Hoşgeldiniz; Bugün 26 Eylül 2017 Salı

FİKİR TANKI

Ege'de denize girmek için Yunanistan'dan vize almak zorunda kalır mıyız? Ege Denizi'ndeki Yunan tacizleri, ihlalleri, işgalle sonuçlanan oldu-bittileri durmak bilmiyor. Bir Yunan Gölü olarak hayal ettikleri Ege'de bu hayallerini gerçekleştirmek için uluslararası alanda resmen bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktıkları 1832 yılından buyana hep Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde kazandıklaı toprakla bugünkü büyüklüğe erişmişlerdir. Ancak durmak gibi bir niyetleri yoktur. .....EGE'DE TÜRK ADALARI İŞGALDE, TÜRKİYE'DEN SES YOK......... Yunanistan'ın Ege'de aidiyeti Türkiye'ye ait 18 adayı da 2004'ten itibaren fiilen işgal altında tutmalarının yanında Kıbrıs'ta Enosis'i geçekleştirme hamleleri de sürmektedir. Mart 2015'te TBMM'deki görüşmelerde zamanın Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Yunanistan'ın ‘fiili' durum oluşturduğu ancak bu adalarda egemenlik hakkının Türkiye'ye ait olduğunu söyleyerek işgalin varlığını teyit ettiği hafızalarımızdadır. Ege'deki Kardak adası bu anlamda Ege'de Yunan hakimiyetinin sağlanacağı son nokta olarak orada durmaktadır. Çünkü Yunan işgalindeki 18 ada ve çevresinde Türk devleti NOTA dahil herhangi bir karşılık vermezken Kardak çevresinde sıcak anlar yaşanmaktadır. Kardak'ta da yeni bir oldu-bittiyle Yunan bayrağı çekilip sürekli hale gelirse hem simgesel hem de fiilen Türkiye'nin Ege'den denize çıkışının önü kapatılmış olacaktır. ..............ULUSLARARASI HUKUK VE TÜRKİYE'NİN EGEMENLİĞİ İHLAL EDİLDİ............Bunun böyle olacağının son örneğini 03 Temmuz'da Rodos adası açıklarında bir Yunan sahil güvenlik botunun Türk bandıralı bir kuruyük gemisine ateş açması göstermektedir. Yunan makamları kuru yük gemisinin uyuşturucu taşıdığı yönünde alınan ihbar üzerine durdurulmak istendiği, gemi kaptanının talebi reddederek uzaklaşması üzerine havaya ve gemiye uyarı ateşi yapıldığını söylemişlerdir. Uluslararası deniz hukuku açısından uyuşturucu ve insan kaçakçılığı alanında "çok kuvvetli" suç şüphesi durumunda gemi aranabilir. Ancak geminin aranması ve zor kullanma safhasından önce takip edilmesi gereken bir süreç vardır. Böyle ciddi bir suç şüphesi ve ihbarı durumunda öncelikle gemi kaptanın rızası aranır. Gemi sahibi, acente ve bayrak ülkesine bilgi verilir. Bu olayada bu süreç takip edilmeden kaptanın rıza göstermemesi üzerine doğrudan silahlı müdahale söz konusu olmuştur. Halbuki bu olayda bayrak ülkesi olan Türkiye olay mahalline çok yakındır ve Türk makamlarıyla koordine kurulup müdahalenin yapılması Türk tarafına bırakılabilirdi. Ancak Yunan tarafı yine bir oldu-bitti yaratarak uluslararası hukuku istismar ederek, daha da önemlisi Bayrak devletinin yani Türkiye'nin denizdeki ve gemi üzerindeki egemenliğini ihlal ederek Rodos ile Türk kıyıları arasında nerdeyse orta hat civarındaki bir nokta bu saldırıyı yaparak Ege denizini adeta bir Yunan limanı gibi kabul ettiğini göstermek istemiştir. ................KABOTAJ VE TÜRK GEMİSİNE SALDIRI....................... Kabotaj bir devletin kendi limaları arasında yük ve yolcu taşıma ayrıcalığı yada hakkıdır. Kabotaj kanunu 1 Temmuz 1926'da yürürülüğe girdiği için 1 Temmuz Kabotaj ve Denizcilik bayramı olarak kutlanır. Bu saldırının Kabotaj bayramının hemen sonrasında meydana gelmesi de ilginçtir. Çünkü iki Türk limanı arasında yük taşıyan Türk bandıralı bir gemi yabancı bir devletin silahlı saldırısına uğramıştır. Dolayısıyla bu olay Türkiyenin egemenliğine de açık bir müdahaledir. ................EGEMENLİK İHLALİNE NOTA YOK, KINAMA YOK, İNASNİ BEKLENTİ VAR............... Ege'da işgal edilen adalarımız konusunda NOTA vermek şöyle dursun sessiz kalan, açıklama bile yapmayan Türkiye bu sefer nasıl olduysa bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır. Ancak açıklama keşke hiç yapılması denecek cinsten bi açıklama... Türkiye'nin egemenliği ve uluslararsı hukuka değil insan hayatına yönelik saldırı bağlamında ele alınmış ve bir daha olmaması beklentisinde içinde olunduğu ifade edilmiş. Çünkü ne egemenlik hatırlatması ne uluslararası deniz hukukuna atıf yok. Bu Yunan tarafı için önemli bir mesaj olsa gerek... İHBAR ABD'DEN......... Yunan medyasındaki haberlere göre saldırıya uğrayan Türk gemisinde uyuşturucu taşınıyor ihbarı ABD'den gelmiş. ABD'nin Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi (DEA) gemide uyuşturucu nakledildiği istihbaratını Yunan makamlarına bildirmiş. Yunan medyasında aynı ihbarın Türk makamlarına da verildiği yazılmış. Ancak gemiye Yunan tarafının müdahale etmesi Türk makamlarının bilgisi olduğu söylemini biraz zayıflatıyor. Bu bilginin netleşmesi ve teyit edilmesi halinde bu olayda ABD'nin rolü de konuluşacak gibi gözükmektedir. ..................OYUN BÜYÜK, BUNUN SONU EGE'DE DENİZE BİLE GİREMEMEKTİR................... Ege'de Türk adalarını işgal eden, Kıbrıs'ı Enosis ile kendisine ilhak edecek Yunanistan'ın sonraki hedefi Megali İdea'dır, Anadolu'nun batısını da topraklarına katmaktır. Aslında uzun uzun anlatılır konuşulur ama haydi şimdilik bu hayaldir diyelim geçelim. Ama Ege'deki tüm adaları kontrolü altına almış, Kıbrıs'ı kendine bağlamış Yunanistan'ın Anadolu'daki hedefin egeçmeden yapacağı iş ise Ege'de karasularını 12 mile çıkarmak olacaktır. Bu ise Ege'nin Türkiye'ye kapatılması olacaktır. Bu da adeta Türklerin Ege'de denize girmek için Yunanistan vize istemek zorunda kalması ya da denize girememesi demektir.......... Devlet yönetmek, devletin egemenlik haklarını korumak ciddiyet ister. Aksi halde devletin ve milletin egemenliği ve çıkarları tehlikeye girer.
Cahit Armağan Dilek tarafından 05 Temmuz 2017 Çarşamba 00:00'te yazıldı. 937 defa okundu

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı