Hoşgeldiniz; Bugün 18 Kasım 2017 Cumartesi
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|23 Mayıs 2017 Salı

Manchester’da Terör Saldırısı: DAEŞ’in Yalnız Kurtları ya da Uyuyan Hücreleri mi?

Erol Başaran Bural tarafından yazıldı.

İngiltere'nin Manchester kentindeki Ariana konser salonunda masum çocuklara yönelik düzenlenen terör eylemi ile DAEŞ’in “Yalnız Kurtları ve Uyuyan Hücreleri” bir kez daha gündeme geldi. Kimilerine göre tamamen bireysel olarak, kimilerine göre DAEŞ merkezinden yönlendiren bu eylem; DAEŞ’in ne kadar büyük bir tehdit olduğunu, sadece yoğunlukla bulunduğu Irak, Suriye ve Libya’da değil herhangi bir yerde ve zamanda terörü dünyanın gündemine getirebileceğini ortaya koyuyor.

Terör örgütlerinin terörizme getirdikleri yeni bir boyut olarak kabul edilen “Yalnız Kurt” kavramı; bir örgüte bağlı olmayan kendi kendilerine, bir örgütten emir almaksızın eylem gerçekleştiren kişiler olarak tanımlanıyor. Terör eylemleri gerçekleştirmek amacıyla bir bölgeye gönderilen, eylem için hazırlıklar yapan ve eylemin yapılması için terör örgütünden emir bekleyen yapılara ise “Uyuyan Hücre” deniliyor.[i]

 Tahminen üçte biri yaşadıkları ülkenin dışından gelen, yaklaşık 45 milyon Müslüman yaşıyor Avrupa ülkelerinde[ii]. Maalesef ki, bu nüfusun içerisinde DAEŞ propagandalarından etkilenen ve sayıları bilinemeyen miktarda fakat oldukça çok sayıda olduğu tahmin edilen teröristler mevcut. Bunlardan bazıları eylem yaptıkları ülkede doğup büyümelerine rağmen o ülkenin yaşam şartlarına uyum sağlayamamış, kimlik problemi yaşayan ve amaçsız şahsiyetler.

Yalnız kurt olarak tabir edilen teröristlerin büyük bir çoğunluğu ekonomik gelir seviyelerinin düşük olması, sosyal durumlarının kendilerini gerçekleştirmeye imkân vermediği, çeşitli nedenlerle dışlanmışlık hissine kapılan gençler. Bir de bunların üstüne Avrupa ülkelerinde yükselen İslam düşmanlığı eklendiğinde bu gençler kendilerine daha yakın hissedebilecekleri bir yerler aramaya başlıyor. Hem düzenledikleri terör eylemleri neticesinde medyadan hem de bulundukları sosyal ortamlarda edindikleri bir takım bilgilerden bir şekilde DAEŞ yayınlarına, özellikle de DAEŞ sosyal medya unsurlarına ulaşan bu kişiler DAEŞ propagandasından etkilenerek radikalleşmenin son aşamasına ulaşıyorlar.

Bu aşamaya gelen gençler kendilerini ispatlama, yaşadıkları ülkede kötü giden bir şeyleri durdurma isteği; kırgınlık, kızgınlık, öfke ve intikam duygularını körükleyerek bu gençleri şiddete sürüklüyor. DAEŞ’in yalnız kurtları sosyal bir çevreye veya örgütlü bir yapıya girmeden sosyal medya ve internet sayesinde kendi kendilerine radikalleşen ilginç örnekler. Sanal dünyada dijital ortamda teröristleşen bu kişiler düzenleyecekleri terör eylemlerinin yeri, zamanı ve şeklini genellikle kendileri belirliyorlar. 

DAEŞ’in bu tür terör eylemlerini gerçekleştirmesi için birçok neden bulunuyor. Bunlardan birincisi yalnız kurtların bireysel hareket etmeleri ve çok sayıda terör örgütü mensubu ile irtibat kurmadıkları için yakalanmalarının da oldukça güç olması. İkinci neden ise yalnız kurt teröristlerinin eylemi gerçekleştirdikleri ülkede yaşamaları/vatandaşı olmaları. Bu sayede teröristler kolluk kuvvetlerince tespit edilemiyor. Üçüncü neden bu eylemlerin organize olmayı gerektirmeyen ve maliyeti düşük ancak ses getirici eylemler olmaları.

DAEŞ 2014 yılından bu yana yalnız kurt eylemlerini teşvik ediyor. DAEŞ sözcüsü El Adnani bir konuşmasında mümkün olduğunca çok sayıda ve ayrı noktada terör eylemi gerçekleştirilmesini, bu eylemlerin büyük hazırlıklar gerektirmediğini, patlayıcı ya da mühimmat bulunamazsa bir kâfirin başının taşla ezilmesinin bile yeterli olabileceğini telkin ediyor.[iii]

Manchester’da gerçekleştirilen bombalı terör eylemi tek kişi tarafından düzenlenmiş gözüküyor ise pek de yalnız kurt eylemine benzemiyor. Bir teröristin patlayıcı bulabilmesi, patlayıcıyı ateşleyen düzeneği oluşturabilmesi tek başına yapılabilecek bir işlem değil. Yalnız kurt eylemi tanımı daha çok, Mart ayında Londra Westminster Köprüsünde bir araçla yayalara karşı düzenlenen terör eylemleri için uygun düşüyor.

İster yalnız kurt isterse de uyuyan hücreler tarafından düzenlenmiş olsun neticeten DAEŞ İngiltere’ye bir mesaj göndermek istiyor. Musul’da etrafı tamamen izole edilen, Rakka’da kendisine yönelik operasyon hazırlıklarına karşı tedbirler geliştiren, 2014 yılına göre oldukça büyük bir miktarda alan kaybeden, yabancı terörist savaşçı akışı büyük oranda kesilen DAEŞ terör örgütü kendisine çıkış yolu arıyor. DAEŞ’in İngiltere’de bir kamuoyu baskısı yaratarak vermek istediği en önemli mesaj; kendisine karşı mücadelede İngiltere’nin politika değiştirerek birliklerini Irak ve Suriye’den geri çekmesi gerektiği. Uluslararası kamuoyuna verilen mesaj ise; Irak ve Suriye’de tüm gücünü kaybetse bile dünyanın her yerinde varlığını devam ettireceği. DAEŞ radikalleşen gençlerle düzenlenen bu eylemlerle Avrupa ülkelerinde derin travmalar yaratmayı hedefliyor.

Bu hafta içerisinde Ankara Valisi Topaca tarafından yapılan açıklamada[iv] iki DAEŞ teröristinin Ankara’da etkisiz hale getirildiği belirtiliyor. Sınır komşumuz Suriye ve Irak’ta yuvalanan DAEŞ’in en büyük hedeflerinden birisi olan ülkemizde terör eylemlerine devam edeceği anlaşılıyor.

Sonuç olarak; ülkemizde de terör eylemleri düzenleme potansiyeli bulunan DAEŞ terör örgütüne karşı alınan tedbirlerin geliştirilmesinde fayda görülüyor. Bu çerçevede öncelikle radikalleşmenin önlenmesi konusunda tedbirler alınması gerekiyor. Dini duyguları istismar eden DAEŞ terör örgütünün söylemlerine karşı Diyanet İşleri Başkanlığınca karşı söylemler geliştirilmesi gerekiyor.

Okullarda ve özellikle üniversitelerde gençlerin bilinçlendirilmesine yönelik tedbirlerle gençlerin radikalleşmesi ve DAEŞ terör örgütüne sempati duymalarının önüne geçilmesi gerekiyor. Bu tür faaliyetlere ailelerin de dâhil edilmesinin etkinliği artırabileceği düşünülüyor. Her ne kadar DAEŞ terör örgütü ile ilgili bir takım bilgilere sahip olsa da toplumun genel olarak terör ve DAEŞ konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Manchester saldırısında büyük bir güvenlik zafiyeti olduğu anlaşılıyor. Ülkemizde de kalabalık alanlarda özel güvenlik görevlileri tarafından alınan önlemlerin yetersizliği zaman zaman göze çarpıyor. İçişleri Bakanlığınca bir program dâhilinde özel güvenlik görevlilerini terör eylemlerine karşı eğitmek bir nebzede olsa çare olabilecek gibi görünüyor.

Bir diğer konu da ülkemizde misafir olarak yaşayan Suriyeliler ile ilgili. Ülkemizde çoğunlukla gettolar halinde yaşayan, çok kalabalık ailelerle küçük apartman dairelerinde hayatını idame ettirmeye çalışan, birçoğu işsiz, Türk toplum hayatına entegre olamamış Suriye vatandaşları gelecek için tehlike arz ediyor. Ülkemizin birkaç yerinde ardı arkasına ortaya çıkan kavgalar bunun bir işareti olarak görülüyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızca Suriyeli misafirlere yönelik çok kapsamlı tedbirler alınması, bu kişilerin suç örgütlerine ve teröre alet olmamaları için araştırmalar/çalışmalar yapılması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Dikkate alınması gereken bir husus da istihbarat koordinasyonu. Terörle mücadelede önemli bir yer tutan istihbaratın tek bir havuzda toplanması ve gerekli değerlendirmelerin yapılarak ilgili birimlere dağıtılması için, “İstihbarat Koordinasyon Merkezinin” bir an önce teşkil edilmesi gerekiyor.



[i] International Centre for Counter-Terrorism, (2010), Lone Wolves: How to Prevent This Phenomenon?, s.2

[ii]http://www.jewishvirtuallibrary.org/european-muslim-population

[iii] The Institute for the Study of War, (2016),Al Qaeda and ISIS: Existential Threats to the U.S. and Europe, s.25

[iv] http://www.ntv.com.tr/turkiye/ankara-valisi-topacadan-oldurulen-daesli-teroristlerle-ilgili-aciklama,jwQFcNWzikyLMK31k2SHTg (Son erişim tarihi:23.05.2017)

Bu yazı 1285 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı