Hoşgeldiniz; Bugün 20 Kasım 2017 Pazartesi
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|28 Ağustos 2017 Pazartesi

IKBY’nin Bağımsızlık Referandumu, PKK Terör Örgütü ve Gerçekler

Erol Başaran Bural tarafından yazıldı.

 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani 7 Haziran tarihinde Irak kuzeyinin bağımsızlığı için 25 Eylül 2017’de referandum yapılacağını açıklamıştı. Irak’ta 2014 yılından bugüne devam eden IŞİD terörü, Musul’un ardından Telafer’in IŞİD’den kurtarılması operasyonu, Suriye’de Rakka’ya yönelik operasyon gibi önemli bölgesel gelişmelerin ortasında Barzani’nin bağımsızlık referandumu açıklaması da ayrı bir konu başlığı olarak gündemdeki yerini aldı. Son üç yıl içerisinde Barzani tarafından sıklıkla üst perdeden dile getirilen bağımsızlık çağrıları bu kez de net bir tarih verilerek yenilenirken, büyük çoğunlukla olumsuz tepkilere yol açtı.

Bu yazıyı kaleme almadan önce Irak’ın kuzeyinde bağımsızlık kimin işine yarar, referandum fikrini hangi aktörler destekliyor, kim ne kadar oranda ve niçin karşı duruyor sorularını düşünürken, 40 yıla yakın bir süredir Suriye, İran ve Irak topraklarını kullanarak ülkemize yönelik terör eylemleri gerçekleştiren, tek hayali dört ülke toprakları içerisine yayılmış bağımsız bir devlet kurmak olan PKK terör örgütü bu konuda ne düşünüyor sorusu da aklıma geldi. Soru şu: PKK Barzani’nin referandumu için neden ve ne diyor, gerçekte ne hedefliyor?

Barzani’nin referandum fikrini kim destekliyor, kim desteklemiyor?

Irak’ın kuzeyinde başat rol oynayan siyasi partilerden KYB ve İslami Birliğin Barzani’ye referandum konusunda destek verdiği biliniyor. Değişim Hareketi (Gorran) ve İslami Hareket ise, referandum düzenleme kararının sadece parlamento tarafından verilebileceğini savunarak bu fikre karşı çıkıyor.

Uluslararası alanda Barzani’nin bağımsızlık referandumu kararı genel anlamda olumsuz karşılanıyor. ABD referanduma karşı çıkarken sürekli olarak bu oylamanın zaman açısından uygun olmadığına vurgu yapıyor.

Irak Başbakanı Haydar El-Abadi; “Kürt ve tüm Irak halkının arzusuna saygı duyarız. Ancak anayasada tek taraflı referandum yapma ve ayrılma yetkisi yok. IKBY’nin referandumu yasal değil ve bunu tanımayacağız” ifadelerini kullanarak Irak Merkezi Hükümeti (IMH) açısından referandumu kabul etmediklerini açıkça belirtiyor.

İran; referandum yapılması durumunda bunun Irak içinde bazı çatışmaların başlamasına neden olacağını ve sonuçlarının komşu ülkeleri de etkileyeceğini vurguluyor. Türkiye de İran’la benzer kaygıları taşıdığını belirterek referandum sonrasında bağımsızlık ilanının ülkemizin bölünmesine neden olabileceği yönündeki haklı endişesini yıllardır taşıyor.

Rusya ise Irak’ın toprak bütünlüğünü desteklediğini, IKBY’nin tüm sorunlarını Bağdat’la diyalog yoluyla hal etmeye davet ettiklerini açıkladı. Bölgede kendisini destekleyecek müttefik arayışını sürdüren İsrail ise Irak’ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devletine yeşil ışık yakıyor.

Ayrıca Ürdün’ün referandumla ilgili pozisyon aradığı ve duruma göre hareket edeceği ancak üstü kapalı olarak bağımsızlığa destek verdiği, Suudi Arabistan’ın Şii yanlısı birleşik bir Irak yerine, parçalanmış bir Irak fikrini yani IKBY’nin bağımsızlık referandumunu desteklediği dile getiriliyor.

Barzani’nin bağımsızlık için ileri sürdüğü nedenler

Barzani; “Bağdat yönetimi gerçek, anlamlı bir ortaklık yapmak istemiyor. Onlara tabi olmayı kabul etmek istemiyoruz. Daha büyük bir problemi hatta kanlı bir savaşı önlemek için bu referandum yapılmalı.” diyor.[i] Barzani’ye göre Bağdat ile IKBY arasındaki temel problemlerden birisi; 2005 tarihli Irak Anayasası’nın 140’ıncı maddesine göre başta Kerkük olmak üzere statüsü belirlenmemiş tartışmalı bölgelerin durumunun netliğe kavuşmamış olması.

KDP’ye göre ikinci önemli sorun ise petrol gelirlerinin paylaşımı. Irak anayasasına göre, yeraltı kaynakları Irak’ın neresinde çıkarılsa çıkarılsın, elde edilen ihracat gelirinin yüzde 17’sinin IKBY’ye verilmesi gerekiyor. Ancak IMH, anayasaya uyumlu petrol kanunu çıkmadığı için bu gelirleri düzenli olarak aktarmıyor.[ii] IKBY ise 2013’ten bugüne açtığı yeni petrol sahalarının gelirlerini IMH ile paylaşmıyor.

Üçüncü önemli problem sahası ise 2014 yılından beri IKBY’ye ulusal bütçeden ayrılan payın IMH tarafından ödenmemesi. Peşmerge’nin ve neredeyse üçte ikisi kamuda çalışan IKBY nüfusunun gelirlerinde yapılan %70’e varan kesintiler sonrasında IKBY’de ekonomik kriz yaşanıyor ve bu kriz IŞİD’in saldırıları sonrasında iyice derinleşerek bir sorunlar zinciri oluşturuyor.[iii]Son olarak öne sürülen neden ise güvenlik. 2014 yılında başlayan IŞİD terörü nedeni ile topraklarının neredeyse üçte birini kaybeden Irak’ın IMH tarafından korunamadığı, IKBY’nin kendi güvenliği açısından bağımsızlığın şart olduğu, bağımsızlığın bölgeye istikrar ve güvenlik getireceği KDP yetkilileri tarafından sıklıkla dile getiriliyor.

Her ne kadar Barzani tarafından dile getirilmese de, IKBY’nin referandum kararının arkasında;

            -           Suriye kuzeyinde kendisine yer bulan PKK/PYD’nin ABD ile ilişkileri,

                PKK/PYD’nin sadece askeri anlamda yaklaşık 1.200 TIR ile desteklenmesi değil aynı zamanda politik açıdan da ABD’den destek alması,

           -           Bu bölgede ABD eliyle bağımsız bir devlet oluşumuna doğru gidilmesinin bulunabileceği de göz ardı edilmemeli. Yani Barzani’nin bölgede güç dengelerinin değişmekte olduğunu, bu dengenin kendisi aleyhine dönmeden referandumu gerçekleştirmek istediği görülebiliyor.

PKK Barzani’nin bağımsızlık referandumuna ne diyor?

90’lı yılların başından itibaren Irak’ın kuzeyinde kendisine güvenli bölgeler bulan PKK terör örgütü, Barzani’nin bağımsızlık referandumuna karşı çıkıyor. PKK’nın çatı yapılanması KCK terör örgütünün eşbaşkanı Cemil Bayık; “25 Eylül’de yapılacak olan bağımsızlık referandumunun demokratik bir hak olduğunu, buna kimsenin karşı çıkmaması gerektiğini, ancak mevcut şartlarda referandumun başarı getirmeyeceğini” söylüyor.[iv] Bayık’ın başka bir açıklamasında “Ulus devlet döneminin kapandığı, teröristbaşının; eğer özgürlük ve demokrasi isteniyorsa devlet ve iktidardan uzak durulması, devlet ve iktidar karşıtı bir özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi verilmesi gerektiği yönündeki söylemlerinin altını çizdiği” belirtiliyor.[v]

PKK terör örgütü için önemli figürlerden birisi olan terörist elebaşı Duran Kalkan “Bağımsızlık referandumunun propaganda amaçlı olduğunu, Kürtlerin devlete ihtiyacı olmadığını, referandumun PKK’yı toplumun gözünden düşürmek için gerçekleştirildiğini, önemli olanın devlet olmak değil, toplumun kendi kendini örgütlemesi ve yönetmesi”[vi] olduğunu söylüyor.

Ekim 2014’de PKK tarafından Irak kuzeyinde kurulan Kürdistan Özgür Toplum Hareketi ise 16 Ağustos 2017’de yaptığı açıklamada “Bağımsızlık referandumuna karşı hayır kampanyası yürüteceklerini” açıklayarak terör örgütünün referandum tavrını ortaya koyuyor.[vii]

Benzer bir açıklama PKK terör örgütünün elebaşlarından Murat Karayılan ve Hülya Oran (Bese Hozat) tarafından bundan yaklaşık dört yıl kadar önce 2013’de yapılmıştı. Karayılan açıklamasında; “Irak’ın kuzeyinde bağımsız bir devlet ilan edilmesini desteklemeyeceklerini”[viii], Hülya Oran ise “Amacımız devlet kurmak değil, ulus devleti programımızdan 13 yıl önce çıkardık”[ix] demişti. Özellikle sözde çözüm süreci boyunca PKK terör örgütü kaynaklarında bu tür haberlere sıklıkla rastlamak mümkün.

PKK terör örgütünün bağımsız bir devlete bakışı

Günümüzden 39 yıl önce 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesi Ziyaret (Fis) köyünde yapılan toplantıyla “Kuruluş Bildirgesini” düzenleyen PKK terör örgütü, örgütün ideolojisi ve stratejik hedefini; “Devrimin niteliği ulusun demokratik devrimidir. Asgari hedef, sömürgeciliği yıkarak bağımsız, demokratik ve “birleşik bir Kürdistan devleti” kurmaktır. Azami hedef; Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir devlet kurmaktır. Devrime öncü güç proletaryadır. Devrimde temel güç köylüdür.” şeklinde özetlemiştir.[x] Kuruluş döneminde açıkça belirttiği şekilde PKK terör örgütünün ana hedefinin sözde birleşik bağımsız bir devlet kurmak olarak görülüyor.

PKK’nın bu hedefi, teröristbaşının 16 Şubat 1999 günü Kenya’da yakalanarak ülkeye getirilmesiyle birlikte değişikliğe uğramaya başladı. Teröristbaşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderdiği ek savunmasında; “Eskiden bağımsız, birleşik ve sosyalist bir Kürdistan sloganı sıkça atılırdı. Milliyetçilikten kaynaklanan bu slogan hem ideolojik, hem de politik pratik açıdan gerçekçi olmamaktadır. Ütopik olarak kulağa hoş gelse de, daha doğru olan yurtseverlik ve enternasyonalizm sloganı şu temelde olsa daha gerçekçi olacaktır: Çatısı altında bulunulan her ülke ve devlet için geçerli olmak üzere demokratik ülke, özgür anayurt, tüm Ortadoğu açısından “Demokratik Ortadoğu, Birleşik Anayurt”. Bu iki temel slogan tüm Ortadoğu halkları açısından geçerlidir.”[xi] diyerek bağımsız devlet fikrinden özerkliğe dönüşen bir stratejiye geçilmesi gerektiğini belirtmiş, PKK terör örgütü de bu fikre göre söylemlerini değiştirmiştir.

Bu tarihten itibaren teröristbaşı, artık “Bağımsız Devlet” yerine “konfederalizm ve demokratik cumhuriyet” fikrini desteklemekte, dört parçada özerk devlet önermektedir. Bunu; “halkın kendi öz yönetimi + genel kamu otoritesi olarak devlet” şeklinde formüle etmektedir.[xii] Hatırlanacağı gibi Demokratik Toplum Kongresi de teröristbaşının bu fikirleri doğrultusunda 14 Temmuz 2011’de sözde demokratik özerklik ilanını duyurmuştu.

PKK terör örgütünün bağımsızlık referandumuna karşı duran söylemlerinin şifreleri

KCK/PKK terör örgütü sözde yöneticilerinin açıklamaları irdelendiğinde PKK’nın Barzani’nin bağımsızlık referandumuna neden karşı pozisyon aldığının şifreleri çözülebiliyor. PKK yayın organlarında konuya yönelik yer alan açıklamalar analiz edildiğinde, terör örgütünün Barzani referandumuna karşı olmasının altında yatan nedenler kendi dilinden şu şekilde özetlenebilir:

-       KDP bütün Kürtleri ilgilendiren bir konuda hiçbir Kürt gücüne danışmadan tek başına, Kürtlerin gündemini belirleme gibi bir adım atmıştır.

-     Referandumu anlamlı ve değerli kılacak bir çalışma varsa o da yine ulusal birlik ve ulusal kongredir. Bunlar yapılmadan, bir ulusal kongre içinde bu tür konular konuşulmadan referandumun gündeme getirilmesi gerçekten de Kürtlerin dikkatini temel gündemlerden koparmak anlamına gelmektedir.

-      KDP esas olarak iç sorunlarından kurtulmak, iç sorunlarda yaşadığı sıkışıklıktan kurtulmak için böyle bir referandumu çok da zamansız biçimde gündeme getirmiştir. 

-        20’nci yüzyılda kapitalizm uluslar için devlet öngörüyordu. Egemen sınıflar ulus devlet sınırlarını çizerek, toplumlar ve halklar üzerinde sömürü tekelini sağlıyorlardı. Eğer özgürlük ve demokrasi isteniyorsa devlet ve iktidardan uzak durulması, devlet ve iktidar karşıtı bir özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi verilmesi gerekiyor.

-    Türkiye bu referanduma KDP ile PKK’yı çatıştıracak bir durum olarak bakmaktadır. Referandumdan sonra KDP ile PKK’yı çatıştırmak için KDP’ye baskılarını arttıracaktır. Hatta PKK’ya karşı birlikte askeri harekât yapılmasını dayatacaktır. Şu anda kendisi için büyük tehlike olarak gördüğü PKK’yı tasfiye etmede KDP’yi bir enstrüman olarak kullanmayı düşünmektedir.

-        Köktenci bir yaklaşımla bağımsızlık referandumuna karşı çıkma değil de hayırlı olsun diyoruz ve halkımızın yanındayız. Ancak yapılması gereken, bundan sonra atılacak her adımın içeriğinin demokratikleşmesi için çalışılmalı, bir an önce Ulusal Kongrenin gerçekleştirilmesi için gereken çaba gösterilmelidir. 

PKK terör örgütü bağımsızlık referandumuna neden karşı görünüyor?

PKK terör örgütü yayın organlarında referandumla ilgili yer alan metinler irdelendiğinde, PKK’nın bu referanduma karşı görünmesinin nedenlerinden birincisinin; PKK terör örgütünün Mesut Barzani karşıtlığında yattığı anlaşılıyor. Terör örgütü, Barzani’nin şu anda sürdürmeye çalıştığı IKBY liderliği rolünü referandum yoluyla meşru hale getirmek istediğini ileri sürüyor.

PKK’nın ikinci argümanı ise referandum kararının siyasi mutabakat olmadan alındığı yönünde. Yani PKK terör örgütü bağımsızlık referandumuna Irak kuzeyinde ve dünya genelinde bulunan, kendisi dahil tüm Kürt aktörlerin birlikte karar vermesi gerektiğini söylüyor. Barzani’nin referandum kararı nedeniyle PKK kendisini oyun dışına atılmış, dışlanmış hissediyor.

Üçüncü olarak da ulus devlet modelinin geçerliliğini kaybettiği bu nedenle demokratik özerkliğin korunması gerektiği öne sürülüyor. Yıllardır hayalini kurduğu bağımsız devlet formülünden, 1999’da teröristbaşının yakalanmasının ardından vazgeçtiği görülen örgüt, teröristbaşının söylemlerini savunmak adına referanduma karşı durup, sonucunda türemesi muhtemel bir bağımsız devlet yerine özerklik modelini ön planda tutmaya devem ediyor.

Örgütün bu konudaki dördüncü argümanı ise referandumun PKK terör örgütünün zayıflatılması için ortaya atılmış bir proje olduğu.

PKK terör örgütünün Barzani’nin bağımsızlık referandumuna karşı görünen söylemleri ilk bakışta örgütün bağımsız bir devlet projesine karşı olduğu algısını yaratıyor.Ancak gerçekte, her ne kadar söylemleri bu yönde olursa olsun terör örgütünün bağımsız bir devlet hayalinin sönmediğini fakat Barzani tarafından bağımsızlığa yönelik bir adımın atılmasına karşı oldukları açıkça anlaşılıyor. İmralı’da yatan teröristbaşını sözde dünya Kürtlerinin lideri kabul eden bir örgütün, kendi lideri varken Barzani’yi lider kabul etmesi kabul edilemeyeceğinden Barzani’nin bağımsızlık referandumuna olumlu yaklaşması da teorik olarak mümkün görülmüyor.

PKK terör örgütü ayrıca referandum konusunda söz sahibi olamamaktan şikayetçi. Yani PKK’nın, zihninin bir kenarında bağımsız devlet projesini canlı tuttuğu kesin ancak böyle bir projenin kendileri isterse gerçekleşebileceğini, PKK’nın denklemin dışında kaldığı bir bağımsızlık referandumunun kabul edilemez olduğunu söylemek istiyorlar.

 

Sonuç ve Değerlendirme: PKK’nın gerçek amacı

PKK terör örgütü yıllardır bağımsız bir devlet hayali kurmasına rağmen, Irak kuzeyinde bağımsızlık için yapılacak referanduma karşı çıkıyor. PKK’nın karşı çıkışı, örgütün referanduma ve bağımsızlığa karşı söylemleri belki de çoğumuzda bir kafa karışıklığı yaratıyor. Her ne kadar terör örgütü Barzani’nin bağımsızlık referandumuna karşı görünüyorsa da aslında karşı olduğu bağımsız bir devlet fikri olmayıp bu fikrin Barzani tarafından hayata geçirilmeye çalışılıyor olması. Gerçekte PKK terör örgütünün ana fikri ve hedefi Barzani’yi siyasi alanda devirerek Irak kuzeyi ile Suriye kuzeyini birleştirmek, böylece “Bağımsız Devlet” projesinin en azından yarısını hayata geçirmektir.

PKK terör örgütünün Barzani’ye karşı çıkmasının diğer bir nedeni de teröristbaşı tarafından kendilerine dikte edilen; bağımsız ulus devlet yerine özerk bölgelerin birleşiminden teşkil edilen ve fakat devlet olmayan bir yapıyı savunmak zorunda kalmasıdır. En basit hali ile düşünelim… PKK terör örgütü dağa çıkarmak için insanları nasıl kandırıyor? Dağdaki terör örgütü mensuplarını bir arada tutabilmek için hedef olarak neyi ortaya koyuyor? Bağımsız bir devlet mi, yoksa özerklikten teşkil edilmiş bir yapıyı mı hedef gösteriyor, vaat ediyor? Aslında, PKK terör örgütü bağımsız bir devlet ya da devletçiğe karşı gibi durduğunu açıklarken bir yandan da ellerini ovuşturuyor… Ortada aslında bir karşı duruş falan olmadığı, sadece güç mücadelesi olduğu açıkça görülebiliyor.  

Her ne kadar Barzani; “Daha büyük bir problemi hatta kanlı bir savaşı önlemek için bu referandum yapılmalı.” diyorsa da aslında referandum yapılır ve hele ki sonucunda bağımsız bir devlet ilan etmeye kalkışırsa asıl o zaman kan gövdeyi götürecektir. İster Barzani, ister KCK/PKK, ya da her kim ne amaçla isterse istesin, Türkiye açısından Irak’ın kuzeyinde bağımsız bir devlet oluşturulması kalın hatlarla çizilmiş kırmızı çizgimiz olarak görülmelidir.

Bu nedenle Türkiye’nin en sert şekilde IKBY’nin bağımsızlık referandumunu reddetmesi, KCK/PKK’nın kendisini referanduma karşı duruyormuş gibi göstermesi aldatmacasına asla itibar etmemesi, referandum ve sonuçlarının kabul edilmeyeceğini en yüksek perdeden ifade etmesi gerekmektedir.



[i]https://www.amerikaninsesi.com/a/barzani-referandum-kararindan-vazgecmiyor/3903126.html

[ii]http://www.haberturk.com/yazarlar/yavuz-semerci/739182-bolunmus-bir-irak-ucuz-enerji-demek?utm_source=partners&utm_medium=gazeteoku.com&utm_campaign=feed

[iii]http://www.paraanaliz.com/2017/yazarlar/irak-kurdistani-bagimsizlik-referandumuama-ne-icin-15279

[iv]http://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/130620171

[v]http://krdnews.net/news/guncel/cemil-bayiktan-referanduma-iliskin-ilginc-aciklamalar

[vi]http://www.nerinaazad.net/tr/news/actual/referendum/pkk-referandum-bir-propagandadan-ibaret

[vii]http://tr.zer.news/2017/08/pkk-kurdistan-bagimsizlik-referandumu-resmi-aciklama.html

[viii]www.cnnturk.com/amp/2013/turkiye/04/26/karayilan.kuzey.irakta.bagimsiz.devleti.desteklemeyiz/705699.0/index.html

[ix]http://t24.com.tr/haber/bese-hozat-suriyedeki-kurtlere-saldiri-cozum-surecine-ve-turkiyeye-yonelik-bir-saldiridir,236591

[x]Bilal KARACA, (2010), Düşük Yoğunluklu Çatışma Sürecinde PKK’nın İdeolojik ve Stratejik Dönüşümünün Analizi, 21 Yüzyıl Dergisi, Sayı:14, sf.32

[xi]http://www.milliyet.com.tr/ocalanin-soylemi-imralida degisti/siyaset/haberdetayarsiv/23.10.2004/92332/default.htm

[xii]Bilal KARACA, (2010), sf.37

Bu yazı 3115 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı