Genel olarak aşırı sağ partiler Avrupa'da şu üç faktörü kapsayan bir niteliğe sahip olmuş ve bu özellikleriyle yükseliş seyri izlemiştir.
1. İdeolojilerini ve stratejilerini, faşizmin, ırkçılığın, demokrasi düşmanlığının en uç noktalarından arındırarak modernize etmeleri,
2. Ulus fikrine bağlılığı koruyarak siyaset alanında yeni fırsat alanları yaratmaya çalışmaları,
3. Siyasal alanda diğer siyasi aktörlerden ayrılan bir profilin geliştirilmesi.Fransa'da Ulusal Cephe'nin (FN) lideri Marine Le Pen'in, partisini aşırı sağcı imajdan kurtarıp, halkın farklı kesimlerinden destek almak için çaba göstermesi, bir bakıma bu faktörlerin kaynaşmasının sonucudur. Yine de, yabancı karşıtlığı ve Avrupa'ya karşı söylemler bu partide de varlığını korumaktadır.
2000'li yıllar itibariyle Avrupa'daki aşırı sağ hareketlerin referans noktaları olarak şu hususlar öne çıkmaktadır:
1. Çok kültürlü toplumlarda sosyo-ekonomik açıdan görülen ekonomik bunalım, işsizlik ve güvencesizlik gibi sorunlar aşırı eğilimlere neden olan sosyal bunalımlara yol açmaktadır. Bu noktada göz ardı edilmemesi gereken husus, bu sorunlarla aşırı sağ eğilimler arasında basit bir sebep-sonuç ilişkisi olmadığıdır.
2. İdeolojik olarak aşırı sağ, yabancı düşmanlığı ve dışlayıcılık üzerine kuruludur. Aynı zamanda, heterojen, değişken ve ulus odaklı kitle ideolojisi söylemi geliştirebilen bir niteliğe de sahiptir.
Pratikte, Avrupa'nın kendini koruması beklenen aşırı sağ yönelimlerin, kendisinin kullandığı bir dışlayıcılık unsuru olması, AB için bir iç çatışma sebebi halini almıştır. Bunu şu şekilde açıklamak mümkündür: Aşırı sağ hareketler karşısında AB'nin bir takım önlemler geliştirmeye çalıştığı görülmektedir. Örneğin, 2011 yılında Avrupa Polis Teşkilatı Europol’ün Avrupa’da aşırı sağ hareketlerin güncel bir haritasını oluşturacağı açıklanmıştır. Europol’ün özellikle Kuzey Avrupa ülkelerindeki aşırı sağcı örgütlenmeleri inceleyeceğine işaret edilmiştir. Bunun yanında, Almanya Sosyal Demokrat Parti Genel Sekreteri Andrea Nahles, 'Rhein-Zeitung' Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, Almanya'daki aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti, NPD'nin yasaklanması çağrısında bulunmuştur, ki Almanya’da 2003 yılında NPD’nin yasaklanması için girişimde bulunulmuş, ancak partinin kapatılması talebiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştür. Yine 2011 yılında, Norveç’teki silahlı saldırının ardından, Almanya'da iç güvenlik önlemlerinin artırılmasına dönük öneriler tartışılmaya başlanmıştır. Hatta, Almanya’da telefon ve internet gibi haberleşme verilerinin depolanmasını öngören bir yasa tasarısının hazırlanması ve değerlendirilmesi gündeme gelmiştir.
[12] 2011 yılının sonuna doğru da Avrupa Komisyonu, Schengen bölgesinde reform teklifinde bulunmuş, böylece yasadışı göçün önüne geçemeyen üye ülkelerin geçici süreyle Schengen üyeliğinin askıya alınması önerilmiştir.
[13] Görüldüğü gibi tüm bu gelişmeler, AB'nin savunduğu norm ve değerlere, ortak politikalara ve uygulanmalarına tamamen zıt koşulları barındırmaktadır.
Sonuç Yerine
Tüm bu koşullar altında, akademi dünyasında ve medyada, Avrupalıları aşırı sağ partilere oy vermeye iten temel nedenin modernleşmeden kaynaklanan kayıp olduğu kabulünün yetersiz kaldığı öne sürülebilir. Bu kesim, kaybı, küreselleşmenin siyasal, ekonomik ve kültürel alanda neden olduğu güvenliksizlikle bağdaştırmaktadır. Ancak bu, sadece, insanların partiler tarafından kendi yanlarına çekilirken hangi atıflarda bulunduğunu göstermektedir. Halbuki, seçmenlere siyasi çözüm olarak teklif edilenler de önemlidir. Aşırı sağ partiler, bir bakıma, merkezde yer alan partilerin ihmal ettiği, fakat kamuoylarında önemli olan organize suç, yolsuzluk, Avrupa bütünleşmesi ve göç gibi meselelere yoğunlaşarak öne çıkmaya çalışmaktadır
[14].
Aşırı sağ eğilimler AB'nin iç tutarlılığı için ise adeta bir sınama kaynağı halini almaktadır. Bir yandan, bu eğilimlere karşı AB nezdinde geliştirilmeye çalışılan önlemler, diğer yandan da önde gelen Avrupalı liderlerin aşırı sağı yansıtan söylemleri, politikaları ve Avrupa ülkelerindeki yabancı karşıtlığı ve dışlayıcılık, AB norm ve değerleri ile ortak politikaların ve uygulamaların sürdürülebilirliğini önümüzdeki süreçlerde adeta gölgeleyecek gibi görünmektedir.
http://www.guardian.co.uk/world/2010/oct/17/angela-merkel-germany-multiculturalism-failures">http://www.guardian.co.uk/world/2010/oct/17/angela-merkel-germany-multiculturalism-failures (Erişim: 19 Aralık 2012).
http://www.independent.co.uk/news/uk/politics/cameron-my-war-on-multiculturalism-2205074.html">http://www.independent.co.uk/news/uk/politics/cameron-my-war-on-multiculturalism-2205074.html (Erişim: 19 Aralık 2012).
http://blogs.independent.co.uk/2011/11/27/are-the-left’s-multicultural-policies-to-blame-for-the-rise-of-the-right/">http://blogs.independent.co.uk/2011/11/27/are-the-left%E2%80%99s-multicultural-policies-to-blame-for-the-rise-of-the-right/ (Erişim: 19 Aralık 2012).