Hoşgeldiniz; Bugün 14 Aralık 2017 Perşembe
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|14 Eylül 2017 Perşembe

PKK’nın Korkusu; SİHA ve İHA’lar

Ünal Atabay tarafından yazıldı.

 

Silahlı / silahsız insansız hava araçlarının (SİHA / İHA) Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kullanılmasına ve envanterine girmesiyle birlikte, muharebe imkân ve kabiliyetinde kuvvet çarpanı etkisiyle kendisini göstermeye başlamıştır. Bu vasıtalar, modern orduların günümüz harp sahasındaki ayrılmaz önemli muharebe sistemleridir.

Dünya tarihinde ilk İHA, ABD’li mucit Elder Speryy tarafından Curtis N-9 ismiyle Mart 1918’de uçurulmuştur.[i] Terörle mücadele kapsamında ilk SİHA saldırısı, 14 Kasım 2001 tarihinde Afganistan’da Taliban’a karşı gerçekleştirilmiştir.[ii] Bu sistemler, söz konusu tarihlerden beri harp sahalarında ve terörle mücadele alanlarında etkin olarak kullanılmaktadır. Her geçen gün kazandırılan teknolojik yeteneklerle, terör örgütlerinin asimetrik mücadele üstünlüğü önemli ölçüde ortadan kaldırılmaktadır.

İHA sistemlerinin etkili gözetleme yeteneği ve SİHA sistemlerinin ise etkili nokta atışları; terör örgütlerinin arazide bırakınız büyük gruplar halinde dolaşmasını küçük gruplar halinde dahi dolaşmalarını ve arazi yapısının sağladığı gizlenme avantajlarını önemli oranda ortadan kaldırmaktadır.

Türkiye, İHA  sistemlerine sahip olabilmek için 1980’li yılların sonlarında çalışmalara başlamış, ilk prototip 1990 yılında TUSAŞ tarafından geliştirilmiştir.[iii] Diğer taraftan, 1994-1998 yılları arasında yurt dışından tedarik edilen İHA’larla terörle mücadeleye destek verilmesine gayret edilmiştir. İlk yerli üretim 1995 yılında TUSAŞ tarafından gerçekleştirilmiş[iv] ve yine 2000 yılı başında da gelişen ihtiyaçlara göre TUSAŞ tarafından yeni bir prototip İHA geliştirilmiştir.[v]

2004 yılına gelindiğinde, tekrar artan PKK/KCK Terör Örgütü faaliyetleri ve dünyadaki gelişmeler çerçevesinde İHA ihtiyacı üzerinde geliştirici çalışmalara yeniden devam edilmiş ve 2007 yılından itibaren yerli İHA sistemleri, 2015 yılından itibaren ise yerli SİHA sistemlerinin kullanılmasına başlanmıştır.[vi],[vii] Diğer taraftan, dönem içerisinde ABD ve İsrail üzerinden gerek alım isteği gerekse kiralama yöntemleri, ülkemizi oyalama taktikleri ile uzunca bir süre uğraştırmıştır.

Söz konusu sistemler, özellikle ülkemizin terörle mücadele bölgesinde etkin kullanılmasıyla birlikte; PKK/KCK Terör Örgütü üzerinde psikolojik baskı başta olmak üzere teröristlerin alandaki hareket kabiliyetlerini sınırlandırmış, anlık tespitleri kolaylaştırmış ve anında ateş altına alınması imkanını doğurmuştur. Dolayısıyla örgütün eylem etkileri de doğal olarak azalmaktadır.

Terörist başlarından Murat Karayılan SİHA / İHA’lara ilişkin olarak; “...son yıllarda bu silahlı kanatlar çıktı, gündüz olduğu gibi gece de termal gözlerin üstünlüğü ile sadece eylem etkimizi azaltmadı, hareket kabiliyetimizi de yok etti,...bu alet yerdeki karıncayı bile görüyor,...hayalet olun, yerin altından gidin,...onlarca, yüzlerce, hatta binleri geçen eleman tek kurşun atmadan imha oldu.”[viii] şeklinde örgüt elemanlarına verdiği talimatta örgütün durumunu açıkca ortaya koymaktadır.

SİHA ve İHA’lar, her ne kadar bir sistem manzumesi içerisinde kullanılsa da, icra edilen harekât alanının karmaşık yapısı nedeniyle riskleri de beraberinde taşımaktadır. Hedeflerin tespitinde/imhasında hata yapılmasa dahi, bazı hedeflerin özelliği üzerinden maksatlı kamuoyu odaklarınca sustimal edilmeye açık hale gelebilmektedir.

Nitekim, son olarak;

Hakkari şehir merkezine 20 Km. mesafedeki Oğulköy kırsalında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele görevi esnasında, 31 Ağustos 2017 tarihinde SİHA vasıtasıyla terörist olarak belirlenen kişilere yönelik yapılan ateş sonucunda hayatını kaybedenlerin terörist-vatandaş tartışması yaşanmaktadır.

Benzer tartışma; 28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak/Uludere’de 34 vatandaşın hayatını kaybettiği olayda da İHA’ların yanlış tespiti sonucu hava harekâtının yapıldığı şeklindeki bir iddia ile yaşanmıştı.

Diğer taraftan, 19 Haziran 2010 tarihinde Hakkari/Şemdinli İlçesi sınır bölgesinde bulunan Gedik T.’ye ve yine 20 Temmuz 2010 tarihinde Hakkari/Çukurca İlçesi HanT.’deki üs bölgesine yapılan terörist saldırılarında da “İHA görüntüleri olmasına rağmen zamanında müdahale edilmediği” şeklinde o dönemde asılsız suçlamalarla TSK’nın yıpratılmasına çalışılmış ve kamuoyunda TSK’nın zan altında bırakılmasına gayret edilmiştir.

Güvenlik güçlerince bölgede yürütülen mücadelenin hukuk kuralları içerisinde ve terörist-vatandaş ayırımını hassas bir şekilde yaparak ciddi kısıtlamalarla yerine getirmeye çalışması mücadelenin zorluğunu ortaya koymaktadır.          

Konuya ilişkin olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu; “İHA’larla çok terörist görüyoruz, kısıtlamalarımız vardır, özellikle terörist olarak nitelendirmediğimiz veya vatandaşı bir şekilde teröristle yan yana gördüğümüz hiçbir noktada müdahale ortaya koymadık,...”[ix] şeklinde ki ifadesi de yukarıda belirtilen zorluğu teyit eder mahiyettedir.

ABD’nin Afganistan’daki terörle mücadelesinde sivil kayıpların toplam kayıplar içerisindeki oranı % 30’lar civarındadır.[x] Ülkemizde ise bu oran yok denilecek seviyededir.             

Öncelikle, SİHA ve İHA’ların kullanılmasında bilinmesi gereken önemli hususlardan birisi de; İHA’lardan alınan görüntülerin tek başına bir anlamının olmadığını, diğer vasıtalardan alınan bilgilerle desteklendiğinde alınan görüntülerin anlamlı hale gelebileceğini kabul etmek gerekir.

İHA’ların arazide hareket eden insanları; terörist mi, kaçakçı mı, çoban mı, yaylacı mı, arıcı mı, çiftçi mi, avcı mı, korucu mu olduğunu net olarak ayırt etmesi mümkün değildir. Bu nedenle, İHA’dan her görülene ateş etmek mantığı ile yaklaşılmadığı bilinmektedir. Aksi ise her zaman hata riskiniz var demektir.

SİHA / İHA operasyonlarında; operasyon öncesinde esas mesele, tüm haber toplama kaynaklarının zamanında ve doğru olarak hedefe yönlendirilmesi ile bunlar arasında koordinasyon sağlanarak doğru istihbaratın oluşturulmasıdır.

Hakkari Valiliğinin yazılı açıklamasında da belirtildiği gibi, vurulanları; “bölgedeki teröristlerle toplantı halindeki iş birlikçiler”[xi] olarak nitelemesi, hedefe yönelik istihbari çalışmanın İHA’lar dışında diğer haber toplama vasıtalarıyla da yapıldığını ve kesin tespit sonrasında ateş altına alındığı gerçeğini ortaya koymaktadır.

Tüm ayrıntılı tedbirlere rağmen bu risk durumu sadece SİHA ve İHA’lar için geçerli olmayıp, tüm silah sistemleri için de geçerlidir ve hata yapma riski her zaman vardır. Bu durum askeri literatürde dost ateşinden etkilenme/zarar görme şeklinde adlandırılmaktadır. Dünya harp tarihinde ve terörle mücadele alanlarındaki çatışmalarda bu tür hataların yaşandığı örneklerle doludur. Ancak, TSK’nın terörle mücadeledeki 40 yıla yakın tecrübesi hata yapma riskini hemen hemen ortadan kaldırmaktadır.

Tüm bunlara rağmen, dost ateşi kapsamında yakın dönemde, 09 Şubat 2017 tarihinde; Suriye’de Türk askerlerinin bulunduğu bir binaya Rusya tarafından bir koordinasyon eksikliği sonucunda yanlışlıkla füze fırlatılmış ve 3 askerimiz şehit olmuştur.[xii] Yine, 13 Mayıs 2017 tarihinde; Hatay/Hassa İlçesi kırsalında Jandarma ve Polis Özel Harekât unsurlarınca yapılan müşterek bir operasyonda yanlış ateş sonucu 1 astsubay şehit olmuş ve 1 polis yaralanmıştır.[xiii]   

Güvenlik güçleri, olabilecek hata riskinin minimize edilebilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi için planlamalarını en ince ayrıntılarına kadar iyi bir koordinasyonla ve ortak akla dayalı komuta-kontrol sistemi içerisinde yaptıkları muhakkaktır.

Terörle mücadele sahasında hareket eden bir grubun / unsurun terörist-vatandaş ayırımının daha sağlıklı yapılabilmesi için aşağıda belirtilen örnek verilerin ihtiyaca göre bir kısmının veya tamamının bir bütün olarak ele alınması ve analizi ile mümkün olabileceği söylenebilir.

     -   SİHA / İHA’lardan alınan görüntüler,

     -   Keşif uçaklarınca varsa o bölge için yapılan hava keşif raporları,

     -   Hedef analiz birimince yapılan kıymetlendirmeler,

   -  O an gözetlenen şahısların kullandığı arazinin; öteden beri kimler tarafından ve ne sıklıkla kullanıldığına ilişkin eldeki mevcut bilgiler,

  - Gözetlenen hedefin; arazide hareket etme karakteristiğinin bilinen belirgin özellikleri, alışkanlıkları ve kullandığı vasıtalar, yollar,

     -  Telsiz kestirmelerinden ve dinlemelerinden alınan bilgiler,

     -  Lider konumundaki telsizlerin yer değiştirme hareketleri ve son bulunma noktaları,

     -  Eğer arazi Irak Kuzeyinde ise, o bölgeden gönderilen istihbarat raporları, 

     - MİT, Jandarma ve Emniyet teşkilatından gelen haber ve değerlendirmeler,

     - Teröristlerin son zamanlarda o bölgedeki ve/veya yakın bölge arazisindeki hareketlerinin bir seri analizi,

     -  Varsa yakın zamanda ele geçen veya teslim olan teröristlerin konuya ilişkin ifadeleri,

     -  Geçmiş yıllarda teröristlerin o bölgede yaptığı eylemler,

     -  Diğer haber kaynaklarından alınan duyumlar.                 

Yukarıda belirtilen kaynakları çoğaltmak mümkündür. Buradaki haber kaynakları değerlendirildiğinde, istihbaratın analizinin bir muharebe sahası istihbaratı tekniğine göre yapılmasını, hal böyle olunca da, teröristle mücadeleye ilişkin istihbarat havuzunda hangi kademelerde hangi unsurların bir arada olması ve bunların yan yana müşterek çalışması gerektiğinin önemini ortaya koymaktadır.    

İHA görüntülerinin hedef analizini yapan birim; arazide hareket eden unsurların, örneğin; “insan olduğu, katırlarla intikal ettikleri, sayıları, aralarındaki mesafe, yürüyüş profili, hareket ediş şekilleri, arazide özellik arz eden hareketleri, eğer analiz edebilirse silah durumu, zamanlaması, dikkat çeken davranışları” gibi hususları belirterek sadece hedefi tarif ederler.

Bu hedef analizi tek başına bir şey ifade etmez, esas olan yukarıda belirtildiği gibi tüm verilerin girdiği istihbarat çarkından / havuzundan çıkan sonuca göre hedefin net olarak tanımlanmasıdır.

Hedefin tanımını, elinde istihbarat havuzunu bulunduran her seviyedeki makam yapabilir. Bu da yetmez, hedefin tanımından sonra tehdit belirlenir, bilahare, tehdide karşı müdahale edilecek yer ve zaman ile müdahale edecek vasıta / vasıtalar tayin edilir. Tüm bunlar, eş zamanlı ve anlık yapılarak verilecek kararla birlikte hedef ateş altına alınabilir.

Yukarıda bahsedilen faaliyetlerinin terörle mücadelenin karakteristiği gereği çok süratli pratik usullerle uygulanacağı bir gerçektir. Asla gecikmelerin olmayacağı, 40 yıla yakın terörle mücadelenin karargahlara ve komutanlara bu tecrübeyi kazandırdığı gerçeğini, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu konuda dünyada eşsiz olduğu yönünde hakkını teslim etmek lazımdır.

Teröristler, SİHA / İHA’lardan kaçınmak maksadıyla;

     -     Küçük gruplar halinde, zayıf görüş koşullarında/geceleyin veya hava şartları nedeniyle uçuş yapılamadığı zamanlarda hareket etmeyi tercih ederler

     -       Tehlikeli güzergâhlarda uzun süre yürümezler.    

     -        Hele hele gözetlenmeye müsait bir arazide ise saatlerce hiç oturmaz ve yürümezler.

   -    Eylem yapacakları yer ve zamanda tertiplenmek üzere, sözde savaşçı tabir ettikleri gruplarını ve lojistik unsurlarını küçük gruplar halinde ayrı yollardan hareket ettirirler.

 

Sonuç olarak;

Terörle mücadelede “Alan Hakimiyeti” olmazsa olmaz temel kurallardandır. Halen geçerliliğini korumaktadır. SİHA ve İHA sistemleri; terörle mücadele harekât alanının karadan olduğu kadar havadan da tam kontrolünün sağlanmasına fırsat vermektedir. Bununla birlikte,söz konususistemler gelecekte asimetrik çatışma alanının genişlemesi sonucunu da doğuracaktır.

Araziyi teknolojik imkanlarla gözetlemek, dinlemek ve elde edilen anlık istihbarat sayesinde istenilen yer ve zamanda yeterli kuvvet bulundurma imkanı yarattığından alan hakimiyeti/kontrolü için birlik sayısından önemli ölçüde tasarruf edilecek ve göreve hazır zinde birliklerin bulundurulmasını kolaylaştıracaktır. Bu kapsamda, birliklerin bölgedeki konuş yerlerinin yeniden analizinin yapılması ihtiyacını doğurmaktadır.

Farklı kuvvet yapıları içinde benzer veya farklı silah ve sistemlere sahip olmak, bu silah ve sistemlerini koordineli ve etkin şekilde kullanmayı da zorunlu kılmaktadır. TSK’nın müşterek harekât ve sistemlerin ortak kullanımı konusunda dikkatli tasarlanmış koordinatör teşkilat ve yapılara olan ihtiyacı ve bunların önemini artırmaktadır.[xiv]

Önümüzdeki dönemde;

Terör örgütünün de söz konusu sistemlerden sivil tiplerini temin etme gayreti olabileceği ve bu nedenle kamikaze tarzı olabilecek kullanma yöntemlerine karşı tedbirler üzerinde çalışılmalıdır.

Başta SİHA / İHA gibi teknolojik gelişmeler, terör örgütün kırsal kesimdeki hareket kabiliyetini ciddi manada etkileyeceğinden, zamanla örgütün önemli bir kısmının da meskûn mahallerde barınmaya zorlanacağı göz ardı edilmemelidir.

Terör örgütünün Irak Kuzeyi’ndeki lider kadrolarına yönelik, SİHA sistemlerinin etkili kullanılmasına vakit geçirilmeden başlanmalıdır. ABD ve Irak tarafından Kandil bölgesi hava sahasına olabilecek kısıtlamaları da dikkate alarak gerektiğinde İran hava sahasından etkili olunacak şekilde İran ile iş birliğine gidilmelidir.

Hava Kuvvetleri muharip uçaklarının bazı yapacağı görevleri, SİHA’ların üstlenmesiyle birlikte daha düşük maliyetlerle benzer görevler yapılabileceğinden, mücadele konseptinde maliyet-müessiriyet mukayesesi daha da önem kazanacaktır. Bu durum dikkate alınarak, iç güvenlik konseptinde Hava Kuvvetlerinin kullanılması ve hava sahasının SİHA / İHA’lar kapsamında hava trafik yönetiminin sistemleştirilmesi yönünde şimdiden planlama yapılması önem arz etmektedir. 



[i] Aytekin Terkan, Terörizmle Mücadele Kapsamında İHA’ların Rolü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2015, s.48.

[ii] a.g.e., s.52.

[iii] Cengiz Karaağaç, “Geleceğin Harekât Ortamında İHA Sistemleri, III. Ulusal Havacılıkta İleri Teknolojiler Konferansı,İstanbul, 2014.

[iv] a.g.e.

[v] “TAI’nin İHA Teknolojilerindeki Konumu ve Özgün İHA Çözümleri”, Savunma ve Havacılık, XXVIII, 2014, s.163,  

[vi] Aytekin Terkan, a.g.e., s.92,93,94.

[vii] SETA.org./files/Pdf., Gelişen Teknolojilerle Birlikte Türkiye’nin İHA Yol Haritası...-SETA, 29 Aralık 2015.

 

[viii] Silahlı Kanatlar Kandil’in Kabusu, www.takvim.com.tr/guncel/, 13 Eylül 2017.

[ix] Silahlı İHA Tartışması, www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye, Hatice Kamer, Diyarbakır, 09 Eylül 2017.

[x]BİLGESAM Rapor Nu:53, Ankara, Aralık 2012, s.41.

[xi] Hakkari Valiliğinin 2017/285 sayılı basın açıklaması, 01 Eylül 2017.

[xii]“El Bab’daki Dost Ateşi”,  www.cnnturk.com/.../el-babdaki-dost-ateşi, Murat Yetkin, 11 Şubat 2017.

[xiii] J. İle Polis Çatıştı...Dost Ateşiyle Şehit Oldu, www.mynet.com/haber, 13 Mayıs 2017.

[xiv] BİLGESAM Rapor Nu:53, Ankara, Aralık 2012, s.48.

Bu yazı 2077 defa okundu.
  • Yorumlar2
  • Onay Bekleyenler2

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı