millet”i “topluma” veya “topluluğa”; milletin oluşumunda mevcudiyeti ile, fikrî ve derunî teçhizatı ile fiilen yer alanları da “bireye” ve “vatandaşa” indirgeme çalışmalarını, Türkistan’da “Millet”in ve “Devlet”in omurgasını yok etme çalışmaları olarak kabul ve idrak etmek gerekir...  

geri
Arama
Etkinlikler
Dr. Ali Asker Konya Aydınlık Ocağı’nda Kırgızistan İle İlgili Son Gelişmeleri Değerlendirdi
Etkinlikler  
 
Şu an sitemizde gezinen 708 kişiden birisiniz. | 07.06.2007 tarihinden itibaren toplam 1855153 kişi ziyaret etti.
© 2006 - 2010 Telif hakları saklıdır. powered by Fatih ÖZDEMİR