Hoşgeldiniz; Bugün 28 Mayıs 2017 Pazar
Yunanistan|11 Temmuz 2016 Pazartesi

Türkiye’nin Ege’deki ‘Gri Adalar’ Yaklaşımının Hukuki Altyapısı

Ergun Mengi tarafından yazıldı.

Figen Akad isimli Türk ticaret gemisinin, 25 Aralık 1995 günü Bodrum’un 3.8 mil uzağında Kardak Kayalıkları’nda karaya oturmasını takiben, Kardak Kayalıkları’nın egemenliği konusundaki anlaşmazlık Ege’deki egemenlik ihtilaflarına resmi bir nitelik kazandırmıştır[i]. Yunanistan’ın bu tesadüfî olayın öncesinde ve sonrasında icra ettiği bazı faaliyetlerle Ege’de uluslararası antlaşmalarla kendisine devredilmiş hükümranlık haklarını daha da genişletmeye çalışması ve Türkiye’nin, Anadolu’nun 3 deniz mili dışında kalan ada, adacık ve kayalıkların tamamına Yunanistan’ın sahip olamayacağına yönelik iddiaları, Ege Denizi uyuşmazlıklarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bunlar, siyasi karar alıcılar ve—küçük bir kesim hariç tutulursa—kamuoyundan hak ettikleri ilgiyi görmeseler de, milli egemenlik hak ve menfaatlerimizle doğrudan ve hayati derecede ilgili konulardır.

Ege Denizi’nin Hukuki Statüsünü Belirleyen Uluslararası Antlaşmalar ve Arka Plan

Girit Adası’nın da 1669 yılında Osmanlı ülkesine dahil edilmesiyle, Yunanistan’ın 1830’daki fiili bağımsızlığına (resmen 1832’de) kadar, Ege adalarının tamamı Osmanlı egemenliğinde olmuştur. Ege’nin batısında yer alan Kuzey Sporat ve Kiklat Adaları, 1830’da Yunanistan’a bırakılmış, Menteşe Adaları (16 ada) Trablusgarp Harbi sırasında, 1912’de İtalya’nın işgaline uğramıştır. Ekim 1912 - Mayıs 1913 tarihleri arasındaki Balkan Harbi’nde, Yunanistan Ege adalarından Taşoz, Semadirek, Gökçeada, Bozcaada, Limni, Bozbaba, Sakız, İpsara, Sisam ve Ahikerya’yı işgal etmiştir.

-1829 Edirne ve 1832 İstanbul Antlaşmaları: Osmanlı İmparatorluğu,  1829 yılında Rusya ile imzaladığı Edirne Antlaşmasıyla, Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olacağını kabul etmiştir. İstanbul Antlaşmasıyla da Yunanistan’ın bağımsızlığı tanınmıştır.

-30 Mayıs 1913 tarihliLondra Antlaşması[ii], 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması: Balkan Savaşları sonrasında imzalanan Londra Antlaşması’nın 4’üncü maddesi ile Osmanlı Devleti, Girit Adası üzerindeki tüm haklarından Balkan Devletleri lehine vazgeçmiş, bu durum Londra Antlaşması ile teyit edilmiştir.[iii]

-03 Şubat 1914 tarihli Altı Büyük Devlet Kararı: Gökçeada, Bozcaada, Tavşan adaları ve Meis Adası Osmanlı İmparatorluğu’na geri verilmiş ve o tarihte Yunan işgali altında bulunan Ege adalarının Yunanistan’a devredilmesi kararlaştırılmıştır.

-24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması: Ege adaları hakkında temel metinleri 6, 12, 15 ve 16’ncı maddelerinde yer almaktadır.  Lozan Antlaşması Md. 12’de[iv], Türkiye’nin egemenliğini devrettiği adalar ismen sayılarak (ve bu adalara yakın adacıklar ibaresiyle) İtalya ve Yunanistan’a devredilmiştir[v].

-10 Şubat 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nın 14/1. Maddesi gereğince[vi], İtalya ismen sayılan Stampalia (Astropalia), Rhodes (Rhodos), Calki (Kharki), Scarpanto, Casos (Casso), Piscopis (Tilos), Misiros (Nisyros), Calimnos (Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Simi (Symi), Cos (Kos) ve Castellorizo ile bu adaların civarındaki, adacık ve kayalıkları Yunanistan’a devretmiştir.

Türkiye’nin İddiası:Türkiye, uluslararası hukuki bağlayıcılığı olan bu antlaşmalarda ismen belirtilen adalar haricindeki 152’den fazla ada, adacık ve kayalığın egemenliğinin tartışmalı olduğunu, bunların Yunanistan’a devredilmediğini iddia etmektedir.

Yunanistan’ın İddiası: Yunanistan, Ege’de ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenliğin, 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmalarının, Ege Adaları üzerinde egemenliğin tesisi konusunda hiçbir boşluk ve eksiklik içermediğini ve bu bölgede statüsü belli olmayan ada, adacık ve kayalığın mevcut olmadığını iddia etmektedir.

Türkiye’nin Tezleri; Türkiye, Ege’de Osmanlı/Türk hâkimiyetinden çıkan ve Yunanistan’a devredilen adaların, hukuken bağlayıcı olan uluslararası antlaşmalarda açıkça tanımlandığını ve ismen sayıldığını, bazı küçük ada, adacık ve kayalıkların ise açıkça tanımlandığını ifade etmektedir.

Türkiye, Ege’de Lozan ile Paris Antlaşmalarında egemenlik devrine konu olmayan ada, adacık ve kayalıklar hakkında, Lozan Antlaşması Md.16’da belirtilen uluslararası bir çalışmanın halen bugüne kadar yapılmadığını ve bu ada ve adacıkların egemenliklerinin belirsiz olduğunu iddia etmektedir.

Bu konuda Türk tezini destekleyen diğer bir olgu da, IInci Dünya Harbinde bir kısım Ege adalarını Almanlardan alarak geçici işgal altında tutan ve bilahare Yunanistan’a devreden İngiltere’nin, ellerinde tuttukları sürece yayınlamış oldukları 1943 ve 1944 tarihli Ege haritalarında, Kardak ve benzer bazı ada ve adacıkları Türk egemenliğinde göstermiş olmasıdır[vii].

Lozan Antlaşmasının konuya ilişkin maddeleriçok önemli olup, birer birer ele alınacaktır: Lozan Barış Antlaşması Md.6’daki “İşbu antlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, deniz sınırları kıyıya 3 milden daha yakın bulunan ada ve adacıkları içine alacağına” ve Md.12’deki “...İşbu Antlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından üç deniz milinden az bir uzaklıkta bulunan adaların Türk egemenliğinde kalacağına” ilişkin hükümler Türkiye’yi üç deniz mili içine hapseden bir yaklaşım değildir. Bu maddeler, aslında Anadolu sahillerinden itibaren üç deniz mili içindeki adalar üzerindeki Türk hakimiyetini teyit etmekte, eğer varsa Antlaşmalarda yazılması unutulan, ileride çıkabilecek bir egemenlik sorununa engel olan bir garanti, bir sigorta maddesidir.

Burada Yunanistan tarafından ısrarla dile getirilen ve en çok tartışılan 16. Maddeyi[viii] etraflıca incelemek gerekmektedir. Lozan Antlaşması, Md.16’da, “Türkiye, işbu Anlaşma’da.....egemenliği tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; ... bu adaların geleceği, ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır” hükmü yer almaktadır.

İşte Türkiye; egemenliği devredilmeyen 152 ada/adacık ver kayalığın egemenliğinin saptanacağı uluslararası konferansı/anlaşmayı halen beklemektedir.

Lozan Antlaşması’nın 12 ve 15’inci madde hükümlerine rağmen, Anadolu sahillerinden üç mil uzaktaki diğer tüm ada ve adacıkların İtalya’ya (1947 sonrası Yunanistan’a) ve Yunanistan’a devredildiğini ve 16’ncı maddeyi toptan feragat olarak yorumlamak, hem Lozan Barış Antlaşması’nın içeriğine, hem de egemenlik devrine ilişkin Uluslararası Hukuk kurallarına uygun değildir[ix].

Peki, o zaman 16. Maddedeki bu feragat ifadesi niçin yazılmıştır? Bu husus dikkatle incelenmesi gereken bir maddedir ve düğüm burada çözülecektir. I. Dünya Savaşı ile yıkılan ve paylaşılan Osmanlı İmparatorluğu o kadar büyük bir cihan imparatorluğu idi ki, sınırları Tunus’tan, Karadeniz’e; Kızıldeniz’den Basra Körfezine kadar uzanmaktaydı. Bu kadar büyük bir deniz coğrafyasında Kızıldeniz’de, Libya önlerinde, Tunus önlerinde, Basra Körfezinde isimleri yazılması unutulan, bir toprak parçası, ada, adacık kayalık kalırsa, Türkiye’nin ileride bir hak iddia etmesini şimdiden engellemek amacıyla yazılmıştır[x]. Bu amaç o kadar belirgindir ki maddeyi yazarken sadece adalardan bahsedilmemiş “…belirlenen sınırlar dışındaki topraklar ile …adalardan..” şeklinde kaleme alınmıştır.

Uluslararası Hukuk ve Mahkeme Kararları; Bu konuya açıklık getirecek Uluslararası Hukuk ve Mahkeme kararları var mıdır? Evet, Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi, Lozan Barış Antlaşmasına kadar Osmanlı egemenliğinde bulunan Kızıldeniz’deki ada, adacık ve kayalıklar üzerinde, Eritre ile Yemen arasındaki egemenlik uyuşmazlığını, 9 Ekim 1998 tarihinde karara bağlamıştır. Sürekli Hakem Mahkemesi, Lozan’ın 16ncı maddesini yorumlayarak; “Türkiye’nin 1923’e kadar egemenliği altında bulunan Kızıldeniz adaları üzerindeki haklarından feragat ettiği; bu adalar üzerinde münhasır egemen yetki kullanımının şimdilik belirlenmediği ve bu belirsizliğin ileride ilgili taraflarca çözüme bağlanacağını”, hüküm altına almıştır.

Sonuç

Ege Denizi’nde antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmeyen ada, adacık ve kayalıklar üzerinde Türkiye’nin hak iddia etmesi hukuken doğrudur. Bu nedenlerle, EGEAYDAAK sorunu Lozan Antlaşması Md. 16 da belirtilen, yapılacak bir uluslararası antlaşma/konferans ile saptanmalı ve ondan sonra Ege’de deniz yetki alanlarına ilişkin sorunlar ele alınmalıdır.

KAYNAKÇA

Başeren, Sertaç Hami, Ege Sorunları, Dz.Tarih Araştırmalar Vakfı, Ankara, 2006, s.185.

Başeren, Sertaç Hami, “Kıta Sahanlığı: Doğal Uzantı ve Mesafe İlkesi İlişkileri”, Dış Politika Dergisi, C.VI, 1995.

Başeren, Sertaç Hami, Kurumahmut Ali, Ege’de Egemenliği Devredilmemiş Adalar, Ankara Üniversitesi basımevi, Ankara, 2003.

Apatay, Çetinkaya, Ege’de Olup Bitenler, Deniz Kuv. İkmal Grup Komutanlığı Basımevi, İstanbul, 2006.

Denk, Erdem, Egemenliği Tartışmalı Adalar: Karşılaştırmalı Bir Çalışma (Kardak Kayalıkları ve Spratly ve Senkaku/Diaouyu Adaları Örnekleri), Ankara 1999.

İnan Yüksel, Başeren, Sertaç Hami, Status of Kardak Rocks-Kardak Kayalıklarının Statüsü, Ankara 1997.

Kurumahmut Ali, (yayına hazırlayan) Ege’de Temel Sorun, Egemenliği Tartışmalı Adalar, Türk tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1998.

Pazarcı Hüseyin, “Ege denizindeki Türk-Yunan Sorunlarının Hukuki Yönü”, Türk-Yunan Uyuşmazlığı, derleyen Vaner, S., Ankara 1990, s.118.

Syrigos, Angelos M., The Status of the Aegean Sea According to International Law, Sakkoulas/Bruylant,1998.

 


[i]Sertaç H. Başeren, Ege Sorunları, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Yayınları, Ankara, 2006, ss.46-47.

[ii]Londra Antlaşması , 30 Mayıs 1913,I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti'nin yenilmesiyle imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre; Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez  hattı olacaktır. Selanik, Güney Makedonya  ve Girit, Yunanistan'a verilecektir.  Orta ve Kuzey Makedonya, Sırbistan'a bırakılacaktır.  Ege Adaları'nın geleceğinin saptanması büyük devletlere bırakılacaktır. 

[iii]Londra Antlaşması, Md.4 Girit Adası Yunanistan’a bırakılacak, Md.5. Ege Denizinde Girit Adası dışında kalan adaların kime ait olacağını tespitini, Büyük Devletler kararına bırakılacak.

[iv]Lozan Antlaşması, Madde 12 . İmroz ve Bozca Adaları ile Tavşan Adaları dışında, Doğu Akdeniz Adaları ve özellikle Limni, Semendirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya Adaları üzerinde Yunan egemenliğine ilişkin 17/30 Mayıs 1913 günlü Londra Andlaşmasının beşinci ve 1/14 Kasım 1913 günkü Atina Andlaşmasının on beşinci Maddeleri hükümleri uyarınca 13 Şubat 1914 günkü Londra Konferansında alınıp 13 Şubat 1914 günü Yunan Hükümetine bildirilen karar, işbu Andlaşmanın İtalya'nın egemenliği altına konulan ve on beşinci Maddede yazılı olan Adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak koşulu ile doğrulanmıştır. Asya kıyısından üç milden az uzaklıkta bulunan Adalar, işbu Andlaşmada tersine hüküm olmadıkça, Türkiye egemenliği altında kalacaktır.

[v]Lozan Antlaşması, Md.15, Türkiye aşağıda sayılan Adalar üzerindeki tüm hak ve senetlerinden İtalya yararına vazgeçer: Bugün İtalya'nın işgali altında bulunan Astampalya (Astropalia), Kodoş (Rhodes), Kalki (Calki), Skarpanto, Kazos (Casso), Piskopis (Tilos), Misiros (Misyros), Kalimnos (Kalymnos), Lcros, Patmos, Lipsos (Lipso), Sombeki (Simi) ve Istanköy (Kos) Adaları ile bunlara bağlı olan adacıklar ve Meis (Castellorizo) Adası

[vi]1947 Paris Barış Antlaşması’nın 14/1. maddesinin İngilizcesi şöyledir. “1. Italy hereby cedes to Greece in full sovereignty the Dodecanese Islands indicated hereafter, namely Stampalia (Astropalia), Rhodes (Rhodos), Calki (Kharki), Scarpanto, Casos (Casso), Piscopis (Tilos), Misiros (Nisyros), Calimnos (Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Simi (Symi), Cos (Kos) and Castellorizo, a well as the adjacent islets.”, 14/2. These islands shall be and shall remain demilitarised.

[vii] Başeren, a.g.e, s.66

[viii]Lozan Ant. Madde 16 — Türkiye işbu Andlaşmada belirlenen sınırları dışındaki tüm topraklar ile bu topraklardan olup gene bu Andlaşma ile üzerinde kendi egemenlik hakkı tanınmış bulunanlar dışındaki Adalarda ki bu toprak ve Adaların geleceği ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır. Her ne nitelikte olursa olsun, sahip olduğu tüm hak ve senetlerden vazgeçtiğini açıklar. İşbu Maddenin hükümleri komşuluk nedeniyle Türkiye ile ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz. (Article 16: Turkey hereby renounces all rights and title whatsoever over or respecting the territories situated outside the frontiers laid down in the present Treaty and the islands other than those over which her sovereignty is recognised by the said Treaty, the future of these territories and islands being settled or to be settled by the parties concerned)

[ix]Kurumahmut, a.g.k. s.94.

[x]Ergun MENGİ, , “Ege’deki Türk-Yunan Sorunlarının Uluslararası Hukuk Bakımından İncelenmesi”, Yayımlanmamış Yüksek Lisan Tezi, Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü,  2008, ss. 59-60.

Bu yazı 1890 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı