Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ekim 2018 Çarşamba
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|17 Temmuz 2018 Salı

PKK Terör Örgütü Karadeniz’de Ne Arıyor?

Ünal Atabay tarafından yazıldı.

 

Terör Örgütü, Karadeniz’de 1990’lı Yıllardan Beri Faaliyettedir.

PKK Terör Örgütü; 34 yıldır Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde terör eylemlerine devam ederken, 25 yıldır da zaman zaman Karadeniz bölgesinde eylemlerde bulunduğunu görmekteyiz.

Son olarak; 09 Temmuz 2018 tarihinde Giresun/Güce kırsalında çıkan çatışmada bir uzman çavuşumuz şehit olmuş ve 14 Temmuz 2018 tarihinde Gümüşhane/Kürtün’de çıkan çatışmada ise 2 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir.[[i]]

İlk akla gelen; “PKK ne arıyor Giresun’da, Gümüşhane’de? Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki etnik kimliğe dayalı planları biliniyor fakat Kürt etnik kimliğine dayandıramayacağı Karadeniz bölgesinde ise ne yapmak istiyorlar?” diye insan kendine bu soruyu sormadan duramıyor.

Terör örgütü, bölgede 1990’lı yıllardan beri faaliyettedir. Niçin buraları terk etmek istememektedir? Niçin bölgeyi mesken edinmek istemektedir? Bunların cevabını öncelikle bölgenin stratejik öneminde bulabileceğimizi söylemek mümkündür.

Karadeniz’in Stratejik Özelliği PKK’nın Vazgeçilmezidir

Tarihsel geçmişiyle insanlığın ilk dönemlerine kadar uzanan Karadeniz bölgesi, sahip olduğu stratejik konumuyla eski çağlardan beri önemli görevler üstlenmiş ve mücadele alanı olmuştur.

Doğu-Batı hattında köprü görevi taşıyan bölge; Urartulara, Greklere, Perslere, Romalılara ve Pontuslara ev sahipliği yapmıştır. Tüm bunlarla birlikte büyük güç mücadelelerinin hep merkezinde yer almıştır.

İçinde bulunduğumuz süreçte de stratejik ve jeopolitik konumuyla küresel güçlerin hedefinde olma özelliğini sürdürmektedir. Tek bir fark ise, sadece oyuncuların değişmesidir.

Karadeniz Bölgesi, Hazar Havzasındaki enerjinin batıya uzanımını kolaylaştıran bir çıkış kapısı olma özelliğindedir. Küresel güçlerce; Orta Doğu’nun önemi kadar ve hatta bu önemi tamamlayıcı unsur olarak, Karadeniz-Hazar-Orta Asya ekseninin coğrafi konumu üzerinde denetim ve kontrolü sağlayacak derin hesapların yapıldığı düşünülmektedir.

İçinde bulunduğumuz yüz yılda dünya; ciddi çekişmelerin/yaygın çatışmaların yaşanacağı Orta Doğu’da ve Orta Asya’da siyasi ve ekonomik şekillenmelere sahne olacağa benzemektedir. Bu coğrafyalarda önemli güç mücadelesinin yaşanacağı, bu nedenle bölgesel ülkelerin saflarının şimdiden belli olmaya ve yeni ittifaklara doğru evrildiğini söylemek mümkündür.

Karadeniz bölgesini de içeren söz konusu eksen/kuşak; Rusya’nın güneye sarkmasını, Çin’in enerji havzasına uzanmasına engel olabilecek stratejik bir kontrol hattıdır. Bu kuşak, enerji hatlarının konrolünü sağladığı kadar yeni dünya düzeninde Ermenistan’a biçilecek rol için de önemli coğrafi konumu kapsamaktadır.

Diğer taraftan ABD; uzun vadede Rusya ve Çin etkisini ortadan kaldırmak ve bu coğrafyanın zenginliklerinden istifade için 1994 yılında kurulan ve 2005 yılında fiilen ortadan kalkan “Orta Asya Birliği”[[ii]]ni (Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan) kendisine tabi kılacak şekilde yeniden tesis etmek istediği düşünülmektedir.

Söz konusu birliğe Türkiye o dönemde de dahil edilmemiştir. Yine  aynı şekilde dahil edilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. İşte bu noktada, Karadeniz-Kafkasya Havzası-Orta Asya’nın küresel güç odaklarınca vazgeçilmezliği öne çıkmaktadır.

Türkiye’siz “Orta Asya Birliği”nin tesisi düşüncesi, Anadolu’nun Orta Asya ve Kafkasya Coğrafyası ile bağının fiziken koparılması anlamına gelmektedir. Bu durum, PKK’nın Karadeniz faaliyetleri ile birlikte mütalaa edildiğinde Ermenistan’ın ve sözde Kürdistan’ın Karadeniz’e çıkışının sağlanması düşüncesinin yattığı söylenebilir.

Tüm bu niyetlerin Karadeniz bölgesinde birleşebilmesi için; eski Rum-Pontus hayalinin canlandırılması, Ermenistan’ın denize çıkış iştahının kabartılması, sözde Kürdistan’ın Akdeniz’e alternatif olarak denize çıkış hayalinin yaşatılması gerektiği bir gerçektir.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde etnik temele dayalı, sözde federatif bir Kürdistan inşa etmeyi planlayan  PKK Terör Örgütü’nün hedeflediği bu coğrafi bölgenin dışında bir alan olmasına rağmen “Karadeniz bölgesinde teröristler ne arıyorların” cevabı, yukarıda kısaca belirtilen stratejik amaçta gizlidir.

Karadeniz Bölgesi başlangıçta sözde Kürdistan haritasında bulunmamaktaydı ve halen değişik haritalar bir çok ortamda dolaşımda bulunsa da, temelde Karadeniz bölgesi sözde Kürdistan haritası içerisinde görünmemektedir. “O halde PKK Terör Örgütü bölgede ne yapmak istemektedir” sorusunu tekrar tekrar sormak gerekir.

PKK Üzerinden Bölgede Ermeni / Rum-Pontus Alt Yapısı Hazırlanmakta

Gelinen noktada, büyük stratejik hamlenin önemli ayağını oluşturan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kontrolü ile özetle;

  • PKK üzerinden bölgede Ermeni / Rum-Pontus alt yapısının hazırlandığı ve uzun vadede Türkiye’nin Kafkasya bağının kesilmek istendiği,
  • Sözde müstakbel Rum-Pontus sahasına komşu olacak şekilde, gelecekte Ermenistan ile birlikte sözde Kürdistan’ın Artvin üzerinden Akdeniz'e alternatif olarak denize çıkışının arzulandığı,
  • Böylece Türkiye’nin, oluşabilecek bir “Orta Asya Birliği” ile bağlarının tamamen kopartılmasının ve Anadolu’nun yalnızlaştırılmasının düşünüldüğü değerlendirilmektedir.

Görüldüğü gibi bu stratejik hamle, Orta Asya’ya kadar uzanmakta ve bir taşla üç kuşun vurulması hedeflenmektedir. İşte büyük oyunun önemli parçasının bu olduğu düşünülmektedir.

Söz konusu oyun, PKK üzerinden yürütülmektedir. Oyunun tezgahlandığı bölge yukarıda da vurgulandığı gibi maalesef Doğu Karadeniz bölgesidir.

Bölgede 1980 öncesi sol örgütlerin oluşturduğu tabanları bulunmaktaydı ve bu örgütlerin iş birliğinden istifadeyle 1993 yılından itibaren PKK burada alan yaratma gayreti içerisinde olmuştur.

PKK, Doğu Karadeniz bölgesine “Kuzeye İlerleyiş”[[iii]] adı altında 1993 yılında girmiş ve bu yıl içerisinde; öncelikle bölgenin mücadeleye uygunluğu ve iş birlikçi ağının tesisine yönelik keşif-istihbarat çalışmasında bulunmuştur.

Nitekim PKK, 1993 yılında yapılan keşif-istihbarat çalışması sonrasında bölgedeki alt yapının kendi lehlerine hizmet edebilir durumda olduğuna kanaat getirilmesini müteakip, Doğu Karadeniz’e yerleşme kararını 1994 yılında gerçekleştirdiği III’üncü Konferansı’nda almıştır.[[iv]]

Örgüt o dönemde, Karadeniz’e açılma planını; "TC’nin Karadeniz’in etnik zenginliğinin üzerine döktüğü betonu kırarak altındaki etnik zenginliği ortaya çıkaracağız" [[v]] sözleriyle açıklamıştır.

Burada ifade edilmek istenilen etnik zenginlik nedir, kimlerdir?, örgüt, esas niyetlerinden birini burada açıklığa kavuşturmaktadır. Üzeri betonla örtülenler, herhâlde kripto Ermeni ve Rum-Pontus’dan başka bir şey değildir.

Terör örgütü, 1995 yılında Irak Kuzeyi Haftanin’de gerçekleştirdiği V’inci Kongresi’nde de; “...savaşın, ülke geneli de göz önünde bulundurularak bütün sahalara yayılmasını...[[vi]] şeklindeki karar gereği olarak 1997 den itibaren Karadeniz’de eylemlerini fiilen başlatmıştır.

Söz konusu tarihte Doğu Karadeniz’de terör olayları başlayınca, örgütün kanalı dönemin MED TV’sinde sözde Koçgiri eyalet komutanı S.Çürükkaya’ nın vermiş olduğu bir demeci burada paylaşmak ibret için yerinde olacaktır. Adı geçen şahıs neden Doğu Karadeniz’de olduklarını şöyle açıklamıştır;[[vii]]

  • Düşmanı cephe gerisinde yıpratmak ve durdurmak,
  • Düşmanın belirli bir bölgede yoğun ve tecrübeli birliklerini başka bölgelere dağıtarak Kürdistan’da büyük ve kalıcı başarılar elde etmek,
  • Kardeş halklara özgürlük ve demokrasi getirmek,
  • Tarihsel süreç içerisinde bölgede yaşayan halklara hak ettikleri topraklarda özgürlük ve demokrasi içerisinde yaşamalarını sağlamak.

Teröristbaşı Öcalan ise, İmralı duruşmalarında bölgeye ilişkin verdiği ifadesinde şöyle diyordu; “...Karadeniz’de Ayhan (K) sorumluluğunda (40-50) civarında bir bölük DHKP-C ile iç içedir..., Karadeniz’e açılımda amaç; TİKKO, TDP, DHKP/C ve PKK’nın müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı..., Karadeniz Bölgesi’nde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa’da yapıldı. Ancak yürümedi...[[viii]]

Öcalan’ın İmralı yargılamaları gerekçeli kararında da; “...1995 yılında yapılan V’inci Kongre’de örgütün Karadeniz ve Toroslar Bölgesi’ne açılması kararını alması üzerine silahlı faaliyetlerin bu bölgelere taşındığı...”[[ix]]şeklinde belirtilmiştir.

PKK Doğu Karadeniz’e açılmak suretiyle, kuzey hatta eylem kuşağı oluşturarak, taktik anlamda; mücadele alanını genişletmek, güvenlik güçlerinin gücünü dağıtmak, eylem sahasını genişletmek ve halk üzerinde korkuyu yurt sathına yaymak, Gürcistan-Ermenistan hattında bir koridor oluşturarak buraları lojistik, silah ve mühimmat ikmalinde kullanmak amaçlarıyla yaparken, stratejik anlamda ise; Ermeni / Rum-Pontusu canlandıracak alt yapıyı oluşturmaktır.

Bu alt yapıyla ilişkili sürdürülen diğer hedefler yukarıda ortaya konulmuştur. Şimdi de Rum-Pontus tehlikesine tarihsel süreçte yaşanılan örneklerle dikkat çekmek yerinde olacaktır.

Rum-Pontus Hayali ve PKK

Yukarıda da ifade edildiği gibi, PKK Terör Örgütü’nün bir kısım unsurları söz konusu bölgede sözde Kürdistan mücadelesi için dolaşmamaktadırlar.

PKK bu bölgede, “Karadeniz Gücü” yapılanması maskesi altında Ermeni / Rum-Pontus’un alt yapı çalışmaları için taşeronluk hizmeti yapmaktadır. PKK’nın meşhur Karadeniz açılımı stratejisinin arka planında temelde gizli Ermeni ve Pontusçuluk faaliyeti bulunmaktadır.

 

Karadeniz gücünü oluşturan teröristler uzun yıllar; Amasya, Samsun, Çankırı, Tokat, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Trabzon ve Artvin il sınırları içerisinde dolaşmaktaydılar. Son dönemde ise; Ordu-Giresun, Gümüşhane-Trabzon ve Artvin-Ardahan olmak üzere 3 ana bölgede küçük gruplar halinde bulunmaktadırlar.

Örgütün bu illerdeki faaliyetleri, ayrılıkçı Kürt etnik mücadelesinin dışında çok başka şeyler ifade etmektedir. “PKK Terör Örgütü’nün, Karadeniz’deki söz konusu illerde ne arıyor olabilirler” sorusunu her defasında kendimize sormalıyız.

Bu terörist güçlerin; bölgede hangi köylerle, kimlerle irtibat halinde olduğu ve faaliyetleri yakından takip edildiği takdirde, Kürtçülük maskesi altında asıllarını saklayan ama hainane düşüncesinden asla vazgeçmeyen ayrılıkçı kripto Ermeni ve Rumlarla birlikte nasıl Pontusçuluk alt yapısının hazırlandığı rahatlıkla görülecektir.

Bu bölgede PKK ile el birliğinde Pontusçuluk faaliyeti olduğundan hiç şüphe yoktur. Pontusçuluk PKK kadar tehlikelidir. Bugün için sönümlenmiş gibi görünen ancak derinden sinsice çalışmalar yapıyor olabilecekleri üzerinde durularak yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini yakından izlemek gerekmektedir. Diğer taraftan, uluslararası alandaki örtülü girişimlerini de yakından takip etmedikçe tehdit kapıya dayandıktan sonra geç kalınmış olacaktır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun sön döneminde iş birlikçilikten yüzleri kızararak yaşadıkları Karadeniz topraklarını terk eden ahalinin bu eski örgütlenmesi, PKK ile birlikte hareket ederek stratejik amaçlarına hizmet etme arayışları içerisinde olduklarından hiç şüphe yoktur.[[x]]

Nitekim Pontusçular geçmişte de Birinci Dünya Savaşı döneminde ciddi bir örgütlenmeye girerek İnebolu’dan Batum’a kadar teşkilatlanmışlar ve birçok çete eylemlerinde bulunmuşlardır. Rum-Pontus çeteleri 1916 yılında Rus işgali döneminde de Ruslarla işbirliği yapmışlar ve o dönemde Doğu Karadeniz’in işgaline yol açmışlardır.

PKK’nın Yoğunlaştığı Eylem Hattı ile Wilson Haritası Örtüşmektedir

1920 Sevr Anlaşması’na göre Osmanlı topraklarında Ermenistan ve Kürdistan’ın kurulması kararlaştırılmıştı. Ermenistan’ın batı ve güney sınırlarının tespit edilmesi yetkisi dönemin ABD Başkanı Wilson’a verilmişti.

Verilen bu görevi tamamlayarak Müttefik Kongresi’ne sunduğu haritadaki sınırlara dikkatle bakalım; “Giresun’un yirmi kilometre doğusundan başlayarak Dersim’in doğu eteklerine, Erzincan’ın yirmi kilometre batısına kadar inip sonra Erzincan’ın güneyinden Bingöl Dağları’nın güney eteklerine varır, Bitlis’in yirmi kilometre güneyinden devam ederek İran sınırına ulaşır.”[[xi]]ifadesi unutulmaması gereken tarihi bir belgedir.

Wilson haritasındaki Giresun hattı dikkat çekici bir bölgedir. PKK’nın Karadeniz gücü olarak adlandırdığı terörist grubun zaman zaman bu hattaki eylemleri bu bölgede etkin olarak dolaşıyor olmaları, 1920 yılında çizilen bu hatta hiçbir değişikliğin olmadığının ve günümüzde halen geçerliliğini koruduğunun, Rum-Pontus, Ermenistan-PKK ittifakının devam ettiğinin bir göstergesidir.

 

ABD Eski Başkanı Wilson Haritası (1920)

Söz konusu gizli niyetlerini açığa vuran yaşanmış olayı ve tarihsel durumu burada hemen hatırlatmak yerinde olacaktır.

Trabzon Rum İmparatorluğu’nu 15 Ağustos 1461 de Fatih Sultan Mehmet yıkmıştır. Aynı tarihte bunun adeta rövanşını alırcasına yani 15 Ağustos 2010’da “Paflagonya Yürüyüşü” adı altında Trabzon/Sümela Manastırı’nın açılışına gelen gençlerin üzerlerine giydikleri tişörtlerde (yukarıdaki resimde), Karabük’ten Batum’a kadar olan Karadeniz bölgesinin büyük bir kısmını kapsayan bir Rum-Pontus haritasını sırtlarında taşıdıklarını[[xii]] ve ülkemizde çok rahat bir şekilde bu yöre topraklarının sahiplerinin kendileri olduklarını içimizde dolaşarak söyleyebilmişler ve bu millet bunlara hoşgörü ile bakabilmiştir.

Tabii ki bu eylemin bir hoşgörü mü, bilinçsizlik mi, cahillik mi, yoksa uyuşturulmuş bir toplumun anlamsız bakışlarına takılamayan ayrıntı mı olduğu elbette tartışılır.

Çok uzak değil, 1993 Ağustos’unda yani günümüzde, Sümelalı Meryem Ana Vakfı’nda düzenlenen bir toplantıda konuşan o tarihteki Yunan Başbakanı Mitsotakis bakınız neler söylüyor; “Anadolu’daki Helenizmin bu bölgedeki köklerinden kopmasından 70 yıl sonra, milletimizin tarihinde bir daha böyle bir trajedi yaşamaması için dua etmeliyiz, dedelerimiz, Pontus topraklarına dönüş hayalini size miras bırakarak öldüler, bu mirası kalbinizin içinde koruyun, Pontus’u ve kökeninizi asla unutmayınız, kaybedilmiş vatanın anası, Helen ırkının en güzel idealleri ile bağdaşmıştır…”[[xiii]]demekle ideallerinin ve kindarlığının hala sönmediğini anlatmaktadır.

Yine 2001 yılında, “Veneto’dan Batı Karadeniz Bölgesi’ne” sloganı ile yapılan bir gezide; “Köklere Dönüş Projesi” adı altında  dağıtılan dosyada bulunan bir haritaya göre, sözde Anadolu federe devletlerin adları şöyle: “Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, likya, Pamfilya, Frikya, Klikya, Kapodokya, Galatya, Paflagonya, Pontus, Ermeniya, Antakya ve Mezopotamya.”[[xiv]]

Dikkat edilirse yukarıdaki sözde Anadolu federe devletlerinde Kürtlere hiç yer yoktur. Ermenilere ve Rumlara ise yer vardır. Belki Mezopotamya ismi Kürtleri çağrıştırıyor gibi görünse de bu bölgede yaşayan Süryaniler, Keldaniler vb.de düşünüldüğünde de ayrılıkçı Kürtler bunlarla birlikte sömürülen şehir devletçiklerine kavuşmaktan öteye gidemeyecekleri görülmektedir.

Taşeron örgüt PKK’nın yol haritası işte bu şekilde Anadolu’nun parçalara ayrılmasıdır. Kürdistan hayalleri ise Zagros dağlarına gömülecektir. Öcalan’ın hayalleri tarih olurken bu milletlerin evlatlarını kırdırdığı ile kalacaktır. Ayrılıkçı Kürtlerin kazanacakları hiçbir şeyleri olmayacaktır. Bundan kazançlı çıkacaklar küresel dış odaklar olacaktır.

Sonuç olarak;

Türkiye’nin Orta Asya-Kafkaslar üzerinden güvenlik politikası yeni bir konsept ile ele alınmalı,

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün siyasi ve askeri ayağı da olacak şekilde etkin bir yaklaşımla devreye alınmasına öncülük edilmeli,

Karadeniz'e sınırdaş olan ülkelerin dışında hiç bir ülkenin bölgeye girmesine müsaade edilmemeli,

Söz konusu stratejik önlemlerin yanı sıra, bir taraftan da PKK’nın Doğu Karadeniz faaliyetleri güvenlik-istihbarat boyutunda yakından takip edilmeli ve diğer taraftan da yöre halkının bu tehdit karşısında uyanık olunması yönünde bilinçlendirilmesi faaliyetlerinde bulunulmalıdır.

 

 

 


[[i]]  www.milliyet.com.tr, “PKK’nın Karadeniz Yapılanmasındaki Lider İsmi Etkisiz Hale Getirildi”, 15 Temmuz 2018, Milliyet.

[[ii]]  Der. M.Turgut Demirtepe, “Orta Asya ve Kafkasya’da Güç Politikası”, USAK Yayınları:16, Ankara, Nisan-2008, S.40.

[[iii]]  www.milligazete.com.tr,“Karadeniz PKK’ya Kabus Oldu”, 01 Ekim 2016, Milli Gazete.

[[iv]]  Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Esas:1999/98, İddianame No:1999/78, s.49.

[[v]]  www.milligazete.com.tr,“Karadeniz PKK’ya Kabus Oldu “01 Ekim 2016, Milli Gazete.

[[vi]] PKK V’nci Kongre Kararları, Weşanên Serxwebûn 72, 2’nci baskı, 1995, s.66.

[[vii]]  Mavi28.Blogcu.com/PKK-neden-Karadeniz-de/376970.

[[viii]] https://hasanbalcibelgeleri.wordpress.com/2012/02/,“Abdullah Öcalan İfade Tam Metni” , 07 Şubat 2012.

[[ix]] 2 Nu.lı Devlet Güvenlik Mahkemesi, Esas No:1999/21, Karar No:1999/73.

[[x]]  Ünal Atabay, “Ayrılıkçı Kürtlerin Musalla Taşı PKK”, Ankara, Alibi Yayıncılık, Nisan 2017, s.163.

[[xi]] Wilson Haritası Dijital Hali:http://ww.wdl.org/en/item/47/zoom.htlm.

[[xii]]  Sümela’dan Sonra Ayasofya’ya Yönelik Talepler Gelmeye Başlar mı?,https://patriklik. wordpress.com, 25.08.2010.

[[xiii]]  a.g.e., s.55.

[[xiv]]  Arslan Bulut, “Açılımın Şifreleri”, III’ncü Baskı, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul, 2010, s.194.

Bu yazı 3236 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı