Hoşgeldiniz; Bugün 26 Eylül 2017 Salı

FİKİR TANKI

İsrail güdümlü Sünni ittifak mı? İsrail'den S.Arabistan'a: Diplomatik ilişkiye başlayalımİsrail’in İstihbarat ve Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz, Suudi Arabistan Kralı Salman’a İsrail Başbakanı Netanyahu’yu ülkesine davet etmesi çağrısında bulundu. Yisrael Katz, Suudi Arabistan’ın İsrail ile diplomatik ilişkilerini başlatması gerektiğini dile getiriyor. Salı günü bir konferansta konuşan Katz ayrıca, Suudi Arabistan’ın yeni atanan veliahtı Muhammed bin Salman’ın da Tel Aviv’e resmi bir ziyaret için gönderilmesini istedi. “Kral Salman’a İsrail Başbakanı Netahyahu’yu ülkesine resmi ziyaret için davet etmesi çağrısında bulunuyorum.“diye Katz, “Donald Trump sizin ülkenizi ziyaret ettiğinde, ne kadar misafirperver olduğunuzu gördük. Kendi veliahtınızı da Tel Aviv’e gönderebilirsiniz.“dedi. İsrail Savunma Bakanı Lieberman da geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan ile tam diplopmatik ilişkilerin başlaması çağrısında bulunmuştu. Lieberman, “Filistin ile barış görüşmeleri başlamadan önce ılımlı Sünni Müslüman ülkelerle bir barışın sağlanması şart.“demişti. (Kaynak: Euronews Türkçe) ................YORUM................. Suudi Arabistan İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi olayan Arap ülkelerinden biri. Ancak son yıllarda bölgede meyadan agelişmeler, basına sızan gizli görüşmeler, deşifre olan işbirlikleri aralarında diplomatik ilişki olmayan bu ülkenin aslında yoğun bir ortaklık içine girdiğini göstermektedir. Bu ortaklığı tetikleyen en önemli etken ise İran düşmanlığı. S. Arabisatn Körfez bölgesi başta olmak üzee Ortadoğu'da Şii İran'ın nüfuz alanlarının artmasını kendine bir tehdit olarak görürken İsrail İran'ı kendi bekasına en büyük tehdit olarak görmektedir. Temel olarak İran düşmanlığıyla başlayan ortaklık bölgenin dizaynının da bu çerçevede yapılmasına yönelik plan ve projelerle devam ediyor. Bu plan, projelerin hayata geçirilmesinde ise Haziran 2014'te Musul'un işgaliyle dünya gündemine oturan IŞİD en büyük manivela olarak kullanılıyor. IŞİD sonrası dönemde bağımsız bir Kürdistan'ın kurulması gerektiğini ve bunu ilk tanıyanın İsrail olacağı söylemi en üst düzey İsrailli yöneticiler tarafından defalarca ifade edildi. Barzani yönetiminin Irak anayasasına aykırı olarak çıkardığı ve Türkiye üzerinden sattığı petrolün en büyük alıcısı İsrail'dir. Haziran 2105'te İsrail ve S.Arabistan üst düzey iki diplomatın bir dizi gizli görüşmeler sonrasında Oratadoğu'da sözde barışı sağlama adına yedi maddeli bir plan üzerinde anlaştıkları açıklanmıştı. Bu maddelerden biri de Irak, Suriye ve Türkiye'den koparılacak topraklarla bağımsız büyük Kürdistan kurulmasıydı. İşte IŞİD'le birlikte bu planın da yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Barzani yönetimi 25 Eylül'e bağımsızlık referandumu kararı almışken Suriye'de IŞİD'le mücadele bağlamında sahada PKK/YPG bölgesi ile birden fazla Sünni bölgesi oluşturulmakta olduğu görülmektedir. IŞİD'in ABD projesi olduğu ve S.Arabistan tarafından fonlandığına ilişkin ciddi iddialar varken IŞİD'in bölgede sadece İsrail'e saldırı yapmamış olması dikkat çekicidir. Bütün bunlar perde arkası İsrail-S.Arabistan işbirliğinin göstergeleridir. Diğer taraftan 21 Mayıs'ta Riyad'ta yapılan Arap-İslam-Amerikan zirvesinde alınan kararlar İran karşıtı Sünni ittifakının somutlaştığının göstergesidir. Bütün bunlar İsrail'in algıladığı tehdidin bertaraf edilmesi için öngördüğü hususlardır. Nitekim İsrail savunma Bakanı Liberman'ın önceliğimiz Sünni ülkelerle barışmak sözü de sahadaki projelerin İsrail projeleriyle planlarıyla örtüştüğü göstermektedir. İsrailli siyasilerden ite tam da şimdi gelen "S. Arabistan ile diplomatik ilişki kurmalıyız" çıkışlarını da bu bağlamda okumak gerekir. Görünen o ki sahada gizli gizli yürütülen görüşmeler ve yürütülen projelerde sona yaklaşılmış ve bunların su yüzüne çıkartılması zamanı gelmiştir. Önümüzdeki günlerde Riyad zirvesinde işareti verilen Sünni ülkelerle İsrail arasındaki muhtemel ittifakın resmiyete dönüştüğünü görmek şaşırtıcı olmayacaktır. İşte tamda burada şu hatırlatmayı da yapmakta fayda var. Türk hükümetince stratejik ortak görülen S. Arabistan'ın Türkiye karşıtı yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. 05 Haziran'da başlayan Katar krizinde 23 Haziran günü ortaya çıkan Suudilerin Katar'tan isteklerini listeleyen 13 maddeden birinde Katar'daki Türk askeri üssünün kapatılmasının da yer alması Suudi krallığının Türkiye karşıtlığının ve Türk düşmanlığının son tezahürüdür. Bu gerçekleri dikkate almayan bir Ortadoğu politikası izlemek Türkiye'nin güvenliğine ve çıkarlarına aykırı sonuçlar getireceği tartışma götürmez.
Cahit Armağan Dilek tarafından 23 Haziran 2017 Cuma 16:05'te yazıldı. 812 defa okundu

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı