Hoşgeldiniz; Bugün 20 Mayıs 2018 Pazar
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|25 Temmuz 2011 Pazartesi

"Özerklik" ilanı ve İmralı görüşmelerinin bazı detayları

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

Vatanımızı böldürmemek için gençlerimiz şehit olurken, aynı anda “demokratik özerklik” ilan ediliyordu.

13 askerimizin şehit edildiği gün (14 Temmuz 2011) Demokratik Toplum Kongresi(DTK) Genel Başkan Yardımcısı ve Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk, "Uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı haklar ışığında ortak vatan anlayışı temelinde toprak bütünlüğüne ve demokratik ulus perspektifi temelinde Türkiye halklarının ulusal bütünlüğüne bağlı kalarak, Kürt halkı olarak demokratik özerkliğimizi ilan ediyoruz"[1] açıklamasını yaptı, Tuğluk daha sonra yaptığı açıklamada yaptığı konuşmanın içeriğini değil de zamanlamasının yanlış olduğunu belirtti. Aynı blok içerisinde bulunan Leyla Zana, Şerafettin Elçi, Altan Tan ve Ertuğrul Kürkçü tek taraflı olarak alınan bu özerklik kararına tepki gösterdiler. Ülkemizin dört bir tarafında 13 şehidimizin toprağa verildiği anlarda ise "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez" sloganları atılıyordu. Vatanımızı böldürmemek için gençlerimiz şehit olurken, aynı anda vatanın bölünmesinin ilk aşaması olan "demokratik özerklik" ilan ediliyordu.

Tuğluk'un açıklamalarında dikkati çeken önemli husus "Uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı... "ve "Uluslararası camiaya çağrımızdır, uluslararası hukukta da yeri olan bu hak esas alınarak Kürt halkının ilan etiği demokratik özerkliği tanımaya çağırıyoruz" ifadelerinde yer alan "uluslar arası belgelere, camiaya, hukuka" vurgu yapılmasıdır. Bu ifadeler, yapılacak yeni anayasada "özerklik" yer almazsa, konunun taşınacağı platform ve yol haritası ile ilgili ip uçları da vermektedir. Aslında Silvan kırsalında yaşanan çatışmadan hemen sonra BDP'liler tarafından NATO ve BM'den bir araştırma komisyonu istenmesi de bu konuda atılmış adımlardan biridir.

Açılım süreci, taraflı çalışmalar,

TESEV tarafından "demokratikleşme" kapsamında gazeteci Cengiz Çandar'a hazırlatılan "Dağdan iniş-PKK nasıl silah bırakır" başlıklı rapor kamuoyu ile paylaşıldı. Raporun altı çizilmesi gereken hususları şöyledir:

- Rapora ilişkin olumsuz görüşleri nedeniyle MHP ile görüşülmediği ve 2007 sonrasında Kürt sorununu demokratik açılım ile çözmek girişimlerinin planlamasına başlanmadan önce askeri otoriteye "Askeri olarak PKK'ya son verebilecek misiniz? sorusunun iletildiği ve bu soruya kesin bir olumlu karşılık alınmaması üzerine "Açılım" hazırlıklarına girişildiği" [2] ifade edilmektedir.

- Raporda, PKK'nın silah bırakması için "teslimiyet" ve "tasfiye" paradigmasının dışlanması gerektiği, önerilen yeni paradigma da ise: "PKK olgusunu "terörizm", PKK'nın kendisini "terör örgütü" ve mensuplarını "teröristler" olarak tanımlamak yerine, durumun bir "Kürt isyanı" olarak tanımlamasının gerektiği, Türkiye Hükümeti'nin PKK'yı bir Kürt isyanı olarak değerlendirmesinin çözüm için ilk ve en önemli adım"[3] olacağı belirtilmektedir.

Raporun yukarıda arz edilen hususları incelendiğinde Türkiye genelinde %5 oyu bulunan BDP'nin düşünceleri ve desteğinde hazırlanan raporun ülke genelinde %13 oyu bulunan MHP'nin düşüncelerinin alınmaması (rapora ilişkin olumsuz görüşleri nedeniyle) tarafsızlığının sorgulanmasına yol açmaktadır. Diğer önemli bir konuda TSK'nin PKK'ya son veremeyeceği varsayımından yola çıkarak askerlerden görüş alınmamasıdır. Dolaylı yoldan TSK'nin terörle mücadele de başarısız olduğu ve olacağı önyargısı ile yola çıkılmıştır. TSK terörün çözümünde tek başına silahlı mücadelenin yeterli olamayacağını defalarca açıklamış, mücadelenin siyasi kararlılık, uygun yasal düzenlemeler, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları ile "top yekun" yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. Raporun hazırlanmasında TSK'ne saldırının geldiği boyutun bir göstergesi olması nedeniyle dikkate değerdir.

Raporda yer alan en önemli husus teröriste "terörist" denmemesi ve durumun bir terörizm değil de "Kürt isyanı" olarak adlandırılması gerektiği ifadeleridir ki bu durum gelinen son noktayı göstermektedir. "İsyan" ifadesinin kabulü konuyu uluslar arası platforma taşıma ve sorunu dış müdahaleye açma girişimin anahtarıdır. Aysel Tuğluk'un açıklamaları ile beraber değerlendirildiğinde sahnelenmek istenen oyun daha anlaşılır hale gelmektedir.

Öcalan'la görüşmeler

İmralı 2007 yılından itibaren giderek artan bir görüşme trafiğine sahne olmaktadır. Görüşmelerin yapıldığı artık inkâr edilmemektedir. Kamuoyunda bile "olağan" hale getirilmiştir. Açılım sürecinin tarafı haline getirilen İmralı aynı zaman da süreci belirleyen, yönlendiren kişi haline getirilmiştir. Şu ana kadar birçok protokol yapıldığı Öcalan tarafından belirtilmiştir. Öcalan "Protokoller karşılıklı imza şeklinde değil de çözüme ilişkin üzerinde mutabakata varılan bir metin şeklindedir. Protokoller ön açıcı, çözüm geliştirici ve çözüme ilişkin devletle üzerinde uzlaşmaya vardığımız ve bağlı kalacağımız çözüm metinleridir, çözüm protokolleridir. Protokoller önümüzdeki süreçte atılması gereken somut ve pratik adımlara ilişkindir. Protokollere imza atma söz konusu değildir. Daha o aşamaya gelmiş değiliz. Halen heyetle protokoller üzerinde görüşmeler ve çalışmalar devam ediyor, üzerinde çalışılıyor"[4] ifadesi ile bazı konularda uzlaşmaya varıldığını ve uzlaşmaya varılan konulara bağlı kalınacağını (karşılıklı söz verildiği) belirtmiştir. Ayrıca Öcalan "Barış ve Anayasa Konseyinin" kurulması konusunda[5] devletle anlaşmaya vardıklarını, "yemin krizinin" aşılması konusunda da KCK tutuklularının hatta tüm tutukluların serbest bırakılması, %10 barajının düşürülmesi, Terörle Mücadele Kanunun değiştirilmesi gibi hususların hayata geçirilmesi halinde krizin çözülebileceğini belirtmiştir. Yapılan görüşmelerin içeriğinden anlaşılacağı üzere Öcalan, Türkiye için hayati öneme haiz konularda söz sahibi olmayı sürdürmektedir. Yapılan tüm görüşmeler terörün bitirilmesi içindir. Oysa sürece tamamen hakim olduğunu iddia eden Öcalan "Her koşulda gerilla öz savunmasını yapacaktır. Gerilla ölmemek için askerle karşılaştığında kendini savunacaktır. Bunun için aktif veya pasif savunma yoktur. Gerilla yirmi dört saat öz savunmasını yapacaktır. Kendisine yapılan saldırılara da misliyle karşılık verecektir. Gerilla bu konuda beni yanlış anlamasın. Ben çatışmasızlığa ilişkin bir şey söyleyemem. Söylemem de doğru olmaz zaten. Ben burada KCK adına karar alamam."ifadeleri ile "açılım sürecinin" esas amacı olan terörü bitirmek konusundaki yetersizliğini de ortaya koymaktadır.

Sonuç yerine

Yapılan özerklik ilanında dikkat edilmesi gereken husus, ilan metninde "uluslararası belgelere, camiaya, hukuka" vurgu yapılması ile Silvan kırsalındaki çatışmada şehit edilen 13 askerimizle ilgili olarak BDP'lilerin BM ve NATO'dan istediği araştırma komisyonu talepleridir. TESEV'in hazırlattığı raporda da terörizm yerine "Kürt isyanı" tanımının kabul edilmesinin çözüm için önemli bir adım olacağı iddiası ile birleşince sorunun uluslar arası ortama taşınma gayreti açıkça görülmektedir. Öcalan ile yapılan görüşmelerde ülkemiz için hayati öneme haiz tüm konular konuşulurken ve karşılıklı mutabakatlar sağlanırken, Öcalan'ın Kandile hakim olamadığı yaşanan olaylardan (Tokat kırsalında güvenlik güçlerine pusu, Hakkari 16 sivilin öldüğü mayın eylemi, Taksim'deki intihar eylemi, Ilgaz'da seçim konvoyuna pusu, Dolapdere eylemi vb.) anlaşılmaktadır. Öcalan kendisi ile yapılan görüşmelerde "ben çatışmasızlığa ilişkin bir şey söyleyemem" diyerek yetersizliğini ortaya koymaktadır. Bu bilgiler ışığında Ankara'nın yeni bir değerlendirme yapması gerekmektedir



[1]Milliyet, 14 Temmuz 2011, http://siyaset.milliyet.com.tr/dtk- demokratik -ozerklik -ilan- etti/siyaset/ siyasetdetay /14.07.2011/1414430/ default.htm

[2] Milliyet, 25 Haziran 2011, http://siyaset.milliyet.com.tr/iste-devlet-ocalan-gorusmelerinin-tarihi/siyaset/siyaset detay /25.06.2011/1406576/default.htm

[3] Milliyet, 25 Haziran 2011, http://siyaset.milliyet.com.tr/iste-devlet-ocalan-gorusmelerinin-tarihi/siyaset/siyaset detay /25.06.2011/1406576/default.htm

[4] Rojaciwan, 08.07.2011,http://www.rojaciwan.com/haber-67364.html

[5] Rojaciwan, 08.07.2011,http://www.rojaciwan.com/haber-67364.html

Bu yazı 3562 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı