Hoşgeldiniz; Bugün 22 Ekim 2017 Pazar
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|02 Ocak 2013 Çarşamba

BDP’li Milletvekillerin Dokunulmazlıkları Kaldırılmalı mı?

Emruhan Yalçın tarafından yazıldı.

Herkes şuna inanıyor ki, BDP'li milletvekilleri ya teröre ve onu yaratan örgütlere mesafe koyacaklar, ya da millet meclisinde o kürsüde oturmayacaklardır.

Hakkâri'nin Şemdinli İlçesi'nde 17 Ağustos 2012'de bir bağımsız, dokuz BDP'li milletvekilinin de içinde bulundukları konvoyun teröristlerin gerçekleştirdiği yol kontrolüne takılarak vekillerle PKK'lıların kucaklaşması Türkiye gündemine oturdu, toplumda infial uyandırdı. Bunun üzerine, Van Cumhuriyet Başsavcılığı bu on milletvekili hakkında hazırladığı fezlekeyi 31 Ekim günü Adalet Bakanlığı'na gönderdi.

Fezlekeler niçin düzenlendi?

15 sayfalık fezlekelerde, bölgede yürütülen operasyonlardan sonra alan hâkimiyetini sürdürdüğü imajını vermeye çalışan PKK'lılar ile BDP'lilerin buluşmalarının dikkat çekici olduğu vurgulandı. Hem PKK'lıların hem de BDP'lilerin buluşmadan haberdar oldukları, kurtarılmış bölge imajı verilmeye çalışıldığı ifade edildi.

Toplumda infial uyandıracak konularda dokunulmazlık kaldırılabilir mi?

Eğer bir kısım milletvekilleri İnsanları silahlı eyleme davet ediyorlarsa, bölücü terör örgütü PKK ile mesafe koyamıyorlarsa, dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır.

Barışı ve toplumsal huzuru sağlamakla görevli olan, millet meclisinde çalışan seçilmiş milletvekillerinin terörün bir an önce önlenmesi konusunda ortak irade koymaları herhalde herkesin ve toplumun en temel beklentisi niteliğindedir.

Hangi Milletvekilleri için Fezleke düzenlendi?

Şemdinli'de 17 Ağustosta aynı konvoya dâhil bulunan; BDP Eşgenel Başkanı Gültan Kışanak, BDP'li Hakkâri milletvekili Adil Kurt, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Van Milletvekili Nazmi Gür, Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Hakkâri Milletvekili Esat Canan, Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk hakkında, ''PKK ve KCK silahlı terör örgütüne yardım etmek'' iddiasıyla soruşturma açılmasına izin verilmesi talep edildi. Milletvekillerine "terör örgütü üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlarından 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istendi.

Adalet Bakanlığı ve Başbakanlık aracılığıyla TBMM'ye gönderilen fezlekeler, TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'nda görüşüldükten sonra Genel Kurula sevk edilecektir. Karma Komisyon, Ak Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana gelen tüm fezlekeleri görüşmeyerek, bekletti. Bu nedenle, 10 yıldır, dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili olmadı.

Böylelikle, 18 yıl aradan sonra, Türkiye yeniden Kürt kökenli milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını tartışmaktadır.

AKP Hükûmeti neden bu yolu seçti?

1994'de aralarında Leyla Zana ve Orhan Doğan'ın da olduğu DEP'li milletvekillerinin Meclis'ten atılması, PKK'yı Güneydoğu'da zayıflatmamış, tam tersine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ifadesiyle Türkiye'yi 'çıkmaz bir sokağa' itmişti. Ancak, o gün olduğu gibi bugün de Kürt milletvekillerine yönelik her türlü girişim, kamuoyunda büyük destek görmektedir. Örneğin "kucaklaşma" sahnesi ertesinde, Ak Parti genel merkezini faks bombardımanına tutan parti tabanı, "Nasıl müsaade edersiniz?" diye tepkilerini ortaya koymuştur. CHP tabanı ve Sözcü gibi muhalif gazeteler de 'kucaklaşma' meselesinde hükümetin daha sert olmasını istemiştir. AKP halkın bu tepkisini göz ardı edememiştir.

AKP, bünyesinde en fazla Kürt kökenli milletvekili barındıran bir partidir. AKP'deki Kürt kökenli milletvekilleri daha ziyade muhafazakâr ve İslamcı kesimden olduğu bilinmektedir. Yani parti disiplinine uyan bir kadro. Ancak, bazen Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, AKP kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat gibi bazı kişiler ortaya çıkarak partide çatlak yaratabilirler ki, bu düşüncede olan milletvekillerinin 20'nin üzerinde olduğu söylenmektedir. AKP buna rağmen fezlekelerin karma komisyona ve genel kurula gönderilme niyetinde kararlı olması, parti içinde mevcut çatlağı ayrışma noktasına getirebilir.

Sistem nasıl işleyecek?

Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'ne göre, dokunulmazlıkların kaldırılması istemiyle hazırlanan fezlekeler, TBMM Başkanlığı'na oradan da TBMM Karma Komisyonu'na gelir. TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu, öncelikle Hakkâri kırsalında PKK'lı teröristlerle kucaklaşan biri bağımsız, 9'u da BDP'li olan 10 milletvekilinin dokunulmazlık dosyasını ele alır. Dokunulmazlık dosyalarıyla ilgili Anayasa ve Adalet komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon'da, 5 üyeli bir hazırlık komisyonu oluşturulur. Bu komisyon dosyaları inceleyip gerekirse milletvekillerini dinler. En geç bir ay içinde raporunu hazırlayarak, eğer rapor, kovuşturmanın ertelenmesi şeklinde ise Genel Kurul'da okunur. On gün zarfında bu rapora yazılı olarak itiraz edilmezse kesinleşir. Rapor, dokunulmazlığın kaldırılması şeklinde ise veya itiraz edilmişse Genel Kurul'da görüşülür. Karar, Genel Kurul'da en az 276 oyla benimsenirse dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerinin atfedilen suç iddiası ile yargılanmasına devam edilir. Dokunulmazlıklar kaldırılsa bile milletvekilliği düşmez, yargılama ve soruşturma engelleri kalkar. Bu durum milletvekillerinin yasama faaliyetlerini engellemez.

Dokunulmazlıkların kalkması durumunda, BDP'li milletvekilleri "kucaklaşma" nedeniyle Van Özel Yetkili Mahkemesi'nde yargılanırlar. Mahkemenin, yargılama sürecinde "tutuklama" kararı verme yetkisi bulunmaktadır. Dokunulmazlıklar kaldırılmazsa, BDP'lilerin yargılanması için vekilliklerinin son bulacağı tarih beklenir. Yeniden vekil seçilmezlerse yargılanırlar. Yeniden seçilirlerse, daha sonraki dönem beklenir.

Her milletvekili işin bir yargı boyutunu bir de siyasi boyutunu düşünerek mutlaka en doğru kararı verecektir. Ancak, anayasanın 83. madde son fıkrası dokunulmazlıklar konusunda siyasi parti gruplarında "görüşme yapılamaz ve karar alınamaz" hükmünü getirmektedir. Milletvekilleri kendi düşünceleriyle oylarını göstereceklerdir ve sonucu da hep beraber göreceğiz.

TBMM'e şimdiye kadar hangi konularda kaç Fezleke geldi?

Son dosyalarla birlikte TBMM'deki toplam fezleke sayısı 934'e yükseldi. Bunun 762'si BDP, 85'i CHP, 66'sı Ak Parti ve 21'i MHP milletvekilleri hakkındadır. BDP'lilerin dosyaları "Örgüt propagandası, örgüt üyeliği, Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Yasası'na muhalefet, örgüte yardım, suç ve suçluyu övme" suçlamalarından oluşurken, AK Partililerin dosyalarının yarıdan fazlasında ihaleye fesat karıştırma, yolsuzluk ve sahtecilik suçlamaları yer almaktadır.

Milletvekili Dokunulmazlıklarının kaldırılması olayının geçmişteki uygulamaları nelerdir?

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi benzer gerekçe ile 1994 tarihinde Demokrasi Partisi (DEP) milletvekilleri hakkında verilen fezleke ile dokunulmazlıkların kaldırılması kararı uygulandı. Bu kapsamda, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak gibi bazı DEP'li milletvekilleri terörü destekleme suçundan cezaevine girdiler. AKP Hükûmeti'nin 2004 yılında çıkarmış olduğu afla 10 yıllık bir cezan sonra cezaevinden çıkarıldılar. Ortalıkta iyimser bir hava oluştu. 2012'de gelinecek aşama da, genel bir affın kapısını aralayacak gibi görünmektedir. Genel af genel iyimserliğe dönüşecektir.

BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması 1994 de olduğu gibi muhtemelen bu milletvekillerinin yargılanmalarının yolunu açacaktır. Şuan her ne kadar tartışmalı davranışlar sergilese de siyaset sahnesinde hükümetin, siyasi otoritenin muhatabı yine de BDP görünmektedir. Parti kapatmaya varabilecek bir süreçte BDP'nin kapatılması sorunun çözümüne katkı sağlamayacaktır. 1994'de yaşanan siyasi temsili ortadan kaldırmaya matuf hatayı bu gün tekrarlamayı aslında kimse istemiyor. Ancak bu noktada BDPden beklenen ise tüm Türkiye'nin partisi olması, siyaset sahnesinde, sorunlara şiddetten ve silahlardan uzak çözümler arayan bir parti hüviyetinde yerini almasıdır.

Meclisteki partiler bu konuda ne düşünüyor?

AKP: Hakkında 'teröre yardım'dan fezleke bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunu gündemine alan AKP, 'İfade özgürlüğü' kapsamında değerlendirilebilecek dosyalarla ilgili dokunulmazlığın kaldırılmaması gerektiğini savunmaktadır. Milletvekili görevleri ile bağdaşmayacak türden çalışmalar yapan, bölgelerinde terörist gibi davranan BDP'li milletvekillerinin, hiçbir zaman kabul görmeyeceğini düşünmektedir. Hiçbir milletvekilinin bu üslubu kullanmaya hakkının ve haddinin olmadığını, bütün milletvekillerinin gerçek bir vekil gibi davranmaları gerektiğine inanmaktadır. AKP yetkilileri, bugüne kadar yapılanların hep tolare edilerek sabredilmiş olduğunu ifade ederek, "bu noktadan itibaren kendine çeki-düzen vermesi gerekenler BDP'li milletvekilleri olması gerekmektedir" demektedirler.

CHP: Dokunulmazlıkların 'kürsü dokunulmazlığı' ille sınırlandırılması gerektiğini savunan CHP, "Dokunulmazlıkların kaldırılmasını, Teröre destek veren, terörün yanında duran, yolsuzluk yapan, vatandaşı soyan insanın milletvekili olmaya da hakkı olmadığına, parlamentoda görev yapmamasına inanmaktadır.

MHP: Kamuoyunun ve siyaset kurumunun milletvekilliği dokunulmazlığını yeniden düzenlemeyi amaçlayan anayasa değişikliğiyle ilgili teklifi değerlendirmeye almaları ve tartışmaya açmaları en samimi beklenti olarak değerlendirmektedir. Dokunulmazlığı 'suç üstü' halleri dışında ' terör eylemlerine katılma ve terörü destekleme halleri'yle sınırlandırılmasını isteyen MHP, Millet iradesini temsil eden vekillerin tarihi bir sorumluluk ve vazifeyle karşı karşıya olduğuna" inanmaktadır. MHP'ye göre, soruşturma ve yargılama, milletvekilinin Meclis çalışmalarına katılmasına engel olmayacak şekilde sürdürülür. TBMM üyesi hakkında verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır. Üyelik süresince zaman aşımı işlemez. Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halk oylamasına sunulması halinde tümüyle oylanır.

BDP: Meclis'teki 735 dokunulmazlık dosyasından 581'i BDP'lilere ait. BDP, 'Tüm dokunulmazlıklar kalksın' diyor. BDP milletvekillerinin 'dokunulmazlığının kaldırılması durumunda yeni anayasa çalışmaları için kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasından kalkacaklarını ileri sürdüler.

BBP: PKK'lılarla sarmaş dolaş olan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması için ülke genelindeki 27 pilot ilde yapılan referandumda halkın yüzde 98,56'sının 'Evet' dediğini hatırlatan BBP, milletvekillerinin kürsü hariç dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğine inanmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde durum nasıldır?

Avrupa ülkelerinin çoğunda işledikleri suçun niteliği veya öngörülen cezaya bağlı olarak milletvekillerine dokunulmazlık hakkı tanınmıyor. TBMM Kütüphane Müdürlüğü uzmanları Feride Eroğlu, Ahmet Yıldız ile Ali Çolak, ''Avrupa Ülkelerinde Parlamenterlerin Hukuksal Hakları'' ile ilgili bir araştırma hazırladı. ''Parlamento izin vermedikçe, üyelerin görevleriyle ilişkili olmayan eylemleri için tutuklanamaması ya da kovuşturulamaması'' şeklinde tanımlanan yasama dokunulmazlığının kapsamı, ülkelerde, üyelere sağlanan koruma derecesine göre değişiyor. Ülkelerin bir kısmında dokunulmazlığın kapsamı, üyeler hakkında adli takibat yapılabilmesi için parlamentonun ön iznini bir şart olmaktan çıkaracak biçimde daraltılıyor. İtalya ve Fransa gibi ülkelerde parlamentonun iznine başvurulması, yalnızca üyelerin tutuklanması ya da diğer durumlarda alınacak tedbirlerle ilgili olabiliyor. Belçika'da parlamento, üyelerinin tutuklanması ya da mahkemeye çıkarılması veya yargılanması söz konusu olduğunda buna izin vermekle yükümlü, sıradan soruşturma önlemleri için ise izin alınması gerekmiyor.

Suça ve cezaya göre bazı hukuk sistemleri daha ciddi olarak değerlendirilen bazı suç türlerini dokunulmazlık kapsamı dışında tutuyor. Bazı şartlar altında Portekiz Anayasası'nda üç yıldan fazla ceza öngörülen kasten işlenen suçlar için dokunulmazlık yer almıyor. İsveç Anayasası ise iki yıldan az olmayan cezaları dokunulmazlık dışında bırakıyor. Avusturya Anayasası'nda üyelerin siyasi faaliyetleriyle açıkça ilişkili olmayan suçlar dokunulmazlık kapsamı içine alınmıyor.

Tüm Anayasalar suçüstü durumunda en azından kısmi olarak dokunulmazlığın kaldırılmasını öngörüyor. Hangi suçların suçüstü kapsamına girdiği konusundaki takdir hakkı hâkimlere bırakılıyor. Alman Anayasası'nda suçüstü halinde yakalanan bir üyenin hemen ya da ertesi gün tutuklanacağına ilişkin özel bir hüküm yer alıyor. Bazı Anayasalar dokunulmazlığın kaldırılması için suçüstünü yeterli bulmuyor, bunun aynı zamanda ciddi bir suç olmasını hükme bağlıyor. İtalyan Anayasası, fiilin, tutuklanma ilamını gerektiren bir fiil olmasını öngörürken, Portekiz Anayasası suçun önceden tasarlanmasını ve üç yıldan fazla hapis cezasını gerekli kılmasını şart koşuyor. Finlandiya Anayasası ise suçüstünün yanı sıra 6 aydan az olmayan hapis cezası gerektiren bir fiil işlenmesini öngörüyor.

Türkiye'de TBMM üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis'te ileri sürdükleri düşüncelerden, başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamıyorlar. Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği öne sürülen bir milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutuklanamıyor, sorguya çekilemiyor ve yargılanamıyor. Sadece suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanan ''Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı'' amaçlayan suçlar dokunulmazlık kapsamında bulunmuyor.

Araştırmada yer alan diğer ülkelerde yasama dokunulmazlığı sistemi şöyle:

Almanya: Bir Bundestag üyesinin Genel Kurul, komisyonlar, parlamentodaki parti grubu ya da Bundestag metinlerindeki tüm görüş ve oyları sorumsuzluk kapsamına giriyor. Ancak hakaret içeren ifadeler bunun dışında tutuluyor. Suçüstü, tutuklanma hali hariç cezai kovuşturma konusu olan tüm fiiller dokunulmazlık kapsamında yer alıyor.

Avusturya: Yasama sorumsuzluğu, üyenin vekalet görevi sırasında verdiği oylardan ve yaptığı sözlü ve yazılı konuşmalardan sorumlu tutulmamasını öngörüyor. Yasama dokunulmazlığı, görevi sırasında üyenin siyasi faaliyetlerine ilişkin ceza mahkemeleri ve idari makamlar ile disiplin hukuku uyarınca kovuşturma konusu yapılabilecek fiillerin kovuşturulmasını engelliyor. Bu tür durumlarda ilgili yasama organı yine de dokunulmazlığın kaldırılmasına karar verebiliyor.

Danimarka: Dokunulmazlık, suçüstü durumu hariç kovuşturma ve hapsedilmeye karşı koruma sağlıyor. Parlamentoda yapılan konuşmalar da bu kapsam içinde yer alıyor.

Finlandiya: Sorumsuzluk üyenin yalnızca parlamentodaki eylemlerini, yani hapisle cezalandırılabilen ve üye yasama görevini yerine getirirken işlenen eylemleri kapsıyor. Adli konulardaki ileri düzeydeki koruma ise üyelerin hem parlamenter faaliyetlerine hem de diğer eylemlerine atıfta bulunuyor.

Hollanda: Üyeler görevleriyle ilgili olmayan suçlardan dolayı yalnızca Yüksek Mahkeme tarafından kovuşturulabiliyor. (Şimdiye kadar hiçbir üye kovuşturulmamış). Parlamento organlarında ya da belgelerinde ifade ettiği görüşlerden dolayı üyeler kovuşturulamıyor.

İngiltere: Genel Kurul ya da komisyondaki konuşmalar, bir yasanın gündeme alınması, bir değişiklik, teklif, taslak rapor ya da bir soru dokunulmazlık kapsamında. Adli suçlamalarda bulunulan durumlarda, üyeler diğer vatandaşlarla aynı konumda.

İrlanda: Yasama dokunulmazlığı yok.

İspanya: Üyeler, görevleri sırasında yasama sorumsuzluğuna sahip. Suçüstü hali hariç, vekillikleri boyunca adli kovuşturmadan da muaflar.

İsveç: Milletvekilleri görevleri sırasında yaptıkları fiiller ve konuşmalarından dolayı yasama sorumsuzluğuna sahipler, ancak adli bir suç işlediği şüphesi oluştuğunda, suçunu itiraf etmesi ve suçüstü yakalanması durumunda veya suç için öngörülen ceza asgari iki yıl ise dokunulmazlık hakları bulunmuyor.

İtalya: Yasama organı izin vermediği sürece parlamento üyesi aranamaz, tutuklanamaz ya da diğer herhangi bir biçimde hürriyeti kısıtlanamaz, gözaltında tutulamaz. Üyeye ilişkin nihai bir kanaate ya da karara erişmek amaçlandığında ya da suçüstü halinde ise dokunulmazlık geçerli olmuyor.

Lüksemburg: Yasama sorumsuzluğu üyenin vekilliği boyunca ortaya koyduğu görüşleri kapsıyor, görevi dışındaki fiilleri kapsamıyor.

Portekiz: Üyelerin görevlerini yerine getirirken verdikleri oylar ve ortaya koyduğu görüşler, adli ya da disiplin soruşturmasından muaf. Hiçbir üye parlamentonun onayı olmadan tutuklanamıyor ya da hapsedilemiyor. Önceden tasarlanmış ve üç yılı aşan hapis cezasını gerektiren haller ile suçüstü durumu bunun dışında yer alıyor.

Türkiye olarak, yukarıdaki Batılı devletlerden örnek alarak yeni bir uygulamaya geçmek istersek ve dokunulmazlıkları kaldırırsak, bunun fayda ve mahzurları neler olacaktır.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasının mahzurları nelerdir?

Polis ve yargı karşısındaki zırhları ortadan kaldırılarak BDP'li vekillerin soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklanmasının önü açılmaktadır. Milletvekillerinin 1994'te olduğu gibi Meclis'ten çıkarılması ne Kürt sorunun çözümüne ne de Türkiye'nin demokratikleşmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Meclis zemininde zar zor tutulabilen BDP'nin tamamen teröre itilmesi söz konusu olabilecektir.

Meclis'te Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da arasında bulunduğu birçok milletvekili hakkında zimmet, ihaleye fesat, yolsuzluk ve benzeri diğer suçlamalar nedeniyle birçok dokunulmazlık fezlekesi bulunurken, AKP'nin sadece BDP'lilerin fezlekelerini işleme koyması eşitlikçi olmayan bir tavırdır. Böylelikle, dokunulmazlık müessesesi iktidarların elinde günün koşullarına, kamuoyunu tepkisine ve soruşturmaya konu kişilerin siyasi kimliklerine göre kullanılan bir 'silah' haline dönüştürülmüş olur.

AKP'nin "Kürt açılımı" diye başlattığı proje 180 derecelik bir dönüşle, çözümün meclisteki muhatabı BDP'yi siyaset dışına itmektedir. Bu hükümet adına bir tutarsızlık örneğidir.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması ile hapsedilen vekiller seçmen gözünde yücelir. BDP yeni bir isimle güçlenir. PKK, "Biz, bu işi meclis'te değil, dağda çözülür demedik mi" söylemine yönelerek, silahlı şiddetine gerekçe oluşturmasında propaganda aracı olarak kullanılır.

Böyle bir hamle PKK'nın eline koz verecek, Kürt kamuoyundaki mağduriyet hissini arttıracak ve Ak Parti'nin Güneydoğu oylarında düşüşe neden olacaktır.

1994'de olduğu gibi Türkiye'yi, ABD ve Avrupa Birliği'nin hedefi haline sokacaktır. Kürt kökenli milletvekilleri haklarını Avrupa ve Amerika platformlarında aramaya çalışacaklardır.

Milletvekili Dokunulmazlıklarının kaldırılmasının faydaları nelerdir?

Siyaset sistemi daha güvenilir bir müessese olur, halk siyasetçisinin arkasında durur, milletvekili onurunu kurtarır, mecliste kutuplaşma azalmış olur.

Herhangi bir konuda suç işleyen insanların, milletvekili seçimlerine girip kendilerini kurtarma yoluna giderek yaratılan eşitsizlik ve hukuksuzluk ortamı önlenmiş olur.

Siyasetçilerin, kendilerini milletten üstün görme davranışları son bulur. Yanlış davranışlar içerisinde bulunanlar, kendilerini yargıç karşısında bulacağını bilir.

Polisin tokatlanması, yüzüne tükürülmesi, güvenlik görevlilerinin azarlanması gibi kimsenin görmeye tahammül edemeyeceği olaylar bundan sonra yaşanmaz, güvenlik görevlileri hak ettiği saygınlığı kazanmış olur. Milletvekilleri de adımlarını daha temkinli atar.

Askeri, polisi, akademisyeni, yazarı, gazetecisi terör suçundan cezaevinde yatarken, aynı suçtan yargılanamayan milletvekilleri kamu vicdanını sızlatmakta idi. Bu vicdan azabı azaltılmış olur.

PKK, bundan sonra BDP'li milletvekillerini kullanamaz.

BDP'li milletvekilleri bundan sonra, bölge halkını tahrik etmek için mitingler düzenleyemez, devlet binalarını, devlet araçlarını tahrip edemez.

Bölge Halkını ikna eden BDP'li milletvekilleri olduğundan PKK/KCK, halk desteğini büyük oranda kaybeder. Bu olayların ortadan kalkması ile bölgede terör ve teröre destek azalacaktır. Devlet bölgede daha etkin kendi varlığını ve koruyuculuk görevini yerine getirecektir.

Milletvekili, siyasetin meclis çatısı altında yapılacağını anlar.

Sonuç

Görünen odur ki, Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasının terör açısından bazı mahzurları olmakla beraber, uzun vadede Türk demokrasisinin kazanımı olması nedeniyle yerinde bir hareket tarzı olacaktır.

Milletvekilleri, milletin temsilcileridir, millet adına iş görürler. Her türlü hal ve davranışlarıyla, hem halka örnek olurlar, hem de halkın kendilerine teveccühlerine layık olmaya çalışırlar. Bu mantıkla, milletvekillerinin halktan daha üstün seviyede olduğu söylenemez. Ancak, millet adına iş yaparken kolaylık sağlanması açısından bazı yönleriyle koruma altında olmaları normaldir. Fakat bu ayrıcalıklar, toplumda tedirginlik, hoşnutsuzluk yaratmamalı, hiç kimseye bir imtiyaz sağlamamalıdır. Örneğin, milletvekilinin meclis kürsüsünden söyledikleri, millet adına fikirlerini ifade etme anlamında olduğundan koruma altında olmalı, bu onun özgürce konuşabilmesini sağlar.

Yukarıda örnek aldığımız Avrupa devletlerini incelediğimizde, aşırı dokunulmazlıkların olmadığını görürüz. Türk sisteminde ise, padişahlık kültüründen geldiğimiz için, her idareci kendini bir zırh içinde görmek istemektedir. Bu güvensizliğin üst seviyelerde olduğu toplumlarda sık görülmektedir. Örneğin 12 Eylül komutanları, kendilerini "yargılanamaz" zırhı ile korumaya çalışmışlardır. Başka bir örnek Mısır'da yaşandı. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, 22 Kasım'da yayımladığı bir kararnameyle yetkilerini artırdı ve yargının kararlarına müdahale etme yolunu kapadı. 21.yy.ın getirdiği özgürlük, eşitlik ve modern düşünce sistemi içerisinde bu tür örneklerin yeri yoktur.

Bu nedenle, Türk kamuoyunda böyle heyecanlı bir ortam oluşmuşken, bütün milletvekillerin kürsü dokunulmazlığı hariç, tüm dokunulmazlıklarının kaldırılması uygun bir hareket tarzı olacaktır. Bazı kazanılmış hakların kaybedilmesi noktasında gerek milletvekilleri ve gerekse milletvekillerinden nemalanan insanlar açısından tedirginlikle karşılanacak olsa da uzun vadede Türk demokrasisi kazanacaktır.

BDP; demokrasi içinde talepleri olan, ülke genelinde gerçekten temsil kabiliyeti olan bir parti olmak zorunluluğundadır. Türkiye'de bu nitelikleri haiz bir partiyi dinleyen, dikkate alan bir siyasi otorite her zaman bulunacaktır. Ancak mevcut BDP giderek kendisini terör örgütü ile özdeşleştirerek demokratik sistemin dışına çıkmakta ve dolayısıyla kendisine mesafe ile yaklaşılan bir parti haline gelmektedir. Terör örgütü PKK/KCK gibi oluşumlarla arasına set çekmemekte ve birlikte hareket etmekte, hatta daha ileri giderek onların sözcülüğünü yapmaktadır. Son olarak bazı BDP'li milletvekillerinin terör örgütü mensupları ile sarmaş dolaş olmaları ve bunu meşrulaştırırcasına normal bir davranışmış gibi ifade etmeleri mevcut sorunu içinden daha çıkılmaz bir hale getirmektedir. Bütün bunların ötesinde mevcut siyasi otoriteyi kendilerine yönelik sert tedbirler almaya zorlamaya yönelik olarak tahrik edici söylem ve davranışlarda bulunmaktadır. Mevcut siyasi otorite BDP'yi dikkate almaya çalıştıkça parti ve terör örgütü bir şekilde bu iyi niyeti ve olumlu iradeyi sabote etmeye çalışmaktadır. Toplumda infial meydana getirecek bazı eylemlerle gelinen aşama boşa çıkarılmaktadır.

Eğer bir milletvekili normalde bir vekil gibi değil de, dağdaki teröristin sesini seslendirmeye çalışıyorsa, bu elbette ki hiçbir zaman kamu vicdanının kabul edebileceği bir olay değildir. BDP'li milletvekillerinin, omuzlarında Keleşler asılı PKK militanları ile kucaklaşmaları hataydı. Kucaklaşmak, meşruiyet tanımak gibi sembolik anlamlar yüklüydü. Sonuçta kendi meşruiyetleri yara aldı. Bırakın Türkiye'nin geri kalanını, onlara oy verenlerin bile bu tabloyu onaylamadığı ortadaydı. Nitekim PKK şefleri bile Kandil'den bu kucaklaşma sahnesini onaylamadıklarını açıklayıp, kucaklaşanları eleştirdiler. Neden? Toplumdan gelen tepki yüzünden.

Herkes şuna inanıyor ki, bu tür milletvekilleri ya teröre ve onu yaratan örgütlere mesafe koyacaklar, ya da millet meclisinde o kürsüde oturmayacaklardır. BDP'li milletvekilleri herkesin canı yanıyorken, ana yüreğiyle teröristi kucakladıklarını söylüyorlarsa, bu duruma kimse sıcak bakamaz.

Bugün gelinen noktada Türk demokrasisi, demokrasiyi nasıl işlettiğimize dair bir sınavdan geçmiş olacağıdır. DEP'in 1994'de kapatılmasının ardından, PKK giderek güçlendi ve Kürt halkı kendini mağdur pozisyonda hissetti. Bunun ne teröre ne ayrışmaya faydası oldu. Türkiye'yi bugünkü seviyeye getirdi. 2012'de dokunulmazlıkların kaldırılması süreci aynı şekilde parti kapatmaya yönelmemelidir. Çünkü bunun yanlışlıklarını geçmişte gördük. Kapatılan partiler, tıraş edilen sakal gibi daha gür çıkmakta ve oyunu artırmaktadır. Kürt hareketi bu yolla bastırılamayacağı anlaşıldı.

Bu yazı 8636 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı